BİR BEN VARDIR BENDE, BENDEN İÇERÜ

Bugün biraz Yunus Emre modunda uyandım.

"Beni bende deme, ben de değilim.
Bir ben vardır bende, benden içerü.
Beni benden alan ermez elime,
Kim kadem basa sultansan içerü."

Asırlar önce söylenmiş bu dizeler, bugün de insanın kalbine aynı kuvvetle dokunuyor.

Yunus Emre, bu sözleriyle insanın kendi içindeki ilahi özü arama yolculuğunu anlatır. Çünkü insan yalnızca etten, kemikten ve akıldan ibaret değildir. Fiziksel varlığımızın ötesinde, bizi gerçekten biz yapan; vicdanımızı diri tutan, hakikate yönelten ve Yaratan'a bağlayan bir ruh cevheri taşırız.

BEN… BENLİK…

Hiç bitmeyen bir imtihan…

İnsanın dışarıdan görünen kimliği, makamı, unvanı, serveti ya da insanların ona yüklediği sıfatlar değildir gerçek "ben". Bunlar zamanla değişebilir. Asıl benlik; nefsin gürültüsünün sustuğu, kalbin konuşmaya başladığı yerde kendini gösterir.

Tasavvufta "benden içerü" denilen yer, insanın özüdür. Orası gösterişten, kibirden, hırstan ve dünyevi hesaplardan arınmış; vicdanın, merhametin, ihlasın ve Allah'a teslimiyetin bulunduğu yerdir.

Ne var ki çağımız, insanı sürekli dışarıya bakmaya alıştırıyor. Daha çok görünmeye, daha çok beğenilmeye, daha çok sahip olmaya yönlendiriyor. Oysa hakikatin yolu, dışarıdan değil içeriden geçiyor.

Bugün içimden haykırmak geliyor:

Ey Müslümanlar!

Bizim "benden içerideki benliğimiz" ne durumda?

Kalbimiz ne kadar diri?

Vicdanımız ne kadar uyanık?

Merhametimiz ne kadar canlı?

Nefsimizi mi büyütüyoruz, yoksa ruhumuzu mu besliyoruz?

Ses yok…

Benlik almış başını gidiyor.

Hepimiz yüzümüze gülümseyen maskeler takmışız. Sosyal hayatın, makamın, menfaatin ve dünyanın maskeleriyle dolaşıyoruz. Oysa Allah maskeye değil, kalbe bakar. İnsanları kandırmak belki mümkündür ama insanın kendi vicdanını kandırması mümkün değildir.

En acısı da şu ki; başkalarını düzeltmeye çalışırken kendi içimizdeki benliği ihmal ediyoruz. Nefsimizin fısıltılarını hakikat sanıyor, egomuzu dava zannediyoruz. Oysa gerçek mücadele dışarıdaki insanlarla değil, içerideki nefisledir.

Yunus Emre'nin işaret ettiği "bir ben vardır bende" sözü, insana sürekli şu soruyu sordurmalıdır:

Ben kimim?

Dünyaya neden geldim?

Kalbim kime ait?

Ömrümün sonunda Rabbimin huzuruna hangi benlikle çıkacağım?

Belki de bütün mesele budur…

İnsan, kendini tanıdıkça Rabbini tanımaya yaklaşır. Kalbini arındırdıkça benliği küçülür, kulluğu büyür. Nefsi sustukça vicdan konuşur; vicdan konuştukça hakikat görünür.

Allah, bizlere dışımızı süslemekten önce içimizi güzelleştirmeyi; nefsimizi yüceltmek yerine ruhumuzu olgunlaştırmayı nasip etsin.

Çünkü asıl yolculuk kilometrelerle ölçülen bir yol değildir.

Asıl yolculuk, benden içerü olana varabilmektir.