Son dakika... CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in malvarlığına ilişkin açıklamasında Lüksemburg'da yat alımı ve on milyonlarca liralık tapu kayıtlarını gündeme taşıdı. Özel, Gürlek’in maaşıyla açıklanamayacak ölçüde mal varlığı edindiğini iddia edip lüks yaşam, taşınmaz alımları ve resmî kayıtlara dayandığını söyledi.

CHP lideri Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığını açıkladı. Özel, Gürlek'in konutlarının ve sattığı mülklerin toplam değerinin 452 milyon lira olduğunu duyurdu. Tapu kayıtlarını tek tek paylaşan Özel, Gürlek’in İstanbul, Ankara ve İzmir’de çok sayıda dairesi bulunduğunu ifade etti.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

Seçim Öncesi Dev Satış İddiası: Sırada Turkcell mi Var?
Seçim Öncesi Dev Satış İddiası: Sırada Turkcell mi Var?
İçeriği Görüntüle

"Erdoğan daha önce yapılmamış bir şeyi yaptı ve 'yargı kollarını' kurdu. Ona Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı ve zorlanmadı. Aklı fikri siyasette olan birini, ilk önce mahkeme mahkeme gezdirdiği ve adaleti katlettiği birini siyasete aldı ve bakan yardımcısı yaptı. O makamdan birini alıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yaptı. Atamadan önce de zaten bu millet yargı sisteminden memnun değildi. Bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. Ardından AK Parti yargı kolları, 'Ak toroslar çetesi' haline dönüştü. 1990'lardaki faili meçhullerin simgesi beyaz torosları, muhalefete gösterecek hale geldiler. Bu çete, bir darbe planını adım adım işletti.

"DİPLOMA İPTALİ VE OPERASYONUN ARDINDAKİ ELLER AYNI"

Önce, Esenyurt'un seçilmiş belediye başkanını alıp Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyum atadılar. 19 Mart 2025'te ise bir sivil darbe sürecini yaşattılar. Bir gün önce iftarda üniversite diplomasını iptal ettiler. Ertesi gün sahurda ise bir büyük operasyona giriştiler. Bir gün önce diploma iptali yapan üniversite yönetiminin ipini elinde tutanlarla operasyonu düzenleyenlerin iplerini tutan eller aynıydı. Her birisi, üzerinde gizlilik olan soruşturmaların, sonradan telfisi olmayacak iftiralar yandaş basın tarafından köpürtüldü. Darbenin bildirisi TRT'de okundu, şimdi yolsuzluk yalanını attıklarını, İBB'nin 6 yıllık bütçesinin bile bu kadar etmediğini bildiği için TRT bile buna sahip çıkmıyor va başka yalanlarla iftiralarına devam ediyor.

'8 BİN KİŞİ İÇİNDEN HEP AYNI İSİM ÇIKTI'

Akın Gürlek, tesadüflerin değil, iplerini ellerinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir görevlendirmenin kişisidir. Tekirdağ'da görev yaptığı dönemde Satılmış Büyükcanayakın adlı bilirkişi ile yakın ilişki kurdu. Meğerse birlikte çalışıyorlarmış. Tekirdağ'daki bilir kişi ile orada antrenmanlara başlamış. Satışmış Büyükcanayakın İstanbul'a yerleşti, 8 bin bilirkişi arasında yer aldı. Akın Gürlek ne zaman bilirkişi istese hep bu kişi kuradan çıktı. 16 kez çıktı. Bu konuşmayı eminim ki AKP'ye kendini yakın hisseden pek çok kişi dinliyor.

cfbfaa13-5cc3-456d-82bf-fcce48d19a18.jpg

ÖZEL GÜRLEK'İN MALVARLIĞINI AÇIKLADI

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tapu kayıtlarını göstererek Gürlek'e ait olduğunu belirttiği mülkleri açıkladı.

