Türkiye'yi sarsan yatırım fonu skandalında kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin yeni iddialar gündeme geldi. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'e ait yaklaşık 12,7 milyar liralık devlet tahvilinin TERA Yatırım'a teminatsız ödünç verildiği ortaya çıktı. Türkiye Sigorta, yaklaşık 8,9 milyar liralık tahvilini geri alamadığını ve alacağın tamamı için karşılık ayırdığını açıkladı. İşsizlik Sigortası Fonu, Takasbank ve Diyanet Vakfı'na ait kaynakların akıbetine ilişkin tartışmalar da sürüyor.

Fon krizinde kamu kaynakları mercek altında

Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon skandalının kapsamı genişlerken, kamu kurumları ve kamu kontrolündeki şirketlerin gerçekleştirdiği işlemler hakkındaki iddialar dikkat çekiyor.

Daha önce İşsizlik Sigortası Fonu'na ait 2,9 milyar liranın sorunlu fonlarda kaldığı, Takasbank'ın TERA Portföy bağlantılı işlemler nedeniyle 36 milyar liralık kayıpla karşı karşıya olduğu ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından toplanan bağışların da tartışmalı fonlara yatırıldığı ileri sürülmüştü.

TBMM'de fon krizinin ele alındığı toplantılarda CHP Milletvekili Cevdet Akay, Ziraat Bankası'na bağlı Ziraat Portföy'ün bazı yatırımlarında yüzde 80'e ulaşan zarar yaşandığını iddia etmişti.

Söz konusu rakamlar ve iddiaların önemli bir bölümü hakkında nihai zarar tutarları ile geri kazanım imkânları henüz netleşmiş değil.

Son gelişmeler ise Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'in TERA Yatırım ile gerçekleştirdiği devlet tahvili ödünç işlemlerine odaklandı.

TERA Yatırım'a 12,7 milyar liralık teminatsız tahvil ödüncü

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'e ait yaklaşık 12,7 milyar liralık devlet iç borçlanma senedinin TERA Yatırım'a teminat alınmadan ödünç verildiği belirtildi.

Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, TERA grubunun ödünç aldığı tahvilleri piyasada finansman sağlamak amacıyla kullandığı, ancak temerrüt sonrasında menkul kıymetlerin ilgili şirketlere iade edilemediği aktarıldı.

İşlemlerin büyüklüğü ve teminatsız gerçekleştirilmiş olması, kamu kontrolündeki finans kuruluşlarının risk yönetimi ve iç denetim süreçlerini tartışmaya açtı.

Tutuklu yöneticiden eski genel müdüre suçlama

Soruşturma kapsamında tutuklanan Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, savcılık ifadesinde tahvil ödünç işlemlerinin dönemin Genel Müdürü Taha Çakmak'ın sözlü talimatlarıyla gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

Özer, normal koşullarda yatırım kararlarının genel müdür, hazine genel müdür yardımcısı ve hazine direktöründen oluşan yatırım komitesi tarafından alınması gerektiğini anlattı.

Ancak uygulamada komitenin bağımsız hareket etmediğini iddia etti.

Özer ifadesinde şu sözleri kullandı:

“Komitenin kararından ziyade Taha Çakmak'ın şahsi olarak vermiş olduğu sözlü talimatlar karar olarak çıkardı.”

Tahvil ödünç sözleşmelerinin kimin talimatıyla yapıldığı sorusuna ise “Taha Çakmak tarafından emredildi” yanıtını verdi.

Bu açıklamalar soruşturma kapsamında alınan bir şüpheli ifadesine dayanıyor. İddialar hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.

İlk işlem 1 milyar liraydı, tutar giderek büyüdü

Özer'in savcılık ifadesine göre, TERA grubuyla gerçekleştirilen ilk tahvil ödünç işlemi 1 milyar lira nominal değerle başladı.

İşlem hacmi daha sonra artırıldı.

