İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi Valilik kararları gece yarısından itibaren devreye girdi. Önlemler kapsamında çok sayıda cadde ulaşıma kapatıldı. Şişhane, Taksim ve Osmanbey metro istasyonları çalışmıyor. İDO, Şehir Hatları ve deniz motorlarının Anadolu yakasından Avrupa yakasına yolcu taşıması yasaklandı. Şişli'de TOMA'ların, polis otobüslerinin sıralandığı, birçok noktaya barikat çekildi
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs’ta sadece Kadıköy ve Kartal’daki izinli kutlamalara müsaade edileceğini, Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş’ta ise tüm etkinliklerin yasaklandığını duyurdu.
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında kentte yapılacak kutlamalara ilişkin kararını açıkladı. Buna göre DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda 10.00–17.00 saatleri arasında, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) ise Kartal Meydanı’nda 12.00–19.00 saatleri arasında etkinlik düzenlemesine izin verildi.
DİĞER ETKİNLİKLERE İZİN YOK
Valilik açıklamasında, bu iki program dışında İstanbul genelinde herhangi bir 1 Mayıs kutlama ve etkinliğine izin verilmeyeceği vurgulandı. Açıklamada, “İlimiz genelinde, izinli miting ve kutlamalar dışında hiçbir izinsiz gösteri, yürüyüş, protesto ya da organizasyona izin verilmeyecektir” ifadelerine yer verildi.
İstanbul 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne geniş güvenlik önlemleriyle girdi. Valilik kararları gece yarısından itibaren devreye alınırken, kent genelinde birçok nokta polis bariyerleriyle kapatıldı. Özellikle Taksim ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti.
Reform vaatlerinden dev barikatlara uzanan 23 yıl... AKP'nin 1 Mayıs karnesi, demokratik gerilemenin en net aynası oldu. AYM kararlarını dahi hiçe sayan yasaklar, Taksim'i sadece bir meydan olmaktan çıkarıp bir rejim meselesine dönüştürdü. İşte vaatten baskıya, 23 yıllık o dosya.
AKP iktidara geldiğinde 1 Mayıs üzerindeki 12 Eylül gölgesi henüz dağılmamıştı. İktidarın ilk yıllarında "Kopenhag Kriterleri" ve "AB reformları" dillerden düşmezken, konu işçi sınıfı ve Taksim olduğunda devletin refleksleri değişmedi.
2003-2005 "DEVLET GELENEĞİ"
Bu yıllar, AKP’nin sendikaları tabiri caizse "oyaladığı" dönemdi. Taksim başvuruları her yıl "güvenlik" sebebiyle "uygun değil" gerekçeleriyle reddedildi. Toplanmak isteyen işçiler Saraçhane veya Çağlayan gibi meydanlara hapsedilmek istendi.

1 Mayıs yasaklarını "devlet geleneği" diyerek sürdürmeyi tercih etti.
2007-2008 "AYAKLAR BAŞ OLURSA KIYAMET KOPAR"
AKP’nin demokratikleşme vaatlerinin 1 Mayıs barikatlarında parçalandığı yıllar olarak tarihe geçti. 2007 yılı, Kanlı 1 Mayıs diğer adıyla Taksim Katliamı’nın 30. yılı olması sebebiyle sembolik bir öneme sahipti.
2007 yılında Taksim’e çıkmak isteyen vatandaşlara Beşiktaş ve Şişli’de deyim yerindeyse savaş açıldı. Polis, sadece gruplara değil, sokaktaki esnafa ve gazetecilere de müdahalede bulundu.
1 Mayıs 2007’nin en acı olayı olarak kabul edilen 75 yaşındaki İbrahim Sevindik’in evinin yakınlarında polisin attığı yoğun biber gazından etkilenerek kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmesidir.
O günün bilançosu: Yüzlerce gözaltı, onlarca yaralı ve gaz boğulan bir İstanbul oldu.
2008 yılı ise hafızalara "hastane gazlaması" olarak geçti. Polis, DİSK Genel Merkezi’ni abluka altına alıp binanın içine gaz sıktı. Şişli Etfal Hastanesi’nin bahçesine ve içine gaz bombaları atıldı.
Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın o meşhur sözü bu dönemin özetidir: "Ayaklar baş olursa kıyamet kopar." Bu cümle, AKP’nin işçi sınıfına bakışının itiraflarından biri olarak kabul edildi.

2009-2012 "TAKSİM’DE BAYRAM HAVASI VE AKP’NİN İMAJ ÇALIŞMASI"
AKP’nin liberallerle arasının iyi olduğu, "vesayetle mücadele" adı altında kendi gücünü tahkim ettiği dönem. Bu dönemde 1 Mayıs bir halkla ilişkiler projesine dönüştürüldü.
2009 yılında 1 Mayıs nihayet "Emek ve Dayanışma Günü" adıyla resmi tatil ilan edildi.
2010, 2011, ve 2012 yıllarında 32 yıllık yasak delindi ve Taksim Meydanı yüz binlerce işçiye açıldı. Karanfiller bırakıldı, türküler söylendi. Önceki yıllarda yasaklanan 1 Mayıs buluşmalarındaki yasağın anlamsız olduğu bu üç yıl boyunca İstanbul’da tek bir dükkanın camının bile kırılmamış olmasıyla kanıtlanmış oldu.
Bu yıllar, AKP'nin dünyaya "Bakın biz Taksim’i bile açtık, çok demokratız" mesajı verdiği yıllardı. Bu özgürlük, iktidarın lütfu değil, işçilerin yıllarca süren barikat direnişinin bir sonucuydu.

