ŞEYTANİ İTTİFAKA KARŞI TÜRKİYE: YA KALKAN OLACAK YA YUTULACAK!

​28 Şubat 2026 sabahı patlayan bombalar, sadece İran’ın nükleer tesislerini değil; İslam dünyasının izzetini, haritadaki varlığını ve bin yıllık komşuluk hukukunu hedef almıştır. ABD ve İsrail’in oluşturduğu bu Şeytani İttifak, "önleyici saldırı" yalanıyla Orta Doğu’yu kan deryasına çevirmek, bölgeyi yeniden sömürge haritalarına göre dizayn etmek istemektedir. Bu, basit bir rejim operasyonu değildir; bu, "Büyük İsrail" hayali için bölgedeki tüm bağımsız iradelerin tasfiye edilme girişimidir. Bugün Tahran’a düşen bu ateş, yarın Ankara’yı yakmak üzere hazırlanmış bir senaryodur!

​Emperyalizmin Kanlı Oyunu ve Hedefteki Türkiye

​Emperyalizmin bu organize saldırısı, sadece Tahran’ı değil, doğrudan Türkiye’nin bölgesel gücünü ve jeopolitik bağımsızlığını hedef almaktadır. Şer odaklarının asıl amacı, İran’ı zayıflatarak Anadolu’yu çepeçevre kuşatmak ve Türkiye’yi yalnızlığa mahkûm etmektir. İran’ın düşmesi, sadece bir müttefikin kaybı değil; Türkiye’nin güneydoğu sınırından başlayan ve terör koridorlarıyla Akdeniz’e uzanan nihai bir kuşatma harekatının başarıya ulaşması demektir (Karabacak, 2024). Bu senaryo, Türkiye’nin savunma iradesini kırmayı ve bölgedeki "Tam Bağımsız Türkiye" hedeflerini tamamen yok etmeyi amaçlamaktadır.

​Kuşatmayı Dağıtacak Tek Güç: D-8 İslam Birliği

​Bu kuşatmayı dağıtmak için tek çare, Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın "Yeni Bir Dünya" hedefiyle temellerini attığı D-8 İslam Birliği projesidir. Hoca, Avrupa Birliği gibi emperyalist yapılara karşı İslam dünyasının siyasi, ekonomik ve askeri savunma kalkanını oluşturmak amacıyla bu adımı atmış, sırtlan sürüsü olarak nitelendirdiği odakların kirli oyunlarını deşifre etmişti. "İslam dünyası birleşmezse, Batı hepsini tek tek yutacaktır" diyerek yaptığı çağrı, yaşanan felaketlerin önceden görüldüğünün açık kanıtıdır (Erbakan, 1996).

​Bugün acilen yapılması gereken; D-8 ülkelerinin ihtilafları bir kenara bırakıp, İslam dünyasının kendi NATO'sunu ve ekonomik işbirliğini kurmak için somut adımlar atmasıdır. Erbakan Hoca'nın, "Batı sadece güçten anlar" sözü bugün her zamankinden daha çok önem arz etmektedir. Onun "Yeni Bir Dünya" vizyonu, İslam ülkelerinin Batı'nın esaretine sürüklenmesine karşı tek gerçek kaledir. Türkiye, Erbakan Hoca'nın bu büyük mirasına sahip çıkarak D-8'i yeniden yapılanma sürecine sokmalı ve bu birliğin lokomotifi olmalıdır.

​Türkiye Neden Kayıtsız Şartsız İran’ın Yanında Olmalı?

​Bu mesele bir mezhep çatışması veya siyasi görüş ayrılığı değildir; bu bir Vatan ve İslam Toprağı müdafaasıdır.

  • Sınır Namustur: İran’ın istikrarsızlaştırılması, Türkiye’nin doğu sınırlarının PKK/PJAK gibi terör maşaları için bir "kaos koridoru" haline gelmesi demektir. İran’ı savunan Türkiye, aslında Hakkari’yi, Van’ı ve Ağrı’ayı savunmaktadır. Batı'nın taşeron terör örgütleri, İran'ın zayıfladığı bir senaryoda doğrudan Türk topraklarına akın edecektir.
  • Nükleer Eşik ve Gelecek: Eğer bugün İran’ın nükleer birikimi bombalarla yok edilirse, yarın Türkiye’nin nükleer teknolojiye erişimi Batı tarafından sonsuza dek "tehdit" ilan edilecektir. İran’ın kapasitesi, bölgenin ortak caydırıcılık kalkanıdır (Filistin Destek Derneği, 2025). Nükleer teknolojiye sahip olmayan bir İslam ülkesi, emperyalizmin açık hedefidir.
  • Kardeşlik Hukuku ve Tarihi Miras: 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan beri değişmeyen bir sınırı paylaştığımız komşumuz yanarken sessiz kalmak, o yangının kendi çatımıza sıçramasına davetiye çıkarmaktır. Müslüman Türk milleti, kardeşinin işgalcilerce boğulmasına asla razı gelmez! Komşusunun hukukunu savunmayanlar, kendi hukuklarını da kaybederler.

​Ankara İçin Radikal ve Sert Eylem Zamanı

​Türkiye, "stratejik ortaklık" masallarını tarihin çöplüğüne atmalı ve şu somut adımları acilen yürürlüğe koymalıdır:

  1. Kürecik ve İncirlik Kapatılmalıdır: NATO bünyesinde faaliyet gösteren Kürecik radar istasyonunun İsrail’e yönelik erken uyarı kapasitesi ve İncirlik Üssü'nün ABD lojistik faaliyetleri askıya alınmalıdır. 2025 verilerine göre Türkiye üzerinden geçen istihbarat akışının %60'ı doğrudan Doğu Akdeniz'deki koalisyon güçlerine iletilmektedir (Türkiye Savunma Sanayii Dergisi, 2026). Bu akışın kesilmesi, bölgedeki saldırı kapasitesini operasyonel olarak %40 oranında yavaşlatacaktır.
  2. Hava Sahası ve Boğazlar Blokajı: Saldırganların uçaklarına ve savaş gemilerine Türk hava sahası ve Boğazlar kapatılmalıdır. 1936 Montrö Sözleşmesi'nin 20. ve 21. maddeleri, Türkiye'nin savaş tehdidi hissettiği durumlarda savaş gemilerinin geçişini tamamen yasaklama yetkisini vermektedir. Bu adım, saldırı gücünün lojistik ikmal hattını %70 oranında kısıtlatacaktır.
  3. Mali Baraj ve Ticari Ambargo: D-8 ülkeleriyle koordineli olarak, saldırganlara karşı tam ekonomik ambargo uygulanmalı ve "İslam Dinarı"na dayalı bağımsız bir finansal sistem oluşturmak için süreç başlatılmalıdır (Uluslararası D-8 Çalışmaları Enstitüsü, 2026). Türkiye ile İran arasındaki yıllık ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesinde olduğu düşünülürse, uygulanacak ortak bir "İslam Dinarı" havuzu, Batı merkezli SWIFT sistemine olan bağımlılığı %30 azaltacak ve bölgesel ticareti güvenli hale getirecektir.

​Son Söz: Ya Yeni Bir Dünya, Ya Toplu Bir Yıkım!

​Erbakan Hoca’nın "Adil Düzen" ve "Yeni Bir Dünya" hedefi sadece bir hayal değil; temelleri bizzat kendisi tarafından atılmış ve tüm İslam ülkelerine bir kurtuluş reçetesi olarak miras bırakılmış bir hakikattir. Bugün Ankara ve Tahran’ın omuz omuza vermesi, bu hedefin gerçekleşmesi için hayati bir zorunluluktur.

​Vakit, safımızı netleştirme vaktidir: Safımız; emperyalizme karşı kardeşliğin, Siyonizm’e karşı adaletin ve esareti reddeden tam bağımsızlığın yanıdır! Bugün İran’ın yanında durmak, doğrudan Ankara’nın istikbalini ve İslam dünyasının onurunu savunmaktır. Sessiz kalmak, Siyonist zulme ortak olmaktır!

Ahmet KACIR

Kaynakça

Erbakan, N. (1996). Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya. Ankara: Milli Görüş Yayınları.

Filistin Destek Derneği. (2025). Bölgesel Güvenlik ve İsrail'in Yayılmacı Politikaları Raporu.

Karabacak, A. (2024). Ortadoğu'da Emperyalist Kuşatma ve Türkiye'nin Bekası. İstanbul: Strateji Araştırmaları Merkezi.

Türkiye Savunma Sanayii Dergisi. (2026). "Mavi Vatan ve Doğu Sınırlarımızda Güvenlik Analizi".

Uluslararası D-8 Çalışmaları Enstitüsü. (2026). Ekonomik Bağımsızlık ve İslam Dinarı Konsepti.