Bloomberg'in kapsamlı araştırmasına göre Türkiye, Avrupa Birliği ve İngiltere'den en fazla plastik atık ithal eden ülke konumunda. Geçen yıl Türkiye'ye yaklaşık 650 bin ton plastik atık gönderildi. Adana'daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde mikroplastik kirliliği ciddi boyutlara ulaşırken, bazı su kanallarında kirlilik oranının tesislerin yukarı kesimlerine göre 132 kat daha yüksek olduğu belirlendi. COP31 zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, ekonomik faydalar ile çevresel riskler arasında zor bir tercihle karşı karşıya.

Avrupa'nın plastik atıkları Türkiye kıyılarına vuruyor

Türkiye'nin gelecek ay Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesi öncesinde Bloomberg, ülkenin giderek büyüyen plastik atık sorununu gündeme taşıdı.

Haberde, Mersin'deki Adanalıoğlu Plajı'nda kıyıya vuran rengârenk plastik parçalarının Avrupa'nın atık ihracatıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Plajda balıkçılık yapan 46 yaşındaki Ahmet Takar, yakaladığı bir levreğin içinde küçük, turkuaz renkli bir plastik parçası bulduğunu anlattı.

Takar, son yıllarda balık sayısının da azaldığını söyledi.

Uzmanlar, kirliliğin önemli kaynaklarından biri olarak Adana çevresindeki geri dönüşüm tesislerini gösteriyor.

İngiltere ve Avrupa ülkelerinden getirilen plastik atıkların işlendiği bu tesislerden çevreye sızan parçacıklar, sulama kanalları üzerinden Seyhan Nehri'ne, oradan da Akdeniz'e ulaşabiliyor.

Deniz akıntıları ise kirliliği Türkiye kıyılarından Doğu Akdeniz'in diğer bölgelerine taşıyor.

Türkiye'ye yılda 650 bin ton plastik atık geliyor

Bloomberg'in Avrupa Komisyonu ve çevre kuruluşu Basel Action Network verilerine dayandırdığı habere göre, İngiltere ve Avrupa Birliği geçen yıl Türkiye'ye yaklaşık 650 bin ton plastik atık gönderdi.

Türkiye, her iki bölgenin de en büyük plastik atık ihracat pazarı konumunda bulunuyor.

Bu ticaret özellikle 2018 yılında Çin'in yabancı plastik atıkların ithalatını durdurmasının ardından hızla büyüdü.

Avrupa'nın kendi geri dönüşüm kapasitesinin yetersizliği, plastik atıkların Türkiye gibi ülkelere gönderilmesini ekonomik açıdan cazip hale getiriyor.

Üstelik Avrupa Birliği'nin 21 Kasım'da OECD üyesi olmayan ülkelere atık ihracatını yasaklaması bekleniyor.

Türkiye OECD üyesi olduğu için yeni düzenlemenin ardından Avrupa'dan daha fazla plastik atık alma ihtimali bulunuyor.

Adana'da mikroplastik kirliliği 132 kat arttı

Haberde yer verilen bilimsel araştırmalar, plastik atık ticaretinin çevresel maliyetini ortaya koyuyor.

Bu yıl yayımlanan hakemli bir çalışmaya göre, Adana'daki geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesimlerinde bulunan su yollarındaki mikroplastik yoğunluğu, tesislerin yukarı kesimlerine kıyasla 132 kata kadar daha yüksek.

Araştırmacılar, sanayi tipi plastik granüllerinin ve bazı polimer türlerinin yalnızca tesislerin aşağı kesimlerinde tespit edilmesini geri dönüşüm faaliyetleriyle ilişkilendirdi.

Çukurova Üniversitesi'nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, plastik atık ithalatının tamamen yasaklanması gerektiğini savundu.

Gündoğdu'ya göre her ülke kendi atığını yönetmek zorunda kalmalı.

Atıkların başka ülkelere gönderilememesi, ihracatçı ülkeleri kendi geri dönüşüm altyapılarını geliştirmeye yöneltebilir.

Akdeniz dünya mikroplastik kirliliğinin yüzde 7'sini barındırıyor

2024 yılında Marine Pollution Bulletin dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre Akdeniz, dünya deniz sularının yalnızca yüzde 1'ini barındırmasına rağmen küresel mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 7'sine ev sahipliği yapıyor.

Araştırmada, Akdeniz'e her gün yaklaşık 730 ton plastik atık karıştığı tahmin edildi.

Türkiye'nin bu miktardaki payı yüzde 19,1 olarak hesaplandı. Bu oranla Türkiye, Akdeniz'e kıyısı bulunan 20'yi aşkın ülke arasında Mısır'ın ardından ikinci sırada yer aldı.

Mikroplastik kirliliği yalnızca deniz canlılarını değil, tarım alanlarını ve insan gıda zincirini de tehdit ediyor.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ticari değeri bulunan balıklarda yapılan araştırmalarda, balık başına 0,31 ile yaklaşık 60 arasında mikroplastik parçacığı tespit edildiği bildirildi.

Kuzey Kıbrıs'taki Çevre Platformu üyesi Hasan Sarpten de yaz boyunca kıyılara parçalanmış plastik atıkların vurduğunu belirtti.

Sarpten, bu atıkların nereden geldiğinin her zaman belirlenemediğini, ancak Akdeniz'in kirliliği bir kıyıdan diğerine taşıdığının açık olduğunu söyledi.