Özel'in açıklamasını göre Gürlek'in malvarlığı şöyle:

SAHİBİ OLDUĞU TAŞINMAZLAR

whatsapp-image-2026-03-17-at-14-44-15.jpeg

yeni-proje3-001.jpg

  • İstanbul Kartal Esentepe, Avrupa Konutları (1661 ada 551 parsel) 1 daire — yaklaşık 26 milyon 250 bin lira
  • İstanbul Kartal Esentepe, aynı ada/parselde 1 daire daha — yaklaşık 26 milyon 250 bin lira
  • İstanbul Beykoz Çavuşpaşa, Mesa Ormanı’nda havuzlu villa — yaklaşık 85 milyon lira
  • Avcılar Firuzköy, 648 ada 5 parsel, Isparta Kule Bizim Evler projesi — yaklaşık 15 milyon 500 bin lira
  • Tuzla Merkez, 7579 ada 1 parsel, Tuzla Marine City 2. etap — yaklaşık 10 milyon lira
  • Ankara Çankaya, 26054 ada 42 parsel, Park Joven sitesi — yaklaşık 35 milyon 500 bin lira
  • Ankara Lodumlu Beytepe, VIP Tower Beytepe — yaklaşık 25 milyon lira
  • Ankara Çankaya Lodumlu Beytepe, Mahal Ankara — yaklaşık 17 milyon 500 bin lira
  • Ankara Çankaya Lodumlu Beytepe, Mira Residence — yaklaşık 23 milyon lira
  • İzmir Konak Halkapınar, Mahal Bomonti 1. daire — yaklaşık 27 milyon lira
  • İzmir Konak Halkapınar, Mahal Bomonti 2. daire — yaklaşık 27 milyon lira
  • Çanakkale Gelibolu Bayır Mahallesi, 500 metrekare arsa — yaklaşık 7 milyon 500 bin lira

GÜRLEK'İN SATTIĞI TAŞINMAZLAR

  • İstanbul Esenyurt Çınar Mahallesi, Liv Rezidans — 7 milyon 750 bin lira
  • Halkalı Tema İstanbul Konutları — 43 milyon 500 bin lira
  • Üsküdar Altunizade, Acıbadem Konutları — 47 milyon 500 bin lira
  • Ankara Çankaya Beytepe — 27 milyon 750 bin lira

Özel’in ayrıca sözünü ettiği alım girişimi: İstanbul Etiler, Senfoni Etiler projesinde daire — yaklaşık 95 milyon 542 bin lira

'ALDIĞI KARARLAR AYM TARAFINDAN BOZULDU'

Türkiye'de aranıp bulunamayan hakim ve başsavcının performansı: Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren, ki bu haksızlığı Devlet Bahçeli de ifade ediyor, oydu. Verdiği ceza önce AYM ardından AİHM tarafından bozuldu. Sevgili Sırrı Süreyya Önder'e 3,5 yıl ceza verdi, AYM'den bozuldu o sayede serbest kaldı. Selçuk Kozağaçlı'nın tahliyesine karşı itirazı kabul eden mahkeme bu mahkemeydi. Sözcü Gazetesi yöneticilerine Yargıtay'ın bozduğu kararı veren kişi, Canan Kaftancıoğlu'na verilen ve Yargıtay tarafından kısmen bozulan kararı veren oydu, milletvekilimiz Enis Berberoğlu'na ceza veren oydu, AYM 2 kez bozdu. Sırrı Süreyya Önder kararı AYM'de 15'te 15 bozuldu. Bu üyelerin hiçbirini biz atamadık.

Kaç tane AK Parti milletvekiline bunu anlattım, bir tanesi savunmuyor. O yüzden hepsine mesaj attım dinlesinler diye.

Zekeriya Öz'e lüks Mercedes verenler, Akın Gürlek'e özel tahsis bir araç verdiler. Boğaz'a nazır lüks bir villa verdiler. Tadilatına 62 milyon lira harcandı. Lüksemburg'ta bir yat var. Hollanda'dan alındı.

Akın Gürlek, bakan olmadan kısa bir süre önce tapu kayıtları. İstanbul Kartal Esentepe'de bir daire, ortalama değeri 26 milyon TL.

