SİZ VEKİL, BİZ MÜVEKKİL

Bu yazımızı milletvekilleri için yazmak istiyoruz.

Ey vekiller!

Bizler müvekkilleriz, sizler vekillerimizsiniz. Siz üst akılların veya siyasi parti üst yöneticilerinin değil, bizim yani milletin vekillerisiniz. Milletin haklarını hukuklarını korumak ve menfaatlerini temsil etmekle görevlisiniz. Bunun için seçildiniz ve yemin ettiniz. Biz müvekkilleriniz olarak yemininize sadık kalmanızı istiyoruz ve sizi uyarıyoruz.

Kısa süre önce hiç de bu doğrultuda hareket etmediniz. Müvekkilleriniz olarak bizler sokaklara çıkıp, meydanları doldurup, basın ve yayın organlarında sesimiz çıktığınca haykırdık:

“İsrail ile ticaret Filistin’e ihanettir!” diye.

İçimiz yanarak ve belgelerini de ortaya koyarak haykırmamıza rağmen, sizlerin çoğunuz bunu göz göre göre inkar eden üst akılların vekilleri gibi davrandınız. Konunun araştırılmasını dahi engellediniz. TBMM kürsüsünden bu gerçeği haykıran arkadaşlarınıza parmak salladınız, hakaret ve lanet ettiniz, sabote ettiniz, yalancılıkla itham ettiniz. Hasan Bitmez arkadaşınızı kalp krizine soktunuz, hayatını kaybetmesine sebep oldunuz.

Aradan 6-7 ay geçtikten, Filistin’de büyük yıkım ve katliamlar olduktan sonra, üst akıl sahiplerinin kendi önceki inkarlarını inkar edip, İsrail ile ticareti durdurduklarını açıklamaları sizde hiç karşılık bulmadı. Önceki yanlışlarınızı düzeltme konusunda hiçbir adım atmadınız, o inkarcıları müvekkiliniz olarak görmeye devam ettiniz. Konunun araştırılmasını yine engellediniz.

Bizler sizlerin müvekkilleriyiz. Yine haykırıyoruz ki, İsrail ile ticaret yasağını delenler var. Üst akıl sahipleri yine inkardalar. İnkarın, inkarının, inkarı gibi. Açın uluslararası deniz trafiğinin grafiklerini apaçık olarak siz de görün. Bu defa milletin vekilleri olarak hareket etmenizi beklemekteyiz.

Diplomatik ilişkilerin dondurulmasını, Kürecik ve İncirlik hakkında gerekenlerin yapılmasını sağlamak üzere harekete geçmenizi beklemekteyiz. Çünkü müvekkilleriniz olarak bizler, bütün dünyada olduğu gibi, sivil toplum kuruluşları, öğrenciler, gençler ve halk olarak bunun için sokaklardayız, meydanlardayız, eylem yapmaktayız.

Ey vekiller!

Acil başka konular da var.

Mesela “İklim Kanunu” konusu.

Bizler müvekkilleriniz olarak derin endişeler içindeyiz. Bunun için sokaklardayız, meydanlardayız.

Diyoruz ki:

Sizi kendi vekilleri gibi gören üst akıl sahipleri, üç beş milyar dolar kredi veya hibeye tamah edip, ülkemizin ve milletimizin istikbalini söndürecek olan iklim mevzuatını sizlere onaylatmaya mı hazırlanıyorlar? Bekliyoruz ki, onların değil, müvekkilleriniz olan bizlerin vekili olarak harekete geçin.

İklim Kanunu sizlerden onay görüp -Allah korusun- yürürlüğe girdiğinde:

*İstikbalimiz sömürgeci ve buyurgan “küresel güçlerin” keyfine emanet mi edilecek?

*Sanayiimiz, hayvancılığımız, tarımımız onların isteğine göre mi şekillenecek?

*Sağlığımız onlara mı emanet edilecek?

*Besin maddelerimizi onlar mı şekillendirecek?

*Nüfusumuzu onların keyfine gör mi planlayacağız?

*Her birimiz burnundan halka ile bağlı birer nümerik köle mi olacağız?

*G20 zirvesinde ki slogan “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” hayata mı geçmiş olacak? Bunların açılımı nedir? Milli hususiyetlerimiz, dini hayatımız, aile kurumumuz, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği onların keyfine göre mi şekillenecek?

*Şu anda çalışmaları yapılan “Yeni Anayasa” bütün bunların altyapısı olarak “Büyük Sıfırlama” yapmak için mi hazırlanıp size onaylatılacak?

Ey vekillerimiz!

Unutmayın biz müvekkilleriniziz. Bundan önceki vekillerin yanlış olarak yaptığı gibi, önünüze her getirilen teklif veya tasarıyı ya da uluslararası metinleri okumadan, incelemeden, bilmeden, tartışmadan, danışmadan, gözü kapalı olarak üst akılların isteği doğrultusunda “kaldır-indir” talimatına uygun olarak onaylamayın.

Müvekkilleriniz yanlışlarınızın hesabını sorar. Onlar soramazsa dahi “Büyük Adalet” yakanızı bırakmaz! “Büyük Gazap’tan” kurtuluş olmaz.

İKLİM KANUNU

Dünyayı kurtaracaklar gözü köre göre,

Kökümüzü kurutacaklar göz göre göre!

Ekrem Şama

...