Lüks Makam Odası Gündem Olmuştu, Buda Araç Filosu:İhtiyaç Fazlası Araçları Meydanda Sergiledi Lüks Makam Odası Gündem Olmuştu, Buda Araç Filosu:İhtiyaç Fazlası Araçları Meydanda Sergiledi

İslam Dünyasının iki önemli ülkesi Türkiye ile Mısır arasında yeni bir dönem resmen başladı. Dini, tarihi, coğrafi, kültürel ve birçok alanda ortak paydaya sahip olan iki İslam ülkesi,  kazanımlarını karşılıklı artırma konusunda kararlı görünüyor. Gazze’deki İsrail terörünü önleyebilme konusunda etkisiz kalan iki ülkenin cumhurbaşkanları, Gazze’de insani krize ilişkin görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretinin ayrıntılarını bütün yönleriyle analiz edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Mısır’a resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Mısır’ın merhum Cumhurbaşkanı Muhammet Mursi iktidardayken Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı sıfatıyla Mısır’ı ziyaret eden Erdoğan, 12 yıl aradan sonra yeniden Mısır’da. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı ünvanıyla ilk kez Mısır’a gerçekleştirdiği bu ziyaret, uzun yıllar ‘katil’, ‘diktatör’ gibi sıfatlarla eleştirdiği darbeci Sisi’yi, tam anlamıyla meşrulaştırmak anlamına da geliyor. Abdulfettah el Sisi’nin resmi daveti üzerine Mısır’da bulunan Erdoğan’ın ajandasında Ortadoğu’nun güncel sorunlarına ilişkin önemli meseleler yer alıyor. ‘Gazze’deki İsrail işgali’, ‘Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı’, ‘Libya’daki uzlaşma görüşmeleri’ ve ‘Türkiye’den Mısır’a satışı gündemde olan insansız hava araçları’ konuları ziyaretin en önemli gündem maddelerini oluşturuyor.

NORMALLEŞME SÜRECİ 3 YILDIR İŞLİYOR

Ortadoğu’nun en köklü İslam ülkelerinden Mısır’da 2013 yılında gerçekleşen askeri darbenin karanlık izleri hâlâ etkisini sürdürüyor. 3 Temmuz 2013 tarihinde General Abdulfettah el Sisi’nin başını çektiği darbe ordusu, Mısır’ın meşru cumhurbaşkanı merhum Muhammet Mursi’ye ve İhvan-ı Müslimin Hareketi’ne yönelik silahlı gasp hareketi gerçekleştirmişti. Türkiye darbenin ilk günlerinde Sisi rejimine karşı sert tavır almış ve Mısır- Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler en düşük seviyeye düşürülmüştü. 7 yıl kadar süren kriz dönemi 2020 yılında yerini karşılıklı çıkar ilişkilerinin hakim olduğu ‘kazan-kazan’ siyasetine bırakmıştı. Uzun süreli diplomatik temaslar, 2023 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Sisi’nin bir araya gelmesiyle sonuçlanmış ve iki ülke arasında dostluk dönemi yeniden başlamıştı.

GÖRÜŞMENİN EN SICAK GÜNDEMİ: GAZZE

İsrail’in 7 Ekim’de Filistin topraklarına yönelik başlattığı kitle imha saldırılarında Türkiye ve Mısır’ın tutumları uluslararası kamuoyunda eleştiri konusu oldu. İslam Dünyası’nın iki kadim ülkesi olan Türkiye ile Mısır’ın, Filistin direnişine daha fazla katkı sunabilme potansiyeli olduğu ve iki ülkenin yönetimlerinin de Filistin’in varoluş mücadelesine ellerinden gelen katkıyı sunmadıklarına dair yorumlar yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti İsrail’le ticareti devam ettirme üzerinden eleştirilere konu olurken, Mısır ise Gazze ile sınır kapısını kapalı tutma ve insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması konusunda sorumsuz davranmakla suçlandı. Türkiye ve Mısır’daki Müslümanlar, ülkelerinin yönetimlerinden çok ciddi beklenti içerisindeydi fakat iki hükümet de Filistin mücadelesinde iyi bir sınav veremedi. Gazzeli Müslümanlar İsrail’in vahşi saldırıları altında can verirken Mısır, İsrail’in baskılarından çekindiği için sınır kapılarından Gazze’ye yardım geçişlerinde zorluklar çıkardı. Mısır, devlet politikası olarak Gazzelilerin topraklarından sürülmesine karşı olmasını Refah Sınır Kapısı’nı açmama sebebi olarak gösteriyor. Türkiye de Gazze’nin Yahudileştirilmesine karşı Mısır’la aynı çizgide duruyor.

