Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR

Arıkan, Türkiye'nin eğitimden tarıma, dış politikadan adalete kadar uzanan sorunlarını gündeme getirdi. İktidarın politikalarını eleştiri oklarının hedefine oturtan konuşmanın satır başları şöyle:

Whatsapp Image 2026 10 14 At 12.09.24

1. GİRİŞ

  • Milletin sesini duyurmak, hakkını savunmak ve yarınlarına sahip çıkmak amacıyla bir kez daha Gazi Meclis'te bulunulduğu belirtilmiştir.

  • Milletten alınan güç ve taşınan sorumluluğun bilinciyle söz söylemeye devam edileceği vurgulanmıştır.

2. HALK TV’YE OPERASYON

  • Sabahın erken saatlerinde Halk TV’ye yapılan operasyona değinilerek, iddiaların araştırılmasına ve suçun üzerine gidilmesine kimsenin itirazı olmadığı ifade edilmiştir.

  • Cevdet Yılmaz'ın fon soruşturmasında adı geçenler için hatırlattığı "lekelenmeme hakkı"nın muhalif sesler için neden geçerli olmadığı sorgulanmıştır.

  • İktidara Türkiye'yi germeme ve ülkeyi her sabah yeni bir krize uyandırmama çağrısı yapılmıştır.

3. CUMHURBAŞKANLIĞI YARGI MAKAMI DEĞİLDİR!

  • Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılık hadisesi olarak nitelendirilen fon vurgununda, iktidar kanadından gelen "Liste Cumhurbaşkanının önünde" açıklaması eleştirilmiştir.

  • Hukuk devletinde listenin Cumhurbaşkanının değil, yargının önünde olması gerektiği ve Cumhurbaşkanlığının bir yargı makamı olmadığı vurgulanmıştır.

4. PARAYI İADE ETMEK, ADALETİ İADE ETMEZ!

  • Fon vurgununda paralar iade edilse bile milletin kırılan adalet duygusunun hangi IBAN'a yatırılacağı ve devlete duyulan güvenin hangi dekontla geri getirileceği sorulmuştur.

  • "Kimse görmezse devam, ortaya çıkarsa iade" anlayışının hangi EFT ile temizleneceği sorgulanmıştır.

  • Parayı geri vermenin banka hesabını kapatabileceği ancak milletin vicdanındaki hesabı kapatmayacağı belirtilmiştir.

5. 131 FONDA YAŞANANLAR, DİĞER FONLAR İÇİN DE BİR UYARI OLMALIDIR!

  • Gündemi meşgul eden 131 fonun, AK Parti yönetimindeki usulsüzlük ve denetimsizlik yüzünden sistemin taşınamaz hale gelmesiyle patladığı ifade edilmiştir.

  • Tasfiye edilen fonların işlemlerinde de sorumluluk üstlenen bir kamu bankasının bünyesindeki iki yatırım fonunun incelendiği açıklanmıştır.

  • Bu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğu ve bu süreçte fonların değerinin yaklaşık dört katına yükseldiği kaydedilmiştir.

  • Daha sonra bir fondaki yatırımcı sayısının 14 bin 500'ü aştığı, fiyatlar yükselince milyarlarca liralık para çıkışı olduğu ve sadece bir fonda giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla para çıktığı aktarılmıştır.

  • Yatırımcıların bir bölümü bile parasını çekmek istese kaybın çok yüksek olabileceği belirtilerek; SPK, ilgili kamu bankası yönetimi ve ekonomi yönetimine benzer riskli fonların ve para çıkışlarının araştırılıp araştırılmadığı sorulmuştur.

  • Yeni bir kriz yaşanmadan bugünden tedbir alınması gerektiği ve yapılan açıklamaların bir suçlama değil, açık bir erken uyarı olduğu vurgulanmıştır.

Arıkan’dan Yemen Için Ankara’da Diyalog Masası Çağrısı “Türkiye Yemen’de Barışın Tesisine Öncülük Etmeli” (3)

6. MİLLETE ÜRETİM, KENDİLERİNE 3 F!

  • AK Parti'nin yönetim anlayışının "Fon, Faiz, Fırsat" (3F) olduğu, millete üretimi anlatırken kendilerinin finansal getiriyi tercih ettikleri belirtilmiştir.

  • Fon krizinde iktidar partisinin eski ekonomi bakanı ile ticaret bakanının paralarını fona yatırdığının ortaya çıktığı ifade edilmiştir.

  • Esnafa, sanayiciye ve gençlere yatırım ile girişimciliği öğütleyenlerin kendilerinin paradan para kazanmayı seçtiği "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı" sözüyle eleştirilmiştir.

  • İktidardakilerin hesap bakiyesi büyüyünce ülkenin büyümediği; Türkiye'nin ancak tezgâh çalışırsa, fabrika üretirse ve gençler iş bulursa büyüyeceği kaydedilmiştir.

7. YENİ “EV GENCİ” RAKAMLARI

  • Türkiye'de bir tarafta parasını değerlendirecek fon arayanlar varken, diğer tarafta diplomasını değerlendirecek iş bulamayan gençler olduğu vurgulanmıştır.

  • OECD'nin son raporuna göre Türkiye'nin "Ev Genci" oranında 38 ülke arasında birinci sırada olduğu ve 18-24 yaş arası gençlerin üçte birinin ne okuduğu ne de çalıştığı açıklanmıştır.

  • Bakanlar değişse ve programlar açıklansa da durumun her yıl kötüye gittiği belirtilerek, gençlere yalnız olmadıkları ve hayallerinin peşinden koştukları bir Türkiye'nin inşa edileceği sözü verilmiştir.

8. HANGİ ADALETİ ANLATTINIZ?

  • Fon vurgununun gölgesinde, 70'ten fazla ülkeden katılımcıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı ve iktidar temsilcilerinin hangi adaleti anlattığı sorulmuştur.

