Epstein'ın kurduğu suç örgütünün Türkiye'den de çocukları ağına düşürdüğü iddiası geçtiğimiz yıllarda gündeme gelmiş "Epstein Türkiye'den çocuk kaçırdı mı?" sorusunu akıllara getirmişti. ABD'nin dosyada yer alan 3 milyondan fazla belgeyi paylaşmasının ardından yeniden aynı soru sorulurken 2024'te savcılığa yapılan suç duyurusuna ilişkin yargı kararı ortaya çıktı.
ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı milyonlarca yeni belge Türkiye’de de tartışma yaratırken, dosyaya ilişkin Türkiye'deki yargı sürecine dair ayrıntılar ortaya çıktı.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nin Epstein dosyasında Türkiye bağlantıları bulunduğu ve Türkiye’den çocukların da bu suç ağına dâhil edildiği iddialarının araştırılması talebiyle 16 Ocak 2024’te yaptığı suç duyurusuna verilen yanıt ortaya çıktı.
YARGI KARARI ORTAYA ÇIKTI
DW Türkçe'den Alican Uludağ'ın haberine göre, suç duyurusunu inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Haziran 2025 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Takipsizlik kararında, isnat edilen suçların Türkiye’de işlendiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı ifade edildi.
Soruşturma kapsamında yalnızca ABD’de yaşayan ve şikâyet edilen Banu K. adlı bir kadının ifadesi, talimatla İstanbul Adalar’da alındı. Epstein davasıyla bir ilgisinin olmadığını belirten Banu K., yalnızca isim benzerliği nedeniyle dosyada yer aldığını, Florida’da değil Kaliforniya’da yaşadığını söyledi. Şüpheli ayrıca bu duruma ilişkin New York Güney Bölgesi Mahkemesi kararını da savcılığa sundu.

Takipsizlik kararına itiraz edileceği bildirildi.
EPSTEIN TÜRKİYE'DEN ÇOCUK KAÇIRDI MI?
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Hediye Gökçe Baykal, yaptığı açıklamada, ABD Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı yeni Epstein belgeleriyle birlikte dosyada yeni delillerin ortaya çıktığını belirterek, karara itiraz edeceklerini ve soruşturmanın yeniden açılmasını talep edeceklerini söyledi.

Baykal, iki yıl önce yapılan başvuruda çocuklara yönelik cinsel istismar, insan ticareti ve fuhşa aracılık suçları bakımından şüphelilerin savcılıkça resen tespit edilmesi gerektiğini özellikle vurguladıklarını hatırlattı.

Verilen karardan, soruşturmanın yalnızca ismi geçen kişiyle sınırlı tutulduğunun anlaşıldığını ifade eden Baykal, insan ticareti ve çocukların cinsel sömürüsü suçlarında etkin, çok yönlü ve derinleştirilmiş soruşturmanın zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye işaret eden Baykal, devletin çocukları her türlü cinsel sömürüden koruma yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı.
Baykal, yeni belge ve görüntülerin uluslararası kamuoyunda yeniden gündeme gelmesinin, başvurularının önemini ortaya koyduğunu belirterek, dosyanın kapsamlı ve etkin bir soruşturmayla yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi.