CHP Lideri Özgür Özel, Akın Gürlek'in mal varlığını açıklamasına dakikalar kala AKP vekillerine SMS attı. Özel, AKP vekillerine toplantıyı izlemesi için çağrıda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığını açıklıyor. CHP, Özel’in açıklamasını “Turpun küçüğü” olarak duyurdu. İBB’ye yönelik operasyonlar için Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Turpun büyüğü heybede” demişti.

CHP İletişim, dün sosyal medyada “Turpun büyüğünü millet zaten biliyor… Biz küçük turpun büyük marifetlerini anlatacağız” ve “Küçük turpun büyük marifetlerini dinlemeye hazır mısınız? 13:30’da başlıyoruz” paylaşımlarını yapmıştı.

Özel de Akın Gürlek’e süre vermiş, mal varlığını açıklamadığı takdirde kamuoyuna bildireceğini söylemişti. Özel, açıklamasını yapmak için Gürlek’in resmî mal varlığı bildirimi yapmasını beklediğini ifade etmişti.

Özel, AKP milletvekillerine SMS göndererek, bugün, saat 13.30'da yapacağı basın toplantısını izlemeye de davet etti.

ÖZEL GÜRLEK'İN MALVARLIĞINI AÇIKLIYOR

CHP Lideri Özgür Özel konuşuyor:

Şimdi hem detaylarıyla hem somut kanıtlarıyla milletimizle paylaşmak üzere karşınızdayız. Bu ülke demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe demokrasimizi zayıflattı.

Halkımızı fakirleştirdi. Ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak karlı çıktılar. Onları kendilerine kar saydılar. Ama tarih darbecileri değil darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı. Her darbede, her kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu. Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler.

Uzun vadede milletin vicdanında mahkum oldular, mahkum edildiler. Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu. Devletimizin yurt dışındaki imajı oldu.

"ANLATACAĞIM ÖYKÜ..."

Bugün anlatacağım öykü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın şimdi nasıl yargı tokmağına kamuflajların üzerlerine has belge kadar geçirilmiş cüppelere nasıl dönüştüğünü bir darbenin tankla, topla değil cübbeyle ve tokmakla nasıl gerdiğinin ispatıdır. Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023'te başladı.

Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti yüzyıl önceki pratiğiyle, geleneğiyle kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı.

Mücadele etmeye karar verdi. Öz eleştiri yaptı ve bu öz eleştirisi millet tarafından takdir gördü ve döndü millet Atatürk'ün kurduğu parti Cumhuriyetin 100. yılında büyük bir yenilgi elde etmişken bakalım şimdi ne yapacak dedi ve bir kredi verdi. Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan her yaştan gençlere bir kredi verdi. Ve bunun sonunda sadece 4 ay sonra girilen ilk seçimlerde....

"hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz" diyen bir iktidar kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyuna algı yaratan ve bu konuda bir kabul oluşturan bir iktidar ilk kez yenildi.

47 yıl sonra Cumhuriyetin kurucu partisi, 1. Partisi bir kez daha 1. Partiydi. Seçim akşamı 47 yıl sonra milletin paralarıyla verdiği vergilerle ödediği bandrollerle yayın yapan seçimden önce 100 saatin 99'unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi'ne ayıran kamu yayıncılığıyla mükellef TRT 47 yıl sonra büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı ve 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi TRT ekranlarında dahi 1. Partiydi. Çünkü milletin gönlünde 1. Partiydi.

"ERDOĞAN'IN TAKATİ KALMADI"

Sayın Erdoğan'ın veciz bir şekilde kendi açısından talihsiz bir şekilde promoterdan kopup da geçtiğimiz haftalarda söylediği bu gidişi engelleyemezsin dediği o gidiş artık başlamıştı ve durmayacaktı. Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kazanmak, mutlak kazanmak, devlet gücüyle kazanmak karşısındakini kaybetmeye mahkum görmek, kılmak kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlere normal yollarla mücadele edecek takati kalmamıştı. Ne kendinde, ne partisinin ana kademesinde, ne kadın ve gençlik kollarında bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu. Mecliste oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisinin seçim kazanıp onların da sadece sandalyeleri doldurdukları ne derse onu yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığını çok iyi bilen bir grup olduğunu düşünüyordu.