  • Türkiye'nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 143 ülke arasında 118’inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde 182 ülke arasında 124’üncü ve 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada olduğu hatırlatılmıştır.

  • Zirveye gelen misafirlere Türkiye'nin bu tablosunun ve Ankara 2 No’lu Baro’nun referans sisteminin gösterilip gösterilmediği sorgulanmıştır.

9. BARO’NUN REFERANS SİSTEMİ

  • Ankara 2 No’lu Baro Başkanı'nın televizyon ekranlarında "Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük, bakanlık bir ayrıcalık tanıdı, 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık" diyerek ayrıcalıkla övündüğü aktarılmıştır.

  • Adalet Bakanlığına bu ayrıcalığı kimin, hangi yetkiyle tanıdığı ve hâkim-savcı olmak için hukuk bilmenin mi yoksa doğru kişiyi bilmenin mi gerektiği sorulmuştur.

  • Adaletin zirvelerden ve saraylardan mahkemelere indirilmesi gerektiği, adaletin zirvesinin en güçlü kişinin bile hâkim karşısında ayrıcalıksız durduğu yer olduğu ifade edilmiştir.

10. TEK PARTİ, İKİ TÜRKİYE

  • 25 yıldır Türkiye'yi tek başına yöneten iktidarın sadece yaptığı yolların, kurduğu üniversite binalarının ve inşa ettiği devasa adalet saraylarının konuşulmasını istediği belirtilmiştir.

  • Bunların yanı sıra yolsuzlukların, diplomalı işsizler ordusunun, ev gençlerinin, "sarayın adaletinin", kişiye göre işleyen hukukun, bir tweetle tutuklanan gazetecilerin ve şafak operasyonuyla basılan TV kanallarının da konuşulacağı vurgulanmıştır.

11. BAYRAK HEPİMİZİN, İKTİDAR SİZİN!

  • Eleştiriler karşısında iktidarın "Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet" söylemini kullandığı, oysa milletin hiçbir ferdinin bu ortak değerlerle bir derdi olmadığı ifade edilmiştir.

  • Milletin asıl probleminin "tek parti iktidarıyla" olduğu belirtilmiştir.

12. BİR YANDA SEFAHAT, BİR YANDA SEFALET!

  • Tek parti iktidarının ortaya çıkardığı iki Türkiye fotoğrafının bir tarafında hisse senedi peşinde koşanlar, sefahat içinde yüzenler ve "fonzadeler" varken; diğer tarafında borç senedi peşinde koşanlar, sefalet içinde yaşama tutunmaya çalışanlar ve "fonzedeler" olduğu kaydedilmiştir.

  • Ülkenin bir avuç mutlu azınlığa ve rant çetesine teslim edilmeyeceği, bu iki farklı Türkiye tablosunun yırtılıp atılarak herkes için adil bir yaşam inşa edileceği vurgulanmıştır.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 12.09.23 (1)

13. ENFLASYONDA TARİHİ BAŞARI!

  • Türkiye'nin gıda enflasyonunda dünyada dördüncü sıradan beşinci sıraya gerilediği, ancak bunun iktidarın çabasıyla değil, Suriye'deki yüksek enflasyon nedeniyle Suriye'nin dördüncü sıraya yerleşmesiyle gerçekleştiği ifade edilmiştir.

  • TÜİK'e göre yıllık gıda enflasyonu %27,62 iken; markette son bir yılda bir paket makarnanın %170 (13 TL'den 35 TL'ye), 5 kilo unun %95 (100 TL'den 195 TL'ye), 1 litre sütün %124 (29 TL'den 65 TL'ye), 1 kilo çayın %100 (155 TL'den 310 TL'ye) ve 1 kilo zeytinin %56 (320 TL'den 500 TL'ye) zamlandığı açıklanmıştır.

  • Bu sepetin yıllık fiyat artışının TÜİK'in gıda enflasyonunun neredeyse üç katına çıkarak %79 olduğu, emeklinin maaşını TÜİK rakamlarına göre alıp alışverişini market fiyatlarına göre yaptığı belirtilmiştir.

14. MAHMUT AKŞİT’E TEŞEKKÜR

  • TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit'in, yabancı elektrikli araçların taşıdıkları kamera, sensör ve veri toplama sistemleri nedeniyle savunma sanayinin stratejik tesislerine alınmadığına yönelik açıklaması kıymetli bulunmuştur.

  • Millî güvenliğin veriyi, teknolojiyi ve dijital egemenliği korumayı da kapsadığı belirtilerek, bu tedbiri alan Akşit'e ve savunma sanayisi çalışanlarına teşekkür edilmiştir.

15. HÜDAYİ VAKFINA TEŞEKKÜR

  • Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın toplumsal çürümeye, yolsuzluğa, kayırmacılığa, denetimsizliğe ve kul hakkı ihlaline karşı yaptığı açık ve samimi açıklamadan duyulan memnuniyet dile getirilmiştir.

  • Siyasetin ve günlük tartışmaların ötesinde ahlaki bir sorumluluğu hatırlatan ve toplumun vicdanına tercüman olan vakfa teşekkür edilmiştir.

16. DÜNYADA PARADİGMA DEĞİŞİYOR

  • Dünyanın büyük bir değişimden geçtiği ve yaşanan her gelişmeyle yeni bir paradigmanın oluştuğunun idrak edildiği belirtilmiştir.

  • Bu kapsamda son dönemde gündeme gelen Mekke Anlaşması üzerinde dikkatle durulması gerektiği ifade edilmiştir.

17. GELECEK SÖZLÜ GÜVENCELERLE KURULMAZ

  • Mekke Anlaşması'nın savunma amaçlı olduğu ve Yemen'e saldırı harekâtı yapılmayacağı yönündeki sözlü güvencelerin yeterli olmadığı; devletin geleceğine dair kararların açık hükümler, belirlenmiş sınırlar ve hukuki denetimle güvenceye alınması gerektiği vurgulanmıştır.

