Türkiye’de ekmek deyim olarak değil gerçekten aslanın ağzında. Artan enflasyon ücretli çalışan üzerindeki baskıyı arttırırken, siyasilerin ise tek derdi seçim. Seçmenin asıl derdinin ekonomi olduğunu söyleyen küresel risk uzmanı Dr. Piccoli “Türkiye’de ekonomi artık küçük bir gruba hizmet ediyor. Kitlesel vasıfsız, az eğitimli, kesim yaratılıyor. Gençler bu yüzden kaçıyor. Türkiye gelecek vaat etmeyen bir ülkeye dönüştürülüyor” dedi.

Türkiye’de son yıllarda artan geçim sorunu ve enflasyon ücretli çalışanlar için hayatı daha zor hale getiriyor. Siyasilerin tek derdi seçim olunca vatandaşın sorunları ikinci plana atılıyor. Ne hükümet ne de muhalefet 61 milyondan fazla seçmenin asıl sorunlarına eğilmezken, uçurum gittikçe artıyor. En son Ipsos araştırmasına göre, Türkiye’de halkın yüzde 85’i en büyük sorunun ekonomi olduğunu düşünüyor. Yüzde 74’lük kesim ise hükümet söylemlerinin aksine enflasyonun daha da artacağını ifade ederken, yüzde 71’i de döviz kurundaki artışların durmayacağını anlatıyor. Halkın zaten yüzde 75’i de genel ekonomik durumdan memnun değil.

DW Türkçe’ye konuşan küresel risk uzmanı Dr. Wolf Piccoli “Yerel seçimlere, halkın ağır geçim sıkıntısı yaşadığı koşullarda gidiliyor. Aslında seçmenin asıl derdi ekonomi. AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücretlilerin oranı yaklaşık yüzde 30’du, şimdi yaklaşık yüzde 70’e ulaştı. Bu aslında Erdoğan’ın Türkiye’yi nasıl bir ülkeye dönüştürdüğünü anlatıyor. Küçük bir gruba hizmet eden bir ekonomi yarattı yani kamu çalışanlarının bir bölümü, inşaat sektörü ve vasıfsız işçilere dayanan tekstil gibi sanayi kolları. Kitlesel bir vasıfsız, az eğitimli, kesim yaratılıyor. Farklı bir hayat isteyenler ise Türkiye’nin bunun için doğru bir yer olmadığı gerçekliği ile yüzleşiyor. Eğitim istatistikleri Türkiye’deki gerilemeyi gözler önüne seriyor. Yani Türkiye gelecek vaat etmeyen bir ülkeye dönüştürülüyor” dedi. Halkın Türkiye’deki gidişattan ötürü büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olduğunu söyleyen Piccoli şöyle devam etti: “Halk pes etmiş görünüyor. AK Parti’nin yıllarca övündüğü yüksek sayıdaki genç nüfus artık ülkeyi terk etmek istiyor. Bunu kimse konuşmak istemiyor.”

aaa.jpg
Dr. Wolf Piccoli

Tarımsal Girdi Fiyatları Artmaya Devam Ediyor Tarımsal Girdi Fiyatları Artmaya Devam Ediyor

‘HER YIL 100 BİN KİŞİNİN NEDEN GİTTİĞİNİ KİMSE KONUŞMUYOR’

Kimsenin gerçekleri ve asıl tehlikeden bahsetmediğini ifade eden Wolf Piccoli, övünen genç nüfusun gözü dışarda olduğunu ve daha iyi yaşam standardı için mesleklerin göz ardı edilip Avrupa’da her işi yaptıklarına değindi. Piccoli “Kimse gerçekleri ve asıl tehlikeyi konuşmuyor. Geçen yıl Türkiye’den Avrupa’ya en yüksek iltica oranı kaydedildi. Kimse neden her yıl 100 bin kişinin Türkiye’den kaçmaya çalıştığını konuşmuyor. Geleceklerini artık Türkiye’de görmeyen eğitimli insanlar yurtdışına gidiyor. Türkiye’den çok ciddi beyin göçü yaşanıyor. Bu gerçek bir dram” dedi.

