Saadet Partisi lideri Arıkan, TBMM grup toplantısında iktidarın hukuk, ekonomi, kayyum, aile politikaları ve Gazze konusundaki tutumunu eleştirdi. “Türkiye yönetilemiyor” diyen Arıkan, “Türkiye’nin gündemi mutlak butlan değil; mutlak mutfaktır. Mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizliktir, mutlak enflasyondur” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye’nin adaletten ekonomiye, eğitimden dış politikaya kadar birçok alanda yönetilemediğini söyledi. Arıkan, iktidarın ve ortaklarının son dönemde yaptığı açıklamaların toplumdaki kaygıları gidermediğini, aksine artırdığını belirtti.

Arıkan, konuşmasına “Türkiye yönetilemiyor” sözleriyle başladı. Yargının siyasete, bütçenin faize, dış politikanın ise Trump’a teslim edildiğini savunan Arıkan, enflasyonun TÜİK’e, ailenin RTÜK’e, emeklinin açlığa, gençlerin umutsuzluğa, üreticinin bankaya, çiftçinin ise borç sarmalına teslim edildiğini ifade etti.
Saadet Partisi lideri, “Bu böyle gitmez. Bu düzen değişmek zorunda” dedi.
“İKTİDAR ORTAKLARININ KONUŞMALARI KAYGILARIMIZI ARTIRIYOR”
Arıkan, konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki açıklamalarına da değindi. Bahçeli’nin yaraları sarmak, birlik olmak ve ilişkileri onarmaktan söz ettiğini hatırlatan Arıkan, bu ifadelerin ardından “teslimiyet ya da pazarlık olmadığına” ilişkin vurgular yapılmasını dikkat çekici bulduğunu söyledi.
Arıkan, “Gerçekten güzel bir iş yapıyorsanız, samimiyseniz, kendinizden eminseniz; yaraları sarma, birlik olma, ilişkileri onarma beyanının ardından niçin tüm bunların teslimiyet ya da taviz olmadığını açıklama ihtiyacı hissediyorsunuz?” diye sordu.
Sürecin muğlak ve müphem olduğunu savunan Arıkan, “İktidarın ve iktidar ortaklarının sürece dair yaptıkları konuşmalar, maalesef sürecin muğlaklığını ve müphemliğini gidermiyor, tam tersine kaygılarımızı artırıyor” ifadelerini kullandı.

“KEYFİ SALIVERMELERİ VE TUTUKLAMALARI HUKUK KAPSAMINDA GÖRMEYİZ”
Arıkan, birlik ve çözüm söylemlerine karşı olmadıklarını ancak bunun hukuk dışı uygulamalarla aynı anda yürütülmesine itiraz ettiklerini belirtti.
Saadet lideri, “Kimse bizden bir elde tutulan gazlı bezle yara sarıyormuş gibi yapılırken, diğer elde tutulan falçata ile faça atılan bir sürece ortak olmamızı beklemesin” dedi.
Arıkan, çifte standart içeren uygulamalara “hak ve adalet” denilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kimse bizden keyfilik içeren özgürlükleri ve kısıtlamaları, keyfilik içeren salıvermeleri ve tutuklamaları hukuk kapsamında görmemizi beklemesin.”

“BAHAR HAKKI YENENLERE DOKUNSUN”
Karar'ın haberine göre, Mahmut Arıkan, Bahçeli’nin Hıdırellez mesajına da göndermede bulundu. Bahçeli’nin “Bahar milletimizin gönlüne dokunsun” dileğini hatırlatan Arıkan, iktidara seslenerek baharın yalnızca sembolik mesajlarla değil, mağduriyetleri giderecek adımlarla anlam kazanacağını söyledi.
Arıkan, “Bahar yalnızca dağların doruklarına, ovaların yeşiline, bahçelerde açan çiçeklere değil; mağduriyetlerinin giderilmesini bekleyen KHK’lılara, Barış Akademisyenlerine, kayyım atanan belediyelere, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezaevinde tutulan Can Atalay’a, Tayfun Kahraman’a, AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş’a, işçi haklarını savunduğu için tutuklanan Mehmet Türkmen’e, kesinleşmiş yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan gazetecilere ve belediye başkanlarına da dokunsun” dedi.