  • Anlaşmanın arkasında Amerika'nın bölgesel hesaplarının olup olmadığı ve anlatılanlarla Washington'da planlananların ne ölçüde örtüştüğü sorulmuştur.

  • Azerbaycan'daki başörtüsü zulmü dile getirildiğinde rahatsız olan parti sözcüsünün ve hükümetin, Trump'ın Türkiye ve Mehmetçik hakkındaki hadsiz açıklamalarına daha ne kadar sessiz kalacağı sorgulanmıştır.

18. KORE’DEN DERS ALMAK!

  • 14 Ekim 1950'de ilk askerî birliklerin Kore'ye ayak basmasının 76. yıl dönümü olduğu hatırlatılarak, askerlerin kahramanlığının yanı sıra onları o savaşa gönderen siyasi kararların değerlendirilmesi ve geçmişten ders çıkarılması gerektiği belirtilmiştir.

  • Dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’a atfedilen "Türk askerinin 23 sente mal olduğu" sözünün hiçbir zaman unutulmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 12.09.23 (2)

19. MİLLETİN EVLATLARI SAVAŞIN MALİYET KALEMİ DEĞİLDİR!

  • İktidara Anadolu'nun evlatlarını belirsiz hedefler ve ucu açık taahhütlerle karşı karşıya bırakmama, atılacak her adımın amacını ve sınırlarını açıkça ortaya koyma ve Meclis'ten atılan imzaları saklamaktan vazgeçme çağrısı yapılmıştır.

  • Milletin evlatlarının hayatına fiyat biçtirilmemesi ve hayatlarının her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulması gerektiği kaydedilmiştir.

20. ÖNCELİKLE YEMEN İÇ SAVAŞI ÇÖZÜLMELİDİR

  • Yemen'deki iç savaş çözülmeden yalnızca savunma anlaşmaları üzerinden kalıcı bir istikrar sağlanabileceğini düşünmenin doğru olmayacağı ifade edilmiştir.

  • Öncelikle kardeş Yemen halkının yaşadığı sorunların çözümüne odaklanılması gerektiği belirtilmiştir.

21. ANKARA'DA YEMEN DİYALOG MASASI KURULMALIDIR

  • Türkiye'nin öncülüğünde Ankara'da; Yemen'deki ilgili tarafların bir araya geldiği, bölge ülkelerinin katkı sunduğu ve İslam dünyasından gözlemcilerin katıldığı diplomatik bir "Yemen Diyalog Masası" kurulması teklif edilmiştir.

  • Türkiye'nin diplomatik birikimiyle arabuluculuk sorumluluğu üstlenmesi gerektiği belirtilerek, 56 yıllık Millî Görüş Hareketi olarak Yemen'de barışın tesisine katkı sunmaya hazır olunduğu açıklanmıştır.

22. TÜRKİYE ÇÖKÜYOR

  • Türkiye'de binaların, borsaların, eğitim sisteminin, ekonominin, futbolun ve medyanın çöktüğü; 100 yıllık Cumhuriyet ile binlerce yıllık devlet geleneğinin ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya olduğu vurgulanmıştır.

  • Bir binanın temeli ve kolonlarıyla ayakta durduğu, kolonları kesilen bir binanın ayakta tutulamayacağı ifade edilmiştir.

23. TAŞIYICI KOLONLAR

  • İktidarın ülkenin taşıyıcı kolonları olan adalet (haklıyı değil güçlüyü koruyan düzen), ahlak (emanet yerine menfaat, liyakat yerine iltimas), millî ve manevi değerler ile üretim (alın teri yerine fonlar) kolonlarını kestiği belirtilmiştir.

  • Tüm bunların üzerine bir de "itibar" diye kaçak kat çıkıldığı ifade edilerek, temeli sarsılmış ve kolonları kesilmiş bir binanın ne kadar ayakta kalabileceği sorulmuştur.

24. BİZ ÇÖZECEĞİZ!

  • Yapılan uyarıların milleti korkutmak veya umutsuzluk yaymak için değil, görülen tehlikeyi haber vermek için yapıldığı belirtilmiştir.

  • Bir inşaat mühendisi olarak bu binanın temelini, kaçak katlarını ve hangi kolonlarının zayıflatıldığını bildiklerini ifade eden Arıkan; adalet, ahlak, millî-manevi değerler ve üretim kolonlarını yeniden güçlendireceklerini vurgulamıştır.

  • Ortak evimiz olan Türkiye'yi ne terk edeceklerini ne de yıkmak isteyenlere müsaade edeceklerini belirterek, milletle birlikte sorumluluk almaya ve çözüm üretmeye hazır olduklarını kaydetmiştir.

ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ

"Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri;

Milletimizin sesini duyurmak,

Hakkını savunmak

Yarınlarına sahip çıkmak için bir kez daha Gazi Meclisimizdeyiz.

Sözümüzü, milletimizden aldığımız güçle,

Taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle söylemeye devam ediyoruz.

1. HALK TV’YE OPERASYON

Sözlerimin hemen başında;

Bu sabah Halk TV’ye yönelik yapılan operasyona değinmek istiyorum.

Yine sabahın erken saatleri,

Yine bir basın kuruluşuna operasyon!

Elbette iddialar araştırılacak, varsa suçun üzerine gidilecek…

Buna kimsenin bir itirazı yok!

Ancak, geçtiğimiz günlerde Sayın Cevdet Yılmaz, fon soruşturmasında adı geçenlerin lekelenmeme hakkını hatırlatmıştı.

Çok doğru!

FON SORUŞTURMASINDA ADI GEÇENLERİN LEKELENMEME HAKKI VAR DA, MUHALİF SESLERİN YOK MU?

Buradan iktidara sesleniyorum:

TÜRKİYE’Yİ GERMEYİN!

TÜRKİYE’Yİ HER SABAH YENİ BİR KRİZE UYANDIRMAYIN!

