İYİ Partili Erhan Usta, Türkiye'yi sarsan fon skandalının siyaset, bürokrasi ve özel sektörün birlikte hareket ettiği organize bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Soruşturmada 50 ila 80 milletvekilinin adının geçtiğini iddia eden Usta, "O listeleri açıklayın da toplum da görsün, biz de şaşıralım" dedi. Bakan Şimşek'in finansal kurumlara hakim olamadığını savunan Usta, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ı finans sektörünün "asıl oyun kurucusu" olarak nitelendirdi.

Büşra Akdaş'ın haberi, KARAR TV'de yayınlanan Gündem Özel programına konuk olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, sermaye piyasalarında yaklaşık 50 gündür gündemde olan fon skandalına ilişkin dikkat çekici iddialarda bulundu. Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sorularını cevaplayan Usta, olayın yalnızca bazı yatırım fonlarında yaşanan manipülasyonlarla sınırlı olmadığını, siyasi bağlantılar ve kamu kurumlarının rolü araştırılmadan soruşturmanın tamamlanamayacağını savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fon skandalına ilişkin "Hiç ummadığımız insanlar bu işlerin içerisine girmişler, sermaye piyasalarımız bu mikroptan temizlenecek" açıklamasını değerlendiren Usta, siyasi sorumluluğun gündeme getirilmediğini ileri sürdü.

"ÖNCE AK PARTİ'Yİ TEMİZLEYECEKSİNİZ"

Fon skandalını "siyaset, bürokrasi ve özel sektörün el ele verdiği tarihimizin en büyük vurgunu" olarak nitelendiren Usta, soruşturmanın siyasi bağlantılarının araştırılması gerektiğini söyledi.

Usta, şu ifadeleri kullandı:

"Bu üç ayağın kesişim kümesi AK Partili olmalarıdır. Dolayısıyla önce AK Parti'yi temizleyeceksiniz. Şu anda siyaset ayağı hiç konuşulmuyor. Fatma Betül Sayan Kaya'nın ismi ortaya çıktı; onun üzerinden sanki başka hiç kimse yokmuş gibi bir hava estiriliyor. İçeride 50 ila 80 milletvekilinin adı geçiyor. Cumhurbaşkanı isimleri gördükçe şaşırıyormuş; o listeleri açıklayın da toplum da görsün, biz de şaşıralım."

Ankara'da soruşturmaya ilişkin "Yanarsam yakarım" şeklinde tehditlerin konuşulduğunu da öne süren Usta, skandalda adı geçen bütün siyasi isimlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.

MUSTAFA YAZICI VE ORTAKLARI İÇİN "8 LİSANS" SORUSU

Usta, eski bakan Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı ve ortaklarına ilişkin finansal işlemlerin de araştırılması gerektiğini savundu.

Söz konusu isimlere yönelik mahkeme tedbir kararlarının kısa süre içinde kaldırıldığını iddia eden Usta, son iki yılda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Sermaye Piyasası Kurulundan (SPK) sekiz ayrı lisans alınmasının nasıl mümkün olduğunu sorguladı.

Usta, finans sektöründeki bazı kişi ve şirketlerin kısa sürede elde ettiği izin ve yetkilerin, kamu kurumlarıyla ilişkileri çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirtti.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA'NIN 163 MİLYON LİRAYI NEREDEN BULDUĞUNU SORDU

Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın fon soruşturması kapsamında ifade vermesini de değerlendiren Usta, adli sürecin başlatılmasında geç kalındığını savundu.

Muhalefete yönelik soruşturmalarda gözaltı ve tutuklama işlemlerinin hızla uygulandığını, iktidarla bağlantılı isimlerde ise farklı bir yaklaşım sergilendiğini ileri süren Usta, hukuk uygulamalarındaki eşitsizliği eleştirdi.

Kaya çiftinin hisse işlemleri yoluyla yaklaşık 2 milyar liralık kazanç sağladığını öne süren Usta, işlemlerde kullanılan başlangıç sermayesinin kaynağının açıklanması gerektiğini belirtti.

Usta, "Daha düne kadar burslarla okuyan bu insanlar, fona yatırdıkları başlangıç parası olan 163 milyon lirayı nereden buldular? Önce bunun sorgulanması lazım" dedi.

"MEHMET ŞİMŞEK DÜRÜST AMA KENDİ ALANINA HAKİM DEĞİL"

Erhan Usta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e yönelik eleştirilerinde ise kişisel dürüstlük ile siyasi ve idari sorumluluğun birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.

Şimşek'in dürüstlüğünden şüphe duymadığını belirten Usta, buna karşılık bakanın sorumluluk alanındaki finansal kurumlar üzerinde yeterli denetim sağlayamadığını savundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında Şimşek'e yönelttiği eleştiriyi de aktaran Usta, şöyle konuştu:

"Mehmet Şimşek'e komisyonda 'Sizin en büyük günahınız, kendi alanınıza hakim olamadığınızı topluma ifşa etmemenizdir. Piyasanın size verdiği kredibiliteyi kötü kullanıyorsunuz' dedim. Gözümün içine baktı, not aldı ama cevap veremedi."