AKP VEKİLLERİNE ÇAĞRI! "DUYDUKLARINIZI HAZMEDEBİLECEK MİSİNİZ?"

Halktv ve Karar'ın haberine göre, Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmetmeyeceklerini, ben bugün 22. dönem grubunun partinin erdemliler hareketi diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.

O yüzden de onları bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim. Ve hiçbir kademesine güvenmeyen Erdoğan siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve AK Parti Yargı kollarını kurdu ve göreve getirdi. Bunun için ona yıllar önce bu ülkenin askerlerine, aydınlarına, siyasetçilerine karşı kullandığı Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı.

Onu bulmakta zorlanmadı. Daha önce hakimken mahkeme mahkeme gezdirip adaleti katlettirdiği sonrasında da çünkü iyi kararlar vermedi ya. Yani yükselebilmesi için meslekte liyakatle önünü kendi kendilerine tıkadılar. Liyakat esasına göre bir terfi beklese bir şey olmayacak. Aklı fikri siyasette olan birisini ilk önce mahkeme mahkeme gezdirdiği ve adaleti katlettirdiği birisini siyasete almıştı.

Onun da aklı siyasetteydi. Bakan yardımcısı yapmıştı. Bu sefer hakim olarak değil de savcı olarak iddia etmek üzere, kanıt toplamak üzere, maalesef olmayanı yaratmak üzere, verilmeyen ifadeyi verdirttirmek üzere bir gözü dönmüşe ihtiyaç bulununca elde başkası yoktu.

Siyasi bu makamdan kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir diye Türkiye'ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı.

Bu görevlendirmeyi yaptı. Yargı kolları kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildi. Mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor diye konuşuluyordu. Mahkeme sonuçları için verilecek ücretler dilden dile yayılıyordu.

Yani FETÖ borsaları falan vardı ve bu konuda birileri FETÖ borsası var diyor, birileri de aman Allah'ım bakalım olmasın falan diyordu....

"ERDOĞAN'IN BEYAZ TOROSLARI GÖMDÜK DEDİĞİ GÜN PAYLAŞIM YAPTI"

Bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. AK Parti bütün varlığını ve ikmalini bir çeteye teslim etti. Ardından AK Parti Yargı Kolları Ak Toroslar çetesine dönüştü. Kendi kendine yaşanarak bu çetenin üyeleri 90'larda ölüm arabası olarak anılan faili meçhul cinayetlerin simgesi beyaz torosları muhalefete, muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular.

Hem de Erdoğan'ın beyaz torosları biz tarihe gömdük dediği gün beyaz toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızdılar. AK Parti Yargı kollarından doğan bu çete verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti.

Önce 30 Ekim de Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanını alıp Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyum atadılar. Burada terör ilişkisi var diyerek. Ardından Beşiktaş operasyonları en sonunda ise 19 Mart 2025'te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar.

Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci Cumhurbaşkanlığına aday olacak diye o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini, imzasını inkar ettiler. O öğrenciyle bir örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitesindeki işletme anabilim dalı başkanını diplomasını iptal edip lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar.

Yüz binlerce kişiye uygulanan prosedürü bir kişiye uygulandı diye durdurmak istediler. Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar. Yapmayınca tehdit ettiler, dekanları istifa ettirdiler ve işi diploma vermek olan fakülteye bu işi yaptıramayınca duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar sofra saatinde diplomayı iptal ettirdiler.

Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu ve o iftarın ertesi sabah sahurunda bir dosya terörden, bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihaleye fesattan harekete geçip tesadüfen tesadüfen kendi kendilerine bir büyük operasyona giriştiler. Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kuruluyla onun ipini elinde tutanlarla Terör Mahkemesini ya da Yolsuzluk Mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı. O yüzden son derece senkronize. Son derece birbiriyle mütenasip zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu, tutturulmuştu.