65 YAŞ ÜSTÜ ÇALIŞMAK ZORUNDA KALDI

Türkiye İstatistik Kurumu’nun paylaştığı 2023 yılına ilişkin yaşlı istatistiklerine göre, 65 ve üzeri yaş nüfusta da işgücüne katılma oranı arttı. 2019’da 65 ve üzerinde yüzde 12 olan işgücüne katılma oranı, 2023 yılında yüzde 12,2 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran yaşlı erkek nüfusta 2023 yılında yüzde 20, yaşlı kadın nüfusta yüzde 6,1 oldu. 2019 yılında yüzde 3,1 olan yaşlı nüfusta işsizlik oranı ise 2023’te yüzde 2,7’ye geriledi. İstihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı incelendiğinde ise 2023 yılında yaşlı nüfusun yüzde 57,7’sinin tarım, yüzde 32,1’inin hizmetler, yüzde 7,3’ünün sanayi, yüzde 2,8’inin ise inşaat sektöründe yer aldığı görüldü. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri’nin yüzde 60’ına göre hesaplanan yoksulluk oranı, 2019 yılında Türkiye geneli için yüzde 21,3 iken 2023 yılında yüzde 21,7 oldu. Bu oran yaşlı nüfus için 2019 yılında yüzde 14,2 iken 2023 yılında yüzde 21,7 oldu. Yaşlı nüfusun yoksulluğu cinsiyete göre incelendiğinde, yaşlı erkeklerde yoksulluk oranı 2019 yılında yüzde 12,1, 2023 yılında yüzde 20,7 oldu. Yaşlı kadınlarda yoksulluk oranı ise 2019 yılında yüzde 15,9 2023 yılında yüzde 22,4 oldu.

‘KAMU KAYNAKLARI KÜÇÜK BİR GRUBA AKTARILIYOR’

Wolf Piccoli, “Mesele son 8-10 yılda izlenen politikaların ekonomiyi etkiliyor olması. Nedir bunlar? Kötüleşen eğitim sistemi, kamu hizmetlerinin kalitesinin gerilemesi, kurumsal erozyon, yolsuzluk, hesap verilebilirliğin olmaması, cezasızlık, hukukun üstünlüğünde, demokrasi ve basın özgürlüğündeki gerileme. Kamu kaynakları, daha ayrıcalıklı küçük bir gruba aktarılıyor, diğerleri bunun dışında kalıyor, ayın sonunu getirme mücadelesi vermek zorunda kalıyorlar. Hatta AK Parti’nin çok övdüğü sağlık hizmetlerinde de son dönemde çok ciddi gerileme olduğu kaydediliyor. Ama ne iktidarda ne de muhalefette kimse, halkın asıl sorunlarını çözüme kavuşturma konusunda ciddiyet sergilemiyor” dedi.

ÖNCELİK HALK DEĞİL ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ’

Erdoğan’ın siyasi öncelikleri nedeniyle son dokuz ayda ekonomiyi düzeltmek adına gerekli adımların atılmadığına, hem zamanın hem kaynakların boşa harcandığına, dizginlenmeyen enflasyon ve hayat pahalılığı krizinin insanların günlük yaşamını giderek çok zor hale getirdiğine dikkat çeken Wolf Piccoli, yerel seçimlerden sonra da Erdoğan’ın ekonomi politikalarında büyük bir değişiklik beklemediğini kaydetti. 31 Mart seçimlerinin sonucu ne olursa olsun Erdoğan için önceliğin Anayasa değişikliği olacağını söyleyen Piccoli, büyük ihtimalle bir ya da bir buçuk yıl içinde referandum ve erken seçim moduna girileceği öngörüsünü paylaştı, “Dolaysıyla 31 Mart seçimlerinden sonra da popülaritesini sürdürmek Erdoğan’ın önceliği olacak” dedi.