Seslerden Bir Ses

M. Rüştü Çalıkoğlu: Merhaba, Fikirlerime ev sahipliği yapmayı kabul eden ve bana kapılarını açan Meridyen Haber'e teşekkür ederek başlayayım.

GÜNCEL 09.02.2020, 15:45
Seslerden Bir Ses

Kargaşanın hakim olduğu, bizi hayata demir çıpalarla bağladığını zannettiğimiz temel değerlerin sarsıldığı, dostun dosta, babanın oğluna, kardeşin kardeşine, komşunun komşuya zarar verdiği, toplumun tüm kareleri ile sapır sapır döküldüğü, mozayiğin çatladığı, cehaletin eğitimli olmaktan yeğ olduğu, yalakaların artık utanmak zorunda kalmadığı, devletin tüm organları ile partili bir pelteye dönüştüğü garip zamanlardan geçiyoruz.

Sorgulayan ve bağımsız düşünceye sahip her hangi bir insanın yaşananlara isyan etmeyle, her şeyi boş vermeyi aynı anda yaşayabildiği garip zamanlar. Kalıp mücadele etmeyle, gidip huzur arama arzusunun aynı anda yanıp sönebildiği zamanlar. İnsanlar bulup konuşabilmeyle, insanlardan kaçıp sessizce duvarları seyretme isteğinin birbiriyle çelişmediği zamanlar.

Şimdi klavyenin başına geçtiğim şu anda kullandığım yazılımın hemen solunda eski notlara kaydı gözüm. Eylül 2015'te şimdi hatırlamadığım bir sebeple not ettiğim bir cümle ilişiyor gözüme:

"Kim yazı yazmak ister ki? Her türlü değerin ayaklar altına alındığı, insanların insanların yüzüne bakamaz hale geldiği, kimin kime inanacağını bilemediği böyle bir dönemde."

                                  

Dedim ya garip zamanlar diye! Neden bu notu düştüğümü hatırlamasam da, geçen beş koca yıl içinde onlarca yazı yazdığımı, üç farklı blog yayınlayarak kendimi ifade etmeye çalıştığımı biliyorum.

Peki, böyle yeni bir mecrada yazmaya nereden başlamak lazım. Her şeyin alt üst olduğu bir dönemde ışığa ulaşmak için yıkıntıların arasından nasıl bir yol izleyebilirim veya izleyebiliriz.

Bu aşamaya kadar zaten kararmış olan ruhunuzu daha da karartmış olmalıyım. Zira yazarken ben de böyle hissettim. Ama yazar sonunu kestiremese de karanlıkta el yordamıyla ilerlerken bile uzakta hayal meyal seçilen bir ışığı takip eder. Gelin beraber yıkıntıları sağa, sola çekmeye yolumuzu yavaş yavaş açmaya başlayalım.

Her şeyden önce şunu bilmemiz lazım ki, yaşadığımız bu kötülükler ilk kez yaşanmıyor. Bugüne kadar bulunan en eski insan iskeleti 315 bin yıl öncesine gidiyor (https://tinyurl.com/yxwze9yf). Adem ne zaman yaşamıştı bilemiyoruz ama şimdiki bulgulardan yola çıkarak bir varlık olarak ortaya çıkmanıza kadar neredeyse 10 bin neslin geçtiğini, 10 bin erkek, 10 bin de kadın atanızın bu dünyadan gelip geçtiğini söyleyebiliriz.

Doğasındaki standart ve verili karakteri sebebiyle ağırlıklı olarak kötü olan insanın, yüzbinlerce yıl boyunca defalarca tekrarladıklarından başka bir şey yaşamıyorsunuz. Ve her birimizin yüreğinin en derinine gömülü iyilik ve kötülük arasında yaşanan mücadele de yeni değil. Mücadelenin eski olduğunu anladıktan sonra bilmemiz gereken neden bu mücadelenin tarafı olmamız gerektiği.

Ve bilmemiz gereken bir diğer gerçek ise, tartışılmaz bir şekilde mutlak ve değişmez olarak kabul ettiğiniz hiç bir şeyin öyle olmadığı. Evet, tarih kendini sürekli tekrarlarmış gibi görünür ama bu zamanın akıp giden sularının yönünü değiştiremeyeceğimiz anlamına gelmez. 10 bin neslin her bir birinin kendi doğrularını, değerlerini ve ideallerini baştan şekillendirdiğidir.