Usta, SPK, BDDK, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Borsa İstanbul gibi kurumların faaliyetlerinin bütüncül biçimde denetlenmediğini ileri sürdü.

Fon İçin Fetva Almışlar:‘Faiz’ Hassasiyeti Olan Yatırımcıları İkna Etmek İçin ‘Fetva’ Aldığı Ortaya Çıktı
Fon İçin Fetva Almışlar:‘Faiz’ Hassasiyeti Olan Yatırımcıları İkna Etmek İçin ‘Fetva’ Aldığı Ortaya Çıktı
İçeriği Görüntüle

"FİNANS SEKTÖRÜNÜN ASIL OYUN KURUCUSU ERİŞAH ARICAN"

Ekonomi yönetiminde ikili bir yapılanma bulunduğunu savunan Usta, finansal bürokrasideki asıl etkili ismin Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erişah Arıcan olduğunu iddia etti.

Usta, "Bütün yetkiyi kullanan, finans sektörünün oyun kurucusu Erişah Arıcan'dır ve bugüne kadar parlamentoya tek bir kez bile gelip hesap vermemiştir" dedi.

Arıcan'ın finansal kurumların yönetimindeki konumu nedeniyle sermaye piyasalarındaki denetim sorunları konusunda kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini savunan Usta, sorumluluğun yalnızca SPK yönetimiyle sınırlandırılamayacağını belirtti.

CEVDET YILMAZ'A "FİNANS ZİRVESİ" ELEŞTİRİSİ

Usta, Mehmet Şimşek'in 4 Kasım 2025'te piyasa manipülasyonlarına ilişkin uyarıda bulunmasına rağmen gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını savundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Aralık 2025'te düzenlenen 5. Finans Zirvesi'ne katılmasını da eleştiren Usta, fon soruşturmasında adı geçen Emre Tezmen ve Serdar Turhan gibi isimlerin etkinlikte yer almasını sorguladı.

Usta, Yılmaz'ın finansal bürokrasideki etkisini Şimşek'e karşı kullandığını da öne sürdü.

"İŞSİZLİK FONU'NDAN 2,9 MİLYAR LİRA AKTARILDI"

Skandalın kamu kaynaklarıyla bağlantılı boyutlarına da değinen Usta, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan 2,9 milyar liranın Takasbank üzerinden finansal işlemlerde kullanıldığını belirtti.

İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının daha önce ağırlıklı olarak devlet iç borçlanma senetlerinde değerlendirildiğini hatırlatan Usta, yapılan mevzuat değişikliklerinin bu kaynakların farklı finansal araçlara yönlendirilmesine imkan sağladığını söyledi.

Usta, işsiz kalan çalışanların güvencesi olan fon kaynaklarının hangi kuruluşlara, hangi koşullarla ve ne kadar risk alınarak aktarıldığının açıklanmasını istedi.

TÜRKİYE SİGORTA İÇİN 12,7 MİLYAR LİRALIK İDDİA

Usta, kamu şirketi Türkiye Sigorta'nın gerçekleştirdiği menkul kıymet işlemlerine ilişkin de iddialar dile getirdi.

Şirketin Tera bağlantılı işlemler kapsamında 12,7 milyar liralık devlet tahvilini yeterli teminat olmadan ödünç verdiğini ileri süren Usta, bu kararın alınmasındaki yönetim sorumluluğunun araştırılmasını istedi.

Türkiye Sigorta'nın 4 Kasım'da açıkladığı finansal tablolarda ise bir aracı kurumda emanet olarak tutulan 8,96 milyar liralık devlet iç borçlanma senedinin vadesinde geri alınamadığı ve tutarın tamamı için karşılık ayrıldığı görüldü.

Şirket, alacağın tahsili için hukuki girişimlerde bulunduğunu bildirdi.

KATILIMEVİM VE BDDK KARARINA DİKKAT ÇEKTİ

BDDK'nın 30 Temmuz 2026 tarihinde aldığı bir kararın da incelenmesini isteyen Usta, tasarruf finansman şirketlerinin topladığı kaynakların riskli yatırım fonlarında değerlendirilmesine imkan tanındığını öne sürdü.

Usta, söz konusu düzenlemenin fonların tasfiye edilmesinden yaklaşık 40 gün önce yapılmasına dikkat çekerek Katılımevim gibi şirketlerin bu düzenleme kapsamında hangi fonlara yatırım yaptığının araştırılması gerektiğini savundu.

DEVLET DENETLEME KURULU'NA ÇIKAR ÇATIŞMASI ELEŞTİRİSİ

Usta, fon skandalının Devlet Denetleme Kurulu tarafından incelenmesine de itiraz etti.