Geri dönüşüm sektörü ekonomik fayda sağlıyor

Plastik atık ithalatının tamamen durdurulması ise ekonomik ve sosyal nedenlerle kolay görünmüyor.

Türkiye'deki geri dönüşüm sektörü binlerce kişiye istihdam sağlıyor. İthal edilen plastikler ambalaj, tekstil ve çeşitli imalat sanayilerinde nispeten ucuz ham madde olarak kullanılıyor.

Adana'daki Kemaloğulları Plastik'in sahibi Mehmet Başak, ithal ettikleri plastik atıkların yaklaşık yüzde 80'ini geri dönüştürdüklerini, kalan bölümünü ise yakıt olarak kullanılması için yerel bir çimento fabrikasına gönderdiklerini söyledi.

Şirket İngiltere, İrlanda, Almanya, Polonya ve Belçika dahil çeşitli Avrupa ülkelerinden plastik atık ithal ediyor.

Başak, ithalatın artmasının sektör açısından olumlu olacağını ve binlerce Suriyeli sığınmacının istihdamını destekleyeceğini savundu.

Bu tablo, atık ticaretinin çevre üzerindeki maliyetleri ile sağladığı ekonomik katkılar arasındaki gerilimi ortaya koyuyor.

Avrupa Komisyonu kirliliği kabul etti, ihracatı durdurmadı

Avrupa Komisyonu'nun eylül ayında yayımladığı değerlendirmede, Türkiye'de hem yerli hem de ithal plastik atıklarla bağlantılı ciddi çevre sorunları bulunduğu belirtildi.

Raporda deniz kirliliği, doğal yaşamın zarar görmesi, plastik atıkların açık alanlarda yakılması ve kontrolsüz biçimde doğaya bırakılması gibi sorunlara dikkat çekildi.

Komisyon, Türkiye'nin geri dönüşüm tesislerine yönelik denetimleri artırdığını ve cezaları ağırlaştırdığını da kaydetti.

Bununla birlikte sistemin izlenmesini zorlaştıran veri ve şeffaflık eksikliklerinin sürdüğü belirtildi.

Paradaki Üç İmza Vurgun Dosyasında: İmzaları Cebimizde Dosyaları Adliyede
Paradaki Üç İmza Vurgun Dosyasında: İmzaları Cebimizde Dosyaları Adliyede
İçeriği Görüntüle

Ancak Avrupa Komisyonu, bütün bu sorunlara rağmen Türkiye'ye atık ihracatının devam edebileceği sonucuna vardı.

Komisyon sözcüsü, AB'nin OECD ülkelerine gönderdiği atıkları izlediğini ve ciddi sorunlarda ihracatı askıya alma yetkisine sahip olduğunu söyledi.

Avrupa Parlamentosu'nun Yeşiller grubundan eski AB Çevre Komiseri Virginijus Sinkevičius ise Avrupa'nın yaklaşımını eleştirdi.

Sinkevičius, Avrupa'nın kendi ürettiği atıkların sorumluluğunu üstlenmeden diğer ülkelerden yüksek çevre standartları talep edemeyeceğini belirtti.

Avrupa kaynaklı plastiklerin başka ülkelerin nehirlerini, topraklarını ve yerleşimlerini kirletmesinin geri dönüşüm değil, kirliliğin başka ülkelere aktarılması olduğunu söyledi.

Türkiye COP31'de Sıfır Atık hedefini öne çıkaracak

Türkiye, Antalya'daki COP31 zirvesinde Sıfır Atık politikasını uluslararası gündemin merkezine taşımayı hedefliyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin atık geri kazanım oranının 2017'deki yüzde 13 seviyesinden 2025'te yüzde 37,5'e yükseldiğini açıkladı.

Hükümet, bu oranı 2035 yılına kadar yüzde 60'a çıkarmayı amaçlıyor.

Türkiye ayrıca küresel atık miktarındaki artış hızının 2035'e kadar yarıya indirilmesi yönünde uluslararası taahhüt oluşturulmasını istiyor.

Ancak çevre örgütleri, geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının tek başına yeterli olmadığını savunuyor.

Plastik üretiminin ve tek kullanımlık ambalajların azaltılması, atık ithalatının daha sıkı denetlenmesi ve üreticilerin sorumluluklarının artırılması talepler arasında bulunuyor.

Plastik kirliliği tarım alanlarına kadar ulaştı

Bloomberg'in araştırmasında çevre kirliliğinin günlük yaşam üzerindeki etkilerine de yer verildi.

Adana'da tarım işçisi olarak çalışan 38 yaşındaki Hasan Aktaş, mandalina bahçesinde ilaçlama yaptığı sırada püskürtme makinesinin durduğunu anlattı.

Filtreyi açtığında küçük plastik parçalarıyla dolduğunu gördüğünü söyledi.

Aktaş'ın sözleri, plastik kirliliğinin yalnızca denizlerde değil, tarımsal üretimde de sorun haline geldiğini gösteriyor:

"Plastik her yerde. Yapabileceğimiz hiçbir şey yok."

Bloomberg'in haberinin ortaya koyduğu temel çelişki şu: Türkiye bir yandan COP31'de Sıfır Atık politikasını dünyaya örnek göstermeye hazırlanırken diğer yandan Avrupa'nın en büyük plastik atık alıcısı olmaya devam ediyor.

Bu çelişkinin nasıl giderileceği, Türkiye'nin çevre politikalarının önümüzdeki dönemde karşılaşacağı en önemli sınavlardan biri olacak.

Bu Bir İlandır