2013-2015 GEZİ VE "ÇUKUR" BAHANESİ
2013, her şeyin herkes için tersine döndüğü yıldı. İktidar, yükselen toplumsal muhalefeti hissetmiş ve Taksim’i "kapatılması gereken bir kale" olarak işaretlemişti.
2013’te Taksim Meydanı yayalaştırma projesi nedeniyle kazılmıştı. Dönemin Valisi Hüseyin Avni Mutlu, "Çukurlar var, insanlar düşer" diyerek meydanı yasakladı. Beşiktaş ve Şişli tam bir savaş alanına döndü. TOMA’ların suyu içine kimyasal maddeler katıldığı iddiaları ilk kez bu dönemde ayyuka çıktı.
2014 ve 2015 yıllarında 17-25 Aralık operasyonları ve Gezi’nin yarattığı korkuyla, Taksim çevresi "demir perde" ile örüldü. Vapurlar iptal edildi, metrolar durduruldu.

2016-2021 PANDEMİ VE OHAL KISKACI
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL, AKP için tüm muhalif sesleri "terör" parantezine alma fırsatı oldu.
İşçiler Maltepe ve Bakırköy gibi şehirden kopuk, kontrolü kolay dolgu alanlarına hapsedilmeye çalışıldı.
2020 ve 2021 yıllarında “sağlık” sebebiyle sokak yasaklandı. Ancak aynı günlerde işçiler fabrikalarda omuz omuza çalışmaya, AKP ise tıklım tıklım kongreler yapmaya devam ediyordu. "İşçiye fabrikada çalışmak serbest, meydanda kutlamak yasak" dönemi de bu şekilde başladı.

2022-2026 "ANAYASA MAHKEMESİ KARARI BARİKATLARA KARŞI"
Gelelim bugüne...
Anayasa Mahkemesi, 2023 sonunda tarihi bir karar verdi: "Taksim Meydanı işçilerin ortak hafızasıdır, yasaklanması hak ihlalidir."
İktidar, en üst mahkemenin kararını bile tanımadı. 2024 1 Mayıs’ında Saraçhane’de kurulan devasa polis barikatları ve surlar yolları kapattı.
Bugün gelinen noktada, 23 yılın özeti şudur:
AKP başladığı yere döndü ama çok daha ağır bir baskı aygıtıyla. Artık meydan yasağı bir güvenlik meselesi değil, bir rejim meselesi haline geldi.
2002'de ‘eski düzeni’ eleştirerek gelen AKP, 23 yılın sonunda Anayasa Mahkemesi kararlarını dahi hiçe sayan devasa polis barikatlarıyla korumaya çalışıyor.
Halktv'nin haberine göre, Taksim, sadece bir meydandı. Özellikle 2007’den bugüne sadece bir meydan olmaktan çıktı.



YOLLAR KAPATILDI
Valiliğin aldığı karar doğrultusunda Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş, Kadıköy ve Kartal’da çok sayıda cadde araç ve yaya trafiğine kapatıldı.

Taksim Meydanı’na çıkan tüm güzergâhlarda polis ekipleri demir bariyerlerle giriş-çıkışları kontrol altına aldı. Vatandaşlar alternatif yollara yönlendirilirken, birçok noktada TOMA’lar ve polis otobüsleri konuşlandırıldı.

Şişli ve çevresinde barikatların kurulduğu, kritik alanlarda çöp konteynerleri kaldırıldı, İSPARK alanları boşaltıldı ve park yasağı getirildi.

TOPLU ULAŞIMDA KISITLAMA
Kentte toplu ulaşım da ciddi şekilde sınırlandırıldı. M2 Yenikapı–Hacıosman metro hattında Taksim, Şişhane ve Osmanbey istasyonları kapatıldı.

Kabataş–Taksim ve Karaköy–Tünel füniküler hatları ile İstiklal Caddesi’ndeki nostaljik tramvay seferleri durduruldu. Kadıköy–Moda tramvayı da çalışmadı.

İETT’nin Taksim ve çevresindeki birçok durağında seferler iptal edilirken, Mecidiyeköy Metro İstasyonu’nun yalnızca meydan çıkışı açık bırakıldı.

ŞEHİR HATLARI DA YASAKLANDI
Valilik, Anadolu ve Avrupa yakası arasında deniz ulaşımına da kısıtlama getirdi. İDO, Şehir Hatları ve özel deniz motorlarının bazı hatlarda yolcu taşımasına izin verilmedi.

Kent genelinde güvenlik önlemleri 7/24 esasına göre artırılırken, sağlık ve itfaiye ekipleri kritik noktalarda hazır bekletildi. Çekici araçlar, köprü görevlileri ve zabıta ekipleri de olası durumlara karşı teyakkuz halinde görevlendirildi.








