Sınır ötesinden gelen şehit haberleri Türkiye'yi ortak acıyla sarstı. Eli kanlı terör örgütüne karşı TSK'nın düzenlediği operasyonların meşruiyetine vurgu yapılırken 20 günde 21 şehit verilmesi karşısında 'ağır sorular' gündeme geldi. Askeri uzmanlar 'Teknik veya stratejik bir eksiklik mi söz konusu?' sorusunu yöneltti. Benzer felaketin bir daha yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapılması için çağrılar dile getirildi.

Pençe-Kilit bölgesinde teröristlerin düzenlediği saldırıda 9 Mehmetçiğin şehit düşmesi 85 milyonu yasa boğdu. Eli kanlı terör ortak duruşla lanetlendi. Ancak 20 günde gelen 21 şehit haberi, TSK'nın sınır ötesindeki geçici üs bölgelerini gündeme taşıdı. Terörle mücadelenin zorlu coğrafi şartlarda yürütüldüğü hatırlatıldı. 12 şehitten üç hafta sonra benzer saldırı gerçekleşmesinin ardında 'alınmayan önlemlerin' bulunup bulunmadığı şüphesi ileri sürüldü.

'TERÖRLE MEŞRU MÜCADELE SİYASİ KAVGA KONUSU YAPILMAMALI'

Kritik noktaya dikkat çeken askeri uzmanlar 'Üsler yeterli korumaya sahip mi?' sorusunu yöneltti. "Birlikler sabit olmamalı. Sınırdan bu kadar derine inilmesi hedeften sapmaya yol açar" görüşü dile getirildi. Emekli Askeri Hakim Ahmet Zeki Üçok da "27 bin km'den bisküvi kutusunu gören MİLSAR radarı varken neden teröristleri göremedik" dedi. Öte yandan Türkiye'nin terörle haklı mücadelesinin siyasi kavgaya çevrilmemesi konusunda da uyarılar yapıldı.

AKP’li Belediye Başkanı Fuhuş Operasyonunda Tutuklandı AKP’li Belediye Başkanı Fuhuş Operasyonunda Tutuklandı

TERÖRİSTLERİN TEPESİNE JETLER BOMBA YAĞDIRDI

Pençe-Kilit saldırısı sonrası TSK'nın, Suriye ve Irak'ın kuzeyinde başlattığı hava operasyonlarında 24 saat içinde 57'den fazla terörist etkisiz hale getirildi. Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’nin kuzeyinde, saldırı hazırlığı yaptığı belirlenen 7 PKK/YPG’li teröristin de yok edildiğini bildirdi. Milli İstihbarat Teşkilatı ise, Türkiye'ye yönelik istihbarat toplama, keşif ve gözetleme faaliyeti yürüttüğü tespit edilen PKK'lı Hasan Seburi'yi, Süleymaniye'de etkisiz hale getirdi.

1501krt01a-tum.jpg

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre,  Türkiye, son 21 günde terör örgütü PKK tarafından Irak’ın kuzeyindeki üslere yapılan üç baskında verilen 21 şehide ağlıyor. Irak sınırının 30-40 kilometre kadar içinde devam eden Pençe Kilit Harekâtı’nda 17 Nisan 2022 tarihinden bugüne 141 Mehmetçik şehadet şerbeti içti; 805 terörist ise etkisiz hale getirildi. Ancak bölgede kurulan üslerin durumu, saldırıya uğrayan üsler arasında yalnızca 500 metre olması, teröristlerin sisli ve puslu havayı seçmesinin bilinmesine rağmen sızma girişimlerinin devam etmesi bazı soruları da gündeme getirdi. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapılması konusunda çağrı yapan askerî uzmanların ortak sorusu; teknik veya stratejik bir eksikliğin söz konusu olup olmadığı...

“RADARA NE OLDU?”

