Kürtler, ABD ve İsrail’in Paralı Askerleri Değildir
Kürtler, emperyalizmin piyonu değil, bölgenin kadim ve onurlu bir parçasıdır. Ortadoğu coğrafyası uzun süredir ABD ve İsrail’in işgal, soykırım ve sömürü politikalarının yarattığı ağır sonuçları yaşıyor.
ABD ve İsrail’in, Kürtleri bölgedeki bu kirli hesaplarının bir parçası hâline getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bazı Kürt partileri bu kirli planı reddetse de, ABD ve İsrail’in Kürtleri İran’a karşı bir “kara gücü” olarak kullanmayı planladığı, Trump’ın Kürt liderlerini telefonla araması ve “İran’a karşı savaşmaları iyi olur” sözleriyle açığa vurmuştur.
ABD ve İsrail’in, BOP ve Arz-ı Mevud hedefleri doğrultusunda Suriye’den sonra İran’a yönelik başlattığı savaşta, Kürtleri sahaya sürme çabası başarılı olursa, Kürtler açısından tarihin acı sayfalarına bir yenisini eklemiş olacaktır.
ABD ve İsrail emperyalist güçlerinin “vaatler ve silahlar” üzerinden kurduğu bu denklem, Kürtler için bir kurtuluş ya da bağımsızlık yolu değil; büyük bir siyasi ve askerî intihar olacaktır.
Kürt Tarihin Acı Arşivi ve ABD’nin İhanet Kronolojisi
Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerinden İran’a yapılan saldırılara İran’ın karşılık vermesi ve ABD’nin Körfez ülkelerini savunmak yerine sadece İsrail’in savunmasını önemsemesi bir kez daha göstermiştir ki, “ABD ile iş tutanın sonu hüsrandır” sözü, Orta Doğu’da kanla yazılmış bir gerçektir. Bu Kürt halkı için de yaşanan bir gerçektir.
Kürt halkı, ABD ve diğer Batılı güçlerin kendi çıkarları bittiğinde müttefiklerini nasıl bir kenara ittiğini şu örneklerle acı bir şekilde tecrübe etmiştir:
• 1975 Cezayir Anlaşması: Molla Mustafa Barzani liderliğindeki hareket, ABD ve İran (Şah dönemi) tarafından desteklenmişti. Ancak Irak ile İran anlaştığı anda ABD desteğini bir gecede kesti.
• 1991 Körfez Savaşı sonrası: ABD, Kürtleri Saddam’a karşı ayaklanmaya teşvik etti; ancak operasyon bittiğinde onları helikopter saldırıları ve göç yollarıyla baş başa bıraktı. Halepçe faciası yaşandı.
• 2017 Bağımsızlık Referandumu: Kuzey Irak’ta yapılan referandumda “arkandayız” imajı veren ABD ve Batı ile Türkiye’nin tepkisi, Kürt yönetimini bir anda yalnızlığa mahkûm etmiştir.
• 2011–2026 Suriye süreci: Suriye’nin kuzeyinde PYD üzerinden kurulan ortaklığı, ABD’nin her defasında kendi küresel çıkarları, iş birlikçi yeni Suriye yönetimi, Türkiye ile ilişkileri ve enerji koridorları doğrultusunda Kürtleri yalnız bıraktığı ve onları bölgesel düşmanlıkların hedefi hâline getirdiği bir süreç ile bitmiştir.
Emperyalizmin “Fırsat” Gördüğü Zemin
Dünyanın dört bir yanındaki sömürü düzenini kaosla besleyen ABD, bölgenin devletsiz ama en dinamik ve en kalabalık nüfusuna sahip olan Kürtleri, özgürlükleri için değil; Orta Doğu’yu dizayn etmek için bir “aparat” olarak gördüğü bilinmelidir.
İç Cepheyi Güçlendirmek Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
Kürtlerin yaşadığı Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri; kendi içlerinde birlik ve beraberliği güçlendirerek ve adalet gereği Kürtlerin insani ve İslami haklarını vererek emperyalizmin bu “fitne zeminini” ellerinden almalıdır.
Bölgemizdeki barışın sağlanması, ABD ve İsrail’in silah desteklerinde değil; bin yıldır birlikte yaşanan halkların hak, hukuk, adalet ve eşitlik temelinde beraber yaşaması, ABD ve İsrail’in yayılmacı ve sömürü politikasına karşı beraber mücadele etmesidir.
Bu ülkeler, Kürt halkının insani ve İslami haklarını bir pazarlık konusu değil, aynı dine inanmış halklar olarak ümmet şuuru ile bir kardeşlik ve adalet gereği olarak görmelidir. Bu dört Müslüman ülke, Rum 22. ve Hucurat 13. ayeti kerimeler açık ve net iken, nasıl olurda yine Müslüman olan Kürt halkının haklarını inkar eder, öteki görür ve onları asimile etmeye çalışır?
Gerçek Kardeşlik, Barış, Birlik, İç Cephenin Güçlendirilmesi İçin Atılması Gereken Temel Adımlar
Her dört ülkede de;
-
Kürt halkının, kimlik, ana dilde eğitim ve kültürel haklarının tanınması ve anayasal güvence altına alınması,
-
Kürtçenin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesi,
-
İnkar, asimilasyon ve güvenlikçi politikalardan vazgeçilmesi,
-
Eşit vatandaşlık ve adil temsil zemininin oluşturulması, Kürt halkının iradesine saygı duyulması.
-
Kürtler de yaşadıkları ülkelerde, bölme, şiddet ve terör olaylarında uzak durması, emperyalist ülkelerle işbirliği yapmaması, her türlü hak arayış mücadelelerini yasalar çerçevesinde ve meşru yollardan yapmalıdır.
Bu hakların verilmesi bölünmeyi getirmez; aksine birlik ve beraberliği güçlendirir ve dış güçlerin suistimal edebileceği zemin ortadan kaldırılır.
Hak, hukuk, adalet ve kendi vatandaşıyla barışık bir devlet, emperyalizmin en büyük korkusudur.
Kürtler; aşiret aklıyla kısa hesaplar peşinden koşarak ABD, İsrail ve iş birlikçi Batı’nın paralı askeri ya da vekil gücü olmak yerine; yaşadıkları ülkelerin asli ve kurucu unsuru olarak, devlet aklıyla uzun vadeli hesaplar yapmalı; meşru yollarla mücadele ederek onurlu ve güvenli bir gelecek inşa etmelidir.
Unutulmamalı ki, her türlü inkar, baskı, yasak ve şiddet; birliği, bütünlüğü ve barışı değil bölünmeyi ve ayrılığı besler, dış mihraklara müdahale zemini oluşturur. Herkesin hakkına kavuşması ise, birlik ve beraberliği, barış ve huzuru sağlar.
Gerçeklerle yüzleşmek çözüm getirir, gerçeklerden kaçınmak ise kaos üretir.
Vesselam.