İsrail’in Gazze’de yürüttüğü kanlı soykırım operasyonlarında, binlerce masum Filistinlinin katledilmesine doğrudan ortak olan bir skandal daha gün yüzüne çıktı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından resmi olarak yayımlanan verilere göre, orduda görev yapan askerlerin yaklaşık %30’u –yani tam 50.632 kişi– çifte veya çoklu vatandaşlık taşıyor.

'O Kafa' Değişmiyor: Afet Konutları ‘Göl Altında’ Kaldı
'O Kafa' Değişmiyor: Afet Konutları ‘Göl Altında’ Kaldı
İçeriği Görüntüle

Bundan bir süre önce Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu çok önemli açıklamalarda bulundu.

Açıklamanın konusu çifte vatandaş olan soykırımcı İsrail askerleri…

Türk pasaportu taşıyorlar ama Gazze Soykırımına iştirak ederek, Gazzeli bebekleri, Gazzeli çocukları, Gazzeli kadınları, Gazzeli gençkleri, kadınları katlediyorlar.

Soykırım ordusunda Türk pasaportlu paralı askerler! Türk pasaportu taşıyan katil Siyonistler! Bu katiller ne zaman Türk vatandaşlığından çıkarılacak?

Bundan bir süre önce Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu çok önemli açıklamalarda bulundu.

Açıklamanın konusu çifte vatandaş olan soykırımcı İsrail askerleri…

Türk pasaportu taşıyorlar ama Gazze Soykırımına iştirak ederek, Gazzeli bebekleri, Gazzeli çocukları, Gazzeli kadınları, Gazzeli gençkleri, kadınları katlediyorlar.

Hüda-Par bu katil askerlerin Türk vatandaşlığından çıkarılması için kanun teklifi sundu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne.

Peki, neler söyledi, Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu? Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, özellikle Gazze soykırıma katılan çifte vatandaşlar hakkında hazırladıkları kanun teklifine ilişkin, "Bütün milletvekillerinin destek vermesini umuyor ve bekliyoruz. Alacağımız karar, insanlığın ortak vicdanına ve milletimizin hissiyatına tercüman olacaktır." görüşlerini açıklamıştı.

Yapıcıoğlu, şunları ifade etti:

* "Siyonist israil, bütün dünyanın gözleri önünde kadın ve çocuk demeden sivilleri katlediyor; mabetleri, hastaneleri, okulları, çadır kampları ve aş evlerini bombalıyor. Küresel sistem iflas etmiş, hiçbir şey yapmıyor/yapamıyor. Enkaz altında kalan cesetlerle birlikte çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan on binlerce sivilin katledildiği Gazze’de, yaşananların apaçık bir soykırım olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yok."

* "Soykırımcı katillerin, Türkiye'ye gelip hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri kabul edilemez"

* "Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan en az 4 bin kişinin Gazze’ye giderek soykırım suçuna fiilen iştirak ettiği bilgisi basına yansıdı. Türkiye pasaportu taşıyan ve Siyonist İsrail hedefleri için askerlik yapanların toplam sayısı ise bunun çok daha üstünde. Gazze’de veya dünyanın herhangi bir yerinde kadınları, çocukları, bebekleri vahşice katleden, bu suretle bütün insanlığa karşı suç işleyen soykırımcı katillerin, daha sonra Türkiye'ye gelip hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri kabul edilemez."

Millî Gazete (@milligazetecom) / Posts / X

* "Meclis’in, soykırım ve insanlığa karşı suçların önlenmesi ve cezalandırılması konusunda da soruşturma talep etme yetkisine sahip olması gerekir"

* "Soykırımın önlenmesi konusunda insanlık vicdanının, uluslararası sözleşmelerin ve iç hukukun Türkiye'ye yüklediği sorumluluğu yerine getirmek durumundayız."

