Gelecek Partisi lider Ahmet Davutoğlu Türk limanlarından İsrail'e giden ticaret gemilerini hazmedemediklerini belirtti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e çelik, gıda ve jet yakıtı gönderen bir lider olarak anılacağını söyledi. İspanya Başbakanı'nın Refah Kapısı önünde İsrail'e hitap ettiğini hatırlatan Davutoğlu, Kahire'ye ziyaret gerçekleştiren Erdoğan'a, "Sen niye Refah'a gidemedin?" sözleriyle tepki gösterdi.

Gelecek Partisi lider Ahmet Davutoğlu Türk limanlarından İsrail'e giden ticaret gemilerini hazmedemediklerini belirtti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e çelik, gıda ve jet yakıtı gönderen bir lider olarak anılacağını söyledi. İspanya Başbakanı'nın Refah Kapısı önünde İsrail'e hitap ettiğini hatırlatan Davutoğlu, Kahire'ye ziyaret gerçekleştiren Erdoğan'a, "Sen niye Refah'a gidemedin?" sözleriyle tepki gösterdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu BMM'de Gelecek - Saadet Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gazze'de katliamın bütün hızıyla devam ettiğini söyleyen Davutoğlu, İspanya Başbakanı'nın Refah Kapısı önünde İsrail'e hitap ettiğini hatırlattı ve Kahire'ye giden ancak Refah'a gitmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tepki gösterdi. Davutoğlu, Erdoğan'ın Gazze'de Müslümanlar katledilirken İsrail'e çelik, gıda ve jet yakıtı gönderen bir lider olarak anılacağını söyledi.

Davutoğlu'nun grup toplantısındaki açıklamalarında satır başları şöyle:

Gazze'de katliamın bütün hızıyla devam ettiğini söyleyen Davutoğlu, İspanya Başbakanı'nın Refah Kapısı önünde İsrail'e hitap ettiğini hatırlattı ve Kahire'ye giden ancak Refah'a gitmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tepki gösterdi. Davutoğlu, Erdoğan'ın Gazze'de Müslümanlar katledilirken İsrail'e çelik, gıda ve jet yakıtı gönderen bir lider olarak anılacağını söyledi.

Davutoğlu'nun grup toplantısındaki açıklamalarında satır başları şöyle:

Bugün Türk siyasetinin en büyük eksikliği emin olma vasfını kaybetmeleridir. Emin olmak ne demektir; emin olmak sözün gücüne inanmaktır. Devlet adamının temel vasfı güç sahibi olmak değil emin olma vasfıdır.

Maalesef Sayın Erdoğan ve bugünki iktidar Türkiye'de kurumları dağıttı ama verdiği en büyük zarar insanların emin olma duygusunu yok etti. Düşünün bir devlet adamı seçime hazırlanırken halka şöyle hitap ediyor. Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi, kusura bakmayın açık konuşuyorum. Doğal gazı nasıl getirecekler. Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok.

'ERDOĞAN BANA OY VERENLERİ DE CEZALANDIRIRIM DİYOR'

Diyelim ki Ordu'da seçimi yüzde 49 oyla kaybettiler, yüzde 51 oyla da başka bir parti kazandı. Diyor ki bana oy vermeyenleri cezalandırdığım gibi bana oy verenleri de cezalandırırım.

Demokrasilerde siz seçimi kazanırsanız o ana kadar bir bir partinin genel başkanı ya da adayısınız. Seçimi kazandığınız gece o andan itibaren bütün ülkenin hükümetisiniz. Şimdi bu ülke insanları nasıl güven duyacakları Cumhurbaşkanlarına.

Bana oy verirseniz doğal gaz gelir hizmet gelir. Bana oy vermezsiniz ne doğal gaz gelir ne hizmet gelir demek siz benden emin olmayın ben emin bir insan değilim demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 yıl sonra gelen mısır ziyaretini değerlendiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

Ben duyunca bir anlamda en azından Refah'a giderler diye sevinmiştim, Gazze'nin bir sesini duyururlar dünyaya diye sevinmiştim. Madem bu kadar büyük taviz veriyorsunuz. Sisi ile yan yana durdular ve kardeşim Sisi dedi. Bundan 5 sene önce İstanbul sokaklarında seçim iki aday arasında değil, Sisi ile Binali arasında oyunuz Binali mi Sisi mi diye insanlara oy kullandırtan bir liderin Allah indinde aslında düştüğü zillet halinin temsilidir. Geçen seçim Binali mi Sisi mi dedin, şimdi Binali kardeşimle seçime gidiyorsunuz.

'BIDEN'IN APTAL OLMA DİYE MEKTUP GÖNDERMESİNİ HAZMEDEMİYORUZ'

Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa kararını hazmedemiyorum dedi. Biz de hazmedemiyoruz. Siz Anayasa Mahkemesinin insan haklarını esas alan bir kararını hazmedemiyorsunuz. Bakın biz neleri hazmedemiyoruz. ABD Başkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı aptal olma diye mektup göndermesini hazmedemiyoruz Sayın Erdoğan. Gazze şimdi Refah'a sığınmış yüz binlerin bomba altında inlediği bir dönemde Türk limanlarından İsrail'e giden ticaret gemilerini hazmedemiyoruz.

TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor

Her Cuma namazında bir siyasi mesaj verilerek gençlerimizin camilerden soğutulmasını hazmedemiyoruz. Nas hükmüdür diyip faizi yasaklamayı dini bir kahramanlık olarak gösterdikten sonra dünyanın en büyük faizini fakirin fukarını sırtına yüklenmesini hazmedemiyoruz.

'YOLSUZLUK OLAN HER ŞEY MEŞRULAŞTI'

Bir AK Parti yetkilisiyle karşılaşmıştık, şunu sordum kendisine; yolsuzluk kaldı mı ülkede dedim, kalmadı. Niye kalmadı biliyor musunuz, yolsuzluğun tanımı kalmadı. Yolsuzluk olan her şey o kadar meşrulaştı ki artık yoksulluk diye bir fiil kalmadı.

Davutoğlu, İliç'te meydana gelen ve 9 işçinin arama çalışmaları devam eden maden kazasına ilişkin şunları söyledi:

İliç'te hala 9 işçimiz çıkartılamadı, yüreğimiz yanıyor. Kim bunu sorumlusu, devlet can emniyetini sağlar, devlet bu emniyetin gereğini yapar ve bu emniyeti tehdit eden kim olursa olsun cezalandırır. Ne oldu 1 hafta geçti, 6 asli kusurlu bulundu.

'ÇED RUHSATI VEREN BAKAN SUÇLU DEĞİL ÖYLE Mİ'

Borulama şefi asli kusurlu ama oraya o maden için ÇED ruhsatı veren bakan suçlu değil öyle mi, o şirketin genel müdür suçlu değil öyle mi. Bu kadar felaket yaşandı 10 binlerce vatandaşımız depremde hayatını kaybetti. Küçük müttehatiler tutuklandı büyük müttahitlere kimse dokunmadı. Bir tek kamu görevlisi suçlu bulunmadı, Nurdağı'nın belediye başkanı ve imar müdürü dışında. Kim verdi o izinleri, emin olun Allah muhafaza yarın İstanbul'da deprem olsa yine böyle küçük işçileri suçlu görürler de İstanbul'a ihanet ettik diyen Cumhurbaşkanı kenara çekilir.

Bugün böyle bir facia karşısında kimse altın madeninin geliri nedir, ne kadarı Türkiye'de kalıyor bunun hesabı içinde değil. 23 milyar dolarlık kapasiteden bahsediyor Türkiye'ye kalan altın ruhsatlarından kalan bir kaç yüz milyar dolar.

Medyanın başlıkları yüzlerce ton toprak kaydı, toprak böyle yuttu, dağ yürüdü, yığma tepe işçileri yuttu. Suçlu dağ, suçlu toprak, suçlu işçiler ama ülkeyi yönetenler suçlu değil. Eğer böyle bir facia başka bir dönemde yaşansaydı dağı toprağı mı suçlardık yoksa onları mı suçlardık.

'REFAH KAPISI'NA GİDERLER VE MESAJ VERİRLER DİYE ÜMİT ETTİM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştirdiği Mısır ziyareti sırasında Refah Kapısı'na ziyaret gerçekleştirmediğini hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

Mısır konusunda gerçekten ümit ettim Refah Kapısı'na giderler ve mesaj verirler diye. Gazze'de katliam bütün hızıyla devam ediyor ve Refah emin bölge diye insanların gitmesini sağlık verdikleri Refah da bombalanıyor. 30 bini aşkın kardeşimiz hayatını kaybetmiş ve Sayın Erdoğan Kahire'de. Niye gidersiniz Kahire'ye sadece ikili ticaret mi. İspanya Başbakanı'da gitti Kahire'ye ama niye gitti biliyor musunuz, Refah'a gitmek için gitti ve aldı Refah Kapısı'nın önünde İsrail'e hitap etti.

Sayın Cumhurbaşkanı Kahire'ye gitti kardeşim Sisi dedi ama Kahire'deki Gazze'ye insani yardım yapan kuruluşları bile ziyaret etmedi. İstiyor ki 4 ayı aşkın süren soykırım karşısında herkes hazmetsin bu soykırımı ve iktidarı hiç eleştirmesin. Sayın Erdoğan hazmetmiyoruz böyle hamaset yüklü ama eylem yoksanlı tavrınız hazmetmiyoruz.

Geçtiğimiz hafta sonu bir toplantı da bir yiğit ses şunu söyledi; ortaya konuşmuyorum sayın Erdoğana söylüyorum dedi ve kesin şu İsrail ile ticareti diye seslendi. Muhammed Emin Yıldırım Hoca.

'ERDOĞAN ADINA ÜZÜLÜYORUM'

Erdoğan adına üzülüyorum, eğer siyasi hırsıyla ben hayatımın sonuna kadar bu makamlarda duracağım dememiş olsaydı, onurla ve izzetle one minute demiş bir lider olarak hatırlanacaktı. Ama şimdi ne yapmış olursa olsun, Gazze'de Müslümanlar katledilirken İsrail'e çelik, gıda ve jet yakıtı gönderen bir lider olarak anılacak.

Kaynak: Karar