2. CUMHURBAŞKANLIĞI YARGI MAKAMI DEĞİLDİR!

Değerli arkadaşlar,

Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılık hadisesi olan FON VURGUNUNDA,

İktidar kanadından yapılan açıklamaları büyük bir titizlik ve şaşkınlıkla takip ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta şöyle bir başlık duyduk:

“Liste Cumhurbaşkanının önünde.”

Arkadaşlar!

· Burası bir hukuk devleti değil mi?

· Bu ülkenin Anayasası yok mu?

· Bu ülkenin savcısı, hâkimi yok mu?

Eğer burası bir hukuk devletiyse

-ki iktidar mensupları bunu sık sık dile getiriyorlar-

LİSTE, CUMHURBAŞKANININ ÖNÜNDE DEĞİL,

YARGININ ÖNÜNDE OLMALIDIR!

Zira; Cumhurbaşkanlığı,

yargı makamı değildir!

3. PARAYI İADE ETMEK, ADALETİ İADE ETMEZ!

Değerli arkadaşlar;

Öte yandan sorgulamamız gereken başka şeyler de var…

Diyelim ki paralar iade edildi…

Peki;

· Milletin kırılan adalet duygusunu

HANGİ IBAN’A yatıracaksınız?

· Devlete duyulan güveni

HANGİ DEKONTLA geri getireceksiniz?

· “Kimse görmezse devam, ortaya çıkarsa iade” anlayışını

HANGİ EFT ile temizleyeceksiniz?

Bu millet, evladının geleceğinden kısarak biriktirdiği parayı kaybetti.

Şimdi parayı geri verip, bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi davranamazsınız!

Parayı geri vermek banka hesabını kapatabilir.

AMA MİLLETİN VİCDANINDAKİ HESABI KAPATMAZ!

4. 131 FONDA YAŞANANLAR, DİĞER FONLAR İÇİN DE BİR UYARI OLMALIDIR!

Değerli arkadaşlar,

Türkiye’nin bir aydır gündemini meşgul eden bu 131 fon

-aslında-

sistemin taşınamaz hale gelmesi neticesinde patlayan fonlardır.

AK Parti yönetimindeki;

Usulsüzlüğün ve denetimsizliğin en bariz örnekleri oldular.

Biz bu 131 fonu tartışırken,

Acaba:

SPK’nin yine görmezden geldiği,

Yine manipülasyonların döndüğü,

Yine tüyo alanların-tüyo verenlerin olduğu

Milleti mağdur edebilecek başka fonlar var mı diye düşünmeden edemiyoruz...

Bakınız;

Bir bankanın bünyesindeki iki yatırım fonunu inceledik…

Üstelik bu BİR KAMU BANKASI!

Bu kamu bankası,

bugün tasfiye edilen fonların işlemlerinde de sorumluluk üstlenen bir banka!

Bu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca İKİŞER YATIRIMCI bulunuyor.

Dikkatinizi çekiyorum: sadece iki yatırımcı!

Ve bu süreçte fonların değeri yaklaşık DÖRT KATINA yükseliyor.

Ardından fonlara yeni yatırımcılar katılıyor.

Bir fondaki yatırımcı sayısı, bir bakıyorsunuz 14 bin 500'ü aşmış.

Fonların fiyatları yüksek seviyelere ulaşınca

milyarlarca liralık para çıkışı gerçekleşiyor.

Sadece bir fonda,

-yüksek fiyat döneminde-

giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla para çıkıyor!

Sonuçta;

Vatandaşın ekranında milyarlarca lira olarak görünen bir yatırım var,

ANCAK;

YATIRIMCILARIN BİR BÖLÜMÜ BİLE PARASINI BU FONDAN ÇEKMEK İSTESE, KAYIP ÇOK AMA ÇOK YÜKSEK OLABİLİR!

Şimdi bunları niçin anlatıyoruz:

Amacımız kimseyi peşinen suçlamak değil…

Ama ortada -yine-

görmezden gelinemeyecek rakamlar,

cevaplanması gereken sorular ve çok ciddi riskler var.

Buradan;

Sermaye Piyasası Kuruluna, ilgili kamu bankasının yönetimine ve ekonomi yönetimine sesleniyorum:

· 131 fon hakkında işlem yaparken,

benzer riskleri taşıyan başka fonları da

incelediniz mi?

· Milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara yapıldığını,

araştırdınız mı?

· Yeni bir fon krizinin yaşanmayacağını

garanti edebiliyor musunuz?

Yarın bir gün, yeni bir mağduriyet yaşanırsa,

kimse çıkıp da "Haberimiz yoktu, görmedik, bilmiyorduk" demesin!

Biz bugün buradan uyarıyoruz.

Bu bir suçlama değil, açık bir erken uyarıdır!

131 FONDA YAŞANANLAR, DİĞER FONLAR İÇİN DE BİR UYARI OLMALIDIR!

Biz, yeni bir kriz yaşandıktan sonra sorumluları aramak istemiyoruz.

BUGÜNDEN TEDBİR ALINMASINI İSTİYORUZ!

5. MİLLETE ÜRETİM, KENDİLERİNE 3 F!

Değerli arkadaşla;

Tüm bunlar;

AK Partinin yönetim anlayışını bir kez daha ortaya koydu…

Ak Partinin yönetim anlayışı 3F’den ibaret?

FON – FAİZ – FIRSAT!

Millete anlattıkları ekonomide ÜRETİM var.

Kendi tercihlerinde ise FİNANSAL GETİRİ var!

Bu fon krizi bir gerçeği daha ortaya çıkardı:

İktidar partisinin, eski ekonomi bakanı parasını fona yatırmış.

Ticaret bakanı parasını fona yatırmış.

Esnafa; “İşini büyüt”,

Sanayiciye; “Yatırım yap”,

Gence; “Girişimci ol” diyorsunuz…

Peki kendiniz hangi yolu seçiyorsunuz?

