Gazeteci Tolga Şardan, bugünkü köşe yazısında geçtiğimiz günlerde tutuklanan gazeteci Alican Uludağ'ın tutukluluk sürecine ilişkin çarpıcı ayrıntılar paylaştı. Uludağ'ın "bir terörist gibi" evden alındığını söyleyen Şardan, İçişleri Bakanlığı'nda yaşanan değişikliklere de dikkat çekti.

Ülke Kaybetti Şirketler Kazandı: 'AKP Döneminde 386 Bin Maden Ruhsatı Verildi'
Ülke Kaybetti Şirketler Kazandı: 'AKP Döneminde 386 Bin Maden Ruhsatı Verildi'
İçeriği Görüntüle

Tolga Şardan T24'deki yazısında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklanan Alican Uludağ hakkında Cumhurbaşkanı ve avukatlarının herhangi bir suç duyurusu olmadığını, buna karşın "re'sen" başlatılan soruşturmayla 2025 yılındaki paylaşımlar gerekçe gösterilerek tutuklandığını belirtti. Ankara Emniyet tarafından yapılan operasyonda Uludağ'ın "çocuklarının gözü önünde" alındığını belirten Şardan, bunun için de Ankara Emniyeti'ni tebrik (!) ettiğini ifade etti.

İçişleri Bakanlığı'nda Mustafa Çiftçi dönemi sonrası yapılan atamalara da dikkat çeken Şardan, Süleyman Soylu döneminde önemli kademelere getirilen Ali Çelik'in İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atanmasına dikkat çekti.

Şardan'ın köşe yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

ALİCAN ULUDAĞ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın jet hızıyla 19 Şubat’ta soruşturma başlatıp, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni istemesi ve bakanlığın da yine aynı hızla ertesi gün izin vermesi açıkçası soru işaretine neden oldu... Uludağ’ın dosyasındaki evraka bakınca dikkat çeken tablo var. Hakkındaki soruşturma 19 Şubat 2026’da re’sen, yani şikâyetçisi olmadan başlatıldı. Uludağ’a suç atfında bulunulan evraktaki savcılık delilleri Ocak 2025’e kadar geriye gidiyor. Dosyada 2025’e ait 22 paylaşım var. 2026’dan bir kayıt yok. Uludağ’ın tutuklanması sürecinde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef alan 17 Şubat’taki açıklamasından hemen sonra soruşturma başlatılmasının ve Uludağ’ın daha önce CHP’nin Gürlek’le ilgili HSK’ya verdiği şikâyet dilekçesini ilk yazan gazeteci olmasının arasında bir bağlantı var mı, bilemiyorum. Bu arada Uludağ’ı gözaltına alma işlemini yürüten Ankara Emniyeti’ne yönelik de birkaç kelime söylemek lazım. Ankara Emniyeti’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, on kişiden az olmayan personeliyle Uludağ’ın evini bastı. Sanki karşılarında terörist vardı! İki çocuğunun gözyaşları arasında evden çıkartılan Uludağ için, “vur deyince öldüren” bir yöntemin uygulandığı anlaşılıyor. Evde yapılan işlemlerin görüntüleri dosyaya girince durumun daha net anlaşılacağı bilinmekle birlikte böylesi bir polisiye operasyonu başarıyla gerçekleştiren Engin Dinç yönetimindeki Ankara Emniyeti alkışı hak etti! Ne de olsa yakın tarihteki örneklerden esinlendikleri gayet iyi anlaşılıyor.

İÇİŞLERİ’NDEKİ DEĞİŞİKLİKLER

İçişleri Bakanlığı’ndaki bakan yardımcılarının değişiminde ise AKP içindeki farklı kanatların girişimlerini görmek mümkün. Önceki dönem Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın, Bakan Ali Yerlikaya’yla yaşadıkları Büyüteç’in konusu oldu zaten. Yeni gelenlerden Hakkari Valisi Ali Çelik, İçişleri Bakanlığı çatısı altındaki kariyer yükselişini, geçmişin tartışılan Bakanı Süleyman Soylu döneminde yaşadı. Çelik, Mülkiye Başmüfettişi iken, Soylu’nun onayı ile kendisini bir anda bakanlığın en önemli birimlerinden İstihbarat Değerlendirme Analiz ve Koordinasyon Merkezi’nin (İDAKOM) başında buldu. Kısa süreli görevin ardından yine Soylu’nun onayıyla Emniyet Genel Müdür Yardımcısı yapıldı. Peşinden, Soylu’nun hazırladığı mülki idare kararnamesiyle bu kez bakanlığın, ülke genelinde görev yapan valiler, vali yardımcıları ile kaymakamlardan ve tüm mülki idare yönetim sisteminden sorumlu en önemli birimlerinden İller İdaresi Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Çelik, buradaki görevinden sonra 2020’de Soylu’nun kararnamesiyle Kütahya Valisi oldu. Önceki Bakan Ali Yerlikaya tarafından 2024’ten itibaren Hakkâri Valisi görevine getirildi. Çelik’in Bakan yardımcılığının yanında, hele ki bir de görev dağılımında Emniyet Genel Müdürlüğü’nden sorumlu yapılması halinde Soylu’ya yakın olduğu söylenen isimler de yeniden sisteme girebilir. Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir’in bu göreve gelmesi sürpriz olarak kulislere yansıdı. Her ne kadar kaymakam kökenli olmakla beraber Cangir, uzunca süredir mülki idare dışında görevde. Son olarak Türkiye Maarif Vakfı’nın yönetim kurulu üyesiydi. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’le de yakın. Ama asıl dikkat çekici durum; Cangir, Bakan Mustafa Çiftçi ile 1996’da kaymakam adaylığından dönem arkadaşı. Cangir’in, Bakan Çiftçi’nin talebi sonrasında göreve getirildiği belirtiliyor. İçişleri Bakanlığı’ndaki değişimde yer alan Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, belki de İçişleri Bakanlığı’nda böylesi yüksek konumdaki göreve getirilen ilk kadın yönetici.

Bu Bir İlandır