İKİNCİ DÖNEM BAŞLIYOOOOOR

Birinci dönem bitti. Karneler alındı. Kimileri derin bir “Ohhh!” dedi, kimileri “Ben bunu eve nasıl götüreceğim” diye düşünüp karnesini montunun iç cebine sakladı.

Ama herkesin bildiği bir gerçek vardır:
Asıl film ikinci dönem başlar.

Birinci dönem fragmandır.


İkinci dönem ise yönetmenin “Buraya kadar geldik, artık finali yazalım” dediği kısımdır.

İşte tam bu noktada eğitim camiası üç ana karaktere ayrılır:

  1. Öğrenci

  2. Veli

  3. Öğretmen

Elbette her biri ikinci döneme bambaşka bir ruh haliyle girer.

1) ÖĞRENCİ BAKIMINDAN İKİNCİ DÖNEM

(“Ben hâlâ buradayım ama ruhum Eylül’de benden tamamen ayrıldı” dönemi)

İkinci Dönem = Yeniden Başlama İllüzyonu

Her öğrenci, istisnasız, ikinci döneme şöyle girer:

“Bu dönem çok farklı olacak.”

Bu cümle genellikle aynanın karşısında, diş fırçalanırken veya WhatsApp sınıf grubuna atılan “Bu dönem derslere asılacağım” mesajıyla kurulur.

Bu mesajın ömrü:

  • İlk hafta: Umut dolu

  • İkinci hafta: Şüpheli

  • Üçüncü hafta: “Kim yazmış bunu ya?”

İkinci dönem, öğrencinin kendisiyle yaptığı en büyük pazarlıkların dönemidir.


“Günde sadece 20 sayfa çalışsam…”
“Bir gün matematik, bir gün sosyal…”
“Hafta sonu full tekrar…”

Bu planların hepsi çok güzeldir.
Ama hepsi aynı efektif düşmanla karşı karşıyadır:
Sosyal medya ve oyun siteleri önerileri.

Defterler Yeniden Açılır (Ama Sadece İlk 10 Sayfa)

İkinci dönem başında hemen hemen her öğrencinin defteri pırıl pırıldır.
Yeni kalemler, yeni kaplar, yeni umutlar…

Ama:

  • Matematik defteri: Sadece 12 sayfa dolu,

  • Türkçe defteri: 8 sayfa,

  • Fen defteri: İlk deneyde bırakılmış,

  • Tarih defteri: “Hocam yazıyor muyuz?” aşamasında terk edilmiş.

Öğrenci, ikinci dönemde defter tutmayı bırakmaz;
sadece defterle duygusal bağını koparır.

Bu kopuş, ikinci dönem sonu “Bir puanla takdiri kaçırıyorum Hocaaaam!” yakarış cümlesinin ayak sesidir..

“Bu Konular Çok Uzun Hocam” Sendromu

İkinci dönem konuları öğrencinin gözünde şöyledir:

  • Uzun,

  • Karmaşık,

  • Gereksiz,

  • Hayatta asla kullanılmayacak (ama sınavda çıkacak)

Öğrenci her derste aynı soruyu sorar:

“Hocam bu üniteden kaç soru çıkıyor?”

Bu soru aslında şunu demektir:

“Ben buna ne kadar az emek verirsem kurtulurum?”

Sınav Haftaları: Zamanın Büküldüğü Anlar

İkinci dönem sınav haftaları öğrenciler için:

  • Bir gün = 15 dakika,

  • Bir gece = 3 saniye,

  • Bir konu = 8 saatlik video ama hiçbiri izlenmemiş…

Öğrenci;

Sınavdan önce:

  • “Ben bu konuları biliyorum” der, Sınavdan sonra:

  • “Hocam iptal olur mu?” diye sorar.

Sınavdan çıkınca mutlaka şu cümle kurulur:

“Aslında biliyordum ama…”

Bu cümlenin devamı yoktur.
Çünkü gerek de yoktur.

Yaz Tatili Hayaliyle Ayakta Kalmak

İkinci dönemde öğrencinin tek gerçek motivasyonu vardır:
YAZ TATİLİ.

Mayıs ayı geldiğinde ise:

  • Dersler onun için bitmiştir,

  • Öğrenci bedenen sınıfta, ruhen plajdadır,

  • Defterler çantada ama umutlar dışarıdadır.

Öğrenci için ikinci dönem:

“Bir şekilde buradan sağ çıkma” projesidir.

2) VELİLER BAKIMINDAN İKİNCİ DÖNEM

(“Ben de okula geri döndüm ama kaydım yok” dönemi)

İkinci Dönem = Kontrollü Panik

Veli, genellikle ikinci döneme şu düşünceyle girer:

“Bu dönem toparlarız.”

Ama bu toparlama süreci genelde şuna dönüşür:

  • E-okul günde 6 kez kontrol edilir,

  • “Bugün ödev var mı?” sorusu otomatikleşir,

  • WhatsApp veli grubu aktif savaş alanına döner.

Veliler ikinci dönemde de ikiye ayrılır:

  1. “Hocam benim çocuğun durumu nasıl?” diyenler,

  2. “Bu çocuk neden böyle?” diye tavana bakanlar.