Paradan, para kazanmayı…

Atalarımız ne güzel söylemiş:

“ELE VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR SALKIMI!”

Millete, üretimin riskini, kendinize finansal getiriyi uygun gören bir anlayışla

bu ülke nasıl kalkınacak?

Şunun iyi bilinmesini isterim:

KİMSENİN MEŞRU TASARRUFUNA İTİRAZIMIZ YOK.

Ama millete gösterdiğiniz yola ÖNCE KENDİNİZ GÜVENECEKSİNİZ

Bu güzel ülkenin geleceği;

AK Partinin 3F’sine teslim edilemez!

Çünkü;

İktidardakilerin hesap bakiyesi büyüyünce Türkiye büyümüyor!

TÜRKİYE;

· TEZGÂH ÇALIŞIRSA,

· FABRİKA ÜRETİRSE,

· GENÇLER İŞ BULURSA BÜYÜYECEKTİR!

6. YENİ “EV GENCİ” RAKAMLARI

Evet!

Bir ülke, gençleri ürettikçe büyür…

Ancak görüyoruz ki;

Türkiye’de

Bir tarafta;

PARASINI DEĞERLENDİRECEK fon arayanlar,

Diğer tarafta;

DİPLOMASINI DEĞERLENDİRECEK iş bulamayanlar var…

OECD’nin son raporuna göre;

Türkiye, Ev Genci oranında

38 ÜLKE ARASINDA BİRİNCİ SIRADA!

Ülkemizde 18-24 yaş arasındaki pırlanta gibi gençlerimizin

üçte biri ne okuyor ne de çalışıyor!

Arkadaşlar;

Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Bu ülkede milyonlarca genç;

· Sabah kalktığında gidecek bir işi olmadan yaşıyor,

· Emek verecek bir imkân bulamadan yaşıyor,

· Geleceğine dair bir plan kuramadan yaşıyor!

Bu kürsüden yıllardır uyarıyoruz!

iktidar ne yaparsa yapsın, bu gidişatın önüne geçemiyor!

BAKANLAR DEĞİŞİYOR, PROGRAMLAR AÇIKLANIYOR, HEDEFLER İLAN EDİLİYOR…

ANCAK HER YIL DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDİYOR…

Buradan genç kardeşlerime bir kez daha seslenmek istiyorum:

Sevgili gençler;

Biliyorum çok yoruldunuz.

Biliyorum, emeklerinizin karşılığını alamamaktan, geleceğinizi düşünürken kaygılanmaktan yoruldunuz.

Ancak şunu bilmenizi isterim;

ASLA YALNIZ DEĞİLSİNİZ!

Sizin sesiniz olmaya, hakkınızı savunmaya, hayallerinizin önündeki engelleri kaldırmak için mücadele etmeye devam edeceğiz!

Göreceksiniz,

GENÇLERİN EVDE BEKLEDİĞİ DEĞİL,

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞTUĞU BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİZ!

7. HANGİ ADALETİ ANLATTINIZ?

Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri;

Milletin vicdanında bunca soru cevap beklerken Türkiye,

70’ten fazla ülkeden katılımcıyla Uluslararası Adalet Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı.

Sayın Cumhurbaşkanı ve iktidar temsilcileri ADALET üzerine konuştu.

Şimdi bizler;

bu fon vurgunun gölgesinde gerçekleşen zirve hakkında iktidara şunu soruyoruz;

O KÜRSÜDE HANGİ ADALETİ ANLATTINIZ?

Türkiye;

· 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci,

· 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124’üncü,

· 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada!

Ali Babacan'dan Fon Soruşturmasında Liste Çağrısı: ''Kim Kimmiş Herkes Öğrensin''
Ali Babacan'dan Fon Soruşturmasında Liste Çağrısı: ''Kim Kimmiş Herkes Öğrensin''
İçeriği Görüntüle

Çok ilginç değil mi?

İktidar:

· Hukukta 118.

· özgürlükte 163. Sırada…

· AMA ADALET KONUŞULACAĞI ZAMAN KÜRSÜDE EN ÖNDE…

Hakikaten sormak lazım:

Türkiye’nin bu tablosunu 70 ülkeden gelen misafirlere gösterdiniz mi?

Mesela konuklarınıza, Ankara 2 No’lu Baro’nun referans sisteminden bahsettiniz mi?

8. BARO’NUN REFERANS SİSTEMİ

Ankara 2 No’lu Baro Başkanı, televizyon ekranlarında ne diyor:

“Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük.

Bakanlık bir ayrıcalık tanıdı.

70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık.”

Hukuk Fakültesi mezunları atamalarda adalet beklerken, BARO başkanı ayrıcalıklarla övünüyor!

ANTALYADA ZİRVEDE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ GÜZEL GÜZEL ANLATIYORSUNUZ;

AMA EKRANLARDA REFERANSIN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ ANLATIYORSUNUZ!

Adalet Bakanlığımıza soruyoruz:

· Bu ayrıcalığı kim, hangi yetkiyle tanıdı?

· Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu bilmek gerekiyor,

Yoksa doğru kişiyi mi bilmek gerekiyor?

Bu açıklamanın gereğini yapın, atama süreçleri nasıl işliyor kamuoyuna açıklayın!

Adaleti;

Zirvelerden, lansmanlardan, saraylardan mahkemelere indirin!

adaletin zirvesi;

EN GÜÇLÜ KİŞİNİN BİLE HÂKİM KARŞISINDA AYRICALIKSIZ DURDUĞU YERDİR

9. TEK PARTİ, İKİ TÜRKİYE

Değerli arkadaşlar;

Bu iktidar, 25 yıldır Türkiye’yi tek başına yönetiyor.

Dile kolay, tam çeyrek yüzyıl…

Elbette bu 25 yılda hiçbir şey yapmadılar demiyoruz.

· Mesela yol yaptılar…

Ama istiyorlar ki sadece yollar konuşulsun!

