Televizyon ve dijital platformlarda "itiraf" adı altında yayınlanan aldatma ve sadakatsizlik hikayeleri, toplumun ahlaki çöküşüne zemin hazırlıyor. Reyting uğruna günahın alenileştirilmesinin sadece aileyi değil, ahiretteki hesabı da tehlikeye attığı uyarısı yapıldı.

"Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: 'Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!' der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir."[Buharî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52.]
Günümüzde dizi, televizyon programları ve internet platformlarında yayımlanan bazı içeriklerde; aldatma, yalan, sadakatsizlik ve ahlaken sorunlu davranışların açıkça anlatıldığı, hatta “itiraf” adı altında eğlence unsuruna dönüştürüldüğünü görmekteyiz.
Bu tür programlarda insanlar, mahremiyet sınırlarını aşan günahlarını rahatlıkla dile getirmekte; izleyici ise bu anlatıları çoğu zaman merak, şaşkınlık ya da eğlence duygusuyla kahkahalar eşliğinde tüketmektedir.
Oysa dini bakış açısına göre bu durum son derece problemli bir zemine işaret eder.
İslam ahlakında günahın işlenmesi kadar, onun alenileştirilmesi de ayrı bir vebaldir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kişinin işlediği günahı gizlemesinin ve Allah’tan af dilemesinin önemine dikkat çekmiş; günahın utanılmadan anlatılmasını kalbin kararmasıyla ilişkilendirmiştir. Zira günah, teşhir edildikçe sıradanlaşır; sıradanlaştıkça da vicdanları yaralamaz hâle gelir.Bu da toplumun çürümesinde önemli bir etken olur.
Bu tür programlarda asıl tehlike, günahın normalleştirilmesidir. Aldatma “eğlencelik bir hikâye”, sadakatsizlik bir “deneyim ve masumane aşk”, yalan ise “cesur bir itiraf” gibi sunulmaktaçünkü. Oysa din, insanı sadece yaptığı eylemlerle değil; o eylemlerin topluma verdiği zararla da sorumlu tutar. İslam su-i zanna sebebiyet vermenin günah sınıfından bir çirkinlik olduğunu net şekilde ortaya koymuştur.(Hucurat suresi 12. Ayette)
Ayrıca Hz. Ömer (ra)’in“Kim kendini töhmet altında kalacak bir konuma sokarsa, kendisine suizanda bulunanları kınamaya hakkı yoktur.” sözü konumuza ışık tutmaktadır.
Umumi etki oluşturacak faktör ve cihazlarla bir yanlışın milyonlarca insana aktarılması, o yanlışa dolaylı bir davet anlamı taşır.Bu ise kişiye günaha ortaklık getirir. Bu yüzden azami dikkat etmek gerekir
Bir diğer önemli nokta da mahremiyetin değersizleşmesidir. Dini, aileyi, nikâhı ve özel hayatı korunması gereken kutsal alanlar olarak görür. Ekranlarda ise bu alanlar reyting uğruna teşhir edilmekte; özel olan, mahrem olan, saklı kalması gereken kamusal bir eğlenceye dönüştürülmektedir. Bu durum özellikle genç zihinlerde, henüz bomboş bir kayıt cihazı gibi beyin sahibi çocuklarda ahlaki sınırların bulanıklaşmasına yol açabilir.Hatta bu genç,körpe dimağlardaaçtığı yaralar vicdanları yakıp kavuracak boyuta çoktan ulaşıp kahreden örneklerini haber sayfalarına yığmakta.
Güncel Haber Bülteni
Ayrıca bu tip programlarla “herkes yapıyor”, “zaten yaygın” algısı oluşturularak günahın ağırlığı hafifletiliyor. Böylece Tövbe ve pişmanlık yerine, anlatma ve bunu umursamamateşvik edilmekte. Oysa dinin hedefi, hatayı parlatmak değil; ıslah etmektir. Kul ile Rabbi arasındaki bağı kurmak hasarlıysa onarmaktır.
Cürüm ve günahın alenileştirilmesi ahirette dahi zarara uğratacak bir olumsuz davranıştır. Şöyleki; Allah Teala ahirette bazı günahkâr kulları için dünyada yaptıkları küçük de olsa zatının hoşuna gidecek herhangi bir şeyi sebep kabul edip meleklerine emir buyuracak ve“-Ey meleklerim bu kulumun etrafına perde olunuz onun hesabını yalnız göreceğim.”diyecek, şayet kul dünyadayken günahına ortakçı ve anlatarak şahit tuttu ise, o şahitler itiraz edecekler biz şöyle şöyleşöyle yaptığına “kendi anlattı, aleni yaptı şahidiz” diye iddia edeceklerdir.Böylece o günahkâr ahiretteki hesabın tek görülüp günahın tek kalemde silinebilmesi mutluluğunu kaçırmış olacak.
Yani aldatma ve benzeri ahlaki kusurların medya yoluyla eğlence unsuru hâline getirilmesi, dini açıdan masum bir anlatım değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk ihlalidir.Kötü zanna sebebiyet vermektir. Kötülüğün yaygınlaştırılması, günahın aleni ve normal hale getirilmesidir.
Oysa Müminin duruşu, bu içerikleri sorgulamak, eleştirel bir bilinçle yaklaşmak ve kendi kalbini bu normalleştirme dalgasından korumaktır. Zira izlenen her şey, farkında olmadan kalpte bir iz bırakır. Kalbin zamanla rahatsız olmama ve kararmasına neden olur.
Unutmayalım ki, İslam insanı hatasız olmaya değil; hatasını yüceltmeden, kutsamadan haya duyaraktövbe ile arınmaya çağırır."
HABİBE ALPAY AYDIN/ MAAİLE DERGİSİ EDİTÖRÜ
(Yazının tamamını Maaile Dergisi'nden okuyabilirsiniz...)
Kaynak: Milli Gazete Haber Merkezi
Bu Bir İlandır


