DEVA Partisi lideri Babacan, fon soruşturmasının yalnızca yatırım fonlarında parası bulunanları değil, Türkiye'deki 7 milyon haneyi etkilediğini savundu. Borsa İstanbul'daki şirketlerin toplam piyasa değerinin kriz sürecinde 100 milyar dolar azaldığını belirten Babacan, bu tutarı çay üreticilerinin 100, fındık üreticilerinin ise 50 yıllık kazancına benzetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Babacan, "Siz bir koyunu değil, koskoca bir sürüyü kaptırdınız yahu. Açıklayın şu listeyi" dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM'de düzenlenen Yeni Yol Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi sarsan fon soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Fon piyasalarında yaşananları "kriz" yerine "piyasa dolandırıcılığı" olarak nitelendiren Babacan, soruşturmanın mali boyutunun kamuoyuna olduğundan küçük gösterildiğini savundu. Babacan, yalnızca sorunlu fonlara yatırım yapanların değil, Borsa İstanbul'da yatırımı bulunan milyonlarca kişinin de yaşananlardan etkilendiğini ifade etti.

Konuşmasında daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yaptığı açıklamaların görüntülerini izleten Babacan, hükümetin fon işlemlerindeki usulsüzlük iddialarından ne zaman haberdar olduğunu sorguladı.
"TÜRKİYE'DEKİ 27 MİLYON HANEDEN 7 MİLYONU ETKİLENDİ"
Fon soruşturmasının ekonomik sonuçlarının yalnızca doğrudan yatırımcı zararlarıyla sınırlandırılamayacağını belirten Babacan, Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin değer kayıplarına dikkat çekti.
Babacan, şunları söyledi:
"Skandalın mali boyutu, milli gelire ya da mali piyasaların büyüklüğüne oranla ele alınıyor ve önemsizmiş gibi gösteriliyor.
Bu kayıplar, bazı vatandaşlarımız için ev, araba hayallerinin son bulması, bazıları için işletme sermayesinin yitip gitmesi, bazıları için eğitim planlarının yok olması, gelecek umutların tükenmesi demek."
Fon skandalının borsanın geneline yayılan etkileri olduğunu savunan Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Sadece söz konusu fonlarda parası olan iyi niyetli vatandaşlarımız mağdur olmadı ki.
Bu skandal patladığında borsada 7 milyon bireysel yatırımcı vardı.
Türkiye'deki 27 milyon haneden, tam 7 milyon hane etkilendi bu işten.
Halka açık olsun veya olmasın, Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam değeri 100 milyar dolar düştü."
"ÇAY ÜRETİCİSİNİN 100, FINDIK ÜRETİCİSİNİN 50 YILLIK ALIN TERİ"
Babacan, borsadaki 100 milyar dolarlık değer kaybının büyüklüğünü anlatmak için çay ve fındık üreticilerinin yıllık gelirleri üzerinden karşılaştırma yaptı.
Türkiye'de yıllık 1 milyon 400 bin ton çay üretildiğini ve kilogram başına 35 liralık fiyat üzerinden toplam üretim değerinin yaklaşık 49 milyar liraya ulaştığını belirten Babacan, bu tutarın yaklaşık 1 milyar dolara karşılık geldiğini söyledi.
Babacan, 100 milyar dolarlık borsa değer kaybının çay üreticilerinin yaklaşık 100 yıllık üretim değerine eşit olduğunu ifade etti.
Fındık üretimine ilişkin de hesaplama yapan Babacan, 550 bin tonluk rekolte ve kilogram başına 185 liralık fiyat üzerinden yıllık üretim değerinin yaklaşık 101 milyar lira, yani 2 milyar dolar olduğunu belirtti.
Bu hesaplamaya göre borsadaki değer kaybının, fındık üreticilerinin 50 yıllık üretim değerine karşılık geldiğini söyledi.
Babacan, "Memlekette helalinden kazananların döktüğü alın terine bir bakın, bir de bu dolandırıcıların memlekete verdiği zarara bir bakın" dedi.
Babacan'ın karşılaştırmasında kullandığı 100 milyar dolarlık tutar, doğrudan fonlarda gerçekleştiği tespit edilen dolandırıcılık miktarını değil, kriz sürecinde borsada oluştuğunu belirttiği toplam piyasa değeri kaybını ifade ediyor.