DDK Başkanının daha önce Borsa İstanbul Yönetim Kurulunda görev yaptığını hatırlatan Usta, bu durumun bağımsız denetim konusunda soru işaretleri oluşturduğunu savundu.

"İnsan kendi yönetimini denetleyebilir mi?" diye soran Usta, finansal kurumların yönetiminde görev almış isimlerin aynı kurumlarla ilgili soruşturmalarda denetleyici konumda bulunmasını eleştirdi.

"BORSADA 170 MİLYAR DOLARLIK KAYIP VAR"

Usta, fon skandalının etkilerinin yalnızca tasfiye edilen yatırım fonlarıyla sınırlı olmadığını, piyasalardaki güven kaybının tüm ekonomiye yayıldığını öne sürdü.

Borsa İstanbul'daki şirketlerin toplam piyasa değerinde 170 milyar doları aşan kayıp yaşandığını belirten Usta, söz konusu gerilemenin yatırımcı güveni üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

"BÜYÜK ŞİRKETLERDE TEMERRÜT RİSKİ VAR"

Erhan Usta, sermaye piyasalarındaki güven sorununun reel sektörün finansmana erişimini de zorlaştırdığını belirtti.

Özel sektörün vadesine bir yıldan az kalan tahvil borcunun 1 trilyon 2 milyar liraya ulaştığını ifade eden Usta, bu borçların yeniden finansmanının güçleştiğini savundu.

Bazı büyük şirketlerin ödeme yükümlülüklerini yerine getiremediğini öne süren Usta, finansman kanallarındaki daralmanın şirket bilançolarında yeni sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

"TÜRKİYE ULUSLARARASI ENDEKSLERDE KÜME DÜŞEBİLİR"

Usta'nın gündeme getirdiği bir diğer risk ise Türkiye'nin uluslararası hisse senedi endekslerindeki konumu oldu.

MSCI'ın ardından S&P Dow Jones Indices'in de Türk hisselerine yönelik bazı endeks güncellemelerini dondurduğunu hatırlatan Usta, piyasa şeffaflığının sağlanmaması halinde Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisindeki statüsünü kaybedebileceğini söyledi.

MSCI, 15 Ekim'de aldığı kararla Türk hisselerinde belirli endeks değişikliklerini askıya almış ve Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye'nin statüsünün yeniden değerlendirilmesini gündeme getirmişti.

S&P Dow Jones Indices de 5 Kasım'da Türkiye'deki piyasa yapısı ve hisse sahipliği şeffaflığına ilişkin endişeler nedeniyle benzer bir karar açıkladı.

Usta, Türkiye'nin uluslararası endekslerde alt kategoriye düşürülmesinin yabancı sermaye hareketleri açısından ciddi sonuçları olabileceğini savundu.

"YURT DIŞINA YILLIK 32,5 MİLYAR DOLAR FAİZ ÖDÜYORUZ"

Türkiye'nin dış finansman maliyetlerine de değinen Usta, ülke risk primi ve yüksek borçlanma faizlerinin ekonomiye ağır bir yük getirdiğini belirtti.

Türkiye'nin döviz cinsinden yüzde 8-10 seviyelerinde faizlerle borçlandığını söyleyen Usta, kamu ve özel sektörün yurt dışına yaptığı yıllık faiz ödemelerinin geçmişte yaklaşık 11 milyar dolar düzeyindeyken 2025-2026 döneminde 32,5 milyar dolara yükseldiğini ifade etti.

Usta, finansal piyasalarda güvenin yeniden sağlanamamasının dış borçlanma maliyetleri üzerinde de baskı oluşturacağını savundu.

EMEKLİ MAAŞLARI İÇİN "KALICI ZAM YAPAMAZLAR" DEĞERLENDİRMESİ

Programın son bölümünde 2027 yılı bütçesini değerlendiren Usta, hükümetin kaynak kullanımında emekliler ve ücretliler yerine faiz ödemelerine ve kamu harcamalarına öncelik verdiğini ileri sürdü.

Açlık sınırının 38 bin liraya ulaştığını, yaklaşık 5 milyon kişinin 23 bin 500 liralık en düşük emekli aylığını aldığını belirten Usta, emeklilerin yüzde 80'inin açlık sınırının altında gelirle yaşamını sürdürdüğünü söyledi.

2027 bütçesinde emeklilere ayrılan toplam kaynağın 7,2 trilyon lira olduğunu ifade eden Usta, emekli aylıklarına yapılacak yüzde 10'luk ilave artışın yaklaşık 700 milyar liralık maliyet oluşturacağını belirtti.

Hükümetin mevcut bütçe koşullarında kalıcı ve seyyanen zam yapamayacağını savunan Usta, seçim öncesinde belirli gruplara yönelik sosyal yardım niteliğinde desteklerin gündeme gelebileceğini öne sürdü.

Usta, "Herkesin en düşük maaşta eşitlendiği bu yapı, Türkiye'nin sosyal güvenlik sisteminin geleceğini de dinamitliyor" ifadelerini kullandı.

Bu Bir İlandır