"TRT KENDİNİ TEKZİP ETTİ"

Her birisi bir her birisi üzerinde gizlilik olan soruşturmaların sonradan ispatı da bulunamayacak iftirayı sözleri eş zamanlı yandaş basına dağıtılıyor. Oralardan algı operasyonları köpürtülüyordu. Her darbenin bir bildirisi okunurdu. Bu darbenin de bildirisi TRT'de okundu. 560 milyarlık yolsuzluk diye TRT söyledi. Şimdi TRT oradan yayın yapıyor. Koca canlı yayın aracı var. Şöyle bir yayın yapmıyor. 560 milyarlık yolsuzluk davası başladı demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını İBB'nin 6 yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini bütçenin çoğu gittiği maaşların ödenip vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp suların dağıtılıp hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor. Başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.

Bu operasyonların yürütücüsü Başsavcı 2005'te Marmara Hukuk'tan mezun olmuş. Önce İzmir sonra Edirne'de aday hakimlik yapmış. 2011'de yükselmeye layık görülüp Kayseri'ye hakim olmuş. 2014'te Burdur, sonra Tekirdağ'a atanmış. 2016'da da İstanbul'da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek tesadüflerin değil Kuklalarının ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin bir görevlendirilmişliğin, görevi yerine getirmenin kişisidir. Tekirdağ'da görev yaptığı dönemde o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği 10 yıl sonra duyacağımız bir bilir kişiyle çok samimi oldu. Adı satılmış, büyük cana yakın.

O dönemde DSP'li, DYP'li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler işinin bilir kişisi Meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor. Akın Bey'le birlikte antrenman yapıyor. Biri boş koşu yapıyor, öbürü onun önüne top atıyor. Birlikte çalışıyorlarmış....

Yolları Akın Gürlek İstanbul'a gelince kesişti Tekirdağlı bilirkişi. Bilirkişileri mahkemeler sivil toplumlardan talep ederler. Meslek örgütlerinden talep ederler. Kamu kurumlarından talep ederler. İsimler verilir. Sırayla ya da kurayla belirlenir. Satılmış Büyük Cana yakın İstanbul'a yerleşti. 8.000 bilir kişi arasında yerini aldı. Akın Gürlek ne zaman bilir kişi istese kuradan Satılmış Büyükcanayakın çıktı. 8.000'de bir ihtimal 15 kez üst üste hayata geçti mesela. 15 kez bir bilirkişi kurası çekildi ve Satılmış Büyükcanayakın çıktı.

İşte o başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği itiraz edilen bilirkişinin herhangi bir kamu zararı yoktur suç yoktur dediği yerde örneğin Ahmet Özer'e doğrudan bir ilişkisi olmamakla birlikte belediye başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir deyip kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir.

Üç kere başka bilir kişiler yok dediği başka dosyalara Akın Bey'in kurasıyla geldiğinde ona uygun ifadeler verebilmiş belgeler düzenleyebilmiş kişidir.

"BİRİNCİ SINIFIN ŞARTLARI VARDIR"

Şimdi belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız. AK Partili birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı. Ya da gönlü AK Partide olan birçok insan bu toplantıyı izliyordur. Eğri oturup doğru konuşacağız. Bir yerde Cumhuriyet Başsavcısı olmak. Bir yerde ağır ceza reisi olmak. Örneğin ağır ceza reisliği, 1. sınıf hakimliği atanmak şartları var.

Bu şartlardan en önemlisi daha önce verdiği kararların bozulmaması. Bilhassa Anayasa Mahkemesi ya da AİHM tarafından hak ihlali kararı verilmemesi. Bu durumda bir olumsuz karar varsa da toplumda ne kadar çok kesim tarafından ilgi uyandırıldığının da yani toplumsal davaların da ayrıca dikkatle takip edilmesi.

Aldığı kararlar bozulanlar hak kararı verenler 1. sınıfa ayrılamazlar. Ayrıldı. 3 yılda bir bu kriterlerle yeniden bakmak lazım. Bakın şimdi Türkiye'de aranıp bulunamayan hakimin ve başsavcının performansı. Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren ki bu süreçte Selahattin Demirtaş'ın uğradığı haksızlığı Devlet Sayın Devlet Bahçeli de ifade ediyor. Komisyon çalışmaları da bir yere geldi.

