Fon Vurgunları: İktisadi ve Ahlaki Çöküş
Giriş
Türkiye'de yaşanan fon vurgunları; rakamsal bilanço sınırlarını aşarak insan onurunu ve toplumsal ahlakı tüketen ağır bir yıkımı gözler önüne sermektedir. Son dönemde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) raporlarına, MASAK analizlerine ve ardı arkası kesilmeyen adli operasyon dalgalarına yansıyan bu olaylar; yüz milyarlarca liranın buharlaşmasıyla vatandaşların birikimlerini eritmiş, bunun ötesinde insanların birbirine olan güvenini ve yarınlara inancını ortadan kaldırmıştır. Yüzlerce şüphelinin dahil olduğu gözaltı furyası, yurtdışına kaçırılan milyonlarca döviz, lüks yatlar, özel jetler ve hatta eski kurum başkanlarının şüpheli sıfatıyla ifade vermesine kadar uzanan bu süreç, meseleyi salt bir adli vaka veya münferit bir ekonomik sapma olarak değerlendirmenin ötesindedir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, ahlaki bir tükenişe ve zihni bir çöküşe işaret etmektedir.
Sermayenin Öne Çıkarılması ve Yetinme Bilincinin Kaybı
Ortaya çıkan bu tablonun ve adli operasyonların temelinde yatan iktisadi sapma, sermayenin öne çıkarılması ve yetinme bilincinin terk edilmesidir. Toplumu ayakta tutan manevi ve ahlaki değerler, günümüzde sayıların egemenliğine ve doymak bilmeyen bir kazanç tutkusuna kurban edilmiştir. Alın terinin ve helal kazancın kıymetini gözeten anlayış; yerini zahmetsizce, emek sarf etmeden kısa yoldan servet sahibi olma isteğine bırakmıştır.
Bu iktisadi sapma, günümüz finans sisteminin yürürlükteki kanunları, İslam hukukunu ve insan emeğini hiçbir ahlaki ve hukuki süzgece tabi tutmadan nasıl göz ardı ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Arkasında katma değer veya nitelikli iktisadi faaliyet barındırmayan bu vurgun düzeni, zahmetsiz zenginleşme hevesini körüklemekte; ilahi ölçüler ve emeğin hakkı göz ardı edildiğinde ise ortada ne nizam ne de vicdan kalmaktadır.
Helal Sınırların İhlali ve Vicdani Kararma
Faiz, spekülasyon, manipülasyon ve batıl yollar sarmalında helal kazanç esası sistem dışına itilmektedir. Dini söylemlerin dilden düşmediği çevrelerde bile bu tür fon vurgunlarına tevessül edilmesi, İslam'ın hükümlerinin yalnızca birer söylemden ibaret kaldığını teyit etmektedir.
Sorumluluk bilincinden uzak ve ibadeti şekle hapseden bu zihniyet, iktisadi hırsın girdabında ahlaki direnci tamamen ortadan kaldırmaktadır. Cenab-ı Allah'ın Bakara Suresi'nin 188. ayetindeki "Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin" ilahi ihtarının bu vurgunlarla ihlal edilmesi, helal çizginin ne denli ağır bir tahribata uğradığını göstermektedir.
Aşırı Kazanma Hırsı ve Toplumsal Yalnızlaşma
Zahmetsiz zenginleşme hayalinin esiri olmak, yalnızca ilahi sınırları ihlal etmekle kalmamakta, hayatı acımasız bir iktisadi arena olarak gören bir zihniyetle insanı derin bir yalnızlığa mahkûm etmektedir. Her değerin yalnızca maddi bir karşılıkla ölçüldüğü bu düzen, dayanışma ve hakkaniyet bilinci gibi toplumun taşıyıcı sütunlarını dinamitlemekte; insanı ahlakından ve her türlü toplumsal aidiyetten koparmaktadır.
