ATEŞ ÇEMBERİ

Tüm dünya sanki ateş çemberi içinde kalmış, zulüm altında olan müslümanlar hariç.

İlginç değilmi sanki elimiz kolumuz bağlı zor durumda olan bizleriz, onlar değil.

Öyle ya; birşey yapmayan, yerinde sayan, sadece kınayan bizleriz. Sanki birileri tutsak etmiş bizleri.

Ama tutsak olan bedenimiz değil nefsimiz ve duygularımız. Nasıl bir ihanetin içine itildik, nasıl bir sesizliğin içinde kaldık ki ateş çemberinin içinde kalanlara sessizce bakar ve onları seyreder olduk.

Bu kadar zulmün altında sadece kınıyorsak birilerini, sadece; biz varız diyoruz ama aslında yoksak, o ateş çemberinin içinde onlar değil biz var oluruz maneviyatta.

Herkes kendince dua ediyor, herkes lanet okuyor , herkes içinden geldiği gibi bu zulmün bitmesi içn birşeyler yapmaya çalışıyor ama artık bu işin çözümü defalarca söylenmesine rağmen kulak ardı ediliyor. 

Çözüm dua etmeyi geçti artık adım atılması gerekiyor. Bu katiller başka türlü durmayacak. bu caniler biz adım atmadığımız sürece zulümlerine devam edecekler.

“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı." Bakara suresi 178. ayet.

Peki bu kısas nasıl uygulanacak. Bu adar masuma karşılık nasıl bir kısas uygulanacak bekleyip göreceğiz.

Ateş çemberinin bir an önce kırılıp zulmün artık bitmesi için gereken adımları atabilmek, kısası bir an önce uygulayabilmek ve bu konuda ne gerekiyorsa bizlerde dahil elimizi taşın altına koyup dur diyebilmek duası ile.

SELAMETTE OLUN SELAMETLE KALIN

SABRİYE TÜRKMEN KAYA