İsrail’in Gazze’deki vahşeti Avrupa sokaklarını ayağa kaldırdı. Vicdanların isyanına sessiz kalamayan Avrupalı liderler, ilk günden beri arkasında durdukları Tel Aviv’e ‘yeter’ çağrısı yapmaya başladı. ‘Koşulsuz destek’ rüzgarının tersine döndüğünü gören Natanyahu ise Madrid ve Brüksel büyükelçilerini geri çağırma kararı aldı.

AB TANIMAZSA FİLİSTİN’İ BİZ TANIRIZ

İsrail’in Gazze’de başlattığı katliamlarda çocuk, kadın ve yaşlı tanımaması üzerine Avrupa başkentlerinde sokağa çıkan halk Tel Aviv’e tepki gösterdi. Bu sese karşı kulaklarını tıkayamayan Avrupa’dan ilk tavır değişikliği Fransa’dan geldi. Tel Aviv’e koşulsuz destek veren Fransa lideri Macron 12 Kasım’da “İsrail’i durmalı” dedi. Ardından zayıf olsa da benzer çağrılar yükseldi. İsrail’i ziyaret eden İspanya Başbakanı Sanchez de ‘Gazze’deki insanlık felaketi acil olarak durdurulmalı’ vurgusu yaptı. Brüksel’e “AB tanımazsa Filistin’i biz tanırız” resti çekti. Belçika Başbakanı De Croo da “Hâlâ aynı noktadayım. Daha fazla sivil ölmesin” ifadelerini kullandı.

BARIŞ ÇAĞRISI NATANYAHU’YU KIZDIRDI

ABD’den sonra İsrail’e en çok destek veren ülke olan İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Cameron ise Natanyahu ile görüşmesi sonrası ‘Filistin halkının güvenliği sağlanmadığı sürece İsrail de güvende olmaz’ dedi. Gazze’deki sivil kayıpların sayısının çok yüksek olduğunu söyledi. Peş peşe gelen açıklamalar sonrası Natanyahu hükümeti müttefiklerine karşı harekete geçti. İsrail Dışişleri Bakanı Cohen, Sanchez ve De Croo’yu ‘terörizme destek veren yanlış iddialar’la suçladı. Cohen, İspanya ve Belçika Büyükelçilerini geri çağırdığını söyledi. Netanyahu da iki Avrupalı liderin Hamas’ın ‘insanlığa karşı işlediği suçlara dikkat çekmekte başarısız olduklarını’ söyledi.

Türkler Avrupa'ya Kaçarken AB, Türkiye Sınırına Polis Yığıyorlar Türkler Avrupa'ya Kaçarken AB, Türkiye Sınırına Polis Yığıyorlar

2611krt01a-tum.jpg

AVRUPA REST ÇEKTİ

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre, İsrail’in Gazze’de uyguladığı şiddet Avrupa başkentlerinde isyana yol açtı. İspanya başbakanı, “AB tanımazsa Filistin’i biz tanırız” resti çekti. ‘Siviller ölmesin’ deyince teröre destekle suçlanan Belçika başbakanı da Tel Aviv’e meydan okudu: Hala aynı noktadayım. İsrail’e büyük destek veren İngilitere’nin dışişleri bakanı Cameron bile ‘sivil kaybı çok yüksek. Bu şekilde İsrail halkı da güvende olmaz” eleştirisini yöneltti.

Hamas’ın 7 Ekim’de ‘El Aksa Tufanı’ baskınından bu yana Gazze’de ‘terörle mücadele’ adı altında sivillere soykırıma girişen Tel Aviv yönetimi, artık başta büyük destek aldığı Avrupa başkentlerinde de sert tepkilerin hedefi oluyor. İsrail’e isyanın ilk işaretini veren İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Uluslararası toplumun ve Avrupa Birliği’nin Filistin devletini tanımasının zamanı geldi. Ancak Avrupa Birliği, Filistin devletini tanımazsa İspanya kendi kararını kendisi alacaktır.” dedi.

Belçika Başbakanı Alexander De Croo ile Orta Doğu turu kapsamında İsrail ve Filistin’de yaptıkları görüşmelerin ardından Mısır’a geçen Sanchez bu ay başında iktidara gelmişti. Sanchez, Avrupa Birliği’nin (blok halinde) Filistin devletini tanımaması halinde İspanya’nın kendi kararını kendisi alacağı çıkışında bulundu. Başbakan Sanchez, “(Gazze’de) binlerce erkek ve kız çocuğu dahil masum sivillerin ayrım gözetmeksizin öldürülmesi kesinlikle kabul edilemez.” ifadesini kullandı. Bu açıklamaların ardından İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, bir açıklama yaparak Sanchez ve De Croo’yu “terörizme destek veren” “yanlış iddialarla” suçladı. Cohen, açıklamalardan ötürü İspanya ve Belçika Büyükelçilerini bakanlığa çağırdığını söyledi.

