Yabancı yatırımcı getirmeyi başaramayan Hazine Bakanı Şimşek, Dünya Bankası’ndan 5 yıllık işbirliği kapsamında 35 milyar dolar kredinin geleceğini açıkladı. Şimşek’in ‘müjde’ gibi açıkladığı kredi, akıllara artan kuru tutmak için satılan Merkez Bankası rezervlerini getirdi. Seçim öncesi sadece mart ayında arka kapıdan 20 milyardan fazla dövizin satıldığına dikkat çekildi.

Faiz indirimi ve ardından patlak veren yüksek enflasyon sarmalı yüzünden bozulan ekonomi, Merkez Bankası rezervlerine büyük darbe vurdu. 2019’da başlayan ve 2020’nin son dönemine kadar 128 milyar doların arka kapıdan satıldığı söylendi. Süreçte doların tansiyonu sürekli artarken iktidar çözüm olarak tartışmalı KKM’yi 20 Aralık 2021 gecesi devreye soktu. Ancak dövizin yükselişi sürdü. Muhalefet 14-28 Mayıs seçimleri sonrası yanlış ekonomi politikaları nedeniyle satılan rezervlerinin 450 milyar doları bulduğunu açıkladı. MB varlıklarının arka kapıdan eritilmesi 31 Mart sürecinde de kesilmedi. Rezervler sadece mart ayında 20, yılın üç ayında ise 30 milyar dolar azaldı.

YATIRIM GELMEDİ, VERGİ PEŞİNE DÜŞTÜ

Merkez Bankası’nın rezervleri Körfez’den gelen kaynağa rağmen kritik seviyelerde seyrederken, yabancı yatırımcı çekeceği beklentisi yüksek olan Hazine Bakanı Şimşek, süreçte vergilerin peşine düştü. Son olarak Dünya Bankası ile 5 yıllık ‘ekonomik işbirliği’ kapsamında 35 milyarlık kredi alınacağını duyurdu. Aktarılan 17 milyar dolara 18 milyarın daha ekleneceğini ifade etti. Dünya Bankası da kaynağın, özel sektöre destek, kentsel planlama ve eğitim prejeleri için kullanılacağını açıkladı. Şimşek’in sözleri MB’nin kasasından eritilen rezervleri hatırlattı. Kamuoyundan ‘Kredi aldık diye sevinçle açıkladığınız parayı seçimden önce bir ayda sattınız’ tepkisi yükseldi.

1204krt01a-tum.jpg

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ile yürütülen güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturulduğunu belirterek, “Dünya Bankası’nın ilk 3 yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi” dedi. Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program’ın açıklanmasının ardından Türkiye’ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı.

Türkiye’nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3’üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı. Hazine Bakanı kaynak arayışını sürdürürken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezerv yakmaya devam etti. Merkez Bankası, özellikle yerel seçimler öncesi döviz kurlarındaki baskıyı azaltmak için mart ayında 20 milyar dolar rezerv satışı gerçekleştirdi. QNB Finansbank ekonomistlerinin yaptıkları hesaplamalara göre mart ayı boyunca Merkez Bankası 19.7 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eski Merkez Bankası başekonomisti Hakan Kara 21 Mart’ta gerçekleşen Para Politikaı Kurulu toplantısı öncesi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “TCMB faiz artırır mı diye çok soruluyor. Eğer artırabiliyor olsaydı, son dört haftada kredi ve kur piyasasında bütün tuşlara basıp 20 milyar doları yakar mıydı?” ifadelerini kullanarak TCMB’nin döviz sattığını belirtti.

NET REZERVLER EN DÜŞÜK SEVİYEDE

Seçimlerin gerçekleştiği haftada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerindeki düşüş ivmesi devam etti. TCMB verilerine göre, brüt rezervler 29 Mart haftasında 123,1 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta brüt rezervler 123,8 milyar dolar düzeyindeydi. Net rezervlerde ise sınırlı bir toparlanma izlendi. Buna göre 29 Mart haftasında net rezervler 15,5 milyar dolar oldu. 22 Mart haftasında net rezervler 15,2 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Swap hariç net rezervlerde tarihi dip seviye kaydedildi. TCMB verilerine göre swap hariç net rezerv 29 Mart haftasında eksi 65,5 milyar dolarla rekor düşük seviyeye geriledi. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 65,1 milyar dolar düzeyindeydi.

FAİZ ARTIŞI TOPARLANMADA SINIRLI ETKİ YARATTI

Rezervlerdeki toparlanmada bir önceki hafta sürpriz etkisi yaratan 500 baz puan faiz artışı etkili oldu. Faiz artışı haftasının son işlem gününde de rezerv kaybı durmuştu. Hesaplamalar, swap hariç net rezervi ise geçen hafta yatay seyirle eksi 65 milyar dolar civarında gösteriyor. QNB Finansbank ekonomistlerinin TCMB’nin analitik bilançosundan yaptığı hesaplamalara göre dış varlıklar 29 Mart haftasında sınırlı değişim göstererek brüt döviz rezervinin de 123.8 milyar dolar seviyesinde yatay kaldığını tahmin etti. Bu hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 1 milyar dolar azalmasının brüt rezervi olumsuz etkilediğini kaydeden banka ekonomistleri “Bunu hariç tutan net rezervin ise 0.9 milyar dolar artışla 16.1 milyar dolar olduğunu hesaplıyoruz. Swap hariç net rezerv de önceki haftaya göre 0.1 milyar dolar artışla -65 milyar dolar olmuştur” dedi.