Açıkça söylemek lazım ben de yaşadığım onca kötülükten sonra, "bu milletten adam olmaz" noktasına geldim. Ama en başta söylediğim gibi çelişkiler krallığının küçük bir yurttaşı olarak aynı anda hep bir şeylerin "değiştirilebileceğine" de inandım.

Yaşamın büyük öğreticiliği altında, adam yerine koyduklarımın ruhlarındaki acziyetin ürettiği kötülüğü görmesem, duygu coşkunluğu ile söylev atanların sıradanlığını anlamasam, sosyal medya teknolojileri sayesinde suskun cahillerin sessizliğinin hiç bir erdem içermediğini fark etmiş olmasam, gelişmeleri için emek sarf ettiğim onlarca insanın ürkek suskunluğunda insanın güdülebilirliğini tecrübe etmiş olmasam "Ne çok şey kaybederdim".

Kültürel ve folklorik değerlerin mutlaklığının bir serap olduğunu yaşamadan nasıl anlayabilirdim? Veya hayatım boyunca insan doğasının çıplak vahşiliğine karşı içgüdüsel olarak hissettiklerimin, şecaat arz eden merd-i kıptiler tarafından ispatlanmasını tecrübe etmesem, masallar üzerine kurulu kısa varlığımı nasıl tartıp, gerçek ağırlığını ölçebilirdim.

Eğer, kıymetli yayıncılarım katlanabilirlerse ben buradan bir yolculuğa çıkacağım. Bildiklerimden çok bilmediklerimin, idrak  edebildiklerimden çok anlam veremediklerimin sarıp sarmaladığı bilincimin bir ömür biçilen hakk-ı hayatının akıp gittiği bu karanlık tünelde, atalarımın yüzbinlerce yıldır yaptığı gibi "anlamı" ve "doğruyu" bulmaya çalışacağım.

Bütün kutsanmışlıklardan arındıracağım zihnimi, hakikati arama yolunda deri kementlerle bağlayan kurgulanmış ve geçici değerlerin bağından serbest bırakmaya çalışacağım. hiç bir üst değerin benim korumama ihtiyaç duymadığı ve eksik insan tarafından üretilmiş hiç bir üst değerin "savunma psikolojisi" ile avukatlığına soyunmayacağım bir yolculuk olacak bu.

Ömrüm kısa ve bu gariplikler ülkesinde yaşadıklarımdan da öğrendiğim üzere, düşünmek ve tartmak için bana tanınan süre hızla geçip gidiyor. Çılgın akan nehirde zar zor tutunduğu dalı öylece bırakıp, tutunacak yeni bir dalı bir daha nerede ve ne şekilde bulacağını bilmeden kendini akıntıya bırakan bir maceraperest gibi. 

Şahsen, yalnız çıktığımı düşündüğüm bu yolculukta, en baştan söyleyeyim, söylediklerimin çoğunu beğenmeyeceksiniz. Hatta kuvvetle muhtemeldir ki bana çok kızacaksınız. Sizi baştan anlıyor olacağım, bir zamanlar bazı şeylerin "avukatlığına" soyunmaya ve "öteki" saydıklarına karşı çoğu kurgudan ibaret bu şeyleri korumayı bir amaç zanneden eski benliğin izlerini hala zihninde ve gönlünde taşıyan bir insan olarak.

Çatışmanın hakikatin kendisinden daha çok keyif verdiği, gırtlağına kadar çamur dolu pis bir çukurda bir avuç çamur için alt alta, üst üste boğuşan bir toplumun kenara çekilmiş ve bulandıkları çamurdan kimin kim olduğunun seçilemediği ve az önce ayrıldığı bu garip insan yığınına şaşkınlıkla bakıp, çukurdan nasıl çıkabileceğini düşünmeye başlamış bir insan olarak.

Doğrusu anlaşılmayı beklemiyorum, toplumsal determinist bir insan olarak. Kenardan olasılıkları fısıldayan kısık bir ses olarak.

Sabrınızın ve hoş görünüzün izin verdiği köşeye kadar!

M. Rüştü Çalıkoğlu

Yorumlar (0)
25
açık
Namaz Vakti 27 Temmuz 2021
İmsak 03:58
Güneş 05:46
Öğle 13:16
İkindi 17:12
Akşam 20:35
Yatsı 22:16
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü