'Devamlı Suyu Bulandıranlar'Demişti: Devlet Bahçeli’nin Tepkisi AKP'de 10 İsme mi? 'Devamlı Suyu Bulandıranlar'Demişti: Devlet Bahçeli’nin Tepkisi AKP'de 10 İsme mi?

Mavi Marmara davasında siyaseten dirayetli bir duruş sergilenseydi katil işgal ordusu bugün Gazze’de bu kadar rahat katliam yapamayacaktı.

İnsanlığın baş belası İsrail’in, uluslararası sularda insani yardım gemimize yaptığı baskınla 10 vatandaşımızı şehit ettiği Mavi Marmara katliamının üzerinden 14 sene geçti. Son 8 ayda Gazze’yi tarumar eden bozguncu İsrail aleyhine açılan mahkûmiyet davaları, hükümetin birtakım ekonomik anlaşmaları sonucu düşürülmüştü. Mavi Marmara davasında siyaseten dirayetli bir duruş sergilenseydi katil işgal ordusu bugün Gazze’de bu kadar rahat katliam yapamayacaktı. Mavi Marmara şehitlerimizden Cengiz Songür’ün oğlu olan Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür ve Mavi Marmara gazileri Medet Kan ile Ferdinaz Koyuncu, dünüyle ve bugünüyle Mavi Marmara sürecini Millî Gazete’ye anlattılar.

“DAVALARA SAHİP ÇIKILSA BUGÜNKÜ SOYKIRIM YAŞANMAZDI”

31 Mayıs 2010 tarihinde İsrail’in ablukası ve ambargosu altındaki Gazze’ye insani yardım götürürken uluslararası sularda saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisinde 10 vatandaşımız şehit edilmişti. Tarihi kan, zulüm ve terörle dolu olan İsrail’in Mavi Marmara’ya yönelik saldırısı, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının uluslararası girişimleriyle mahkemeye taşınmış, İsrailli katiller mahkûm edilmişti. 2016’da ise hükümetin İsrail’le anlaşması sonucu Mavi Marmara baskınının emrini veren Siyonist katillere yönelik mahkûmiyet kararı kaldırılmış, Mavi Marmara davası düşürülmüştü. Yazı dizimizin 1. bölümünde; Mavi Marmara şehitlerimizden Cengiz Songür’ün oğlu olan Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür ile, 14 yıl önce yaşananları ve Filistin topraklarında süregelen soykırımı konuştuk.

Muhammed Ali Gökmen'in yazı dizisi

Siyonist İsrail’in, Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine saldırısının 14’üncü yıl dönümündeyiz. İçerisinde, zulme sessiz kalmayan farklı milletlerden birçok insanın bulunduğu Mavi Marmara’da 10 Türk vatandaşımız vahşice şehit edilmişti. Yaşanılan bu kan dondurucu olayın ardından Türkiye’de İHH’nın başını çektiği sivil toplum kuruluşları, İsrail aleyhine hukuk mücadelesi başlatırken, dünya üzerinde vicdanlı bir yol izleyen kurum ve kuruluşlar, yaşanan menfur olayda Türkiye’ye destek oldu. Mavi Marmara katliamının ardından Siyonist İsrail’in tarihinde ilk defa aleyhine davalar açılarak, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına onay verildi.

2016’DA DAVALAR DÜŞÜRÜLDÜ

Uluslararası mahkemeler, Mavi Marmara olayında İsrail’e ceza vermeye hazırlanırken, 2 Aralık 2016 tarihinde Türkiye’de Mavi Marmara davasının düşürülmesi talep edildi. 9 Aralık 2016 tarihinde Mavi Marmara davası Türkiye’de düşürüldükten sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi de bunu göz önüne alarak davaları düşürdü. Türkiye’nin, kendi yargı sisteminde aldığı kararlarla 10 şehidimizin kanı adeta yerde kalmış oldu.

