Karar yazarı Akif Beki ''Türkiye Yüzyılı THY yöneticilerine güzelmiş'' başlıklı bugünkü makalesinde THY'deki ballı maaşları ele alarak şunları yazdı:

Türk Hava Yolları eski başmüfettişi Bilal Yıldız, söylüyor. Emeklinin, çalışanın, esnafın henüz giremediği Türkiye Yüzyılı’na THY yöneticileri çoktan girmiş.

Yıldız, Airporthaber adlı sitede yazdı.

Maşallah, yaşadıkları şeye ‘ballı maaş saltanatı’ demeyelim de ‘saadeti’ diyelim. Halkın Türkiye Yüzyılı’na pek benzemiyormuş.

Genel Müdür Bilal Ekşi’nin brüt maaşı, 1 milyon 400 bin liraymış. Ama huzur hakkıydı, ikramiyesiydi, kâr payıydı derken aylığı ikiye katlanıyormuş.

Başka örnekler de veriyor Bilal Yıldız...

Genel müdür yardımcılarının, brüt 1 milyon 260 bin aldığı gibi. Daire başkanları 700 binlerdeymiş, müdürler 350 bin lira dolaylarında. Huzur hakları, ikramiyekeri, kâr payları hariç tabii.

Bu durumda, yılda 2-3 toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerine de dolgun huzur hakları, kâr payları yakışmaz mı? Lâyıktır. Yönetim kurulu başkanı için de âlâsı münasip. Maaşları yok, zahmetleri karşılıksız mı kalsın! Hem kimin ne alacağına karar verme yükü de onların omuzlarında.

Gözüm yok, Allah daha çok versin.

Bizi ne ilgilendirir, özel şirket, yedikleri âfiyet olsun, helâldir derseniz...

İskender Öksüz: Kibir, Hakaret, Yalan, Bahşiş Kaybetti… İskender Öksüz: Kibir, Hakaret, Yalan, Bahşiş Kaybetti…

Bilal Yıldız, yönetimini iktidar atadiğı için THY’de yönetici maaşlarının halkı ilgilendirdiğini düşünüyor. Sanki haklı.

Bilmiyordum, Bilal Yıldız’ın yazısından öğrendim. THY yöneticileri, eskiden maaş konusunda dertliymiş. Bırakın dünyadaki emsallerini, kendi emirlerinde çalışan kıdemli pilot maaşlarının bile altında kaldıkları oluyormuş. Böyle de olur muymuş! Vah ki ne vah!..

Ama anlaşılan bu mağduriyetleri, İlker Aycı’nın 2015’te başkanlığa gelişiyle birlikte giderilmeye başlamış! O gayret, Ahmet Bolat döneminde de devam ediyor âdeta.

Ekonomimiz o milat, bu milat şahlanamadı belki ama THY’de yönetici maaşları bir milatta başını kaldırmış, öbüründe uçuşa geçmiş, önünde de koca yüzyılımız var, artık tutabilene aşk olsun.

Maaşların bol tutulması, “keyfi ulûfe dağıtımı” mıdır? Bilal Yıldız’a göre öyle.

Oysa THY, bir çifltik-i hümayun değil ki saltanat sürülsün. O çiftlik, padişahlarda olur.

Asıl dikkat çekense THY’nin sessizliği.

Bilal Yıldız’ın yazdıklarında bir yanlışlık olduğuna inanmak istiyorum. Fakat THY’den beklediğim düzeltme, bir türlü gelmiyor.

Umarım bu sükutları, ikrardan yani kabul ettiklerinden, doğruladıklarından değildir.

1kapak-009.jpg

ABDULLAH GÜL’LE ALIP VEREMEDİKLERİ

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İstanbul’a gelmiş. Büyükelçiliklerinin Tarabya’daki tarihi yazlık rezidansında davet veriyor. İş dünyası, gazeteci, siyasetçi ve spor dünyasından isimler çağrılmış. Şehrin Belediye Başkanı İmamoğlu ile 11. Cumhurbaşkanı Gül de davetliler arasında.

İmamoğlu ve Gül’ün Steinmeier ile üçlü bir fotoğrafı da yansımaz mı! Kırmızı görmüş boğaya dönenler oldu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatıyla şunu yazan bile çıktı:

“Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’ın İstanbul gezisine eşlik edenler; Ekrem İmamoğlu, Abdullah Gül ve HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar… Kare gayet manidar! Hasbi duruşları olmayanların hesabi duruşları oluyor.”

İktidarın mızıka takımı, deli saçması paranoyalarla ülkeyi batırmamış da çıkarmışlar, dünyayı da kendileri kurtarıyormuş havalarında hâlâ. Başladılar yine eski terâneleri okumaya, kaldıkları yerden devam ediyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bağdat’tayken bu buluşma tesadüf müymüş, zamanlama manidarmış, mesaj veriliyormuş, küreselcilerin yeni projesi belli olmuş falan festekiz.

Diyanet İşleri’ni Arapça konuşamayan başkana kendileri bırakmamış, onu da dış güçlerle Gül ve İmamoğlu yaptırmış sanırsınız.