TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu açıklanmasının ardından gözler yasal düzenlemelere çevrilirken, diğer yandan PKK terör örgütünün silahları teslim edip etmeyeceği konusuna, teslim ettiği takdirde nasıl bir mekanizmanın bunu denetleyeceği sorusuna çevrildi.
Yurt Partisi Genel Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan komisyonun çalışmalarını ve hazırlanan raporu YENİÇAĞ’a değerlendirdi. Tantan, kurulan komisyonu ve çalışmalarını, “Komisyonun toplanış amacı ve sürecin kendisi büyük bir siyasi gaflettir. Komisyon, görünen yüz ama arkasındakileri görmek gerekir. Aslında bu sorunun yanıtını seçimden hemen sonra küçük iktidar ortağı ‘umarım Türkiye değişmez’ diyerek ortaya koymuştu. En tehlikeli cümle ‘umarım Türkiye değişmez’ denilmesidir” sözleriyle değerlendirdi.
Sadettin Tantan, terör örgütünün silah bırakma denetim mekanizmasına ilişkin ise “AKP iktidarı sıfır terörle devraldı. Şu anda ise gündeme gelen meseleler akla mantığa sığmıyor. Şu anda sınırlarımız içinde değil Suriye’deki terör unsurlarının varlığı ülkemiz ve bölge için tehdittir. Türkiye’nin tek başına bu unsurları temizleyecek gücü vardır ve bunu icra etmelidir. Mekanizma ve denetim tamamen Türkiye’nin kontrolünde ve katkı sunabilecek başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ile olabilir” değerlendirmesini yaptı.
Sadettin Tantan, YENİÇAĞ’ın sorularını şöyle cevaplandırdı;
-Yeniçağ: TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ve komisyonda oy çokluğuyla kabul edilen raporu genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Saadettin Tantan: Komisyonun Türkiye’ye katkısına ve zararına bakmak lazım. Komisyonun Türkiye’ye ne katkısı oldu? Bir katkı görünmüyor ama etnik ayrımcılığı zihinlere aktarması büyük bir zarara yol açabilecek tehlikedir. Rapor bakımından ise ; bir defa komisyon ne amaçla toplanmıştı ne sonuç çıktı sorusunu yanıtlamak gerekir. Umut hakkı doğrudan telaffuz edilmeyerek tepkilerin azaltılmak istendiği anlaşılıyor. Ben bu komisyonu “Gönüllü Yenilgi Komisyonu” olarak tanımlamıştım. Türk Milleti sahada kaybetmeden masada yenik düşürülmek isteniyor. Komisyonun özü budur.
-Yeniçağ: Raporda Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı ve geleceği açısından en tehlikeli cümle veya cümleler nelerdir?
Saadettin Tantan: Komisyonun toplanış amacı ve sürecin kendisi büyük bir siyasi gaflettir. Komisyon görünen yüz ama arkasındakileri görmek gerekir. Aslında bu sorunun yanıtını seçimden hemen sonra küçük iktidar ortağı “umarım Türkiye değişmez” diyerek ortaya koymuştu. En tehlikeli cümle “umarım Türkiye değişmez” denilmesidir.
-Yeniçağ: Raporda Türkiye modeli nitelemesiyle ortak bir yaklaşım kabul edildi ve asgari müşterek değil azami yaşam zemini hedefi dile getirildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde İçişleri Bakanlığı yapan bir isim olarak bu tanımlamaya ne anlam veriyorsunuz? Daha önce bu ifadeleri karşılayacak bir yaklaşım yok muydu? Böyle bir tanımlamayla ve Türkiye modeli ile hedeflenen sizce nedir?
Saadettin Tantan: Söylem düzeyinde dinleyenlere hoş gelebilecek hedefler ama içi dolu değil. Şu anda Türkiye’de etnik kökeni nedeniyle ayrımcılık yaşayan kimse yok. Eczaneye, hastaneye, okula , AVM’ye, çarşı pazara gittiğinizde etnik ayrımcılık var mı? Yok. “Türk Milleti” kavramı tüm ifadeleri kapsamaktadır, bu topraklarda yaşayanların onurla, gururla sahiplenmeleri gereken kavram budur.
-Yeniçağ: TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, raporun af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak durduğunu belirtti. Bu sözde süreç dikkat ile incelendiğinde PKK teröristlerine af getiriyor mu?
Saadettin Tantan: Bunu Meclis’te göreceğiz. Ancak; toplumun böyle bir affı kabullenmeyeceğini herkes biliyor.