Kurumsal Başıboşluk ve Güven Suistimali
Finansal piyasalardaki denetim boşlukları ve kurumsal başıboşluk, zahmetsiz kazanç vaadinin kitleleri peşinden sürüklemesi için en elverişli zemini hazırlamaktadır. Güven duygusunun bilinçli bir şekilde suistimal edilerek yasal görünümlerle meşrulaştırıldığı bu süreçte, emek sahiplerinin birikimleri organize bir çarkın içinde erimektedir.
Yaşanan bu tahribat, denetim mekanizmalarının işlevsizleştiği, emniyet hissinin zedelendiği ve piyasa disiplininin amacından saptığı bir çözülmenin neticesidir. Sermayenin korumasız bırakıldığı ve denetim yetersizliğinin cezasızlıkla sonuçlandığı bu bozuk düzen, yalnızca ekonomik bir kayba yol açmamakta, toplumsal hayatın en temel mayası olan güven duygusunu kökünden baltalamaktadır.
Denetim Eksikliği, Siyasi Endişeler ve Cezasızlık Algısı
Vurgunların yüz milyarlarca liralık bir boyuta ulaşmış olması, hukuki ve idari makamların vaktinde tedbir almayıp, krizler büyüyüp kontrolden çıktıktan sonra reaksiyon göstermesinden kaynaklanmaktadır. Mevzuatın açık noktaları, caydırıcılıktan uzak denetim mercileri ve manipülasyonları sonradan fark eden yapısal zafiyetler, adalete dair bütün ümitleri ortadan kaldırmaktadır. Son dönemde art arda düzenlenen operasyonlar, 50'den fazla şüphelinin tutuklanması, mal varlıklarına konulan tedbirler, aralarında banka ve faktoring şirketlerinin de bulunduğu kuruluşların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesi, sistemdeki çürümenin artık gizlenemez boyuta ulaştığını işaret etmektedir.
Şerif Mardin'in merkez-çevre bağlamında tahlil ettiği devlet algısı, hukuk ile vatandaş arasındaki mesafenin kriz dönemlerinde nasıl açıldığını tanımlamaktadır. Hukuk, vatandaşı koruyan evrensel bir güvence olmaktan çıkıp imtiyazlı çevrelerin etrafında örülen bir dokunulmazlık duvarına dönüştüğünde, hukuk kendi varlık gerekçesini inkâr etmektedir.
Sonuç
Pusula ve Tera Portföy örnekleriyle açığa çıkan yüz milyarlarca liralık vurgunlar, meselenin sıradan bir denetim zafiyetinden ibaret olmadığını; temelde ahlâkî ve idari bir çözülme yattığını açıkça göstermektedir. Hakkaniyet bilinci terk edildiğinde, ekonomi kısa sürede vur-kaç düzenine, devlet ise imtiyazlı çevrelerin koruma kalkanına dönüşmektedir.
Türkiye'nin bu ahlâkî çöküntüden çıkışı; Kur'an-ı Kerim'in hükümleri ile emeğin ve alın terinin meşruiyetini esas alan, hiçbir imtiyaz tanımayan tavizsiz bir adalet düzeninin kurulmasıyla mümkündür.
Ahmet Kacır
Kaynakça
Arslan, Ahmet. İslam ve İktisat Ahlakı. İstanbul: Dergâh Yayınları, 2018.
Çiftçi, Ali. Finansal Krizler ve Sosyal Çözülme Dinamikleri. Ankara: İktisat ve Toplum Yayınları, 2021.
Fukuyama, Francis. Güven: Sosyal Erdemler ve Refahın Oluşumu. Çev. Ahmet Çuhadaroğlu. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2000.
Mardin, Şerif. Türkiye'de Toplum ve Siyaset: Makaleler 1. İstanbul: İletişim Yayınları, 1991.
Topçu, Nurettin. Ahlak Nizamı. İstanbul: Dergâh Yayınları, 2005.
Weber, Max. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu. Çev. Zeynep Berkan Penbecioğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1997.