* "Bilindiği üzere Türkiye, 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni 23.03.1950 tarih ve 5630 sayılı Kanun ile onaylamıştır ve bu sözleşmeye taraf olmakla soykırımı önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt etmiştir. Bu sözleşmenin 5. maddesine göre sözleşmeci devletler, bu sözleşmenin hükümlerine etkinlik kazandırmak ve özellikle soykırımdan suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için kendi anayasalarında öngörülen usule uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder."

* "TCK’nın 76. ve 77. maddelerinde soykırım ve insanlığa karşı suçlar tanımlanmıştır. Ancak bu suçlar, yurt dışında bir yabancı tarafından ve yabancıya karşı işlenmiş ise sadece Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de cezai tahkikata başlanabilmektedir. Bu suçların faillerinin çoğunlukla kendi devlet kademelerinde önemli mevkilerde bulunmaları nedeniyle siyasi ilişkilerin bozulmaması adına hükümetler tarafından göz ardı edilmekte ve faillere yönelik soruşturma ve cezalandırma mekanizmaları işletilmemektedir."

* "Uluslararası siyasi dengeler gözetilerek münhasıran Adalet Bakanına verilen 'soruşturma talep etme' yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de verilmesi, yargı makamlarının millet adına karar verdiği düşünüldüğünde isabetli olacaktır. Bu anlamda soruşturma açılmasını talep etme yetkisinin salt yürütme eliyle değil, yasama organı eliyle de kullanılması, suçluların siyasi mülahazalarla yargılanmaktan kurtulması sonucunu engelleyebilecektir. Gerektiğinde savaş kararı alma, yurt dışına asker gönderme ve barış antlaşmalarını onaylama yetkisi olan Meclis’in, soykırım ve insanlığa karşı suçların önlenmesi ve cezalandırılması konusunda da soruşturma talep etme yetkisine sahip olması gerekir."

* "Soykırım suçunu işleyen katillerin suçu kime karşı işlediklerine de bakılmaksızın Türkiye’de yargılanıp cezalandırılmalı"

* "Genel Kurul Gündemine alınması' oylarınıza sunulacak olan kanun teklifimiz; dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dine ve hangi millete mensup olursa olsun, soykırım suçunu işleyen katillerin suçu kime karşı işlediklerine de bakılmaksızın Türkiye’de yargılanıp cezalandırılmasını, çifte vatandaşlığı olanlardan yapılan 'yurda dön' çağrısına rağmen üç ay içinde dönmeyenlerin vatandaşlıklarının kaybettirilmesini ve bu nedenle vatandaşlıkları kaybettirilenlerin mal varlıklarına el konularak Aile ve Gençlik Fonu’na aktarılmasını öngörmektedir. Kanun teklifimizin yasalaşması, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile taahhüt edilen önleme yükümlülüğünün yerine getirilmesi yolunda önemli bir adım olacaktır."

* "Bütün milletvekillerinin lehte oy kullanarak kanun teklifimize destek vermesini umuyor ve bekliyoruz"

* "Burada mevzu bahis olan hiçbir şekilde kendi halindeki Museviler ya da Yahudiler değildir. Hatta sadece Filistin’de, Gazze’de soykırım suçuna iştirak edenler de değildir. Kanunların en temel özelliklerinden biri genel hükümler içermeleridir. Bizim teklifimiz de dünyanın neresinde olursa olsun soykırım suçu işleyen katillerin cezalandırılmasıyla ilgilidir. Soykırımcı, soykırımcıdır; hangi dine veya millete mensup olduğunun önemi yoktur. Bu vahşi suçu kimlere karşı işlediğinin bir farkı da yoktur. Biz, Meclis çatısı altındaki bütün milletvekillerinin özellikle Filistin konusunda, Gazze’de gerçekleştirilen soykırım konusunda aynı hissiyata ve aynı hassasiyete sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bütün milletvekillerinin lehte oy kullanarak kanun teklifimize destek vermesini umuyor ve bekliyoruz. Bugün burada oy birliği ile alacağımız karar, insanlığın ortak vicdanına ve milletimizin hissiyatına tercüman olacaktır."