Özer, işlemlerin Türkiye Sigorta'da 8,4 milyar lira, Türkiye Hayat Emeklilik'te ise 3,4 milyar lira nominal büyüklüğe ulaştığını belirtti.

Türkiye Hayat Emeklilik adına ilk işlemin mart ayında gerçekleştirildiğini söyledi.

Tahvil ödünç miktarlarının artırılmasına karşı çıktığını ve işlemlerin taşıdığı riskler konusunda üst yönetimi uyardıklarını öne süren Özer, bu uyarıların dikkate alınmadığını savundu.

Özer, bir aşamadan sonra yeni işlemlere karşı çıktıklarını ve “Artık yeter, artırıma devam edilmesin” dediklerini aktardı.

Sözleşmelerde imza iddiası

Savcılık ifadesindeki bir diğer dikkat çekici iddia, tahvil ödünç sözleşmelerinin imzalanma biçimiyle ilgili oldu.

Özer, bazı sözleşmelerde TERA grubunun imzası bulunmasına rağmen Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik adına imza yer almadığını ileri sürdü.

Son sözleşmede kendisinin ve hatırladığı kadarıyla hazine müdürünün imzasının bulunduğunu belirten Özer, kendi imzasını da dönemin genel müdürünün talimatıyla attığını savundu.

İfadede yer alan bu iddiaların doğruluğu ve işlemlerdeki hukuki sorumlulukların kapsamı yargı sürecinde değerlendirilecek.

Türkiye Sigorta 8,9 milyar liralık alacak için karşılık ayırdı

Skandalın finansal boyutu Türkiye Sigorta'nın üçüncü çeyrek finansal tablolarına da yansıdı.

Şirket, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bildirdiği finansal sonuçlarında yılın üçüncü çeyreğinde 5 milyar 420 milyon lira net zarar açıkladı.

Finansal tablo dipnotlarında, yaklaşık 8,9 milyar liralık devlet iç borçlanma senedinin ilgili aracı kurumdan geri alınamadığı ve söz konusu alacağın tamamı için karşılık ayrıldığı bildirildi.

Alacağın tamamına karşılık ayrılması, muhasebe açısından tahsilat riskinin finansal tablolara yansıtılması anlamına geliyor.

Bununla birlikte karşılık ayrılması, ilgili varlıkların hukuken kesin olarak kaybedildiği veya gelecekte hiçbir tahsilat yapılamayacağı anlamına gelmiyor.

Tahvillerin geri alınması ya da zararların başka yollarla telafi edilmesi ihtimali, soruşturma ve tahsilat süreçlerinin sonuçlarına bağlı olacak.

İşsizlik Fonu, Takasbank ve Diyanet Vakfı tartışmaları sürüyor

Fon krizinin kamu kaynakları açısından yarattığı soru işaretleri Türkiye Sigorta ile sınırlı değil.

Fon skandalının Faturası Büyüyor: MSCI'nin Ardından S&P Dow Jones Indicesi de Türk hisselerini Dondurdu
Fon skandalının Faturası Büyüyor: MSCI'nin Ardından S&P Dow Jones Indicesi de Türk hisselerini Dondurdu
İçeriği Görüntüle

Gündeme gelen diğer iddialar şöyle:

  • İşsizlik Sigortası Fonu: Fona ait yaklaşık 2,9 milyar liralık kaynağın sorunlu yatırımlarda kaldığı belirtiliyor.

  • Takasbank: TERA Portföy bağlantılı işlemler nedeniyle 36 milyar liralık kayıp yaşandığı iddia ediliyor.

  • Türkiye Diyanet Vakfı: Vatandaşlardan toplanan bağışların, Gazze yardımları için ayrılan kaynaklar da dahil olmak üzere, tartışmalı fonlara yönlendirildiği öne sürülüyor.

  • Ziraat Portföy: CHP Milletvekili Cevdet Akay, bazı yatırımlarda yüzde 80'e ulaşan zarar bulunduğunu iddia etti.

