Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası'nın son dönemdeki faiz politikaları hakkında değerlendirmelerde bulunarak, "Faiz artışı yeterli değil, kapsamlı politikalar şart" dedi.

Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası'nın izlediği son politikalara ve ekonominin gidişatına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında Washington'da konuşan Kara, Türkiye'nin ekonomi politikalarına yönelik çarpıcı ifadeler kullandı.

Konut Kargaşası: 50 Milyonluk Evi Olan Yoksul, 5 Milyonluk İki Evi Olan Zengin, Vergi Artışları Yolda Konut Kargaşası: 50 Milyonluk Evi Olan Yoksul, 5 Milyonluk İki Evi Olan Zengin, Vergi Artışları Yolda

Prof. Dr. Hakan Kara, "Gelinen noktada tek başına faiz artışı enflasyonu kalıcı olarak düşürmek için yeterli olmayacaktır," diyerek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikalarının yalnızca bir başlangıç olduğunu belirtti. Kara, "İstikrar için aşağıda bahsettiğim çerçevede kapsamlı bir politika bütününün hayata geçirilmesi gerekiyor," ifadelerini kullandı.

KARA'NIN EKONOMİ POLİTİKALARI ÖNERİLERİ

20 Mart'ta sosyal medya üzerinden paylaştığı "Buradan nasıl çıkılır? Durum tespiti ve çözüm önerisi" başlıklı bir değerlendirmeyle dikkat çeken Prof. Dr. Kara, önerilerini şöyle sıraladı: "Öncelikle TCMB kanunu değiştirilerek üst düzey yöneticilerin görev süresi güvence altına alınmalı, 3-4 yıllık gerçekçi enflasyon hedefleri belirlenmeli. İlk fırsatta faiz artırılıp kur kademeli olarak serbest bırakılmalı. TCMB elinin titremediğini göstermeli ve ne gerekiyorsa yapılacağını ifade etmeli."

Ayrıca, "Eş zamanlı olarak, verimsiz kamu harcamalarında kesintiler ve dolaysız vergi ayarlamaları yapılmalı. Dolaylı vergilere artık pek dokunulmamalı. Vergi harcamaları, teşvik ve destekler kapsamlı olarak gözden geçirilmeli ve sadeleştirilmeli," diyerek politika değişikliğinin önemine vurgu yaptı.

TCMB'NİN İLERLEYİŞ YOL HARİTASI

Kara, TCMB'nin gelecekteki adımları hakkında da konuştu: "TCMB için önemli olan, likidite yönetimini en üst düzeyde tutmak. Bankaların swap işlemlerine güvenmek istemedikleri bir ortamda, bu işlemlerin likidite sorununa yol açtığını ve sıkı politika duruşunun sürdürülmesini zorlaştırdığını söyledi," diyerek gelecekteki stratejiler üzerinde durdu.

Hakan Kara

@ali_hakan_kara

Çok soruluyor: "Hocam Merkez Bankası hakkında sık sık olumlu şeyler yazıyorsunuz, ekonominin gidişatından umutlu musunuz?" Arkadaşlar, açıkçası kariyerimin büyük bölümünü geçirdiğim eski kurumumun son yıllardaki durumunu büyük hüzünle izledikten sonra itibarını biraz toparlayacak işler yapmaya başlaması beni mutlu ediyor. Eski kurumumu yüreklendirmek ve destek vermek, benim için bir babanın sağlıksız işlere girmiş çocuğunda olumlu yönde bir gayret görünce biraz umutlanması ve desteklemesi gibi doğal bir tepki. Bu durum ekonomiye dair tamamen iyimser olduğum anlamına gelmiyor. Gerçek anlamda iyimser tarafa geçmem için asıl olarak aşağıda sıraladığım işlerin yapılmaya başlaması önemli. Bu aşamada içlerinden sadece faiz artışı yapıldı. Gelinen noktada tek başına faiz artışı enflasyonu kalıcı olarak düşürmek için yeterli olmayacaktır. İstikrar için aşağıda bahsettiğim çerçevede kapsamlı bir politika bütününün hayata geçirilmesi gerekiyor.

