TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR
Arıkan, Türkiye'nin eğitimden tarıma, dış politikadan adalete kadar sorunlarında iktidarı eleştirdi. İktidarın politikalarını eleştiri oklarının hedefine oturtan konuşmanın satır başları şöyle:
Gündem ve Başsağlığı
-
İstanbul'da yaşanan okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare Bulut'a rahmet, yaralılara şifa dilendi. Okullarda güvenliğin sağlanmasının öncelikli mesele olduğu vurgulandı.
-
Ankara Pursaklar'da şehit olan polis memuru Ahmet Türkoğlu'na rahmet, ailesine başsağlığı dilendi.
1. Kürsüyü Milletin Kürsüsü Yapma Sözü
-
Yeni yasama yılında Meclis'in varlık sebebinin milletin derdine çözüm üretmek olduğu belirtildi.
-
"Kürsüyü milletin kürsüsü yapma", doğruya destek olup yanlışa itiraz etme kararlılığı vurgulandı.
2. Anadolu'nun Sorunlarıyla Meclis'e Dönüş
-
Tatil döneminde grup toplantılarının Anadolu'da yapıldığı ve halkın sorunlarının dinlendiği ifade edildi.
-
İktidarın anlattığı Türkiye ile halkın yaşadığı Türkiye arasında fark olduğu, Meclis'e halkın dertleri ve çözüm önerileriyle gelindiği belirtildi.
3-5. "Fon Vurgunu" İddiaları ve İktidara Yönelik Eleştiriler
-
Gündemdeki fon meselelerinin basit bir ihmal değil, "organize bir yapı" olduğu iddia edildi. Çalınan paranın yanı sıra halkın güveninin de yok edildiği vurgulandı.
-
Milletin cebinden alınanların geri ödenmesi ve sorumluların (tüyoyu verenler, alanlar vb.) hesap vermesi gerektiği belirtildi.
-
Muhalefetin fon vurgunu iddialarının araştırılması için verdiği önergenin reddedilmesi ve Meclis'in kapatılması eleştirildi.
-
Bu konudaki siyasi ilişkilerin sorgulanması istenirken, konunun İslam'a veya dini değerlere mal edilmesine karşı çıkıldı; dinin istismar edilmemesi gerektiği vurgulandı.
6. Siyasetteki Transferler ve Ahlak
-
Milletvekili ve belediye başkanı transferleri eleştirildi; bu durumun siyaseti kirlettiği ve " siyaset borsası"na dönüştürdüğü ifade edildi.
Siyaset Haberleri
-
Buna karşılık iktidarın emekliye, çiftçiye, esnafa ve dar gelirliye kaynak (transfer) sağlamayı sevmediği öne sürüldü.
7. Staj ve Çıraklık Mağdurları
-
Stajyer ve Çıraklık Sigortası Mağdurları'nın sorunlarına değinildi. Alın teri döken bu kişilerin çalışma günlerinin emeklilik hesabında sayılmamasının adaletsizlik olduğu belirtildi.
-
Bu dönemler için borçlanma hakkı tanınması ve eksik primlerin tamamlanması gerektiği ifade edildi.
8-9. "Sağlıklı Hayata Katkı Fonu" ve "AKFON" Vaadi
-
Hükümetin yeni vergi ve fonlarla halkın cebinden para alacağı eleştirildi. Mevcut vergilerin faiz lobilerine aktarılmaması gerektiği vurgulandı.
-
Buna karşılık, haksız yere elde edilen kazançların geri alınıp emeklilere ikramiye olarak dağıtılacağı "Adalet ve Kalkınma Fonu" (AKFON) kurulacağı vaat edildi.
10. Siyasette Arınma Çağrısı
-
Türkiye'de siyasetin parayla, iltimasla ve kayırmacılıkla arasına mesafe koyması, köklü bir arınmaya gitmesi gerektiği vurgulandı.
-
Devlet yönetiminde "Önce Ahlak ve Maneviyat" prensibinin temel alınması gerektiği ifade edildi.
11-16. Mekke Savunma İttifakı ve Dış Politika
-
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki savunma anlaşması (Mekke Savunma İttifakı) değerlendirildi.
-
İslam ülkelerinin dayanışmasının kıymetli olduğu, ancak bu ittifakın arkasında ABD'nin veya dış güçlerin yönlendirmesi olup olmadığının sorgulanması gerektiği belirtildi.
-
İsrail'in saldırganlığına karşı aynı refleksin gösterilmemesi eleştirildi. Türkiye'nin bölgede yeni cepheler açan değil, barış ve ortak güvenlik mimarisi kuran bir öncü olması gerektiği vurgulandı.
17. Yedi Maddelik Ortak İrade Çağrısı Tüm siyasi partilere "isimler etrafında değil ilkeler etrafında buluşma" çağrısı yapılarak 7 adım sıralandı:
-
Yolsuzluk düzenine son verilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi.