Konu hakkında görüşlerini bildiren emekli asker Ahmet Zeki Üçok, teknolojik imkanlara dikkat çekti. Halk TV’ye konuşan Üçok, şunları kaydetti:

“Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanlığı döneminde (2019 yılı) ‘Son teröristi temizlemeden buradan çıkmayacağız” denilerek sınırın 30-40 km içerisinde konuşlanan yeni bir stratejiye geçildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en savaşçı birliklerinin neredeyse yüzde 40’ı şu an sınır ötesinde. Dünyanın en güçlü devleti için bile kendi ordusunun yüzde 40’ını sınır ötesinde ikame etmek, lojistik sağlamak her yönden güvenliği sağlamak -hele de Suriye’de hava sahası kontrolü yokken- bunu yapabilmek çok zor. Kontrolümüz dışında birçok faktörün olduğu bir alanda teknolojik imkanlarınızın çok güçlü olması gerek. Olumsuz hava şartları sebebiyle İHA, SİHA ve Atak taarruz helikopterlerinin uçamadığı söyleniyor. Oysa İHA ile SİHA’lara takılabilen ve en kötü hava koşullarından bile hiç etkilenmeyen, elektromanyetik dalga ile çalıştıkları için yerdeki hedefleri anında tespit edebilen radarlar geliştirildi. Mesela, 27 bin km’den bisküvi kutusunu gören MİLSAR radarı TSK envanterinde var. Buna rağmen düşmanı görememenin başka bir sebebi olmalı. Ya bunlar oraya ulaştırılmadı ya da mevcut imkanlarımız bu sistemleri çalıştırmaya yetmiyor.”

“STRATEJİK HATA”

Güvenlik uzmanı Prof. Dr. Sait Yılmaz da benzer görüşleri paylaştı: “Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadelede dünyadaki tek ve en başarılı ülke. Fakat terör örgütünün 22-23 Aralık’tan sonra tekrar aynı bölgede benzer bir operasyonu yapması, üzerine düşünülmesi gereken bir konu. Bazı şeyleri yanlış yapıyoruz demek ki. Bölgedeki birliklerin bu kadar uzun süre alan hâkimiyetiyle sabit kalmaları, kendilerini birer hedef haline getirdi. Bir an evvel bize asıl tehdidin geldiği yer olan, PKK’nin ana üssüne büyük bir operasyon planlanması lazım. Zaten son yapılan saldırının amacı da ‘Türkiye, Suriye’ye girmesin’ diye bizi daha çok Irak’a odaklanmaya zorlamak.”

Emekli Albay Orkun Özeller, sınırdan bu kadar uzaklaşılan harekâtın hedefinden sapacağını savundu. Özeller “Sorumlu, siyasi iktidardır. Çünkü sınır ötesi harekâtın derinliğine TSK karar veremez. Stratejik hatalar, taktiksel hamlelerle düzeltilemez. Öncelikle Suriye’de yarım kalan operasyonlar tamamlanmalı. Hazırlıklar tamamlanmadan ‘Onu da yapalım, buraya da gidelim’ yaklaşımıyla büyük sorunlar yaşanıyor” diye konuştu. Emekli Amiral Türker Ertürk, üs bölgelerindeki güvenlik sorununa değindi; “Bu kış şartlarında, yüksek rakımlı coğrafi koşullarda bırakın savaşmayı, hayatı idamenin güç olduğu bölgede üsleri bulunduruyor olmak, baskına karşı davetiye çıkarmaktır” dedi.

FARKLI GÖRÜŞ

Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin ise, tam tersi görüşte. Pençe-Kilit Harekâtı ile sınırda “duvar” örüldüğünü belirten Pekin, şöyle devam etti: “TSK, temizlenen terör kamplarının yeniden kullanılmaması için operasyon yapıyor. PKK’nın kullandığı tepeler, ele geçirilerek üs bölgesine dönüştürülüyor. Eskiden sınır ötesi operasyonların ardından geri dönerdik. Artık böyle yapmıyoruz, orada kalıyoruz. Ertesi bahar biraz daha ileri gidiyoruz. Teröristlerin hareket ve manevra alanı kısıtlandı. Türkiye’ye sızamıyorlar. Eksikler için gereken işlem yapılır. ‘Şehit verdik, geri çıkalım’ dersek terörist ileri gelir.”