İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları” başlıklı yazısında, CHP Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararının ardından piyasalarda yaşanan sert hareketleri değerlendirdi.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, CHP Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararı sonrası finansal piyasalarda yaşanan sert dalgalanmayı değerlendirerek, Türkiye’de siyaset ile piyasalar arasındaki kırılgan yapının bir kez daha ortaya çıktığını söyledi. Eğilmez, kısa vadeli müdahalelerin piyasaları sakinleştirdiğini ancak toplumda yerleşen piyasa aldırmazlığı davranışının uzun vadeli ekonomik etkileri görünmez hale getirdiğini ifade etti.
Eğilmez, bu gelişmelerin Türkiye’de siyaset ile finansal piyasalar arasındaki hassas dengeyi bir kez daha görünür kıldığını belirterek, Borsa İstanbul’da yaşanan sert düşüşten döviz talebindeki artışa, tahvil faizlerindeki yükselişten risk primindeki artışa kadar birçok göstergede hızlı bozulma yaşandığını aktardı.
BIST 100 endeksinin kararın ardından yüzde 6’yı aşan kayıp yaşadığını hatırlatan Eğilmez, döviz piyasasında artan talep, tahvil faizlerindeki yükseliş ve CDS priminin 261 baz puana çıkmasıyla birlikte finansal stresin belirgin şekilde arttığını ifade etti.
Eğilmez’in değerlendirmesinde, piyasalardaki dalgalanmalara karşı yapılan müdahalelere de yer verildi. Borsa’daki sert düşüş sonrası devre kesicilerin devreye girdiği, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) alımlarla endeksi desteklediği belirtildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ise döviz satışlarıyla kurdaki yükselişi sınırladığı, buna ek olarak kredi büyüme sınırlarını daraltarak parasal sıkılaşmayı kredi kanalı üzerinden güçlendirdiği ifade edildi.
“KISA VADEDE SAKİNLİK, UZUN VADEDE DAVRANIŞ ETKİSİ”
Eğilmez, yapılan müdahalelerin piyasaları kısa vadede dengelediğini ancak asıl etkinin toplumsal davranış biçimlerinde ortaya çıktığını söyledi.
“Piyasa aldırmazlığı” kavramına dikkat çeken Eğilmez, ekonomik kaygıların zamanla diğer toplumsal değerlerin önüne geçtiğini, yaşanan krizlerin ise kısa süreli tepkilerle geçiştirildiğini ifade etti.
Eğilmez’e göre bu durum, sadece finansal piyasalarla sınırlı kalmayarak bireylerin giderek daha hesapçı ve kısa vadeli çıkar odaklı bir davranış modeline yönelmesine neden oluyor.
“HERKESİN ODAĞI AYNI NOKTADA”
Eğilmez, bu davranış kalıbını açıklamak için daha önce kullandığı “piyasa aldırmazlığı” analizine yeniden atıfta bulunarak, toplumun önemli bir bölümünün yaşanan gelişmelere kısa süreli tepki verip ardından ekonomik kaygılarla geri çekildiğini belirtti.
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanından yaptığı alıntıyla bu durumu örneklendiren Eğilmez, bireylerin zamanla vicdani reflekslerden uzaklaşarak ekonomik hesaplara daha fazla odaklandığını vurguladı.
İşte Eğilmez'in o yazısı:
"Piyasalarda Neler Oldu?
Son iki günde yaşanan gelişmeler, Türkiye’de siyaset ile finansal piyasalar arasındaki ilişkinin ne kadar kırılgan hale geldiğini bir kez daha gösterdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı verilmesinin ardından piyasalarda kayıplar ortaya çıktı.
BIST 100 endeksi Perşembe gününe 14.012 düzeyinde başlamıştı. Kararın açıklanmasıyla yüzde 6,05 oranında bir düşüş yaşadı ve aynı akşam 13.164 düzeyine geriledi.
Döviz talebinde ciddi bir artış ortaya çıktı ve kur yükselmeye başladı.
Tahvil piyasasında yaşanan satış dalgasıyla bir süredir yükselişte olan tahvil faizleri tırmanışa geçti. Gösterge tahvilin faizi haftayı yüzde 44,24 ile tamamladı.
Finansal piyasalardaki stres, swap faizlerine de yansıdı. Türk lirası gecelik endeks swaplarında faizin yüzde 43’e yaklaşması, piyasanın daha sıkı para politikası beklentisini fiyatlamaya başladığını gösterdi.
Bütün bu olumsuz gelişmeler Türkiye’nin risk primini de etkiledi ve CDS primi 20 baz puana yakın artışla 261 baz puana yükselerek Nisan ayındaki düzeyine döndü.
Piyasalara Nasıl Müdahale Edildi?
Perşembe günü borsada yaşanan hızlı çöküşe ilk anda devre kesiciler devreye sokularak müdahale edildi ve BIST 100 endeksinin Perşembe günü yüzde 6,05’ten daha fazla değer kaybetmesi önlenmiş oldu. Borsadaki sert düşüşün devam etmesini önlemek üzere Cuma günü Türkiye Varlık Fonu devreye girerek yoğun alımlar yaptı ve BIST 100 endeksi yüzde 4,9 oranında bir yükselişle haftayı 13.808 düzeyinde tamamladı.