-
Yargının kişiye göre değil, hukuka göre karar vermesi ("Gözü açık yargı sistemine son").
-
Torpil ve kayırmacılığın bitirilip liyakatin esas alınması.
-
Yoksulluğu bitirecek, açlık sınırını asgari standart yapmayacak ekonomik programlar oluşturulması.
-
Siyasi ahlakın kanuna dönüştürülmesi ve hesap verilebilirliğin sağlanması.
-
Siyasette nefret ve kutuplaşma dilinin bırakılıp toplumsal barış dilinin benimsenmesi.
Siyaset Haberleri
-
Devlet imkânlarının partilerin veya seçim süreçlerinin kaynağı olarak kullanılmaması.
Milli Gazete'nin haberine göre, ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ
Bu Bir İlandır"Kıymetli Milletvekillerimiz, Partilerimizin değerli yöneticileri,
Değerli misafirler, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz;
Yeni Yasama Yılının ilk Grup toplantısına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
1. GİRİŞ
Sözlerimin hemen başında,
dün İstanbul’da yaşanan ve hepimizin yüreğini yakan okul saldırısında
hayatını kaybeden Eslem Sare Bulut evladımıza
Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, yaralı öğrencilerimize acil şifalar diliyorum.
Evlatlarımızın güvenle eğitim görmesi gereken okul sıralarında
şiddetin hedefi olması, hepimize ağır bir sorumluluk yüklüyor.
Önce ahlâk ve maneviyat anlayışıyla;
çocuklarımızı şiddetten korumak,
okullarımızı güvenli kılmak
ve yavrularımızın korkmadan okula gidebilmesini sağlamak için bu Meclis çatısı altında gece gündüz çalışacağız.
Çünkü evlatlarımızın güvenliği, ertelenebilecek bir mesele değildir!
Yine bu sabah, acı bir haberle uyandık.
Ankara, Pursaklarda uygulama noktasında
bir araçtan açılan ateş sonucu şehit olan
polis memuruz Ahmet Türkoğlu’na Allah’tan rahmet, acılı ailesine başsağlığı diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun,
Rabbim tüm polislerimizi muhafaza buyursun.
Değerli arkadaşlar, ayrıca bugün
Grubumuza teşrif eden;
Ali Fazıl Kasap Bey’e
ve Ali Yüksel Beyefendi’ye hoş geldiniz diyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Yine Yeniyol gurubumuzun devamı için
olağanüstü bir nezaket gösteren Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na
ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan’a teşekkür ediyorum.
Rabbim;
Milletimize hayırlı hizmetler yapmayı,
bizlere nasip etsin.
2. KÜRSÜYÜ MİLLETİN KÜRSÜSÜ YAPACAĞIZ
Değerli arkadaşlar,
Yeni yasama yılı;
Sadece Meclis’in kapılarının yeniden açılması,
milletvekillerinin sıralarına dönmesi değildir…
Bu Meclis’in varlık sebebi;
Milletin DERDİNE DERMAN,
SORUNLARINA ÇÖZÜM üretmektir.
İnşallah bu dönemde de,
Bizler;
● Milletimizin hakkını savunmaya,
Kürsüyü, milletimizin kürsüsü yapmaya
DEVAM EDECEĞİZ!
● Anadolu’da bize ne anlatıldıysa gelip bu kürsüde onu
KONUŞACAĞIZ!
● Hangi mesele çözüm bekliyorsa onun
PEŞİNE DÜŞECEĞİZ!
Bizim çizgimiz net!
● DOĞRUYA DESTEK.
● YANLIŞA İTİRAZ.
● EKSİĞE TEKLİF.
● MİLLETE HİZMET…
3. MECLİSİ ANADOLU’DA KURDUK, MİLLETİN DERDİYLE DÖNDÜK
Değerli arkadaşlar;
Meclis bir süredir tatildeydi…
Ama biz;
GRUP TOPLANTILARIMIZI ANADOLU’DA YAPMAYA DEVAM ETTİK!
Ülkemizin dört bir tarafında insanlarımızı dinledik.
Ve şunu net bir şekilde gördük;
● Birden fazla TÜRKİYE TABLOSU var,
● Birden fazla TÜRKİYE HİKÂYESİ var.
Bir tarafta iktidarın ANLATTIĞI bir, Türkiye var;
Diğer tarafta milletimizin YAŞADIĞI bir, Türkiye var.
Şimdi, biz meclise
● Anadolu’nun talepleriyle geldik.
● Milletimizin sorunlarıyla geldik.
Heybemiz dolu!
Ama bizim heybemizde;
TURPUN ne KÜÇÜĞÜ, ne BÜYÜĞÜ VAR!
BİZİM HEYBEMİZDE MİLLETİMİZİN DERDİ VAR!
BİZİM HEYBEMİZDE ÇÖZÜM VAR!
4. İKTİDARIN HEYBESİNDE FON VAR
Bizim heybemizde milletimizin sorunları varken, iktidarın heybesinde ne var diye bakıyoruz!
