Sözcü yazarı gıda enflasyonundaki vahim tabloyu açıkladı. Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü olduğunun altını çizen Bingöl, gıda arzının bir milli güvenlik sorunu olduğunun altını çizdi.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre gıda enflasyonu şubat ayında yüzde 36,44 oldu. Enflasyondaki artış kağıt üzerinde yavaşlasa da özellikle gıda fiyatlarındaki artış sürüyor. Gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında zirvede yer alan Türkiye, dünya genelinde ise üçüncü sırada yer aldı.

Sözcü yazarı Ozan Bingöl, bugünkü köşe yazısında Türkiye’nin gıda enflasyonunda 175 ülke arasında üçüncü sırada yer aldığını yazdı. Bingöl, Türkiye’nin ocak ayında Arjantin’in arkasında dördüncü sırada yer aldığını ancak şubat ayında üçüncülüğe yükseldiğinin altını çizdi.

Gıda arzının ciddi bir milli güvenlik sorunu olduğunun altını çizen Bingöl, vahim tabloyu şöyle açıkladı:

“TÜİK’in açıkladığı Şubat 2026 verilerine göre, son bir yıldaki gıda enflasyonumuz %36.44 olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Türkiye, istatistik yayımlanan 175 ülke içinde üçüncü sıradadır. Ocak ayında dördüncü sırada idik. Bir sıra daha yükselerek Arjantin’in de önüne geçtik. Avrupa ve G20 ülkeleri içinde ise açık ara liderliğimizi sürdürüyoruz. Daha da vahimi, ocak ayında %6.59, şubat ayında ise %6.89 olan bir aylık gıda enflasyonumuz, dünyadaki 145 ülkenin yıllık enflasyonunun üzerine çıkmıştır. Bu veriler ülkenin gıda güvenliği ve dolayısıyla milli güvenlik açısından ciddi bir sorundur.”

ÇİFTÇİYE DESTEK Mİ, BORÇ MU?

“Gıda enflasyonu sorununun ivme kazanarak artışı; mevcut politika uygulamalarının bu soruna çözüm getiremediğinin en açık kanıtıdır. Tarım Kanunu’na göre çiftçiye verilmesi gereken desteklerin son yıllarda sadece neredeyse dörtte biri verilmektedir. 2006-2025 döneminde çiftçilere bütçeden yapılması gereken destek tutarı, olması gerekenden 107.6 milyar dolar daha düşük gerçekleşmiştir. Yani çiftçiye 4.6 trilyon liralık destek eksik ödenmiştir.

2026 yılının ilk iki ayında bütçeden tarıma verilen destek miktarı sadece 2 milyar 56 milyon liradır. Oysa 2024 yılının ilk iki ayındaki destek ödeme tutarı 27 milyar 112 milyon lira düzeyindeydi. Yüksek enflasyonlu iki yıl geçmesine rağmen destek tutarı 13’te birine düşmüştür. Üstelik 2026’nın ilk iki ayında verilen destekler içinde mazot ve gübre desteği olarak bir kuruş bile ödeme yapılmamıştır. İnsanın aklına ister istemez; “Yüksek faiz ödemesinin olduğu 2026 yılının ilk iki ayında bütçe güzel gözüksün diye çiftçinin “destek ödemeleri mi ertelendi?” sorusu geliyor.

Çiftçiye hakkı olan destek verilmezken, Ziraat Bankası’nın görev zararları, yeni adıyla görevlendirme giderleri, astronomik şekilde artmaktadır. 2021’de 4.7 milyar lira olan bu tutar, 2025’te 183.9 milyar liraya çıktı. 2026’nın ilk iki ayında ise 21 milyar liraya ulaşmıştır. Banka bu parayı çiftçiye düşük faizli kredi verdiği gerekçesiyle bütçeden almaktadır. Çiftçiye hak ettiği desteği vermek yerine bütçe kaynağının bankaya görev zararı olarak ödenmesi, çiftçinin desteklenmesi değil borçlandırılması anlamına gelir. Ayrıca kredi mekanizmasında hak etmeyen kişilerin ucuz krediye erişmesi riski de konunun başka bir boyutudur.”

Bir Türkiye Gerçeği: Cezaevi Hücresi Kadar Daireye 24 Bin 500 TL Kira İstediler! Emekli Maaşı 20 Bin TL
Bir Türkiye Gerçeği: Cezaevi Hücresi Kadar Daireye 24 Bin 500 TL Kira İstediler! Emekli Maaşı 20 Bin TL
İçeriği Görüntüle

SAVAŞ KOŞULLARI VE ARTAN MALİYET BASKISI

“Bugün bu tabloya bir de dışsal şoklar eklenmiştir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki sıcak savaş, enerji ve petrokimya maliyetlerini kontrol edilemez ve öngörülemez bir noktaya taşımıştır. Petrol fiyatlarındaki artış mazot maliyetini, doğalgaz fiyatlarındaki tırmanış ise kimyasal gübre fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Artan mazot ve gübre maliyetleri tarımsal girdi maliyetlerini artırmaktadır. Mazot ve gübre desteği için ilk iki ayda bir kuruş bile ödenmeyen bir sistemde, savaşın getirdiği bu ek maliyetlerin altından kalkılması mümkün değildir.”

Yeniça'dan Alıntı

Bu Bir İlandır