ERDOĞAN'A: "BİR KOYUNU DEĞİL, KOSKOCA SÜRÜYÜ KAPTIRDINIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş yıllarda yaptığı bir konuşmanın görüntülerini de izleten Babacan, fon soruşturmasında sorumluların ve işlemlere karışan kişilerin açıklanmasını istedi.
Erdoğan'a doğrudan seslenen Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Siz bir koyunu değil, koskoca bir sürüyü kaptırdınız yahu.
Daha neyi bekliyorsunuz?
Açıklayın şu listeyi."
Babacan, fon işlemlerinden kimlerin kazanç elde ettiğinin ve denetim mekanizmalarının neden zamanında harekete geçmediğinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
ŞİMŞEK'E 10 AY SORUSU: "ELİNİZİ KOLUNUZU KİM TUTTU?"
Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in fon piyasalarındaki manipülasyonlara ilişkin aylar önce yaptığı açıklamanın görüntülerini de toplantı salonunda izletti.
Şimşek'in açıklamalarının, ekonomi yönetiminin fon piyasalarındaki sorunlardan önceden haberdar olduğunu gösterdiğini savunan Babacan, şu soruları yöneltti:
"Belli ki bu dolandırıcılık hadisesinden haberi varmış.
Buradan kendisine tekrar soruyorum:
Tam 10 ay boyunca sizin elinizi kolunuzu kim tuttu?
Cumhurbaşkanı'na bu dolandırıcılık meselesiyle ilgili bilgi verdiniz mi?
Haberi var mıydı? Yok muydu?"
Bu soruları geçen hafta da yönelttiğini söyleyen Babacan, henüz yanıt alamadığını belirtti.
"Fakat dedim ya, eğer Cumhurbaşkanı'nın haberi olduysa ve buna rağmen bütün bunlar yaşandıysa, durum gerçekten çok çok vahim.
Yok, eğer haberi olmadıysa, durum daha da vahim" ifadelerini kullandı.
CEVDET YILMAZ'IN ESKİ AÇIKLAMASINI DA İZLETTİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon soruşturmasından yaklaşık dokuz ay önce yaptığı açıklamanın görüntülerini de gösteren Babacan, hükümetin farklı dönemlerdeki açıklamaları arasında çelişkiler bulunduğunu savundu.
Babacan, görüntülerin ardından şu soruları yöneltti:
"Aradaki çelişkiyi görüyorsunuz değil mi?
Millet hangisine inanacak?
Böyle devlet yönetilir mi?
Böyle ekonomi yönetimi olur mu?"
"ERDOĞAN, ETRAFINIZI ÖYLE İNSANLARLA DONATTINIZ Kİ..."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birlikte çalışmayı tercih ettiği kadroları da eleştiren Babacan, iktidarın kuruluş dönemindeki söylemlerinden uzaklaştığını savundu.
Babacan, Erdoğan'a şöyle seslendi:
"Etrafınızı öyle insanlarla donattınız ki; bunlar fakir fukaranın, garip gurebanın derdinden anlamaz.
Öyle bir kadro kurdunuz ki; bunlar sizin bir zamanlar oturduğunuz fakir sofralarındaki o insanların hissiyatını kavrayamaz.
Öyle insanlarla çalışıyorsunuz ki; onlar AK Parti'nin kuruluş değerlerini hayata geçirmek için çoluk çocuğunun rızkından fedakârlık eden o samimi kardeşlerimizin ruh dünyasını hiç anlayamaz."
Erdoğan'ın geçmişte kendisini uyaran bazı isimlerle çalışmayı reddettiğini ileri süren Babacan, mevcut siyasi ve ekonomik tablonun bu tercihlerin sonucu olduğunu savundu.
"Fakat unutmayın Sayın Erdoğan! Bu tercih sizin tercihiniz. Sizi uyaran, 'Bu insanlarla çalışmayın' diyen nice dostunuzu tersleyen, reddeden sizdiniz. Bugün geldiğiniz noktaya göz göre geldiniz" dedi.
Babacan, iktidar dönemindeki yolsuzlukların önemli nedenlerinden birinin AK Parti içindeki farklı görüşlere tahammül edilmemesi olduğunu ileri sürdü.
"BU BİR SİYASİ AHLAK MESELESİDİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fon işlemlerine ilişkin değerlendirmelerinde "fahiş kâr" ifadesini kullanmasını da eleştiren Babacan, yaşananların doğru adlandırılması gerektiğini söyledi.