Biz de diyoruz ki: HAYIR!

Biz yolsuzlukları da konuşacağız!

· Çıkıp diyorlar ki:

“Her şehre üniversite kurduk…”

Evet, kurdunuz.

Hatta her şehre değil, neredeyse her ilçeye üniversite kurdunuz.

Ama biz üniversite binalarının sayısını değil,

Diplomalı işsizler ordusunu da, Ev gençlerini de konuşacağız.

· En önemlisi, çıkıp diyorlar ki:

“Avrupa’nın en büyük adalet saraylarını biz inşa ettik…”

Evet, devasa adalet sarayları inşa ettiniz.

Ama biz adalet sarayını değil,

Sarayın adaletini konuşacağız!

O devasa binaların içinde can çekişen adaleti,

Kişiye göre işleyen hukuku,

Bir tweetle tutuklanan gazetecileri konuşacağız!

Şafak operasyonu ile baskın yaptınız tv kanallarını konuşacağız.

10. BAYRAK HEPİMİZİN, İKTİDAR SİZİN!

Biz bunları söyleyince her fırsatta diyorlar ki:

“Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet.”

Bu değerlerle hiç kimsenin bir derdi yok!

Bu ay yıldızlı bayrak hepimizin bayrağıdır.

Bu vatan, aziz milletimizin ortak yurdudur.

Bu milletin hiçbir ferdinin

ne tek bayrakla, ne tek vatanla, ne de tek devletle bir problemi yok…

Ancaaak;

BU MİLLETİN,

TEK PARTİ İKTİDARIYLA PROBLEMİ VAR!

Çünkü bayrak hepimizin ama iktidar sizin,

İktidarda siz varsınız!

11. BİR YANDA SEFAHAT, BİR YANDA SEFALET!

maalesef tek parti iktidarı,

İKİ TÜRKİYE FOTOĞRAFI ortaya çıkardı.

Bu fotoğrafın

· bir tarafında HİSSE SENEDİ peşinde koşanlar,

diğer tarafında BORÇ SENEDİ peşinde koşanlar var.

· Bir tarafında SEFAHAT İÇİNDE YÜZENLER,

diğer tarafında SEFALET İÇİNDE YAŞAMA TUTUNMAYA çalışanlar var.

· Bir tarafında FONZADELER,

diğer tarafında FONZEDELER var!

Biz bu memleketi;

Bir avuç mutlu azınlığın, vurguncunun, rant çetesinin eline teslim etmeyeceğiz!

İKİ FARKLI TÜRKİYE TABLOSUNU YIRTIP ATACAĞIZ!

Bu ülkede herkes için eşit, adil ve onurlu bir yaşamı hep birlikte inşa edeceğiz!

12. ENFLASYONDA TARİHİ BAŞARI!

Bize birçok kez soruyorlar: “ bu iktidarın hiçmi başarısı yok?”

Olmaz mı elbette var!

İktidar kanadı, Fon vurgunuyla ile ilgilendiği için bu başarısını açıklayacak zamanı bulamadı.

Ama bizler onlar adına bu tarihi başarıyı açıklıyoruz;

Türkiye gıda enflasyonunda artık dünyada dördüncü değil,

TAM BEŞİNCİ SIRADA!

Gıda enflasyonuna bir sıra ilerledik.

İktidar,

bunun için büyük bir çaba sarf etti diyeceğim ama

maalesef durum öyle değil…

Suriye'deki yüksek seyreden enflasyon sebebiyle dördüncü sıraya Suriye yerleşti.

Yani orda bile iktidarın bir başarısı değil, Suriye’nin başarısızlığı var!

Peki sıralamada bir basamak gerileyince

vatandaşın mutfak masrafı azaldı mı?

Elbette hayır.

Nerden mi biliyoruz?

TÜİK’e göre yıllık gıda enflasyonu %27,62.

Peki markette son bir yılda fiyatlar nasıl değişti?

Gelin birlikte bakalım: (((Görsel)))

· Bir paket MAKARNA,

13 liradan 35 liraya çıkmış.

Artış %170!

· 5 kilo UN,

100 liradan 195 liraya çıkmış.

Artış %95!

· Bir litre SÜT,

29 liradan 65 liraya çıkmış.

Artış %124!

· Bir kilo ÇAY,

155 liradan 310 liraya çıkmış.

Artış %100!

· Bir kilo ZEYTİN,

320 liradan 500 liraya çıkmış.

Artış %56!

Bu sepetin son bir yıldaki fiyat artışı %79!

TÜİK’in açıkladığı gıda enflasyonunun neredeyse üç katı!

Ama;

Emekliye zam konusu gündeme gelince

%30’lardaki enflasyonu esas alacaksınız.

Emekli makarnayı, sütü, zeytini

TÜİK’in rakamlarıyla mı alıyor?

Emekli,

· maaşını TÜİK’in rakamlarına göre alıyor,

· Ama alışverişini marketin fiyatlarına göre yapıyor!

Çok laf söylemeye gerek yok!

İşte Türkiye’deki geçim krizinin özeti budur!

13. MAHMUT AKŞİT’E TEŞEKKÜR

Değerli arkadaşlar;

Buradan bir hak teslimini de yapmak istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü

Sayın Mahmut Faruk Akşit, son derece önemli bir açıklamada bulundu.

Yabancı elektrikli araçların, taşıdıkları kameralar, sensörler ve veri toplama sistemleri sebebiyle savunma sanayimizin stratejik tesislerine alınmadığını ifade etti.

Bu açıklamayı son derece kıymetli buluyorum.

Çünkü bugün millî güvenlik dediğimiz mesele,

yalnızca sınırlarımızı korumakla sınırlı değildir.

Verimizi korumak,

teknolojimizi korumak,

dijital egemenliğimizi korumak da millî güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu hassasiyeti ortaya koyan, muhtemel risklere karşı tedbir alan

Sayın Mahmut Faruk Akşit'e teşekkür ediyorum.