Döviz kurundaki yükselişi durdurmak için TCMB devreye girerek döviz satışı yaptı ve kuru kontrol altına almayı başardı. Böylece USD/TL kuru 45,59’dan 45,70’e yükseldi ama ötesine TCMB izin vermedi. Bu arada TCMB, kuru tutabilmek için döviz satışı yaparken doğal olarak rezervlerini kullandı.
TCMB, duruma müdahale amacıyla, kredi büyüme sınırlarını düşürdüğünü duyurdu. Bu düşüşler tüketicilere kullandırılan krediler ile KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL kredilerde bir puan, KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerde yarım puan olarak açıklandı. Böylece kredi kullanımları sınırlandırılarak parasal genişlemenin şimdilik faiz artırmadan kontrol altına alınması yoluna gidildi.
Bu Önlemlere Eşlik Eden Toplumsal Davranışlar Neler?
Geçmişte olsa uzun süreli olumsuz etkiler yaratacak olaylar bugün yalnızca birkaç gün sürüyor, sonra her şey eski durumuna dönüyor. Bunun nedenleri yalnızca yukarıda yer verdiğim piyasaya müdahaleler değil. Bunlar kısa vadede etkili ama orta – uzun vadede toplumsal davranış kalıpları devreye giriyor. Bunları açıklamak üzere geçmişte yazdığım iki yazımı kısaltarak birleştirdim ve güncelledim.
Finansal piyasalarda gerek işlemleri yöneten gerekse bu piyasalara para yatıranlar, doğal olarak, yaptıkları işin ve yatırdıkları paraların peşine düşüyorlar. Bu durum zamanla birçok başka konunun önüne geçiyor ve neredeyse kararların en önemli belirleyicisi haline geliyor. O arada ülkede birçok şey kötüye gitmiş, değerler kaybolmaya başlamış olsa da bunlar hep ikinci plana itiliyor. Bütün dikkat finansal yatırımlara ve gelirlere yöneliyor. İnsanlar için gelirini ya da birikiminin bir bölümünü kaybetmek her türlü değerin önüne geçebiliyor.
İnsanların çoğu bir yandan bu sistemden para kazanmaya devam ederken bir yandan da kazandıkları paralarla bir mülk alıp ya da yabancı bir bankada mevduat yapıp, başka bir ülkeye yerleşerek çocuklarını orada daha iyi bir ortamda yetiştirme hayalinin çelişkisini yaşıyor.
Bu analize “piyasa aldırmazlığı” adını vermiştim.
Bu davranış kalıbı, yalnızca finansal piyasalarda değil, yaşamın hemen her alanında karşımıza çıkıyor.
Piyasa aldırmazlığı konusuna Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanından bir örnek vereyim: “…Bir yedek subay arkadaşım vardı…Geçen gün rastladım…(Milli mücadeleye katılmak için) Anadolu’ya geçecek misin diye sordum. Zerre kadar utanç duymadan hayır dedi. Ben bu işe karışmayacağım, doğrusunu ister misin benim gözüm yıldı. Ben artık hiçbir işe yaramam, dedi. Annesine birkaç defa ölüm haberi gelmiş…Çünkü birkaç defa haftalarca düşman içinde kaldı. Hepimiz öldüğüne inandık…İstanbul’a döndük, dedi. Bir akşamüzeri…Bizim mahallede bir yokuş vardı. Alacakaranlıkta bunu çıkıyorum. Bir yeldirmeli kadın da iniyor. Neredense annem olduğunu tanıdım. Bakkala yoğurt almaya gidiyormuş. O kadar heyecanlanmışım ki duvara dayanarak bekledim. Benim hizama gelince, anne, dedim…Ne yaptı bilir misin? Elindeki kâseyi eğilip yere koyduktan sonra kucakladı beni…Biz ana oğul öylece ağlaşırken, yemin ederim ki aklı fikri yere bıraktığı kâsedeydi…Aman kırılmasın! Ben kendimi belki yüzlerce defa, o kâseden değersizmişim gibi ölüme attım…Annem, mezardan geri gelen oğlu için, kenarı çatlak bir kâseyi…yere atamadı. Sonra akrabaları, dostları, komşuları, hemşerileri dolaştım. Hepsinde bu kâseyi yere atamamak hali fazlasıyla vardı.”
İnsanlar artık çoğu zaman vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ediyor. Haksızlıklar, hukuksuzluklar ve yolsuzluklar kısa süre konuşuluyor, ardından gündemden düşüyor. Çünkü herkesin aklı hep o kâsede.
Siyasal İktidarın Bakış Açısı
Siyasal iktidar, yıllardır yaşanan benzer gelişmelerde toplumun ilk birkaç günden sonra piyasa aldırmazlığı eğilimine girdiğini artık çok net bir biçimde biliyor. O nedenle ilk birkaç gün eldeki bütün olanaklarla piyasaya müdahale ediliyor ve sistemin raydan çıkması önleniyor, sonrasında zaten piyasa aldırmazlığı devreye giriyor ve herkes kaybettiklerini yerine koyma telaşına girdiği için sistem yavaş yavaş eski yerine dönüyor.
Görünüşe göre siyasal iktidar kaybetmek bir yana siyasette hedeflediği aşamaya biraz daha yaklaşmış oluyor.
Buradaki en kritik soru şu: Toplumun yitirdiği zaman, yükselen faizler, katlandığı maddi kayıplar, üretimdeki düşüşler ne olacak?"
Bu Bir İlandır