“10 TÜRK VATANDAŞIMIZI ŞEHİT ETTİLER”

31 Mayıs 2010’da yaşanılan olayların devamı ve şu an Gazze’de yaşanan soykırımı gazetemize değerlendiren Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, “Tarihler 2010’u gösterdiğinde dünyanın vicdanlı insanları Gazze’de yaşananlara, aynı günümüzde olduğu gibi daha fazla dayanamadılar.  O zamanın şartlarının da aynı günümüzden bir farkı yoktu ve Gazze’de bir soykırım vardı; kimsenin sesi çıkmıyor, devletler yaşanılanları durdurmaya çalışmıyordu. Dünyanın 36 ülkesinden bir araya gelen vicdan sahibi insanlar “Özgürlük Filosu”nu oluşturarak yola çıktı. Tek bir amaç vardı; Gazze’ye insani yardım ulaştırarak Gazzelilere yardım etmek. Türkiye’de ortalama şartlarda bir insan gün içerisinde 320 farklı eşya ile hayatını devam ettirirken, Siyonist İsrail, Gazze’ye sadece 32 kalem ürünün girmesine müsaade ediyordu. Yani temel sayılabilecek insani malzemelerin girişinin birçoğu yasaklıydı. Buna daha fazla dayanamayan yürekli insanlar, yola çıktı ve uluslararası sularda terörist İsrail’in saldırısına uğradı. O geminin durdurabilmesi için birçok yol vardı ama saldırmayı tercih ederek babamın da içlerinde bulunduğu 10 Türk vatandaşını şehit ettiler” ifadelerini kullandı.

Şehitlerin açtığı kutlu yol: Mavi Marmara

“SİYONİSTLER YARGILANMADI, ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE BIRAKILDI”

Rahmetli babası Cengiz Songür’ün uluslararası sularda Kudüs’ün etekleri dibinde şehit olmasının kendisi için bir şeref olduğunu söyleyen Beheşti İsmail Songür, “Olayların siyasi boyutuna bakıldığında türlü türlü oyunların döndüğüne şahit olduk. Türkiye’nin eli o zaman hukuki olarak çok güçlüydü. Mavi Marmara davaları Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne götürüldü. Mahkeme tarihinde ilk defa İsrail’i yargılama kararı aldı. Dünyanın dört bir yanında insanlar Türkiye’yi destekliyordu. Tarihte ilk defa Uluslararası Ceza Mahkemesi ikiye bölünmüştü. Vicdan sahibi, adalet sahibi hâkimler ve savcılar İsrail’in yargılanması gerektiğini savunurken, satılık hâkim ve savcılar bu olaydan İsrail’i nasıl kurtarabiliriz diye çalışmalar yapıyordu. Türkiye o süreçte medya önünde sürekli bu konuyu haykırsa, Davos’ta bir çıkış yapmış olsa da hukuki boyutta bir adım atamadı. Türkiye’nin kendi mahkemelerinde Mavi Marmara davalarını düşürmesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de davaları düşürmesine sebep oldu. Sonuç olarak; Siyonist İsrail yargılanmadı. Şehitlerimizin kanı yerde bırakıldı” şeklinde konuştu.

“İSRAİL’LE ANLAŞMAK BÜYÜK HATAYDI”

Türkiye’nin uluslararası arenada elini çok kuvvetlendirecek bir meselede İsrail’le anlaşma yapmaya çalışmasının çok büyük bir hata olduğunu belirten Songür, “Mavi Marmara, Türkiye adına bir milattır. Mavi Marmara ile rahmetli Necmettin Erbakan’ın bahsettiği yerli ve milli sanayinin önemini anlamış olduk. Yine Mavi Marmara olayları sayesinde Türkiye, FETO terör örgütü ile ilk kez karşı karşıya geldi. Türkiye kendi yargı sisteminde Mavi Marmara davalarına sahip çıkamayarak, diğer mahkemelerin bunu örnek almasına vesile olarak masada yenildi. Eğer ki o zaman bu davalara sahip çıkılsaydı, İsrail şu an 7 Ekim’den bu yana yaptığı soykırımı yapamazdı. Türkiye’nin Ortadoğu’da çok büyük bir hâkimiyeti olurdu. Şu anki sanayi gücü ile Siyonist yapının kafasını ezebilir, İslam coğrafyasını da bir araya getirebilirdi” değerlendirdi.

****

Kaynak: Milli Gazete. / Muhammed Ali Gökmen

Editör: Ahmet Kacır