Mümin, Bir Delikten İki Kere Isırılmaz

Yazımın başlığı sevgili peygamberimizin kulaklarımıza küpe olacak mübarek bir sözüdür. “Mümin bir konuda iki kere aldanmaz demektir.” O halde, şuurlu, sağduyulu ve dirayetli olalım. Bizi aldatmak isteyenlere ikinci kez fırsat vermeyelim. Milli ve manevi değerlerimizi istismar etmeye çalışanlara kanmayalım. Kur’an ı Kerim’in rehberliği, Peygamberimizin örnekliği hayatımıza istikamet vermeye yeter de artar bile. Güvenilir kaynaklardan öğreneceğimiz sahih dinî bilgiyle zihinlerimizi donatıp o bilgiler ışığında dünya ve ahirete bakış açısı oluşturarak ona göre bir hayat sürdürelim. Vatanımızın selameti, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için birlik ve beraberliğimizi koruyalım.

Milletimizin ağır bir ihanete, vatanımızın hain bir işgal girişimine uğramasının üzerinden on yıl geçti. 15 Temmuz 2016 gecesi yüce Allah’ın yardımı ile aziz milletimiz, vatanına, bayrağına, ezanına ve iradesine sahip çıktı. Dine hizmet ediyor gibi görünerek yıllarca menfaat devşirenlerin emellerini çok ağır bir bedel ödeyerek boşa çıkardı. Zalimlerin tuzaklarını başlarına geçirdi elhamdülillah!

İnsanoğlu, tarih boyunca din anlayışı ve tasavvurunda zaman zaman sapmalar ve savrulmalar yaşamıştır. İşte bu sapma ve savrulmalara karşı Yüce Rabbimiz Âdem (a.s.)’dan sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.s)’e kadar kutlu elçileri vasıtasıyla insanlığı tevhit inancına çağırmıştır.

Tevhit inancı, sırat-ı müstakimdir, dosdoğru yoldur. Bu yolda sadece bir olan Allah’a itaat, teslimiyet ve kulluk vardır. Bu yolda şirk, küfür, nifak, ikiyüzlülük değil; özüyle sözüyle bir olmak, olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olmak vardır. Bu yolda ahlak, erdem ve samimiyet vardır. Bu yolda eğrilik değil, doğruluk; ihanet değil, sadakat vardır. Bu yolda sapkınlık, azgınlık, haddi aşma ve zalimlik değil; istikamet, adalet ve hakka tabi olmak vardır.

Sırât-ı müstakimde, Allah ve Resul’ünün, Kur’an ve sünnetin önüne hiçbir anlayışı geçirmek yoktur. Sırât-ı müstakimde dinin sabitelerini değiştirmeye kalkışmak yoktur. Bilinmelidir ki; kendisini Kur’an ve sünnetin önüne geçirerek yeni bir din ihdas etmeye yeltenenler, körü körüne böylelerinin peşi sıra gidenler beyhude bir yolun yolcularıdırlar.

Yüce Allah’ın dosdoğru yolunda, Peygamberler dışında ismet sıfatına sahip “masum ve tartışılmaz” herhangi bir şahsiyet yoktur. Sırât-ı müstakimde Peygamberler dışında hiç kimsenin özel, seçilmiş ve yanılmaz olduğu düşünülemez. Herhangi bir kimsenin sözlerine, eserlerine ve davranışlarına kutsiyet atfedilemez.

Devletimizin ve milletimizin bekası, ümmet-i Muhammed’in selameti için çocuklarımızın sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almasına özen gösterelim. Onları kime emanet ettiğimize, kimlerle arkadaşlık ettiklerine, vakitlerini nerede harcadıklarına, din adına ne öğrendiklerine dikkat edelim.

Başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere toplumun bütün kesimlerini her türlü şiddetten, bidat ve hurafelerden, aşırılıktan, zararlı alışkanlıklardan ve din istismarından koruyalım.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumsal varlığımızı, milli birliğimizi, huzur ve kardeşliğimizi bütün menfaatlerin üstünde tutarak hizmetlerini sürdürmektedir. Cami ve Kur’an kursları, gençlik merkezleri, Aile ve Dini Rehberlik büroları vasıtasıyla Kur’an ve sünnete dayalı sahih dini bilgiyle milletimizi buluşturmaktadır. Hutbeler, vaazlar, seminerler, konferanslar, yazılı, görsel ve dijital yayınlarla aziz milletimizin dini hayatına rehberlik etmektedir. Yüce dinimiz İslam’ı ve onun muazzez değerlerini istismar eden yapılarla mücadeleye kararlılıkla devam etmektedir.

Gün, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek milletçe kenetlenme ve geleceğimizi birlikte inşa etme günüdür. Gün, şahsi emelleri için dini istismar edenlerle samimi gayret içerisinde olanları feraset ve basiretle birbirinden ayırt etme günüdür. Gün, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize vefa günüdür.

Dün rüyalarla, gizemlerle, sinsi planlarla sözde ılımlı bir İslam kurgulamaya çalışan grup gibi, bugünde hemen hemen aynı metotlara bir de kabirden yönetimi, kendi ellerinden tövbe alınıp hidayete erdirme, doğa ve madde üzerinde tasarruflara sahip olma veya hastaları manevi tasarrufla iyileştirme gibi iddiaları ekleyip zuhurat, rüya, keşif ve ilhamlara dayalı bir din anlayışını hâkim kılmaya çalışanlara aldanmayalım. Bir kere aldandık bir daha aldanmayalım. Kur’an-ı kerim, sahih sünnet ve icmâ-ı ümmete aykırı düşen hiçbir bilginin Müslümanları bağlayıcılık değeri yoktur. Sahabe neslinden günümüze kadar Müslümanların çoğunluğu tarafından takip edilen mutedil ve müstakim yolun dışında kalan anlayışlara itibar etmeyelim.

Bir mürşidin sohbetlerinde yüce Allah ve Hz. Muhammed’in adından çok “Efendi hazretleri ( k.s ) veya Seyda” anılıyorsa o mürşitten ve grubundan uzak durun. Çünkü bunlar bid’at ve hurafelerle sizi aldatmaya potansiyel adaylardır.

İslam’a göre, Peygamberimizden başka “masum ve tartışılmaz” bir otorite yoktur. Dolayısıyla mümin, aklını, iradesini ve kişiliğini bir başkasına teslim etmez. Yüzyıllardır topraklarımızda oluşan ve dini hayatımızı ayakta tutan Anadolu irfanına sahip çıkalım.

Sözlerimi geçmişten günümüze vatan, millet ve mukaddesat uğruna fedayı can eyleyen aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ederek bitiriyorum. Rabbim bizlere basiret ve feraset ihsan eylesin.

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü

Efendi hazretleri veya seyyida