Kendisinin şahsında, ülkemizin teknolojik bağımsızlığı için emek veren

bütün mühendislerimize, bilim insanlarımıza ve savunma sanayisi çalışanlarımıza

şükranlarımı sunuyorum.

Millî güvenlik konusunda doğru yapılan her işin yanında duracak, hakkını da teslim edeceğiz.

Bizim meselemiz kimin yaptığı değil, Türkiye'nin ne kazandığıdır.

14. HÜDAYİ VAKFINA TEŞEKKÜR

Değerli arkadaşlar;

Bir hak tesliminde daha bulunmak, bir teşekkür daha etmek istiyorum.

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, dün;

toplumsal çürümeye ilişkin son derece önemli bir açıklama yaptı.

Yolsuzluğa, kayırmacılığa, denetimsizliğe, kul hakkının ihlal edilmesine karşı

açık ve samimi bir duruş ortaya koydu.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim:

Ben bu açıklamadan büyük bir memnuniyet duydum.

Bu meseleleri her gün dile getiren bir siyasi partinin

genel başkanı olarak değil!

Anadolu'nun değerlerini,

bu milletin, inancını ve ahlakını önemseyen

bir insan olarak memnuniyet duydum!

Hakkı kim söylerse söylesin, hakkını teslim etmek,

yanlışı kim yaparsa yapsın uyarmak!

Bizim bu topraklarda çok kıymetli bir geleneğimiz.

İşte Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın açıklamasında bu anlayışın sesini duyduk.

Toplumun vicdanına tercüman olan,

siyasetin ve günlük tartışmaların ötesinde bir ahlaki sorumluluğu hatırlatan bu açıklama için

kendilerine gönülden teşekkür ediyorum.

Biz inanıyoruz ki;

Bu ülkenin vicdanı, siyasi görüşlerden ve günlük hesaplardan çok daha büyüktür.

Ve bu vicdanın sesi ne kadar gür çıkarsa,

Türkiye'nin yarınlarına dair umudumuz da o kadar güçlenecektir.

Allah razı olsun.

Bu milletin vicdanını diri tutan bütün sesler var olsun.

15. DÜNYADA PARADİGMA DEĞİŞİYOR

Değerli arkadaşlar;

Dünya büyük bir değişimden geçiyor.

Dünyada artık yeni bir paradigmanın oluştuğunu,

yaşanan her gelişmeyle birlikte daha iyi idrak ediyoruz.

Bu çerçevede,

son dönemde gündeme gelen Mekke Anlaşması üzerinde dikkatle durmamız gerekiyor.

16. GELECEK SÖZLÜ GÜVENCELERLE KURULMAZ

Savunma amaçlı olduğu,

Yemen'e saldırı harekâtı yapılmayacağı açıklanıyor.

Bunlar önemli güvencelerdir…

Amaaa;

bir devletin geleceğine ilişkin kararlar yalnızca sözlü güvencelerle değil,

açık hükümlerle, belirlenmiş sınırlarla ve hukuki denetimle güvence altına alınmalıdır.

Bizim endişemiz burada başlıyor.

Çünkü bir felaketin önüne geçmek için en kıymetli zaman,

henüz o felaket yaşanmamışken sahip olduğumuz zamandır.

Savaşın dumanı yükseldikten,

şehirler yıkıldıktan,

çocuklar toprağa verildikten sonra yapılan muhasebenin bir kıymeti olmayacaktır…

O yüzden şimdi sormak zorundayız:

· Mekke Anlaşması'nın arkasında

Amerika'nın bölgesel hesapları var mı?

· Bize anlatılanlarla

Washington'da planlananlar ne ölçüde örtüşüyor?

· Irak'ı gördük, Suriye'yi gördük;

yıkılan şehirleri, dağılan ülkeleri, kaybolan nesilleri gördük…

Daha kaç ülkenin haritası değişmeli,

kaç annenin ocağı sönmeli ki

başkalarının savaş hesabıyla kendi güvenliğimiz arasındaki farkı anlayalım?

En önemlisi:

· Trump’ın Türkiye ve Mehmetçiğimiz hakkındaki hadsiz açıklamalarına

Hükümet daha ne kadar sessiz kalacak?

· Azerbaycan’daki başörtüsü zulmü dile getirildi diye rahatsız olan parti sözcünüz,

Trump’ın bu hadsizliklerine daha ne kadar sessiz kalacak?

17. KORE’DEN DERS ALMAK!

Bugünlerde;

İlginç ama bir o kadar da hikmetli bir tevafuk yaşıyoruz.

Bugün 14 Ekim.

Tam 76 yıl önce, 14 EKİM 1950’de;

İlk askerî birliklerimiz Kore’ye ayak basmıştı.

Anadolu’nun evlatları, evlerinden binlerce kilometre uzakta savaştı.

Kahramanca mücadele ettiler.

Onların cesareti ve fedakârlığı

milletimizin hafızasında müstesna bir yere sahip.

Bununla birlikte,

onları o savaşa gönderen siyasi kararları değerlendirmek

ve geçmişten ders çıkarmak da bizim sorumluluğumuzdur.

Dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’a atfedilen

“Türk askerinin 23 sente mal olduğu” sözünü hiçbir zaman unutmayalım.

18. MİLLETİN EVLATLARI SAVAŞIN MALİYET KALEMİ DEĞİLDİR!

Şimdi biz de iktidara açık bir çağrıda bulunuyoruz:

ANADOLU’NUN EVLATLARINI

BELİRSİZ HEDEFLERLE,

UCU AÇIK TAAHHÜTLERLE KARŞI KARŞIYA BIRAKMAYIN.

Atılacak her adımın;

· Amacını,

· Kapsamını

· Sınırlarını açıkça ortaya koyun. Meclis’ten attığınız imzaları saklamaktan vazgeçin

Türkiye’nin istikametini belirlerken

milletimizin iradesini ve ülkemizin güvenliğini esas alın.