‘HARCANACAK PARA OLACAK ŞEKLİNDE GÖRMEMEK LAZIM’

Dünya Bankası’ndan gelecek parayı KARAR Gazetesi’ne değerlendiren ekonomist Kerim Rota ‘’Bunları ‘bizim hazinemize girecek, harcanacak bir para olacak’ şeklinde görmemek lazım. Bu bir hazine finansmanı veya kamu finansmanı olmaktan daha çok, proje kredisi olarak katkıları olacak. Bu durum da ekonominin büyümesine katkı sağlamış olur. Bakan Mehmet Şimşek’in açıkladığı üzere toplam 35 milyar dolara ulaşacak bu dünya bankası kredisi. Dünya Bankası’nın en çok kredi verdiği, herhalde ilk 3 ülkeden biri haline gireceğiz bu krediyle birlikte. Bu anlamda çok olumlu bir durum. Bunun bir IMF kredisi veya bir merkez bankalarının diğer merkez bankalarından aldığı bir borç olarak değerlendirmemek gerektiğini belirten Rota, ‘’Bu da asıl olan verimli, ülkenin kalkınmasına, gelir ve servet dağılımın düzelmesine yönelik projelerin ortaya çıkarılması ve burada kullanılması gerekiyor. Uzun vadeli ve uzun soluklu bir iştir. Tek seferde para gelmeyecek ama ülkenin ekonomisi için olumlu katkısı olacak. Bu kredinin faizi uluslararası piyasadaki borçlanma faizlerinden daha düşük olur. Genellikle Hazine’nin borçlanması yüzde 8-9 civarında yapıldığını düşünürsek, 10 yıl vadede’’ dedi. Son dönemde Dünya Bankası’nın finansmanının Türkiye için arttığını belirten Kerim Rota ‘’Bu bir anda gelen bir para olmasa bile. Türkiye için limitleri arttırdılar. Bu bir anlamda da yeni ekonomi yönetimine destek ve onay anlamında da okunabilir bu durum’’ ifadelerini kullandı.

ODAK NOKTASI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE ÜRETKENLİK

Dünya Bankası, 18 milyar dolarlık finansmanın detaylarını paylaştı. Dünya Bankası Grubu (WBG) İcra Direktörleri Kurulunca, Türkiye için hazırlanan “Ülke İşbirliği Çerçevesi (CPF)” üç kilit kalkınma stratejisine (üretkenlik artışı, istihdam ve daha iyi kamu hizmet sunumu ve doğal afetlere karşı dirençlilik) odaklanacak. WBG’den yapılan yazılı açıklamaya göre söz konusu İşbirliği Çerçevesi, 2024-2028 mali yıllarını kapsıyor. Ülkenin yüksek gelir statüsüne geçiş sürecini desteklemeyi amaçlayan CPF, şirketlerin daha yüksek katma değerli ve yüksek teknolojili faaliyetlere geçme yeteneklerini desteklemek için özel sektörün geliştirilmesini öngörüyor. İşbirliği Çerçevesi kapsamında, iklim değişikliğine karşı dirençliliği ve gıda güvencesini güçlendirmek için iklime uyumlu tarımın teşvik edilmesinden Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmanın desteklenmesine kadar çeşitli hedeflerle yüksek ve sürdürülebilir üretkenlik artışına odaklanılacak.

‘KAYNAK AKIŞI ARTARAK DEVAM EDECEK'

Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye’ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, “Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD’den, 9 milyar dolarının IFC’den sağlanması bekleniyor. MIGA’nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

“Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek.”

IMF İLE ARASINDAKİ FARK PROJEYE KREDİ VERMESİ

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin Dünya Bankası’ndan alacağı ilave 18 milyar dolarlık finansmana ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Eğilmez, Dünya Bankası’ndan alınacak ek desteğin IMF destekleri ile arasındaki farkları kısaca açıkladı.Eğilmez, Bakan Şimşek’in açıklamasının ardından gelen soruları X (Twitter) hesabı üzerinden yayınladığı mesajla yanıtladı. Mahfi Eğilmez, insanlardan gelen soruların çoğunun son dönemde projelere karşı duyulan kuşkuları yansıttığını, bazılarının ise Dünya Bankası finansmanının IMF destekleri ile arasındaki farklar üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.

Açlık Sınırının Altında Kalan Asgari Ücrete Zam Gerekli Fakat Hükümetin Tavrı Net Açlık Sınırının Altında Kalan Asgari Ücrete Zam Gerekli Fakat Hükümetin Tavrı Net

Eğilmez’in Türkiye’nin merak ettiği sorulara ‘’DB, yatırım projelerine kredi verir. IMF ise genel borç verir. Yani DB mesela bir liman yapılacaksa bunu finanse eder. Bunu yaparken de kendi ihale yöntemlerinin uygulanmasını ve belirli bir yerli malı oranı dışında dünyadan alışveriş yapılmasını şart koşar. IMF ise ödemeler dengesi finansmanı için borç verdiğinden koyduğu koşulların (mesela bütçe açığının belirli bir orana düşürülmesi gibi) yerine getirilip getirilmediğine bakar. DB kredilerinin kullanma yeri ilgili projedir, IMF borcunu istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Dolayısıyla DB’den para geliyor bunu istediğimiz yere harcayabiliriz gibi bir çıkarım doğru değildir. DB, yapılan harcamaların projeyle ilgili olup olmadığını ve kendi şartnamelerine uygun olup olmadığını denetler ve kredi dilimini ondan sonra serbest bırakır. IMF ise sadece koyduğu koşulların (performans kriterleri) yerine getirilip getirilmediğine bakar ondan sonra borcun ilgili dilimini serbest bırakır’’ yanıtlarını verdi.