Karar yazarı Ahmet Taşgetiren “Özgür efendi” başlıklı makalesinde şunları gündeme taşıdı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP Genel Başkanı Özgür Özel için bu ifadeyi kullanıyor. İlk kullandığında yadırgamıştım, yadırgadığımı birkaç ortamda da ifade ettim, ama yine de Özgür Özel yeni seçildiği için küçük bir taş attığını düşünmüştüm.

Oysa, devam ediyor. Yalova’da yine Özgür Özel’den “Özgür efendi” şeklinde bahsetmiş. Dinleyen partililer bu ifadeyi duyduklarında, Cumhurbaşkanı’nın aşağılamasına “tebessümle” iştirak etmişler midir?

Erdoğan, daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’na da “Bay Kemal” diye hitap etmiş, Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra da “Bay bay Kemal” demeye başlamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o ifadesini yadırgadığımı da farklı ortamlarda ifade ettim.

CHP ile ilgili düşüncelerim bellidir. Hayatımda oy vermedim, yazı hayatım da CHP’ye yönelik eleştirilerle doludur. CHP’nin, değişmesini, kendi kendini yenilemesini, bir anlamda “normalleşmesi”ni önemsediğimi yazılarımı ve düşünce dünyamı takip edenler bilir. Son dönemde iktidara yönelik daha eleştirel tavır içinde olduğum süreçte bile, CHP’ye kredi açmadım.

Cemaatlerde Yaşanan Kavga: Menzil'den İsmailağa Cemaatine… Kızıl Goncalar Dizisi Benzerliği Cemaatlerde Yaşanan Kavga: Menzil'den İsmailağa Cemaatine… Kızıl Goncalar Dizisi Benzerliği

Bununla birlikte en keskin karşıtlıkta bile, bir hareketi ve öne çıkan isimlerini aşağılama yolunu tutmadım.

Eleştirdim tabii ki, ama aşağılama ve hakaret benim üslubum değil. Bunun sahip ve bağlı olduğum değerler ve terbiyeye göre de böyle olması gerektiğini düşünürüm.

Şimdi şu Özgür Efendi olayını sadece bir siyasetçi olsa dahi Tayyip Bey’e yakıştırmam. Tayyip Bey’le bir düşünce akrabalığımız bulunduğu bilindiği için, onunla düşünce akrabalığı sebebiyle onun tavırlarının hesabının bana da sorulabileceği kanaatiyle bu ifadenin kullanılmasını şık, nezaketli, zarif bulmuyorum.

Meselenin bir de “Cumhurbaşkanı” hüviyeti boyutu var. Tamam Tayyip bey, “Partili Cumhurbaşkanı” sıfatını - statüsünü çok çok içselleştirdi. Ama yeri gelince “Cumhurbaşkanı” sıfatına – statüsüne saygı istemediğini de düşünemiyoruz. Yani sonuçta insanların ondan, Ak Partili olsunlar – olmasınlar “Cumhurbaşkanımız” diye bahsedilmesi, sahiplenilmesi beklenir, değil mi?

Kaldı ki, bir ülkenin Cumhurbaşkanı, her vatandaşının onurunu korumakla yükümlüdür. Özgür Özel de buna dahildir, Kemal Kılıçdaroğlu da… Cumhurbaşkanlığı seviyesinde, hadi Ana Muhalefet Partisi lideri olmasını bir kenara bırakalım, bu ülkenin bir vatandaşı, isminin peşine “Efendi”ifadesi eklenerek aşağılanabilir mi?

Sayın Cumhurbaşkanı, Özgür Özel ile yüz yüze gelse yine de ona “Özgür Efendi” diye hitap eder miydi?

Benim yazı hayatımdaki ilkem şu olmuştur: Bir insanın yüzüne karşı söylemeyi uygun bulmadığım bir şeyi gıyabında da yazmamak…

Şimdi kalkıp birileri “Efendi” kelimesinin Anadolu’da takdir ifadesi olduğunu söylerse mesele daha da çirkinleşir. Bu sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün “Bay Kemal”“Bay bay Kemal”i kullandığı gibi, kitleler gözünde küçültmek için kullanıyor.

Bilmiyorum sayın Cumhurbaşkanı’nın çevresinde, “Özgür Efendi” ifadesinin söyleyeni küçülttüğü noktasında bir uyaran olmuş mudur?

Anlıyorum, kimi insanlarımız bu tarz küçültmelere iştirak ederler. Bunu kendi muhitlerinde çoğaltanlar da bulunur.

Ama basbayağı sokak ağzıdır bu. Evet, ben yakıştıramıyorum Cumhurbaşkanlığı iklimine bunu.

Dinlerken de içimde bir şeyler kopuyor. “Yanlış bu, diyorum, yakışmıyor, diyorum, birisi niye uyarmaz, diyorum, siyaset daha seviyeli gitmeli, diyorum.”

Kur’an’da bir ayet var. En’am suresi 108. Orada mü’minler uyarılıyor: Şöyle:
“Onların Allah’tan başka yalvardıkları ilâhlarına sövmeyin ki, onlar da bilgisizce hadlerini aşıp Allah’a sövmesinler.” (En’am, 108)

Ayet, o günün puta tapmaktan yeni kurtulmuş ve geçmişten kopma çabasındaki insanlarını uyarıyor, ama Kur’an’ın çağları aşan mesajı “Her eyleminizin karşılığını hesap edin, geri dönüş kendi inanç yapınıza ve kutsallarınıza hakaret olmasın” demektir. Bir insan kalitesi inşa ediyor Kur’an… Ne kadar farkındayız keskin siyasi mücadeleler içinde bu ölçülerin?

Kendimizi kilitlediğimiz siyasi hedefler için her şey meşru değil.

Siyasi rakiplerinizin bile saygı duyduğu bir insan olmak, bence asıl erdem bu. Ayrıca, eğer manevi hassasiyetleriniz varsa, onun yüklediği görev de bu.

Siyer öğretiminde ilk öğretilenlerden birisi, “Mekke döneminde müşriklerin bile Hazreti Peygamber’i ‘Muhammedül Emin’ olarak tanıdıkları”hususudur.

Şunu ifade edeyim: Ben, diyelim Tayyip bey’i, benzeri biçimde ifade eden birisine rastlasam, çok çok rahatsız olurdum.

Yalova konuşmasında sayın Cumhurbaşkanı’nın muhalefetten (CHP’den) bahsederken “İsrail’in yanında yer alanlar bunlar” tarzında bir ifade kullanması da, 2019 seçimlerinde İstanbul meydanlarında “Sisi’ye mi oy vereceksiniz, Binali Bey’e mi?” söylemini hatırlatıyor. Bu da Filistin’in, Gazze’nin çok kötü bir kullanımıdır. Yapmamak lazım bunu. Bunu sayın Cumhurbaşkanı’na hatırlatmak belki bazı insanlarımız tarafından yadırganabilir. Ama keşke bunu bütün toplum yapsa da ve ülkenin yönetim sorumluğunu alanlar, tüm vatandaşların bu hassasiyetini bilse de devlet yönetirken de ölçülere riayetten uzaklaşmasa… 

Birilerimiz demokrasi kültürü budur diyecek ben de Halife (Devlet başkanı) Ömer’le onun yönettiği toplumun iç disiplini buydu diyeceğim.

Editör: Ahmet Kacır