"İşlerini iyi yapıyorlarsa, maliyetleri uygunsa hiç korkmasınlar. Ama buralarda zayıflıklar varsa, kendilerinden daha iyi bu işi yapacak firmalar, 'işimizi elimizden alır' diye korkarlarsa o zaman ondan da korksunlar"

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu İHA’lar ve SİHA’lar üreten Baykar'a ilişkin soruya, "Burada yanlış şu, devletin hemen hemen bütün imkanları, bütün o yardımlar, devletin bütçesinden doğrudan aktarılan kaynaklar, aşağı yukarı tek şirkete aktarılıyor" yanıtını verdi.  

Trendtopic podcast’ine Babacan konuk oldu. Babacan’ın konuk olduğu serinin ilk bölümü dün, ikinci bölümü bugün olmak üzere iki bölüm halinde yayınlandı. 

Gazeteci Ozan Gündoğdu’nun, "Cumhurbaşkanı'nın damadının şirketi var ve bu bir teknoloji şirketi. Bu şirketin ürettiği silahlar geniş kesimler tarafından teveccüh görüyor. Bu şirketin sahibi de diyor ki, benim kayınbabam kaybederse biz bittik, bizi yaşatmazlar. Nasıl bir tablo var karşımızda” sorusuna yanıt veren Babacan, şöyle konuştu:

THK’deki Büyük Yolsuzluk, Sedat Peker Paniği ve Emsali Görülmeyen “Tapu Skandalı” THK’deki Büyük Yolsuzluk, Sedat Peker Paniği ve Emsali Görülmeyen “Tapu Skandalı”

"8 yıl Milli Güvenlik Kurulu üyesiydim. Dolayısıyla bizim savunma sanayindeki kendi kapasitemizin, yerli kapasitemizin, yerli teknolojimizin ilerlemesi ülkemizin güvenliği açısından son derece önemli. Bazı operasyonlarda başka ülkelerin teknolojisine muhtaç kalmak gerçekten silahlı kuvvetlerimizin elini kolunu bağlayan bir mesele olarak ortaya çıkıyor. Biz özellikle insansız hava araçları ile ilgili Türkiye’de oluşan üretim kapasitesinin ve teknolojinin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz ve ülkemizin gurur kaynağı olduğunu düşünüyoruz. Fakat burada yanlış şu, devletin hemen hemen bütün imkanları, bütün o yardımlar, devletin bütçesinden doğrudan aktarılan kaynaklar aşağı yukarı tek şirkete aktarılıyor. Halbuki benzer kaynaklar, en az 4-5 şirkete aktarılsa, çünkü devlet desteği olmadan bu iş olmuyor. Devletten çok yüksek miktarlarda nakit destekle bu işler oluyor. Onu herkesin bilmesi lazım.”

Gündoğdu'nun, “Bu haliyle Baykar’a destek devam edecek o zaman” sorusu üzerine Babacan, şunları söyledi:

"Rekabetsizlikten rehavet doğar. Rekabet yoksa rehavet oluyor. Bu ilk birkaç yıl iyi gider ondan sonra bakarsınız şımarıklık başlar. Nasılsa devletten geliyor para, yapsam da yapmasam da para geliyor, para geldikçe iş dönüyor, böyle olmaz. Her şirket rekabeti hissedecek, yarışma mecburiyetini hissedecek. Daha iyi olmanın mücadelesini verecek. Daha iyi teknolojiyi, daha yüksek teknolojiyi daha ucuza mal edip rekabet gücü oluşturmanın mücadelesini verecek. Yoksa devlet imkan sağlamış, bir şirkete koca bir alan açmış, dünyanın parasını da aktarıyor, o şirket de iyi işler yapıyor. Ha şu da olabilir, diyeceksiniz ki, ha tamam devlet bu parayı aktardı ve batırabilirlerdi. Ha bu arkadaşlar batırmamışlar sağ olsunlar iyi işler çıkarmışlar. Ama eğer iyilerse, dürüstlerse ve gerçekten böyle örtülü, kapalı, gizli saklı işler yoksa, yani gerçekten teknoloji ve finans anlamında anlamlı işler yapıyorlarsa hiç korkmasınlar. Bizim iktidarımızda tam tersine, fırsat eşitliği içerisinde ama, fırsat eşitliği içerisinde iyi iş yapan firmaların önü açılır ama biraz da rekabet gelir. Muhtemelen bu arkadaşlar rekabetten korkuyor olabilir. Ya işte güzel güzel para kazanıyorduk bu iktidar değişirse rekabet olacak, başka firmaların da önünü açacaklar diye korkuyor olabilirler. Ondan korkmasınlar. Rahmetli Özal’dan önce biliyorsunuz Türkiye’de otomobil sanayinde Hacı Murat’lar üretiliyordu. Kapalı bir piyasaydı. Dünyanın en kötü araçları Türkiye’de üretiliyordu ve o zaman o araçları üretenler gümrük biriminden çok korkuyordu. Çünkü dışarıya açılırsa Türkiye, bizim işimiz bitti biz araç üretemeyiz diye korkuyorlardı. O gün rekabetten korkan firmalar, şu anda sadece Türkiye’nin değil dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden birileri oldular. Dolayısıyla rekabet insanı güzel çalıştırıyor. Terletiyor ama daha iyi hizmet, daha iyi ürünü daha ucuza mal etmenin de yolunu açıyor. Dolayısıyla rekabetten korkmasınlar. İşlerini iyi yapıyorlarsa, maliyetleri uygunsa, teknolojileri yüksekse hiç korkmasınlar. Ama buralarda zayıflıklar varsa, kendilerinden daha iyi bu işi yapacak firmalar olur da işimizi elimizden alır diye korkarlarsa o zaman ondan da korksunlar. Kusura bakmasınlar yani"

Birinci bölümü dinlemek için tıklayın