 DOĞU AKDENİZ’DEKİ ENERJİ PAYLAŞIMI

Türkiye ve Mısır’ın dış politikadaki ortak çıkar noktalarından en önemlisi Doğu Akdeniz’deki gaz yatakları. Uzun yıllar farklı müttefiklerle yol yürüyen Türkiye ile Mısır, 2020 yılında çıkar sahasını ortaklaştırma kararı aldı. Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yoğun diplomatik temasları ve Türkiye’nin baskın ısrarları iki ülkeyi birbirine yaklaştırmıştı. Milli Gazete, Mısır-Türkiye normalleşmesinde Doğu Akdeniz faktörünün önemini defalarca  manşetlerine taşıdı. Mısır uzun yıllar boyunca, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile  ortak bir deniz politikası izledi. Türkiye ise daimi müttefiki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  ve Libya ile ortak politikalar düzleminde birleşmişti. 2020 yılında Doğu Akdeniz’deki çıkarlarının zarar gördüğünü farkeden Mısır yönetimi, Türkiye ile yakınlaşması durumunda daha fazla kazanım elde edeceği gerçeğini benimsedi. Son dönemde Türk ve Mısırlı yetkililer arasında Doğu Akdeniz özelinde önemli çalışmalar yürütülüyor. Bu kapsamda, Erdoğan ve Sisi’nin görüşmesinde Doğu Akdeniz’deki ‘kazan-kazan’ politikaları önemli bir yer alacak.

LİBYA’DA UZLAŞMA SİNYALLERİ

Türkiye- Mısır arasındaki kriz döneminin kritik meselelerden biri de Libya’daki iktidar savaşlarıydı. Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetle işbirliği yaparken Mısır ise Bingazi’de konuşlanan General Hafter’i destekliyor. Kaddafi sonrası siyasi istikrarın bir türlü sağlanamadığı Libya’daki iki kutuplu çatışma ortamı, Türkiye ile Mısır’ı karşı karşıya getirmişti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan geçtiğimiz hafta Libya’da temaslarda bulundu. Fidan burada yaptığı açıklamada Mısır’ın desteklediği Hafter güçleriyle ilişkileri düzeltme çabasında olduklarını söyledi. Fidan “Doğu tarafıyla da (Hafter) biliyorsunuz Türkiye'nin ilişkileri giderek ilerliyor. Bu noktada oradaki aktörlerle de çalışmalarımız devam ediyor. Bingazi'deki Başkonsolosluğumuzu tekrar açma kararı aldık, onu yakın zamanda açacağız. Şirketlerimiz tekrar çalışmaya başladı, diğer taraftan gerek Mısır'la gerek Birleşik Arap Emirlikleri ile diğer bölgesel dostlarımızla da Libya meselesinde yapıcı rol oynama konusundaki çalışmalarımızı devam ettiriyoruz." açıklamalarında bulunmuştu.

Yeni dönemin şifresi: Ortak kazanımlar

ANLAŞMA MASASINDA UNUTULAN HAKİKAT: İHVAN-I MÜSLİMİN

Türkiye ile Mısır’ın 2013-2020 kriz dönemindeki anlaşmazlık unsurlarının başında ‘İhvan-ı Müslimin’ meselesi gelmekteydi. 2013 darbesinde Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’den yana tavır alan Türkiye hükümeti, Sisi rejimiyle normalleşmenin başladığı 2020’den bu yana, İhvan-ı Müslimin’i açıktan ve koşulsuz sahiplenme politikasını da rafa kaldırmış durumda. Sisi rejimi tarafından baskı ve zulme uğradıkları için Mısır’ı terk etmek zorunda kalan binlerce İhvan mensubu hâlihazırda Türkiye’de yaşam mücadelesi verirken, Sisi rejimiyle normalleşmenin başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ile ilgili söylemlerinde İhvan-ı Müslimin’den hiç bahsetmemesi dikkatlerden kaçmıyor.

Yeni dönemin şifresi: Ortak kazanımlar

 İKİ TARAF DA, TİCARET RAKAMLARINI YÜKSELTMEK İSTİYOR

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz, Hazine’ye sürdürülebilir kaynaklar sağlamak amacıyla, dış ticarette yeni kapılar aranmasına sebep oluyor. Bu bağlamda, Erdoğan’ın Mısır ziyaretinde yeni ekonomik anlaşmalar yapılacak, mevcut anlaşmalar da revize edilecek. Ticaret, turizm, yatırım, savunma sanayi gibi birçok alanda yeni anlaşma yolları aranacak. Türkiye’nin Afrika’daki en büyük ticaret ortağı konumundaki Mısır’ın, Türkiye’nin savunma sanayi ürünlerine yoğun ilgi gösterdiği bilinen bir gerçek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan geçtiğimiz günlerde Mısır’a insansız hava araçları satışının söz konusu olabileceğini belirtmişti. Mısır’ın jeopolitik konumu ve bölgesel anlamda taşıdığı riskler, Türkiye yapımı savunma sanayi ürünlerine duyduğu ihtiyacı daha da artırıyor.

Kaynak: Milli Gazete / Abdussamet Karataş