Bu iddialarda belirtilen tutarların tamamının kesinleşmiş ve geri alınamayacak zararlar olarak değerlendirilmesi için yeterli bilgi bulunmuyor.

Kurumların nihai mali kayıpları, varsa teminatların ve diğer varlıkların tahsil edilmesiyle netleşebilecek.

Uluslararası endeks kuruluşlarından Türkiye'ye uyarı

Fon krizinin etkileri uluslararası sermaye piyasalarında da hissediliyor.

MSCI'ın ardından S&P Dow Jones Indices'ın da Türk hisselerine ilişkin bazı endeks değişikliklerini dondurma kararı aldığı bildirildi.

S&P Dow Jones Indices, Türkiye piyasasındaki yapısal sorunlar, hisse sahipliğine ilişkin şeffaflık eksikliği ve yatırım yapılabilirlik koşullarına yönelik endişeleri gündeme getirdi.

Kuruluşun aralık ayında yapılacak değerlendirmelerde yeni Türk hisselerini endekslerine dahil etmeyeceği aktarıldı.

Piyasa erişilebilirliği ve hisse sahipliğine ilişkin sorunların devam etmesi durumunda Türkiye'nin mevcut piyasa statüsünün yeniden değerlendirilebileceği belirtildi.

MSCI'ın da Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye'nin gelişmekte olan piyasa statüsüne ilişkin değerlendirme başlatabileceği bildirildi.

Türkiye'nin S&P endekslerindeki yaklaşık yüzde 0,60'lık ağırlığını kaybetmesi durumunda 2 milyar dolara ulaşabilecek sermaye çıkışı yaşanabileceği hesaplanıyor.

Ancak bu rakam gerçekleşmiş bir sermaye çıkışını değil, olası bir statü değişikliğine bağlı senaryoyu ifade ediyor.

Şimşek: 36 ülkede 9 milyar liralık mal varlığı tespit edildi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının bütçesine ilişkin sunumunda fon soruşturması hakkında yeni bilgiler verdi.

Şimşek, MASAK'ın fonlardan haksız ve fahiş kazanç elde ettiği değerlendirilen kişilerin mal varlıklarını tespit etmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Bakan, yurt dışındaki mal varlıklarının Türkiye'ye getirilmesine yönelik girişimlerin de devam ettiğini belirtti.

Şimşek şu bilgileri paylaştı:

“4 Kasım itibarıyla yaklaşık 3,8 milyar TL tutarında 100 işlem ertelenmiş, 36 farklı ülkedeki yurt dışı muadilleri ile işbirliği neticesinde yaklaşık 9 milyar TL mal varlığı tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulmuştur.”

Bakanın açıklamasına göre, tespit edilen yurt dışı varlıklar hakkında adli makamlar bilgilendirildi.

Ancak tespit edilen mal varlıklarının ne kadarının Türkiye'ye getirilebildiği veya mağdurların zararlarının karşılanmasında kullanılabileceği konusunda henüz kesinleşmiş bir tutar açıklanmadı.

614 bin hesaba 130,2 milyar liralık ödeme

Şimşek, fon tasfiyesi ve yatırımcı ödemeleri hakkında da güncel verileri paylaştı.

Bakanın açıklamasına göre:

  • 108 fonda ödeme gerçekleştirildi.

  • 614 bin 874 hesaba ödeme yapıldı.

  • Toplam ödemeler 130,2 milyar liraya ulaştı.

  • Fon tasfiyesine ilişkin ilave adımların atılması planlanıyor.

Böylece mağdur yatırımcılara yönelik ödeme süreci devam ederken, soruşturma kapsamında mal varlıklarının tespiti ve olası tahsilat çalışmaları da sürdürülüyor.

Fon krizinin kamu kurumları, sigorta şirketleri ve bireysel yatırımcılar açısından nihai maliyetinin ne olacağı ise henüz kesinleşmedi.

Kaynak: Karar

Bu Bir İlandır