112 TÜRK PASAPORTLU ASKER İSRAİL SAFLARINDA GAZZE KATLİAMINA KATILDI

Soykırımcı orduda görev yapan farklı ülke vatandaşları da açığa çıkmış oldu.

İsrail Ordusundaki Yabancı Pasaportlu “Paralı Askerler”: Gazze Katliamına Ortak Olan Binlerce “Gönüllü” Katil!

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü kanlı soykırım operasyonlarında, binlerce masum Filistinlinin katledilmesine doğrudan ortak olan bir skandal daha gün yüzüne çıktı.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından resmi olarak yayımlanan verilere göre, orduda görev yapan askerlerin yaklaşık %30’u –yani tam 50.632 kişi– çifte veya çoklu vatandaşlık taşıyor.

Bu “yabancı” pasaportlu askerler, ABD’den Fransa’ya, Rusya’dan Almanya’ya kadar uzanan bir yelpazede, İsrail’in vahşi saldırılarını destekleyerek Gazze’de on binlerce sivilin ölümüne imza attı.

Bu rakamlar, sadece bir “vatandaşlık dağılımı” değil; uluslararası bir katliam koalisyonunun utanç verici kanıtı.

NGO Hatzlacha’nın Bilgi Edinme Özgürlüğü talebiyle Mart 2025’te elde ettiği ve IDF tarafından doğrulanan bu veriler, Gazze’de aylardır süren soykırımın arkasındaki küresel desteği ifşa ediyor.

Bu askerler, İsrail’in bombaları altında ezilen çocukları, kadınları ve yaşlıları hedef alırken, kendi ülkelerinin pasaportlarını ceplerinde taşıyarak “gönüllü” katil oldular.

Toplam aktif personelinin üçte birini oluşturan bu grup, İsrail’in savaş suçlarını finanse eden ve sürdüren bir “paralı ordu” gibi işlev görüyor – ve bu, uluslararası hukukun yüzüne atılmış bir tokat.

HANGİ ÜLKELERDEN KAÇ KATİL VAR?

Verilere göre, bu yabancı pasaportlu askerlerin dağılımı şöyle – her biri, Gazze’de binlerce masumun kanına ellerini bulamış isimler:

ABD: 12.135 asker – Amerikan pasaportlu bu “gönüllüler”, Washington’un İsrail’e verdiği sınırsız desteği somutlaştırıyor. Gazze’de düşen her bombanın arkasında, bu Amerikalıların parmak izi var.

Fransa: 6.127 asker – Avrupa’nın “insan hakları şampiyonu” Fransa, kendi vatandaşlarını soykırıma ortak ederek ikiyüzlülüğünü kanıtlıyor.

Rusya: 5.067 asker – Putin’in Rusya’sından gelen bu askerler, Ukrayna’da savaşırken bir yandan da Gazze’de masumları katlediyor; çifte standartın zirvesi.

Almanya: 3.901 asker – Holokost’un gölgesinde büyüyen Almanya, şimdi kendi vatandaşlarını başka bir soykırıma yollayarak tarihini lekeliyor.

Ukrayna: 3.210 asker – Savaş mağduru Ukrayna’dan gelenler, kendi acılarını unutup Filistinlilere acı çektiriyor.

Türkiye: 112 asker Siyonist İsrail’in işlediği soykırıma katıldı…

– bu isimler, kendi ülkelerinin halkına sırt dönerek İsrail’in katliam makinesine dönüşmüş katiller sürüsüdür.. Bugün veya yarın! Uluslararası mahkemelerde yargılanacakları günleri iple çekiyoruz. Ayrıca, 4.440 askerin iki, 162’sinin ise üç veya daha fazla yabancı vatandaşlığa sahip olması, bu küresel ağın ne kadar karmaşık ve kirli olduğunu da gösteriyor.

Öte yandan Hüda-Par tarafından TBMM’ye sunulan kanun teklifi halen görüşülmeyi beklemekte…

Muhabir: Milli Gazete Rıza Yayladangel

Bu Bir İlandır