“KEŞKE ÖNCEDEN BİR ŞEYLER YAPSAYDIM”

İnsan doğumundan büluğ çağına kadar geçen zamandan sorumlu değildir mükellef olmadığı için. Ancak büluğ çağından son nefesini verinceye kadar geçen zamanın her anından aklı başında olan insanlar mesuldür.

Büluğ çağına ermemiş çocuklar haricinde akıl hastaları, esirler ve uyuyan kimselerin de uyanıncaya kadar geçen zamanlarından sorumlu değildir.

Bu kişiler haricinde tüm insanlara zamanlarını nerede nasıl kullandıklarının her anının hesabı yarın yevmi kıyamette tek tek sorulacaktır.

Şu yaşadığımız zamanda israfın ne olduğunu duymayanlar bilmeyenler yoktur ancak idrak edenlerin az olduğunu görmemek mümkün değil.

İhtiyaçtan fazla alınan gıdaların çöpe atılması, elektrik ve suyun gerektiğinden fazla kullanılması ki bu ciddi ekonomik sorunlara da sebep olabilir.

İsraf yalnızca ekmeğin suyun elektriğin gereksiz harcamaların yapılması değil en büyük ve en kötüsü de zaman israfıdır. Bilhassa günümüzde modern yaşamla birlikte zaman israfı büyük bir sorun haline gelmiştir. Saatlerce televizyon karşısında yarışma programları, oynayanların milyarlar kazandıkları izleyenlerin ise neleri kaybettiklerinin farkına bile varamadıkları maç değerlendirmeleri, çoğunlukla ev hanımlarını çepeçevre kuşatmış oldukları gündüz kuşağı güzellemeleri ve birçok insanımızın dijital ortamlarda geçirdikleri kontrolsüz zaman israfı hem ekonomik hem de ahlakın hızla çöküşüne sebebiyet vermektedir.

Boş durmak nasıl zaman israfı ise, faydası olmayan şeylerle meşgul olmak ta ciddi zaman israfıdır. Çok büyük bir ziyandır, insanın ömrünü çürütür.

Ve ne yazık ki bazı insanlar büluğ çağından itibaren son nefeslerine kadar zamanlarını nasıl geçirdiklerinin farkına bile varmadan bu dünyadan göçüp giderler.

Bazı insanlar Kur’an ve hadislerle planlanmış ömrünün bir saniyesini bile israf etmeden son nefesine kadar sakin ve huzurlu bir hayat yaşayarak göçüp giderler.

Bazı insanlar ise boşa geçen zamanlarını bir vesile ile fark edip kalan zamanlarını en iyi ve en dolu şekilde yaşamaya çalışırlar.

Dolayısıyla israf etmiş oldukları zamanlarının telafisinin olmadığını idrak edip geçmişte yapmaları gereken ama yapmadıkları her şeyi kalan zamana sığdırma çabası içerisinde olurlar ve asla geri gelmeyecek olan, boşa geçirdikleri zamanların acısının getirdiği pişmanlık dert olur. Bu da insanı aşırı yorgunluğa, strese, paniğe ve bunalımlara sürükler.

Kullarının zaman ve ömürlerini boşa geçirmemeleri için Allah-u Teala birçok ayetlerde ve Fecr suresi 24. ayetinde de bizlere:

"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" diyerek huzuruna varmayalım diye bizleri uyarmıştır.

Çok derin düşüncelere sevk eden çok anlamlı bir ayet. Ve bir hadis-i şerifte ise:

“İnsanların çoğunun aldandığı iki nimet vardır: sağlık ve boş vakit.”

İdrak etmek ve yaşam prensibi olarak uygulamamız gereken sorumlu olduğumuz 6666 ayet varken nasıl oluyor da tüm canlıların huzuru ve güvenlik sigortası olan bu 6666 mesajla ilgilenmeyi bırakıp ömrümüzü zamanımızı boşa harcıyoruz.

Milyarlar harcayarak bir topun peşinde koşmak ve koşanları izlemek, hayal ürünü olan senaryolar üzerinde aylarca yıllarca çalışmak ve o çalışanları izlemek, ahlak ve maneviyatın kirletilmesi haricinde faydalı bir işe yaramayan TV programlarını izlemek. Aslında saymakla bitmeyen boş zamanlara dönüp baktığımızda ne kazandığımızı söyleyebilir miyiz? Yoksa acı bir pişmanlık olur mu?


“Vakit, kulun sermayesidir. Onu korumayan helâk olur.” Demiş Cüneyd-i Bağdâdî (R.A.)

İmam Gazâlî (R.H.) ise
“Ömrün sermayedir. Onu boşa harcamak, telafisi olmayan bir ziyandır” demiştir.

Umarım millet olarak zamanın kıymetini bilip müsrif olmayıp israf etmeyen Mü’min kimselerden oluruz.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz

Hf. Meryem Gezmişoğlu