ONLİNE MARKET GÜNLÜĞÜ

Online market alışverişi, şehirli gencin modern konfor alanıdır. Evdesindir, pijamalısındır, dışarısı soğuktur ya da “üşeniyorum” tek başına yeterli bir gerekçedir.

Telefona girersin, “Sadece süt alacağım” dersin. Yirmi dakika sonra uygulama sana teşekkür eder, banka sana düşünmen için süre verir... Bil bakalım neden?

Bir anlığına “Sadece bir şey alacaktım” diyenlerin ağına düşmüş olma ihtimalini zihninde evirip çevirirsin.

Market ekonomisi online dünyada daha da cesaretlidir. Raf yoktur ama sonsuzluk hissi vardır. Fiziksel markette sepet doldukça utanırsın; online’da kimse seni yargılamaz. O yüzden üç farklı cips, iki çeşit çikolata ve “belki lazım olur” kategorisi rahatça sepete eklenir. Görünmez el burada daha rahattır, çünkü sen koltuktasındır.

Uygulama sana sürekli yardımcı olmak ister.
“Bunu alanlar şunları da aldı.”
“Bunu geçen sefer de almıştın.”
“Şu an indirimde, kaçırma.”


Market ekonomisi artık sadece arz-talep değil, hatırlatma ve dürtmedir. Sen istemesen bile sistem senin adına istek üretir. Hatta bazen kendinden şüphe edersin: “Ben bunu gerçekten istiyor muydum, yoksa uygulama mı istedi?”

Rekabet desen zirvede. Aynı ürün beş farklı markayla karşında. Ambalajlar sade, isimler minimal, vaatler iddialı. “Artizan”, “gurme”, “premium” kelimeleri bolca kullanılır. Fiyatlar ise psikolojiktir. 59,90 pahalı değildir, çünkü 60 değildir. Bu bilgiyle bir yere varılmaz ama herkes bunu bilir, tanır.

Online markette zaman da ekonomiye dahildir. “Hızlı teslimat” opsiyonu sana şunu söyler: Biraz daha öde ama bekleme. Şehirli genç için bu makul bir anlaşmadır. Çünkü sabır pahalıdır, vakit daha da pahalıdır. Market ekonomisi bunu çözdüğü için kazanır.

Bir de minimum sepet tutarı vardır. Asla almak istemediğin ürünleri, sadece o limite ulaşmak için alırsın. Evde dört paket makarna vardır ama beşincisi “sipariş sistemini yenmek” içindir. Aslında sipariş sistemi seni yenmiştir ama bunu fark etmek için artık çok geçtir.

En vurucu an: Sipariş gelir. Poşetler açılır. İçinden, siparişlerle birlikte bir de “Ben bunu neden aldım?” sorusu çıkar. Ama iş işten çoktan geçmiştir. Çünkü iade etmek zahmetlidir, kabul etmek kolaydır.

Online market alışverişi bize şunu öğretir: Market ekonomisi artık sadece ne aldığınla değil, “nasıl ikna edildiğinle” ilgilidir. Kolaylık arttıkça sorgulama azalır. Konfor yükseldikçe sepet büyür.

Yine de ertesi gün yine aynısını yaparsın. Çünkü şehir hayatında ekonomi, teoride değil; uygulamada çalışır.


Ve biz hâlâ inanırız:


“Bir dahaki sefere gerçekten sadece bir şey alacağım.”

Dr. Meryem ÇILDIR