Hakan Kara

@ali_hakan_kara

Buradan nasıl çıkılır? Durum tespiti ve çözüm önerisi Geçen seçimlerden bu yana, bir önceki dönemin hasarını azaltma konusunda ekonomide doğru yönde bazı adımlar atıldı. Yine de faizleri olması gereken yere çekmek için geç kalınması, para-maliye politikası koordinasyonunda seçim kaynaklı aksamalar ve eski hastalığımız olan seçim öncesi faiz artır(a)mama gibi nedenlerle süreç olması gerektiğinden daha maliyetli ilerliyor.

Şu anda enflasyonu ve döviz talebini zapt etmek için gereken faiz epey yukarı çıktı. Gelinen noktada faizlerin daha yükseğe gitmesi gerekiyor ancak çok yükseltilirse kredi kartları ve KOBİ vb tarafında çıkabilecek sıkıntılarla finansal sistem kötü bir sarmala girebilir. Bu da hareket alanını daraltıyor.

Ekonomide büyük bir maliyet yaşamadan buradan çıkmak oldukça zorlaşıyor. Zor ama imkânsız değil. İlk planda şunlar yapılabilirse önemli bir rahatlama sağlanır ve zaman kazanılır: Öncelikle TCMB kanunu değiştirilerek üst düzey yöneticilerin görev süresi güvence altına alınmalı. 3-4 yıllık gerçekçi enflasyon hedefleri belirlenmeli. İlk fırsatta faiz artırılıp kur kademeli olarak serbest bırakılmalı.

TCMB elinin titremediğini göstermeli ve ne gerekiyorsa yapılacağını ifade etmeli. Eş zamanlı olarak, verimsiz kamu harcamalarında kesintiler ve (dolaysız) vergi ayarlamaları yapılmalı. Dolaylı vergilere artık pek dokunulmamalı. Vergi harcamaları, teşvik ve destekler kapsamlı olarak gözden geçirilmeli ve sadeleştirilmeli. Yönetilen fiyat ayarlamalarında öngörülebilirliği artıracak ve geçmişe endekslemeyi azaltacak düzenlemeler yapılmalı.

Kredi ve kur piyasasındaki artık kimsenin takip edemediği karmaşık düzenlemeler kademeli olarak geri çekilmeli. Seçici kredi uygulamaları TCMB ve ticari bankalar üzerinden değil bütçe ile ilişkilendirilerek KGF ve kalkınma bankaları üzerinden yapılmalı. Bunlar yapılırsa kur önce biraz artar sonra makul bir dengeyi bulur. Faizlerin çok yükselmesi gerekmez. Gereksiz karmaşık işlerden ve KKM'den çıkılabilir.

Kredi piyasası rahatlar. Rezervler birikir. Enflasyon beklentileri ve dövize hücum kontrol altına alınır. Kur ve altın piyasasını bastırmaya gerek kalmaz. Risk primindeki düşüşle giren uzun vadeli sermaye büyümedeki durgunluğun boyutunu sınırlar. Daha da önemlisi, her gün kur-faiz konuşmaktan çıkıp enerjimizi daha anlamlı konulara verebiliriz.

Bunları geçen seçimden sonra hızlıca yapabilseydik en fazla %35 faizle bu iş dönerdi. Şu anda faiz indirimini konuşuyor olurduk. Finansal istikrar sorunu yaşamadan, sert bir daralma olmadan enflasyon kontrol altına alınabilirdi. Şimdi en iyi senaryoda dahi (Avrupa talebinin toparlanması, Fed'in faiz indirmeye başlaması, jeopolitik bir şokun yaşanmaması), bir durgunluk yaşanmadan enflasyon belasından kurtulmak mümkün olmayacak gibi görünüyor. Vakit aleyhimize işlese de yukarıda tarif ettiğime benzer bir çerçeve ile maliyeti düşürmek mümkün. Zararın neresinden dönülürse kardır.