Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar

Yiğit düştüğü yerden kalkar; bu sadece teselliden ibaret bir ata sözü değil, bir varoluş kanunu, bir toplumsal diriliş reçetesidir. Bugün İslam dünyasının ve vatanımızın içine düştüğü en büyük sancıların, sosyal çürümelerin ve manevi kayıpların merkezine bakıldığında görülür ki; yiğit, aile kalesinin burçlarından aşağı düşmüştür. Gençliğin önüne örülen yüksek duvarlar, sadece ekonomik birer engel değil, İblis’in nesli kurutmak adına fısıldadığı "külfet" zincirleridir. Yiğit, evliliğin zorlaştırıldığı, helalin ulaşılamaz, haramın ise ayaklar altına serildiği o karanlık çukurda yere düşmüştür. İşte bu düştüğü yer, aynı zamanda ayağa kalkacağı yerin bizzat kendisidir.

​Bugün küresel şer odakları ve onların yerli fısıltı taşıyıcıları, evliliği adeta bir "borç bataklığı" ve "bitmek bilmeyen bir geleneksel yük" haline getirmiştir. İblis, her ağır çeyiz listesinin, her lüks düğün salonunun ve her gösteriş yarışının içine gizlenerek gençlerin helal dairesine girmesini engellemektedir. Oysa Cenab-ı Hakk’ın bizlere sunduğu rehberlik ve Efendimiz’in (s.a.v.) bizzat hayatıyla gösterdiği nebevi ölçü çok nettir: "En hayırlı evlilik, külfeti en az olanıdır." Eğer bugün sokaklarda bir ahlaki erozyon varsa, sosyal medya mecralarında bir çürüme yaşanıyorsa, bunun tek sebebi evliliğin önündeki bu yapay engellerdir. Devletin ve Diyanet’in bugün en büyük milli güvenlik meselesi, bu engelleri balyozla kırmaktır.

Hükümetin ve Diyanet teşkilatının, meseleyi sadece ekonomik yardımlar veya kağıt üzerindeki teşvikler olarak görme lüksü kalmamıştır. Bir gencin evlenerek "dininin yarısını tamamlaması", o toplumun sarsılmaz bir betonla tahkim edilmesi demektir. Yiğit düştüğü yerden kalkacaksa; Diyanet, halka evliliğin bir gösteriş yarışı değil, bir "iffet kalesi" olduğunu yeniden öğretmelidir. Devlet, gençlerin evlenmesini zorlaştıran her türlü lüks ve külfet geleneğine karşı, en hayırlı evlilik olan "külfetsiz evliliği" özendirecek politikaları merkeze almalıdır. Şeytani projelerin karşısına dikilecek tek güç; huzurlu, sade ve nebevi düsturla kurulmuş yuvalardır.

​Velhasıl, başka kurtuluş yolları aramaya, karmaşık teoriler üretmeye gerek yoktur. Kalkacağımız yer; helali kolaylaştırmak, haramın önünü tıkamaktır. Yiğit, ailesini kurduğu, eşini dinine siper ettiği ve yuvasını bir edep mektebine dönüştürdüğü an yeniden ayağa kalkmış olacaktır. Unutulmamalıdır ki; evliliği teşvik eden bir devlet, geleceğini garanti altına alır; evliliği kolaylaştıran bir Diyanet, neslini muhafaza eder. Yiğit, ocağını tüttürdüğü yerden şahlanacak ve tarihin akışını o sade ama sarsılmaz yuvalardan değiştirecektir.