Babacan, şöyle konuştu:
"Sayın Erdoğan hâlâ 'fahiş kâr'dan bahsediyor.
Gerçekle yüzleşmek istemiyor.
Meselenin adını açık koymazsanız, sorunu çözemezsiniz.
Bu bir siyasi ahlak meselesidir.
Bu bir 'dolandırıcılık' hadisesidir. Kanundaki adı da 'piyasa dolandırıcılığı'dır."
Babacan, Erdoğan ve Şimşek'in açıklamalarının kamuoyunda yanıltıcı bir tablo oluşturduğunu savundu.
2027 BÜTÇESİNE TEPKİ: "EN BÜYÜK BAKANLIK ARTIK FAİZ BAKANLIĞI"
Konuşmasında TBMM'ye sunulan 2027 yılı bütçe teklifini de değerlendiren Babacan, faiz ödemelerine ayrılan kaynağın büyüklüğüne dikkat çekti.
2027 yılı için faiz giderlerine 3 trilyon 975 milyar lira ödenek ayrıldığını belirten Babacan, bu tutarın 2026 bütçesindeki 2 trilyon 825 milyar liralık ödeneğin yüzde 41 üzerinde olduğunu söyledi.
Babacan, artışın 2027 için öngörülen yüzde 21'lik enflasyonun yaklaşık iki katına ulaştığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Yani bütçedeki en büyük bakanlık, artık Faiz Bakanlığı!"
Faiz giderlerine ayrılan ödeneğin artışını ücretlilerin gelirleriyle karşılaştıran Babacan, hükümete şu soruları yöneltti:
"Emeklinin maaşlarını yüzde 41 artıracak mısınız?
Asgari ücrete yüzde 41 zam verecek misiniz?
Çiftçimizin geliri yüzde 41 artacak mı?
Esnafımızın kazancı, vatandaşlarımızın alım gücü yüzde 41 artacak mı?"
"BÜTÇE, YOKSULDAN ZENGİNE SERVET TRANSFERİNİN RESMİDİR"
Faiz ödemelerindeki artışı gelir dağılımı açısından eleştiren Babacan, bütçenin hükümetin ekonomik önceliklerini yansıttığını söyledi.
Babacan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu bütçe Türkiye'deki büyük gelir transferinin ve büyük servet transferinin resmidir.
Bu transfer, 'gelirin' yoksuldan zengine doğru transferidir.
Bu transfer, 'servetin' yoksuldan zengine doğru transferidir."
Faiz ödemelerinin vergi gelirleri veya yeni borçlanmayla finanse edileceğini belirten Babacan, bunun maliyetinin vatandaşlara yansıyacağını savundu.
"Sonunda bu faizin bedelini emekli ödeyecek, işçi ödeyecek, esnaf ödeyecek, çiftçi ödeyecek" dedi.
Babacan, geçmişte düşük faiz politikasını savunan iktidarın bugün yüksek faiz giderleriyle karşı karşıya kaldığını belirterek ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI İÇİN TBMM'NİN YETKİLERİNİ HATIRLATTI
Babacan'ın konuşmasındaki bir diğer gündem maddesi Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.
İslam ülkeleri arasındaki savunma iş birliğinin gelişmesini önemsediklerini belirten Babacan, anlaşmanın hangi tehditlere karşı ve hangi koşullarda uygulanacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Türkiye'nin hangi durumlarda askeri yardım sağlayacağı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlendirilmesine nasıl karar verileceği ve TBMM'nin anayasal yetkilerinin nasıl kullanılacağı konularında açıklama yapılması gerektiğini söyledi.
Babacan, anlaşmanın yürürlüğe girişinden itibaren ilk 10 yıl boyunca çekilme imkânı tanımadığına ilişkin değerlendirmesini de dile getirdi.
Türkiye'nin bölgede ilkeli ve güvenilir bir arabulucu olma özelliğini koruması gerektiğini belirten Babacan, iş birliğinin Mısır başta olmak üzere başka ülkeleri de kapsayacak biçimde genişletilmesini önerdi.
Babacan, anlaşmanın kapsamına ilişkin sorular yanıtlanmadan destek vermelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Türkiye'nin bölgesel politikalarının nihai hedefinin barış olması gerektiğini vurgulayan Babacan, İslam ülkeleri arasındaki ayrışmalarda taraf olunmaması çağrısında bulundu.
Kaynak: Karar


