YUKARIDAN BAKANLAR KULÜBÜ (AİDATI: GÖRGÜ)
Bir insanın cebine biraz daha fazla para girdiğinde ya da kartvizitine iki kelimelik “havalı” bir unvan eklendiğinde boyu uzamıyor aslında. Ama nedense bakış açısı dramatik biçimde yükseliyor. Öyle ki, aynı asansöre bindikleri insanları artık zemin kat sakini sanabiliyorlar.
Bu durum sosyolojide yeni bir keşif değil. Statü artışıyla birlikte gelen “Ben oldum” hissi, insanın içindeki en “çiğ” tarafı hızla gün yüzüne çıkarabiliyor. Çünkü görgü, para ya da mevkiyle otomatik yüklenen bir yazılım değil. Hatta çoğu zaman tam tersi oluyor: Maddi ya da sembolik güç arttıkça, bazı insanlar insani ayarlarını fabrika ayarlarına döndürmeyi unutuyor.
Genç okur için şöyle anlatalım: Düşün ki bir oyun oynuyorsun. Seviye atladıkça karakterinin özellikleri gelişiyor. Ama bazı oyuncular var ki, seviye atlayınca oyunu öğrenmek yerine, yeni gelenlere tepeden bakmayı oyun sanıyor. Halbuki dışarıdan bakıldığında karakter gelişmemiş, sadece egosu şişmiş gibi duruyor. Üstelik komik.
Toplumsal olarak en yaralayıcı kısım da burada başlıyor. Çünkü bu “üstten bakma” hali sadece bireysel bir kabalık değil; bulunduğu ortamı da zehirleyen bir şey. İnsanlar arasına görünmez mesafeler koyuyor, samimiyeti öldürüyor. Bir masada herkes aynı çayı içiyor ama biri bardağı altın kaplama sanıyor. Sonuç: kimse rahat edemiyor.
Bu maddi veya manevi yükselişi zaman içinde özümseyerek gerçekleştirebilenlerde ise böyle tuhaf, emanet görünüşlere pek rastlanmaz. Onlar hem sade hem şık hem de son derece asildir.
İşin ironik yanı şu: Tepeden bakanlar genellikle aşağıdan nasıl göründüklerinin farkında değiller. Oysa dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo epey trajikomik. Sürekli statüsünü hatırlatan cümleler, gereksiz vurgular, isim düşürmeler… Hepsi birer sosyal sakarlık örneği. Bir nevi “Bakın ben ne kadar da önemliyim” diye bağıran ama kimsenin ciddiye almadığı bir megafon gibi.
Sosyolojik açıdan bakıldığında bu davranışın altında güvensizlik yatıyor. Gerçekten kendinden emin olan insan, kimseyi ezme ihtiyacı duymaz. Mevki geçicidir, para el değiştirir; bunu bilen insan başkasına yukarıdan bakmaz. Dışını öyle abartılı allayıp pullama ihtiyacı hissetmez.
Çünkü bilir ki bugün bastığı yer, yarın başkasının durağı olabilir. Hayat, bu konuda oldukça ilginç sürprizler sunar.
İnsan olmak, CV’den önce gelir. Ne kazandığın değil, nasıl davrandığın hatırlanır. Çünkü toplum hafızası garip çalışır; kibri unutmuyor, görgüyü alkışlıyor. Ve evet, tepeden bakma alışkanlığı genellikle sahibini yüceltmez, aksine küçültür.
Yukarıdan bakmak yerine, yan yana ve birbirinden güç alarak bakmayı öğrenenler daha uzun soluklu bir saygınlık kazanıyor. Diğerleri mi? Onlar da bir süre sonra “Bir ara çok havalıydı ama…” diye başlayan cümlelerin artık çoktan foslamış öznesi oluyor. Tarih, bu konuda oldukça net.
Kimse dönüp “Zamanında ne kadar yüksektin, vaaay!” diye sormuyor. Herkes aynı şeyi merak ediyor: “İnsan kalabildin mi?”
Dr. Meryem ÇILDIR