8194605-001.jpg
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Belçika Başbakanı De Croo

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da iki Avrupalı liderin Hamas’ın “insanlığa karşı işlediği suçlara dikkat çekmekte başarısız olduklarını” söyledi. Sanchez ve De Croo’nun Gazze ve Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda düzenlediği ortak basın toplantısındaki açıklamaları İsrail ile iki AB ülkesi arasında gerilime sebep oldu. Belçika Başbakanı De Croo “Hâlâ aynı noktadayım. Daha fazla sivil ölmesin” açıklaması yaparken, İsrail’in İspanya Büyükelçisi bugün Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Netanyahu’ya sosyal medyadan yanıt veren De Croo, Refah Sınır Kapısı’nda yaptığı konuşmanın metnini paylaşarak, “Gazze hakkında Refah Sınır Kapısı’nda söylediğim sözlerimi okuyun Başbakan Netanyahu. Hâlâ aynı noktadayım. Daha fazla sivil ölmesin” dedi. İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron da, İsrail’i, Filistin halkının “uzun vadeli güvenlik, emniyet ve istikrarı sağlanmadığı sürece” güvende olmayacağı konusunda uyardı. Bakan Cameron, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve diğer üst düzey Filistinli yetkililerle bir araya geldiği Batı Şeria’nın Ramallah kentinde BBC’ye verdiği röportajda, “Gazze’deki sivil kayıpların sayısının çok yüksek” olduğuna değindi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de insani aranın başlamasından memnun olduklarını söyledi. Borrell ayrıca “İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonunun ardından bir milyondan fazla insan gidecek hiçbir yeri olmadan evlerinden kaçtı. Aynı zamanda Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetinin kontrolsüz bir şekilde artması kabul edilemez” dedi.

SERBEST BIRAKILAN FİLİSTİNLİ ESİRLERİN EVİNE BASKIN

İsrail ile Hamas arasında varılan esir takası mutabakatı kapsamında dün de 42 Filistinli ve 14 İsrailli esir serbest bırakılırken, İsrail’in daha önce bıraktığı esirleri tehdit ettiği ortaya çıktı. Filistin Esirler Cemiyetinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Filistinli esir kadınlar Haşim ve Abdu’nun Doğu Kudüs’teki evlerine baskın düzenlediği ve Zeyna’nın ailesini herhangi bir basın görüşmesi yapmamaları konusunda uyardığı aktarıldı. Açıklamada, İsrail güçlerinin dün sabah itibarıyla kadın esirlerin Doğu Kudüs’teki aile üyelerini Meskubiyye’deki soruşturma odalarına çağırdığı, telefonlarına el koyduğu ve şu ana kadar orada tutuldukları kaydedildi. İsrail polisi, söz konusu evlerde aile üyelerinden başka kimsenin bulunmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Cuma akşam saatlerinde Hamas 13 İsrailli esiri, İsrail de işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail hapishanesi Ofer’de bulunan 24’ü kadın, 15’i çocuk 39 Filistinliyi serbest bırakmıştı. Uzlaşı kapsamında, Hamas’ın elindeki 50 İsrailli esire karşılık İsrail hapishanelerindeki 150 Filistinli serbest bırakılacak. Serbest kalacak esirler her iki taraftan kadın ve çocuklardan oluşuyor.

GAZZE’DE CESETLER TOPLANIRKEN İŞGALCİLER SAVAŞ HAZIRLIĞINDA

İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze’de Baydar yakınlarındaki El Bahr Caddesi’nde yaklaşık bir aydır bekleyen cesetler insani ara ile birlikte toplanmaya başlandı. İsrail ordusu sözcüsü Tümgeneral Daniel Hagari ise, İsrailli kuvvetlerin dört günlük geçici ateşkesi Gazze Şeridi’ndeki operasyonun bir sonraki aşamasına hazırlanmak için kullanacağını söyledi. Hagari, “İsrail Savunma Kuvvetleri, ateşkes günleri sırasında savaşın bir sonraki aşamaları için hazırlıklarını tamamlayacak” dedi. Hamas’ın, uzlaşmayı ve çatışmalara verilen insani arayı istismar ederek “asılsız haberler yayacağını ve psikolojik savaş yürüteceğini” iddia eden Hagari, ordunun esir takası uzlaşısını tamamlamak ve Gazze’deki savaşın bir sonraki aşamasına hazırlanmak için çalıştığını söyledi. Uzlaşının genel hatlarının, nihai olmayıp üzerinde değişiklik yapılabileceğini kaydeden Hagari, “Hamas’la yapılacak esir takası, tüm esirlerin geri dönüşünün başlangıcı olacak. Sonrasında İsrail ordusu, (Gazze’de) savaşa devam edecek.” dedi.

GAZZELİLER EVLERİNE DÖNDÜ: ‘HER ŞEY YERLE BİR OLMUŞ’

Ateşkesle birlikte pek çok Gazzeli sığındıkları okul ve hastanelerden ayrılarak evlerine doğru yola çıkmıştı. Pek çok kişi ise evlerinin yerinde bir enkaz yığını buldu. El Cezire’nin haberine göre, Gazze’nin merkezindeki Bureij Mülteci Kampı’nda kalan yaşlı bir Filistinli kadın, “Evimiz yıkılmış. Ayakta kalan hiçbir şey yok, her şey yerle bir olmuş. Ördeklerin ve tavukları çoğunu aç sokak köpekleri yemiş” diye konuştu. “Bu savaş değil soykırım” diyen kadın, İsrail’in saldırılarını ‘eşi görülmemiş bir suç’ olarak niteledi. Filistinli kadın, ‘acımasız saldırılara rağmen ara ara buraya gelmeye devam ettiğini’ anlattı. Hayatının İsrail’in elinde olmadığını söyleyen kadın, “Bu çok tehlikeli. Gelip tavuklarımı kontrol etmek istedim. Ama korkmuyorum. Benim kaderi öldürülmek. Öleceğim” dedi.

26kr06-gob.jpg