Ahiret ve Halleri (1)

Ölüm denen gerçek her gün yaklaşıyor. Her geçen gün ömrümüzden bir yaprak daha düşürüyor ve herkes kaçınılmaz biçimde hayatının sonuna doğru yol alıyor. Her canlının hayatı son bulacak. Ancak ömrü sınırlı olan yalnız insan değil, insanı omuzlarında taşıyan dünya; onun, içinde yer aldığı kâinatın da tıpkı canlılar gibi belli bir ömrü var. Bir gün gelecek kâinatın da ömrü tükenecek ve her şey yerle bir olacak ve düzen bozulacaktır. Bu yer yüzünün ve bütün kâinatın “ömrünün” sonu olacaktır. Kâinatın, bu müthiş olayı yaşayacağı güne “kıyamet günü” diyoruz.

Ancak kıyametin kopması her şeyin sonu değildir. Aksine, kıyametin ardından, bozulan düzen yeniden kurulacak, ölen herkes tekrar diriltilecek, ikinci ve sonsuz bir hayat başlayacaktır. Yüce Allah'ın kudreti ile gerçekleşecek olan bu ikinci hayata da "Ahiret hayatı" diyoruz.

Bütün semavi dinlerin inanç esasları içinde ahiret hayatına iman esası vardır. En son semavi din olan İslam, Ahiret hayatının varlığı üzerinde önemle durur. Tıpkı geçmiş semavi dinlerde olduğu gibi, bizim dinimizde de her şeyin son bulmasından sonra ikinci ve sonsuz bir hayatın varlığına inanmak iman esasları arasında yer almaktadır.

Ahiret hayatı, kıyametin kopmasından sonra, Allah’ın, gelmiş geçmiş bütün insanları ve diğer canlıları tekrar diriltmesi ile başlayacaktır. İnsanın ölüp kabre konması ile kıyametin kopup insanların tekrar diriltilmesi arasında geçen zamana kabir hayatı, bu ara zamana da “berzah alemi” denmektedir.

“Ahiret” kelimesi; sözlük anlamı ile “evvel” kelimesinin zıddını ifade eder. İslami bir terim olarak, “öbür dünya”, “ölümden sonraki hayat” anlamında kullanılır. Buna göre dünya, canlıların yaşadığı ilk alem, ahiret ise son alemdir.

Kıyametin mutlaka kopacağını Kur’an-ı Kerim; "Kıyamet günü mutlaka gelecektir…"  (Tâhâ Suresi;15) diye haber vermektedir. Şu ayetlerde de kıyametin kopuş anından sahneler sunulmaktadır:

“Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.” (İnfitâr Sûresi;1-5), “Yürekleri hoplatan büyük felaket! Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket? Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?  O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.  Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.”  ( Kâria Sûresi;1-5 ) 

 Kıyametin kopması ile Yüce Allah’tan başka her şey yok olacaktır. Şu ayette bu geçek ortaya konmaktadır: “Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.  Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı bâki kalacaktır.”  (Rahmân Sûresi; 26-27)

 Kıyamet gününde hiç kimsenin hiç kimseye faydası olmayacaktır. O gün emir ve yetki sadece Allah’a aittir. Kıyametin kopacağı vakit gayb bilgilerinden birini oluşturmaktadır. Vahiy meleği Cebrail insan suretinde Hz. Muhammet’in (s.a.v.) yanına gelerek İslam dinin esasları ile ilgili bazı sorular sormuş ve cevaplarını almıştı. Bu sorular arasında, “Kıyamet ne zaman kopacaktır?” sorusu da vardı. Hz. Peygamber’in bu soruya verdiği cevap şöyle olmuştur: “Bu konuda kendisine soru sorulan kimse, soruyu sorandan daha çok bilgiye sahip değildir.”                            

Berzah alemi                                                                                                                                                                                        

Dünya hayatının sona erdiği ölüm ile ebedi ahiret hayatının başla zaman arasında, Kur’an’ın “Berzah” adını verdiği bir dönem bulunmaktadır. Berzah, "engel", "perde" anlamlarına gelir. Kuran’da şöyle buyurulur: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.”  ( Mü'minûn Sûresi; 99-100 ) 

Kıyamet ahvali

Kıyametin gerçekleşmesi ile daha sonra meydana gelecek olan birtakım olaylara ve yaşanacak hallere “kıyamet ahvali” denir. Birkaç örnek verelim.

  1. Öldükten sonra diriltilme (ba’s);

Allah’ın emri ile, İsrafil adlı meleğin Sûr”a ikinci defa üflemesi ile bütün insanlar tekrar diriltileceklerdir. Bu dirilme, ruhların cesetleri ile buluşup birleşmesi ile gerçekleşecektir. Kur’an’ın şu ifadesi de ikinci defa sura üfürüleceğini haber vermektedir: "Sûr'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar."  (Zümer Suresi; 68)

  1. Haşr; 

Yeniden dirilişin ardından, bütün mahlukat, hesap vermek üzere bir araya toplanırlar. Bu toplantı yerine “mahşer” denir. Şu ayette bu gerçek ifade ediliyor: "O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır."  (Kâf Suresi; 44)

Haşr hali, çok zor ve sıkıntılı bir hal olacaktır. İnsanlar, melekler, cinler ve bütün hayvanlar bir arada haşrolunacaklardırr. Herkes kendi derdine düşecek, kimsenin kimseye bakacak hali olmayacaktır. Burada haklı haksız ayrılacak, dünyada hakkı yenenler, zulme uğrayanlar kendilerine haksızlık edenlerden haklarını alacaklardır. (haftaya inşallah devam edecek.)

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü