Ramazan’da Başlatılan Savaş
Ramazan’da başlatılan savaşlar, takvimlerin bile taşıyamadığı bir çelişkidir. Öyle bir çelişki ki, tarihin en ağır ironilerinden birini içinde barındırır. Oruçla, sabırla, arınmayla anılan bir ayın; siren sesleri, yıkılan binalar ve siyah dumanlarla birlikte anılması insanın içine oturan bir hüzün oluşturur.
Bu yıl da öyle oldu maalesef. Yine bizi en acı şekilde şaşırtmadılar.
Ramazan’ın ilk günlerinde Orta Doğu’dan yükselen çatışma haberleri, dünyanın gündemini bir kez daha acı bir gerçekle yüzleştirdi: Takvimler kutsal zamanları işaret ediyor olabilir, ama siyaset çoğu zaman o kadar itinalı değildir.
Kutsal Zaman, Sert Gerçeklik
Özellikle Gazze’de tırmanan gerilim ve İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalar, Ramazan’ın ruhuyla taban tabana zıt bir tablo ortaya koydu. Bir tarafta iftar sofraları için kuyruğa giren insanlar, diğer tarafta aynı saatlerde patlayan bombalar… Orucunu açmak için ezan bekleyen çocukların, birkaç dakika sonra sığınaklara koşmak zorunda kalması hangi vicdana sığar sizce? Ama savaşın vicdanı yoktur zaten.
Savaşın başladığı günlerde liderlerden gelen açıklamalar son derece gergin ve bir hayli sertti. Diplomasi dili, günler hatta saatler içinde yerini karşılıklı suçlamalara bıraktı. Oysa Ramazan, Müslüman toplumlarda sadece bireysel bir ibadet dönemi değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, yardımlaşmanın ve barış arzusunun yükseldiği bir zamandı. Tarih boyunca da bu ayda çatışmaların durdurulmasına yönelik çağrılar yapılmıştı. Ancak modern savaşların doğası, artık kutsal takvimlere hiç kulak asmıyor. Bilakis, kutsalları ruhumuzdan tek tek söküp atmaya niyetlenmiş gibi…
Savaş Ne Zaman Başlar?
Sahi, savaş gerçekten “ne zaman” başlar?
Resmî açıklamaların yapıldığı gün mü, ilk füzenin atıldığı an mı, yoksa yıllar boyunca biriken öfkenin, güvensizliğin ve çözümsüzlüğün artık taşınamaz hale geldiği eşik mi?
Neredeyse her zaman Ramazan’da patlayan silahlar, aslında çok daha eski hesapların, çözülmemiş sorunların bir sonucu olmuştur.
Bazı ülkelerin; “Ramazan ayı gelsin de, Müslümanların üzerine türlü çeşit son teknoloji bombaları yağdırayım, hem silahlarımın da reklamı olsun” diye fırsat kolladığı malumunuz. Buradan şeytanca bir haz aldıkları da çok açık.
Tam da Müslümanların kutsal günlerinde, beklenmedik dehşetler içinde kalıvermeleri… Beslendikleri kötülüğün özü bu.
Uluslararası toplumun tepkisi ise her zamanki gibi ikiye bölünmüş durumda. Bir yanda “meşru müdafaa” vurgusu, diğer yanda “orantısız güç” eleştirisi. Birleşmiş Milletler’den gelen itidal çağrıları ise çoğunlukla duyulamayacak kadar çok cılız çıkıyor ve sahadaki gerçekliği değiştirmekte de aynı oranda bir o kadar yetersiz kalıyor.
Çünkü savaşın dili kısa ve nettir; diplomasinin dili ise uzun solukludur ve çokça sabır ister.
Sistemsel Bir Kırılma
Ancak bu kez farklı olan bir şey var: Ramazan ayında başlayan bu savaş, sadece siyasi bir kriz değil, aynı zamanda sistemsel bir kırılmadır. İnanç ile güç arasındaki gerilim daha görünür hale gelecek gibi görünüyor. Toplumların hafızasında bu çatışmanın, sadece tarihsel bir not olarak değil, “Ramazan’da başlayan savaş” olarak yer ediyor olması da sosyolojik açıdan büyük bir zulümdür. Çünkü bu zamanlama, yıllarca oluşturdukları toplumsal travmayı daha da derinleştirir.
Zorba Ülkeler
Birkaç zorba çocuk mahalledeki diğer çocukların başına nasıl bela oluyorsa bazı zorbalıklarıyla meşhur ülkeler de uyguladıkları zulümler ile kendileri gibi olmayan masum insanları bile isteye canından etmekte hiçbir beis görmüyor.
Umut Küçük Sofralarda mı?
Yine de umut tamamen kaybolmuş değil. Aynı coğrafyada, iftar sofralarını paylaşan, komşusunun kapısını çalan, bombardıman altında bile yardımlaşma zincirleri kuran güzel insanlar var. Siyasetin kuramadığı köprüleri, çoğu zaman siviller kendi aralarında kurar. Belki de gerçek kalıcı barış, büyük masalardan değil, bu küçük sofralardan başlayacaktır.
Ramazan, sabrın ayıdır deriz. Ama sabır, zulme sessiz kalmak değildir. Sabır; adalet arayışını sürdürmek, barışı talep etmek ve insan hayatını her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaktır.
Savaş, Ramazan’da başlatıldığı için daha görünür, daha üzücü ve daha sarsıcı elbette.
Zulümsever ülkelerin bu kez tam bir yenilgiyle yenilmesi ve ardından tesis edilecek kalıcı bir barış için en güçlü duaların da yine bu ayda yükselmesi gerekiyor.
Allah (C.C.), Müslüman coğrafyanın yardımcısı olsun. Amin.
Dr. Meryem ÇILDIR