“ÇÖZÜME DEĞİL, KAPALI KAPILAR ARDINDAKİ PAZARLIĞA İTİRAZIMIZ VAR”
Arıkan, Saadet Partisi’nin çözüme karşı olmadığını ancak çözüm süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülmesine karşı çıktığını söyledi.
“Biz çözüme değil; çözümün kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılmasına itiraz ediyoruz” diyen Arıkan, hak ve özgürlüklerin kişiye özel statülerle değil, gerçek anlamda hukuka riayet edilerek sağlanabileceğini vurguladı.
Arıkan, mevcut yaklaşımın ne “terörsüz Türkiye”yi ne de “yaşanabilir Türkiye”yi inşa edebileceğini savundu.
“KAYYUM UYGULAMASI DEMOKRASİNİN HANGİ STATÜSÜ?”
Konuşmasında kayyum uygulamalarını da eleştiren Arıkan, Türkiye’de antidemokratik bir süreç yaşandığını söyledi. Kişilere özel statü arayanların, milletin oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının statüsünü yok saydığını belirtti.
Arıkan, tutuklanan, görevden alınan veya yerine kayyum atanan belediye başkanlarının seçim bölgelerinde yaklaşık 40 milyon seçmen bulunduğunu söyleyerek, “Türkiye’nin neredeyse yüzde 60’ı seçtiği, oy verdiği belediye başkanı tarafından yönetilmiyor” dedi.
Yolsuzluk ve ahlaksızlığa göz yumulmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, buna rağmen kayyum uygulamasının istisna olmaktan çıkıp yeni yönetim biçimine dönüştüğünü savundu.
“TMSF tarafından kayyumla yönetilen şirket sayısı 1314’e ulaşmış durumda”diyen Arıkan, “Bu kayyum uygulaması, demokrasinin hangi statüsü?” diye sordu.
“TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ MUTLAK BUTLAN DEĞİL, MUTLAK MUTFAKTIR”
Arıkan’ın konuşmasındaki en dikkat çeken başlıklardan biri CHP kurultayı ve “mutlak butlan” tartışmaları oldu. İktidar medyasının sürekli bu konuyu işlediğini söyleyen Arıkan, Türkiye’nin gerçek gündeminin hayat pahalılığı olduğunu belirtti.
Saadet lideri, “Türkiye’nin gündemi mutlak butlan değil; mutlak mutfaktır. Mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizlik, mutlak enflasyondur” dedi.
Arıkan, iktidarın süreci statüyle, enflasyonu TÜİK’le, aileyi RTÜK’le, siyaseti ise yargıyla dizayn etmeye çalıştığını savunarak, “Bu millete en büyük kötülüğü yaparsınız, yapmayın” ifadelerini kullandı.
“ÜÇ ÇOCUK YAPIN DEMEKLE OLMUYOR”
Aile ve nüfus politikalarına da değinen Arıkan, doğum hızındaki düşüşün ciddi bir beka sorunu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile ve nüfus meselesine dair açıklamalarını hatırlatan Arıkan, söylem düzeyinde kaygının yüksek olduğunu ancak politikaya gelindiğinde samimiyet olmadığını savundu.
Arıkan, “Bu meselede samimiyet, üç çocuk yapın demekle değil; gençlerin evlenebileceği, ailelerin çocuk büyütebileceği, kadınların annelik ile çalışma hayatı arasında ezilmediği bir düzen kurmakla ölçülür” dedi.
Türkiye’de aileyi tehdit eden en büyük unsurların kira, fatura, çarşı-pazar, okul masrafı, güvencesiz iş ve borçla başlayan hayat olduğunu belirten Arıkan, “Aileyi tehdit eden en büyük şey; sürekli uyaran ama çözüm üretmeyen vizyonsuz iktidardır” diye konuştu.
“AİLE KAMPANYAYLA GÜÇLENMEZ”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açıkladığı vizyon belgesine de değinen Arıkan, aileyi korumak için açıklanan 15 maddenin en başına üç temel başlık eklenmesi gerektiğini söyledi.
Arıkan’a göre bu üç başlık “enflasyonla etkin mücadele, üretim ekonomisi ve refahın adil paylaşımı” olmalı.