BU MİLLETİN EVLATLARININ HAYATINA FİYAT BİÇTİRMEYİN!

Dün 23 sent hesabına yükselen itirazı bugün aynı sorumlulukla hatırlatıyoruz:

Milletimizin evlatlarının hayatı,

Her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulmalıdır!

19. ÖNCELİKLE YEMEN İÇ SAVAŞI ÇÖZÜLMELİDİR

Değerli arkadaşlar;

Bu noktada Yemen meselesine de özel olarak değinmek istiyorum.

Yemen'deki iç savaş çözülmeden,

yalnızca savunma anlaşmaları üzerinden

kalıcı bir istikrar sağlanabileceğini düşünmek doğru olmayacaktır.

Bugün bize düşen;

Kardeş Yemen halkının yaşadığı sorunların çözümüne odaklanmaktır.

20. ANKARA'DA YEMEN DİYALOG MASASI KURULMALIDIR

Bu noktada somut bir teklifimiz var.

Biz diyoruz ki;

Türkiye'nin öncülüğünde, Ankara'da bir “Yemen Diyalog Masası” kurulmalıdır.

Bu masa;

· Yemen'deki ilgili tarafların bir araya gelebildiği,

· Bölge ülkelerinin katkı sunduğu,

· İslam dünyasından gözlemcilerin de sürece dâhil olduğu,

· Kalıcı çözümün diplomatik yollarla arandığı

bir zemin olmalıdır.

Türkiye, sahip olduğu diplomatik birikimi ve bölgesel ilişkilerini kullanarak

Yemen'de arabuluculuk sorumluluğu üstlenmelidir.

Biz şuna inanıyoruz;,

Türkiye,

böyle bir girişime öncülük edebilecek tarihî ve diplomatik birikime sahiptir.

Üstelik bu meselede yalnızca devletlerin değil,

toplumların ve siyasi hareketlerin de barışa katkı sağlayabileceği alanlar vardır.

Biz de

56 yıllık Millî Görüş Hareketi olarak,

Yemen'de barışın tesis edilmesine katkı sunmaya hazırız.

21. TÜRKİYE ÇÖKÜYOR

Değerli arkadaşlar;

Bugün Türkiye'de nereye baksak bir “çöküş” görüyoruz…

Binalar çöküyor…

Borsalar çöküyor…

Eğitim sistemi çöküyor…

Ekonomi çöküyor…

Futbol çöküyor…

Medya çöküyor…

Dile kolay!

100 yıllık Cumhuriyetimiz…

Binlerce yıllık devlet geleneğimiz…

Bu büyük miras, bugün ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya!

Malumunuz;

bir bina, önce temeliyle, sonra kolonlarıyla ayakta durur.

Bir binanın kolonlarını keserseniz, o binayı ayakta tutamazsınız!

İşte bizim itirazımız da buna!

22. TAŞIYICI KOLONLAR

Bu iktidar, ülkenin taşıyıcı kolonlarını zayıflattı!

ADALET kolonunu kestiniz!

Haklıyı değil, güçlüyü koruyan bir düzen ortaya çıktı.

AHLAK kolonunu kestiniz!

Emanetin yerini menfaat, liyakatin yerini iltimas aldı.

MİLLÎ VE MANEVİ DEĞERLER kolonunu kestiniz!

Birlik ve beraberliğimizi, toplumsal dayanışmamızı zayıflattılar.

ÜRETİM kolonunu kestiniz!

Alın terinin yerine fonları koydular.

Ve bütün bunlar yetmezmiş gibi;

Üzerine bir de “İTİBAR” diye kaçak kat çıktılar!

Şimdi soruyorum:

Temeli sarsılmış,

Kolonları kesilmiş,

Üzerine kaçak katlar çıkılmış bir bina ne kadar ayakta kalabilir?

Biz kolonları kestiğiniz, kaçak kat çıktığınız için size muhalefet ediyoruz!

23. BİZ ÇÖZECEĞİZ!

Ancaaak!

Biz bunları milletimizi korkutmak için söylemiyoruz.

Umutsuzluk yaymak için söylemiyoruz.

Tehlikeyi gördüğümüz için söylüyoruz!

Ama;

HİÇ KİMSE MERAK ETMESİN!

HİÇ KİMSE UMUTSUZLUĞA KAPILMASIN!

BENDENİZ DE,

İNŞAAT MÜHENDİSİYİM!

Biz bu binayı tanıyoruz!

Bu binanın temelini biliyoruz!

Kaçak çıkılan katları biliyoruz!

Bu binanın hangi kolonlarının zayıflatıldığını biliyoruz!

BİZ BU BİNAYI ALLAH’IN İZNİYLE GÜÇLENDİRİRİZ!

Adalet kolonunu yeniden sağlamlaştırırız!

Ahlak kolonunu yeniden güçlendiririz!

Millî ve manevi değerlerimizi yeniden hayatın merkezine yerleştiririz!

Üretimi, emeği, alın terini yeniden ayağa kaldırırız!

Türkiye bizim ortak evimizdir!

BU EVİN TEMELİNDE BİNLERCE YILLIK TARİHİMİZ VAR!

BU EVİN HARCINDA ŞEHİTLERİMİZİN FEDAKÂRLIĞI VAR!

BU EVİN DUVARLARINDA MİLLETİMİZİN ALIN TERİ VAR!

BU EVİN HER KÖŞESİNDE İNSANIMIZIN HATIRASI, EMEĞİ, DUASI VAR!

BİZ BU EVİ NE TERK EDERİZ

NE DE YIKMAK İSTEYENLERE MÜSAADE EDERİZ!

Sorumluluk almaya,

Çözüm üretmeye,

Milletimizle birlikte yürümeye hazırız.

BİRLİKTE ÇALIŞACAĞIZ,

BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ.

Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum."

Kaynak: Milli Gazete Haber Merkezi

Bu Bir İlandır