İTAAT KİME, NEYE VE NE İÇİN?

İtaat kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kimi için boyun eğmektir, kimi için zayıflık.

Oysa itaat, körü körüne teslimiyet değil; hakka, iyiliğe ve düzene bilinçli bir yöneliştir. İtaatin değeri, kime ve neye yöneldiğiyle ölçülür.

Zulme itaat edilmez. Çünkü zulüm, insanın fıtratına da vicdanına da aykırıdır. Zalime itaat edilmez; zira zalime verilen her destek, haksızlığın ömrünü uzatır. Kötüye yönlendiren, insanı özünden uzaklaştıran, onurunu ve ahlakını zedeleyen çağrılara itaat edilmez.

İtaat, insanı yücelten bir erdemdir; küçülten bir zincir değil.

PEKİ KİME İTAAT EDİLİR?

Her şeyden önce Allah’a (C.C.). Çünkü mutlak doğruluk, adalet ve merhamet O’ndadır. O’na itaat, kula kulluktan kurtulmanın adıdır. İnsan, Yaradan’a yöneldiğinde başka hiçbir gücün karşısında eğilmek zorunda kalmaz. Bu itaat, insanın hürriyetini elinden almaz; aksine onu heva ve hevesin, nefsin ve başkalarının baskısından özgürleştirir.

Anne ve babaya hürmet edilir. Bu, sadece bir gelenek değil; insan olmanın gereğidir. Hayatın ilk öğretmenleri olan ebeveynlere saygı, insanın kökleriyle bağını korumasıdır. Elbette bu hürmet, yanlışta ısrarı desteklemek anlamına gelmez. Ama hayır dualarını almak, gönüllerini incitmemek, ses tonunu yumuşatmak bir erdemdir.

Eşe itaat değil; sevgi, sadakat ve şefkat esastır. Evlilik bir üstünlük yarışı değil, bir yol arkadaşlığıdır. Orada tahakküm değil, karşılıklı anlayış vardır. İtaat kavramı sevgiyle yoğrulmadığında kırılganlaşır; oysa şefkatle beslenen bir ilişki, taraflarını güçlendirir.

Çocuklara gelince… Onlar birer emanet ama aynı zamanda birer bireydir. Onlardan körü körüne itaat beklemek yerine, doğruyu seçebilecek bir vicdan kazandırmak gerekir. Merhametli bir rehberlik, baskıcı bir disiplinden çok daha etkilidir. Çocuğa düşünmeyi öğretmek, onu hayata hazırlamaktır. Çünkü asıl hedef, itaat eden değil; doğruyu idrak eden bir insan yetiştirmektir.

Yaşlıya merhamet ve hürmet edilir. Zamanın omuzlarına yüklediği yorgunluğu anlamak, insanlığın gereğidir. Dün güçlü olanın bugün desteğe ihtiyaç duyması, hayatın döngüsüdür. Bu döngüyü unutmayan, yarın kendisine de merhamet kapısını aralar.

Zorbaya itaat edilmez mesela. Hırsıza, arsıza, hak gasp edene itaat edilmez. Çünkü itaat etmek, itaat edilene meşruiyet kazandırır. Yanlışa gösterilen her sessizlik, onu besler. İnsanın susmaması gereken yerler vardır; gerektiğinde itaat etmeyerek de dik bir duruş sergilenir.

Demek ki mesele, itaat etmek ya da etmemek değildir. Mesele, itaatin yönüdür. Hak olana yönelen itaat erdemdir; batıla yönelen itaat zillet. İnsan, vicdanını rehber edindiğinde kime itaat edeceğini de kime karşı duracağını da bilir.

Gerçek itaat, insanı küçültmez. Aksine onu ahlakla büyütür. Çünkü itaat, doğru yerde bir teslimiyet; yanlış yerde asi bir direniş bilincidir. İnsan, sadece Hakk’a itaat ettiğinde gerçekten özgür olur.

Dr. Meryem ÇILDIR