Saadet lideri, “Eğer bu üç maddeyi en başa koymazsanız, aileyi kurtaramazsınız”dedi.
Nisan ayı enflasyon rakamlarına da dikkat çeken Arıkan, bebek bezinden mamaya, okul masrafından temel ihtiyaçlara kadar her kalemde fiyatların hızla arttığını söyledi.
BDDK verilerine atıf yapan Arıkan, takipteki kredi miktarının son bir yılda yüzde 98 arttığını, tüketici kredilerinde yüzde 79, KOBİ kredilerinde ise yüzde 118 artış yaşandığını belirtti. Arıkan, “İnsanımız ya borçla yaşıyor ya da borcunu ödeyemiyor” dedi.
“GAZZE BARIŞ KURULUNUZA NE OLDU?”
Arıkan, konuşmasında Gazze ve Sumud Filosu’na yönelik müdahaleye de geniş yer ayırdı. Gazze ablukasını delmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu katılımcılarını selamlayan Arıkan, İsrail’in uluslararası sulardaki müdahalesine sert tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanlığı’nın olayı “korsanlık eylemi” olarak nitelendirmesini yetersiz bulan Arıkan, bunun yalnızca geçiştirme olduğunu söyledi.
Arıkan, müdahalenin Tel Aviv’e 1 saat 40 dakika uçuş mesafesinde, yaklaşık 1000 kilometre uzaklıkta gerçekleştirildiğini, ilk kez askeri filo kullanıldığını belirtti. 7 askeri fırkateyn, 1 askeri denizaltı ve çok sayıda SİHA’nın yelkenli gemilere karşı kullanıldığını ifade etti.
Arıkan, iktidarın ortak olduğu “Gazze Barış Kurulu”nu da eleştirerek, “Bu kurul Gazze’de barış değil, Akdeniz’de işgal kuruludur” dedi.
“CİRMİNİZ KADAR YER YAKARSINIZ”
Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bir ittifak oluştuğunu savunan Arıkan, Yunanistan, İsrail, Fransa, Güney Kıbrıs ve ABD’nin aynı eksende buluştuğunu söyledi.
İktidardan “Eyy” diye başlayan nutuklar değil, caydırıcı ve cesur adımlar beklediklerini ifade eden Arıkan, Yunanistan’a da seslendi:
“En son İngiltere’ye, Fransa’ya güvenerek kurduğunuz hayaller Dumlupınar’da kâbusunuz olmuş, Ege’nin soğuk sularında son bulmuştu. Sakın ha aynı hayale kanmayın, aynı hataya düşmeyin. Yoksa sonuç sizin için daha hüsran olur. Cirminiz kadar yer yakarsınız.”
“TAM ANLAMIYLA BİR ÇÖKÜŞ YAŞIYORUZ”
Konuşmasının son bölümünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Arıkan, Türkiye’nin yolsuzluk, yoksulluk, hukuksuzluk, güvensizlik, kayırmacılık ve belirsizlikten oluşan bir “altıgene” sıkıştığını söyledi.
Arıkan, “Tam anlamıyla bir çöküş yaşıyoruz” diyerek, iktidarın sürekli özeleştiri yaptığını ancak değişim üretmediğini savundu.
“Sorundan dert yakınan ile sorunu çözmesi gereken partiler aynı yerde duruyor”diyen Arıkan, ülkeyi 25 yıldır yönetenlerin sorunları yalnızca anlatmakla yetinemeyeceğini söyledi.
“MİLLETİMİZ OH BE DİYECEK”
Arıkan, konuşmasını değişim ve umut mesajıyla tamamladı. Saadet Partisi’nin kadrolarının ve projelerinin hazır olduğunu belirten Arıkan, 86 milyon insanın huzurla “oh be” diyeceği bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.
Arıkan, “Mülakatı kaldıracağız; gençlerimiz oh be diyecek. Haksız vergileri kaldıracağız; esnafımız oh be diyecek. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alırken, emeklimiz torununa harçlık verirken, asgari ücretlimiz birikim yaparken, kadınlarımız güvenle yaşarken, çocuklarımız okul bahçelerinde hayallerini konuşurken oh be diyecek” ifadelerini kullandı.


