Gazze’de her ateşkes girişimini bir bahaneyle engelleyen Tel Aviv, Hamas’ın onayıyla gelen en ümitvar adımı da Refah’ı bombalayarak çöpe attı. ABD’nin ateşkese desteğine rağmen sergilenen tavır asıl amacın soykırım olduğunu gösterdi. Siyasi geleceğini savaşın devamına bağlayan Netanyahu’nun rehineleri de buna meşruiyet sağlayan bir ‘koz’ olarak gördüğü belirtildi.

TEL AVİV’İN ATEŞKESE İLK TEPKİSİ: KABUL EDİLEMEZ

İsrail’in ‘Hamas’a yanıt’ gerekçesiyle başlattığı saldırılarda 34 binden fazla kişi katledilirken Hamas önceki akşam Katar ve Mısır’ın ateşkes teklifini kabul ettiğini duyurdu. Paketin üç adımdan oluştuğu ve ilk aşamada rehine takasını içerdiği kamuoyuna yansıdı. İsrailli yetkililer önerinin kabul edilemeyecek sonuçlar içerdiğini savundu. Netanyahu da “Teklif taleplerimizi karşılamaya uzak olsa da müzakereler için heyet göndereceğiz” dedi.

MÜZAKERE UMULURKEN İSRAİL KATLİAM YAPTI

Hamas’ın “Top artık İsrail’in sahasında” açıklamasına ise Netanyahu “Refah operasyonu sürecek” sözleriyle karşılık verdi. Ordu güçleri 1.5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah’ı havadan vurdu. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Kirby’nin “Refah’a kara saldırısını desteklemiyoruz” açıklamasına ve İsrail’deki ‘Masada anlaşma var kabul et’ protestolarına rağmen Netahyahu’nun ateşkesi çıkmaza sokan yaklaşımı tepki topladı.

0805krt01a-tum.jpg

TÜM GAZZE REHİNE

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre, Hamas’ın ateşkesi kabul etmesine rağmen İsrail, Gazze’nin dünyaya açılan sınır kapısı Refah’ta kontrolü ele geçirdi. Milyonların son sığınağı Refah’a beklenen kara saldırısını başlatan İsrail, tank ve savaş uçaklarıyla evleri bombalayarak niyetin soykırım olduğunu ortaya koydu. Gazze halkı, koltuğunu sadece şiddetin sürmesine bağlayan Netanyahu’nun rehineleri haline geldi.

Uzun süredir süren ve Hamas’ın da olumlu tavrıyla oldukça güçlenen Gazze’de ateşkes, yolsuzluklara batmış İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun koltuk kaygısıyla bir kez daha hayal oldu. Başta en büyük destekçisi ABD olmak üzere tüm dünyanın haftalardır yaptığı çağrılara kulak tıkayan Netanyahu, dünyaya açılan son sınır kapısı Refah’ı da dün işgal ederek tüm Filistin halkını rehine haline getirdi. Hakkında çok ciddi yolsuzluk davaları olan Netanyahu, ateşkesi kabul etmesi ve Refah’a saldırmaması halinde aşırı sağ ortaklarınca koltuğundan edilerek yargılanmaktan korkuyordu. Ateşkes sürecini sürekli sudan gerekçelerle yokuşa süren İsrail başbakanı, böylece Gazze halkını aslında rehine olarak gördüğünü de açıkça gösterdi. ABD’nin ateşkese desteğine rağmen sergilenen tavır asıl amacın soykırım olduğunu gösterdi. Hamas’ın, önceki gün akşam saatlerinde Mısır ve Katar tarafından sunulan ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurmasına rağmen, Refah’a kara saldırısı başlattığını ilan eden İsrail ordusu açıklamasında, Gazze Şeridi’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin kısmını ele geçirdiğini duyurdu.

Saldırılar sonucu, Gazze’nin Mısır’a açılan Refah Sınır Kapısı’nda kontrolün ele geçirildiği kaydedildi. İsrail savaş kabinesi, Hamas’ın kabul ettiği ateşkes şartlarının ‘taleplerini karşılamadığını’ öne sürerek, Refah’a kara harekatı başlatma kararı almıştı. Refah’ta kalan sivillerin durumuna ilişkin uluslararası kaygılar sürerken, İsrail tankları ve savaş uçakları gece boyunca birçok bölgeye ve eve saldırdı. Gazze merkezli Sağlık Bakanlığı, İsrail’in son 24 saat içinde kentte düzenlediği saldırılarda 54 Filistinlinin öldüğünü, 96’sının da yaralandığını açıkladı. Savaşın başında bir milyondan fazla Filistinli İsrail’in “güvenli bölge” olduğunu belirttiği Refah’a sığınmıştı. Zorla yerlerinden edilen Gazzeliler çadır kamplarda ve derme çatma barınaklarda yaşam mücadelesi veriyor. İsrail’in tahliye talimatına uyan birçok Filistinli bir kez daha Refah’tan ayrılmaya çalışıyor. Mısır’da bulunan Kızılay kaynakları, Refah’ta ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom geçiş noktalarındaki Gazze’ye yardım girişlerinin tamamen durduğunu bildirdi. Gazze Sınır Geçiş Otoritesi Sözcüsü Hişam Edvan, “İsrail işgal güçleri, Refah Sınır Kapısını kapattıktan sonra Gazze Şeridi sakinlerini ölüme mahkum etti.” diye konuştu.