Sayın Demirtaş'ın özgür kalması burada haksızlığa uğradığı konuşuluyor falan ama buralara varmadan Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren oydu.

Verdiği ceza önce Anayasa Mahkemesi sonra AİHM tarafından bozuldu. Sırrı Süreyya Önder'e 3,5 yıl ceza verdi. AYM'den bozuldu. O sayede serbest kaldı. Sırrı Süreyya Başkandan Allah rahmet eylesin. Bana anlattı. "Bu Akın'ı benden iyi tanımazsın baktım Nevruz'da mektup okumaktan bana 3,5 yılı geçirmek üzere. Gittim kürsüye dedi. Baktı dedi. Ne oldu? Bana buradan ceza verme dedim Başka şeyden iki katını ver. Niye? Bir daha Nevruz'da mektup okutacak adam bulamaz bu devlet. Yapma bunu devlete, yapma bunu millete dedim"dedi.

Başını önüne eğdi, cezayı verdi geçti dedi. Ceza Anayasa Mahkemesi'nden bozuldu. Sırrı Süreyya Önder'in yattığı hapsi doğruydu haklıydı diyen kimse kalmadığı gibi Sırrı Süreyya Önder tekrar benzer bir göreve rahmetli davet edildi. Vedasından resmini Devlet Bey okşuyordu. AK Partililer de hatırası önünde saygı duyuyor. Öve öve bitiremiyorlardı. Ama onu hapiste tutan kararı Akın Gürlek verdi. AYM bozdu. Selçuk Kozağlı ve 20 avukatın tahliye edilmesine karşı Savcılık itiraz edince itirazı kabul eden mahkeme bu mahkemeydi. Sözcü Gazetesi yazar ve yöneticilerine hapis cezaları veren Yargıtay'ın bozduğu kararı veren kişi Akın Gürlek'ti. İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu'na 9 yıl 8 ay ceza veren Yargıtay'ın kısmen bozduğu bu kararların hepsinin altında imza vardı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu'na 25 yıl ceza veren oydu. Anayasa Mahkemesi iki kez bozdu.

Uymamak için direndi. O dirence Anayasa Mahkemesi tekrar tekrar kararlar alarak Enis Berberoğlu özgürlüğüne kavuştu. Milletvekilliğine kavuştu. Ancak o asla bu kararlara uymamak için direndi. Halen daha da nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var.

Bu kadar bozulmuş bunlardan biri olsa sizi ayırmazlar. Bu kadar toplumsal davalarda aldığı kararlar örneğin Sırrı Süreyya Önder kararı Anayasa Mahkemesinde 15'te 15'le bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atamadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin. Tamamı AK Parti döneminde Sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atlanmış üyelerin 15'te 15 hak ihlali dediği bir kararı düşünün.

Bu karara rağmen yükselmeye oradan oraya gezdirilmeye devam etti. Adalet Bakan Yardımcılığı geçici bir dinlenme bir ödüllendirme, daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Sayın Erdoğan AK Parti Yargı Kollarına ihtiyaç duyunca kanuna aykırı olarak çünkü kanunumuz diyor ki bir hakim savcı siyasete girerse oraya geri dönemez.

Görevden ayrılış kararı yok. Göreve dön kabul kararı yok. Bilmem ne yok. Bir imzayla alıyorlar. Bir imzayla koyuyorlar gerisin geriye. 2 Ekim 2024 günü bu şartlar altında İstanbul'a Başsavcı olarak atandı.

Tek beklenti Ekrem İmamoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Adalet, hukuk, milletin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi. Kurulan paralel yargıya da tek vaadi ödüllendirileceksiniz.

"Nasıl sana sahip çıktım. Bakan yardımcısı yaptım. Buradan sonra da hepiniz ödüllendirileceksiniz" oldu.

Sabahın köründe koçbaşıyla kapı kırmalar. Kapıyı açan kadını ittirip yatak odasından kocasını sadece canlı bombalara uygulanan prosedürle almaları.

Belediye başkanlarını davetle değil kollarında polisle, jandarmayla suç örgütlerini dizer gibi yukarıya drone koyup aşağıdan yukarıya kollarında ikişer jandarmayla çıkarıp klip çektirerek haysiyetleriyle oynamalar... Yetkisi olmayan başka illere yapılan operasyonlar. Antalya'nın, Adana'nın, Kayseri'nin başsavcılarına sen bir şey değilsin. "Ben reisten yetkiliyim. Özel yetkiliden de ileriyim. Türkiye Başsavcısının daniskasıyım. Anayasada yazmasa da bu yetkiyi ben kullanırım" diyecek küstahlıklar.

"AİLELERE DOKUNULDU"

Akla hayale gelmeyecek bütün hukuksuzluklar. Ailelere dokunuldu, eşlere evlatlara dokunuldu. Anlatıyorum bunu, anlatıyorum. Meclis Başkanımız bunları anlatınca efendim bunlar olabilir mi deyince ört ki ölem diyor bana. Cumhurbaşkanı yardımcımız da bir cami açılışında anlatıyorum. Böyle şeyler var mı?

Allah aşkına bakın diyorum. Önceki Cumhurbaşkanı yardımcımız diyorum. Ben beyefendiye bunları izah ederim. Tayyip Bey biliyor olamaz diyor. AK Parti milletvekillerinden uçakta yanımızda olup şunlardan uçakta yanıma bir milletvekili düştüğünde 52 dakika bunları anlatıyorum. Teker yerden kesilip yere konana kadar bunları anlatıyorum. Bir tane savunan yok. O yüzden bugün mesaj attım hepsine. Açın bir izleyin. Yalvardım ya. Kadına soruyor. Çocuk var mı? Var. Koca yokmuş? Yok. Kim bakacak? Anne. Kaç yaşında? 84. Eyvah eyvah. Hadi o zaman buna imza at da git annenden çocuğu al. Diyor ki kadın nasıl atayım Özgür Bey diyor. Bütün ihaleleri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla verdin de diyor.

Özel sektörden geldim. En iyisini yaptım, en iyi parayı kazandırdım kuruma. Bu kadar da kara geçirdim. Ekrem Bey karışmadı. Nasıl imza atayım? O zaman sana iyi günler diyor. Sanıyor ki Silivri'ye gidiyor.

"İMZAYI AT FİLTRE KAHVE İÇ"

Gidiyor Düzce'de 28 kişilik koğuşa 42. olarak yerde yatıyor. Müşterek tuvaleti temizlik var. Yeni geldi diye o görevi hep onu veriyorlar. Sonra ses sistem bağlanıyor. "Çok seviyormuşun sana filtre kahve yapayım mı? Gel hadi imza at" diyor. Fatih Keleş'e dört kere getiriyorlar. Avukatım nerede? Sohbete çağırdık. Başsavcı orada. Ne işin var senin orada? 3 savcı orada. Ne işin var hepiniz burada?

Bir savcı bir avukat lazım bana. Sohbete çağırdık. Kasa nerede? Kasa yok. Para nerede? Öyle bir şey yok. Bunlara demişler ki kişi kendinden bilir işi. Havuz yapmışlardır.

"BİNALİ BEY MİSALİ... BİLMEYEN VAR MI... HAVUZ YAPTI BURALARI ALMADI MI?"

Binali Bey misali. Arkadaşlar bilmeyen mi var ya bu salonda bilmeyen mi var? Ne demek havuz medyası? TMSF satarken Sabah'ı ve benzer elindeki basın yayın organlarını...

Binali Bey kamu ihalelerinden para kazanan herkesten bir havuz yaptı da buraları almadı mı? Almadıysa Allah benim belamı versin. İnkar eden bense onun belasını versin. Havuz medyasının ne olduğunu o kurumlarda çalışan muhabirinden kameramanına en tepesindekine bütün Türkiye'yi herkes bilmiyor musun?

Bir havuz vardır. Albayraklar zamanında İBB'de sistem derlermiş adına. Ben ömrümde duymadım sistem diye bir şey.

Ayrıntılar geliyor...

Bu Bir İlandır