-Yeniçağ: PKK ,sizce silah bıraktı mı, eğer bırakmadığı konusunda düşünceniz varsa bırakacağına inanıyor musunuz?. Bu mekanizma nasıl kurulacak ve denetimi nasıl yapılacak?
Saadettin Tantan: Suriye’de bölücü terör örgütü silah bırakmadığı için Suriye Ordusu, Türkiye’den destek alarak bazı sahalarda temizlik yaptı ama bu yeterli değil. Terör örgütünün siyasi bir zemine çekilmek yani meşrulaşmak istemesine izin verilmemelidir. AKP iktidarı sıfır terörle devraldı. Şu anda ise gündeme gelen meseleler akla mantığa sığmıyor. Şu anda sınırlarımız içinde değil Suriye’deki terör unsurlarının varlığı ülkemiz ve bölge için tehdittir. Türkiye’nin tek başına bu unsurları temizleyecek gücü vardır ve bunu icra etmelidir. Mekanizma ve denetim tamamen Türkiye’nin kontrolünde ve katkı sunabilecek başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ile olabilir.
-Yeniçağ: Sözde süreç sonunda yeni anayasa çalışmaları başlar mı, bebek katili Öcalan’ın sözde süreç içindeki yerini nasıl tarif ediyorsunuz? Bu doğrultu da yeni anayasa yazımı söz konusu olursa terör örgütü elebaşının bu süreçte yerini nasıl tarif edersiniz?
Saadettin Tantan: Anayasa değişikliği meselesi AKP’nin iktidarda olduğu her dönemde gündeme geldi. 1982 Anayasası 1987, 1993, 1995, 1999, 2001, 2002, 2004 (iki kez), 2007, 2008, 2010, 2011, 2017 olmak üzere toplam 19 kez değişti. Bu kadar sık değişikliğin bir gereği olmadığı da zaman içinde anlaşıldı. Yeni Anayasa veya Anayasa’da değişiklik gündeme yine gelecektir ama halkın gündeminde Anayasa yok, halkın gündemi geçim derdi. Terörist başını sürece dahil ve ortak etmek isteyenler bunun olamayacağını biliyor. Zemin yokluyorlar. Türk Milleti buna izin vermez.
-Yeniçağ: Medine İslam devleti kuruluş felsefesine ilişkin olarak sosyal medya paylaşımından yaptığınız paylaşımın içeriğini biraz daha açar mısınız?
Saadettin Tantan: Peygamber Efendimiz tarafından 622 yılında kurulan Medine İslam Devleti’nin temelinde Medine Sözleşmesi’ne taraf olmak esas alınmıştır. Bunun bugünkü teknik karşılığı Anayasa’dır. O dönemde hiçbir etnik ayrım gözetilmemiştir. Bunun da günümüzdeki karşılığı “millet olma” vasfıdır ki bu da Cumhuriyet’in kurucu felsefesiyle benzerlik taşımaktadır. Eğer etnik ayrımcılığa yol açabilecek bir düzenleme yaparsanız bu hem İslam tarihine hem de Cumhuriyetin kurucu felsefesine aykırı olur. Bunun ekranlarda konuşulması gerekir.
-Yeniçağ: Başlatılan bu yeni sözde sürecin sonuçları bölgesel ve küresel anlamda nasıl sonuçlar ortaya koyacaktır sizce?
Saadettin Tantan: İktidar kendi siyasi ömrünü uzatarak iyi yaptığına inanıyor ama yanılıyor. Bu süreç etnik ayrımcılığı öne çıkardığı için orta ve uzun vadede ülkeye zarar getirecektir. Osmanlı’da Rum isyanlarını ilk başlatan kişi “Osmanlı Dünya’nın en güzel devleti” diyen Velestinli Rigas’tı. Bunun arkasında o dönem Rus Amiral Orlov kardeşlerin olduğu ortaya çıkmıştı. Rigas’ın ölümünden belki on yıllar sonra Yunanlar Osmanlı’ya isyan ederek ayrıldı. Bu süreç bölgeye küresel güçlerin etnik ayrımcılığı körüklemesine zemin yaratır.
-Yeniçağ: PKK-YPG’nin elindeki silahların İran’a PKK’nın İran kolu PJAK’a gittiği iddia edildi, bu iddianın doğruluğu sizce nedir?
Saadettin Tantan: Bunu istihbarat birimleri mutlaka takip ediyordur. Türkiye’de dönemsel siyasi zafiyet olsa da devlet aklı hiçbir zaman kaybolmaz.
Kaynak: Yeniçağ / Fatih Erboz
Bu Bir İlandır