HAMAS’IN KABUL ETTİĞİ ATEŞKES ANLAŞMASI NEYİ İÇERİYORDU?

Hamas, pazartesi günü yaptığı açıklamada ateşkes ve rehinelere karşılık esir takası için üç aşamalı bir anlaşmayı kabul ettiğini bildirdi. Anlaşmanın kopyasını gören yetkililere göre, teklif kapsamında Hamas 33 İsrailli rehineyi (hayatta ya da ölü) serbest bırakacak, buna karşılık İsrail’in serbest bırakılan her İsrailli rehine için 30 çocuk ve kadını serbest bırakacaktı.

  • Ateşkesin ilk gününden itibaren Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım, yardım malzemesi ve yakıt girişi olacak.
  • Hamas, anlaşmanın üçüncü gününde üç İsrailli rehineyi serbest bırakacak ve ardından her yedi günde bir üç rehine daha serbest bırakacak.
  • Altıncı haftada Hamas bu aşama kapsamında kalan tüm sivil rehineleri serbest bırakacak.
  • Buna karşılık İsrail de İsrail hapishanelerindeki mutabık kalınan sayıda Filistinli mahkûmu serbest bırakacak.
  • İsrail askerlerini Gazze’den kısmen çekecek ve Filistinlilerin Gazze’nin güneyinden kuzeyine serbest dolaşımına izin verecek.
  • Gazze Şeridi üzerindeki askeri uçuşlar günde 10 saat, rehinelerin ve mahkumların serbest bırakıldığı gün ise 12 saat süreyle durdurulacak.
  • İlk Filistinli tutsakların serbest bırakılmasının üçüncü gününde İsrail güçleri Gazze’nin kuzeyindeki El Raşid Caddesi’nden tamamen çekilecek ve tüm askeri tesisler dağıtılacak.
  • İlk aşamanın 22. gününde İsrail güçleri, Selahaddin Caddesi’nin doğusundaki Gazze’nin merkezinden İsrail sınırına yakın bir bölgeye çekilecek.

Tüm makul taleplere burun kıvıran Netanyahu ise “Teklif taleplerimizi karşılamaya uzak olsa da müzakereler için heyet göndereceğiz” dedi. Hamas’ın “Top artık İsrail’in sahasında” açıklamasına ise “Refah operasyonu sürecek” sözleriyle karşılık verdi.

ÖFKELİ HALK NETANYAHU’NUN KONUTUNA YÜRÜDÜ

İsrail’in Tel Aviv kentinde toplanan eylemciler, İsrail hükümetinin Hamas’ın ateşkes ve esir takasına ilişkin anlaşma önerisinin kabul edilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. Gazze’de ateşkes talep eden eylemciler, Batı Kudüs’teki Paris Meydanı’ndan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun rezidansına doğru yürüdü. Savaşın bitmesi ve esir takası için anlaşma sağlanmasını talep eden göstericiler, Binyamin Netanyahu hükümeti aleyhine slogan atarak eylem yaptı. Netanyahu, ateşkes anlaşmasının İsrail’in taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu savunuyor. İsrail savaş kabinesi ise ateşkes koşullarını tartışmak üzere bir delegasyonun görevlendirileceğini kaydetti. Katar Dışişleri Bakanlığı da Hamas’ın açılımının “olumlu” olduğunu, görüşmelerin süreceğini kaydetti. BBC’deki yoruma göre ABD Başkanı Joe Biden, Netanyahu’yu ateşkesi kabul etmeye zorlarsa, İsrail Başbakanı, hükümetinin ayakta kalması ile ABD’nin desteği arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Olası ateşkes aynı zamanda İsrail’in Başbakan Netanyahu’nun sağlamaya yemin ettiği “kesin zaferi” elde edememesi anlamına da gelecek.

Aman Putin'i Kızdırmayalım: Günlük Siyasi Çıkarların İnsanlık Onuruna Ağır Basması Vicdanları Kanattı Aman Putin'i Kızdırmayalım: Günlük Siyasi Çıkarların İnsanlık Onuruna Ağır Basması Vicdanları Kanattı

kr1-reh6a.jpg

ABD’Lİ SENATÖRLERDEN LAHEY’E TEHDİT

Bir grup Amerikalı Cumhuriyetçi senatör, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcısı Karim Khan’a mektup göndererek İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya karşı uluslararası tutuklama emri çıkarılması halinde yaptırım tehdidinde bulundu. Belçika medyasına yansıyan habere göre Başsavcıya 27 Nisan’da gönderilen mektupta Cumhuriyetçilerin önde gelen isimlerinden 12 senatör, Netanyahu hakkında olası bir tutuklama kararını, ‘yalnızca İsrail’in egemenliğine değil, ABD’nin egemenliğine yönelik de bir tehdit’ olarak değerlendirdi. Mektupta, “İsrail’i hedef alırsanız, biz de sizi hedef alırız” denerek Netanyahu aleyhine bir karar alınması durumunda, ABD’nin UCM’ye verdiği tüm desteğin sona erdirileceği ve mahkeme çalışanlarına yaptırım uygulanacağı belirtiliyor. UCM Başsavcısı Karim Khan, cuma günü yazılı bir açıklama yaparak gözdağı ve misillemeyle UCM personelini engelleme veya korkutma girişimlerinin derhal durdurulmasını istedi. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de Lahey’e dönük baskıyı kınadı. Batılı başkentlere “Artık yeter. Yargıçları sindirmeye çalışmaktan vazgeçin” sözleriyle seslendi.