Veli WhatsApp Grupları: Modern Çağın Sınavı

İkinci dönem, veli WhatsApp grubunun zirve yaptığı dönemdir.

Grupta şunlar olur:

  • “Ödev neydi?”,

  • “Benim çocuğa verilmemiş”,

  • “Fotoğrafı daha net atabilir misiniz?”,

  • “Saat kaçta toplanıyoruz?”,

  • “Bu ödev biraz fazla değil mi?”.

Ve mutlaka bir veli vardır:

“Bizim çocuk dün bitirmişti.”

O veli, grubun final boss’udur.

“Ben Senin Yaşındayken…” Konuşmaları

İkinci dönem ilerledikçe veliler mutlaka bir geçmişe gider:

“Ben senin yaşındayken soba yakıyorduk, ödev yapıyorduk…”

Bu cümleler öğrenciyi motive etmez.
Sadece öğrencinin içinden şu geçer:

“Keşke ben de soba yakıyor olsaydım.”

Sınav Sonrası Ev Toplantıları

Sınav sonuçları açıklanınca evde şu diyalog yaşanır:

– “Bu not ne evladım?”
– “Hocanın sorduğu yerden çıkmadı.”
– “Ama çalıştığını söylemiştin.”
– “Çalıştım ama…”

Bu “ama” ile başlayan cümleler hiçbir zaman bitmez.
Sadece konu değişir.

Yaz Planları ve Şartlı Mutluluk

İkinci dönemin sonuna doğru, veli şöyle der:

“Şu dersler bir bitsin…”

Ama hemen ardından ekler:

“Tabii karnene göre.”

Yani yaz tatili:

  • Şartlı,

  • Performansa bağlı,

  • Excel grafikleri gibi…

3) ÖĞRETMENLER BAKIMINDAN İKİNCİ DÖNEM

(“Ben hâlâ anlatıyorum ama kaç kişi dinliyor bilmiyorum” dönemi)

İkinci Dönem = Sessiz Direniş

Öğretmen ikinci döneme girerken şunu bilir:

  • Konular bitmeli,

  • Müfredat mutlaka yetişmeli,

  • Öğrenciler dersi dinlemeli (en azından bakmalı).

Ama sınıfın ruh hali modu genellikle şudur:

“Hocam yaz tatiline kaç gün kaldı?”

Motivasyon Konuşmaları (Kimse Dinlemez)

Öğretmen ikinci dönemde en az 3 kez şunu söyler:

“Bu dönem çok önemli.”

Öğrenciler başlarını sallar.
Ama gözler camdan dışarı bakar.

Öğretmen bunu fark eder ama devam eder.

Çünkü öğretmenlik biraz da umutla konuşma sanatıdır…

Yazılı Okuma Maratonu

İkinci dönem = kağıt yığını.

Öğretmen:

  • Yazılı okur,

  • Ödev okur,

  • Proje okur,

  • Boş kâğıtlara salavat okur,

  • Okurken hayatını sorgular…

Bir noktadan sonra şu düşünce gelir:

“Ben bu soruyu neden yazdım?”

Not Girişi ve Vicdan Muhasebesi

Sisteme not girme zamanı geldiğinde öğretmen:

  • Adaletle vicdanı arasında kalır,

  • “Bir puanla kalıyor” listesi yapar,

  • Uzun uzun ekrana bakar…

Ve bazen öyle mucizevi bir bilgi ışığı yakalanır ki kağıtta, şu olur:

“Afferin kızım/oğlum. Hadi bu da benden olsun.”

Bu cümle öğretmenliğin kanıtlara dayalı gizli kahramanlık anıdır.

Ama öyle tertemiz teslim edilmiş sınav kağıtları da vardır ki, öğretmenin kahramanlık hissini bi anda buhar eder…

Bilin bakalım, dönem sonu takdir/teşekkür kaçıran kâğıt hangi kategoridendir?

Haziran Ayı: Sessiz Zafer

Haziran geldiğinde öğretmen:

  • Yorgundur,

  • Ama gururludur,

  • Çünkü bir dönemi daha eksiksiz, kazasız, belasız bitirmiştir.

Sınıfta son ders:

  • Kimse dinlemez,

  • Ama herkes oradadır,

  • Öğretmen gülümser…

Çünkü yılın en tatlı dersinde bilir:

“Eylül’de yine buradayız.”

İKİNCİ DÖNEM BİR DAYANIŞMA SPORUDUR

İkinci dönem:

  • Öğrencinin sabrını,

  • Velinin sinir katsayısını,

  • Öğretmenin ses tellerinin sağlamlığını test eder.

Ama herkes bir şekilde çıkar bu dönemden.
Kimi yorgun, kimi mutlu, kimi “bir daha asla” diyerek.

Nedense yaz tatili geldiğinde herkes aynı cümleyi kurar:

“Ne çabuk geçti ya…”

Geçmez.

Sadece unutulur.

Eylül’de görüşünceye veya mezun olununcaya kadar…

Dr. Meryem ÇILDIR