İktidarın heybesinde “FONLAR” var…
Değerli arkadaşlar,
Şunun iyi bilinmesini isteriz
Fon vurgunu bir İHMALİN DEĞİL
ÖRGÜTLÜ, ORGANİZE BİR YAPININ eseridir.
Öyle bir düzen kurmuşlar ki;
Tüm Türkiye’nin gözünün içine baka baka,
Uluslararası kurumların gözünün içine baka baka
● Biri on,
● Onu yüz yapmışlar…
Çalınan; sadece fondaki para değil…
Bu milletin
umudu, güveni, geleceği çalındı.
Fondaki parayı;
Daha fazla çalışırız, çalandan geri alırız, göz yumandan tahsil eder
tekrar yerine koyarız…
Ancaak,
birbirimize karşı kaybolan güveni nasıl yerine koyacağız.
devlete karşı kaybolan güveni nasıl yerine koyacağız.
Kaybettiğimiz ahlaklı olma kararlılığını nasıl yerine koyacağız.
Öte yandan;
Milletin sol cebinden çalınanları,
milletin sağ cebinden alınanlarla
ödemek gibi bir hataya asla düşmemeliyiz.
Her bir kuruş,
İşin başındakilerden
parayı götürenlerden
tüyoyu verenlerden, tüyoyu alanlardan
tazmin edilmelidir!
5. KİM TUTTU, KİM KESTİ, KİM YEDİ?
Değerli arkadaşlar;
Bu hikâyede kimse “SİYAH-BEYAZ BİR AŞK HİKÂYESİ”aramasın!
Bu hikâyede;
● Beyaz olan millettir.
● Siyah olan ise milletin alın terine göz dikenlerdir!
Hani çocukluğumuzda parmaklarımızla oynadığımız bir oyun vardı ya:
● Bu tutmuş…
● Bu kesmiş…
● Bu pişirmiş…
● Bu yemiş…
● Bu da “Hani bana, hani bana?” demiş!
Şimdi milletimiz önünde cevaplanması gereken sorular bellidir;
bu fon işinde;
● Kim tuttu?
● Kim kesti?
● Kim pişirdi?
● Kim yedi?
● Kim “Hani bana?” dedi?
Bunların hepsi tek tek ortaya çıkarılmalıdır!
“Ucu nereye dokunursa dokunsun üzerine gidilecek” denilmişti…
Şimdi soruyoruz:
● Ucu nereye dokundu ki,
AK Parti’li Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ifadeye dahi çağırılmadı?
● Ucu nereye dokundu ki;
Dün Meclis’te 5 muhalefet grubu da
Fon Vurgununun konuşulması için önerge vermişken
karar yeter sayısı istediniz;
sonra yeter sayı sağlanamasın diye meclisi kapattırdınız?
● Ucu nereye dokundu ki
İstiklal Harbinde bile açık kalan, Gazi meclisi
Fon Vurgununuz konuşulmasın diye kapattırdınız…
● Ucu nereye dokundu ki;
Olayı dış güçlere bağlamaya başladınız?
● Ucu nereye dokundu ki;
İlk günlerde tuttuğunuz ucu bir saatte geri bıraktınız?
Hiç kusura bakmayın biz bu meselenin
Önünü, arkasını; Altını, üstünü; Sağını, solunu araştırmaya devam edeceğiz.
Bu millet sahipsiz değildir,
Bu millet kimsesiz değildir.
Şimdi milletimiz adına soruyoruz:
SİZ NEDEN;
BU FON VURGUNUNUN AYDINLATILMASINI İSTEMİYOR MUSUNUZ?
ortaya çıkan tablo çok açık:
● Milletin parası nereye gitti diyoruz,
cevap vermiyorsunuz.
● Meclis araştırsın diyoruz,
yanaşmıyorsunuz.
● Konu milletin Meclisi’ne geldiğinde
Meclisten kaçıyorsunuz.
Bu neyin korkusu, neyin çekincesi?
Milletin Meclisi,
milletin meselelerinden kaçılacak yer değildir.
Tam tersine;
hesabın sorulacağı, hakikatin ortaya çıkarılacağı yerdir.
Dün, bütün bunlara rağmen kürsüyü,
Meclis’in iradesini
ve milletin soru sorma hakkını savunan bütün siyasi parti gruplarına ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum.
Şunu gördük;
Seçim meydanlarında “Kızım Fatıma” hadisini anlatarak oy toplayanlar,
Söz konusu “Bakan Fatıma” olunca “Bizim Fatıma” olunca kör oluyorlar, sağır oluyorlar, dilsiz oluyorlar…
Kimse; vay efendim,
● “Ayağım kaydı.”
● “Şeytana uydum.”
● “Affımı talep ediyorum.”
diyerek yargıdan kaçamaz!
PARAYI GERİ VERMEK HESABI KAPATMAZ!
İSTİFA ETMEK YARGILAMANIN YERİNİ TUTMAZ!
Samimiyseniz, korkmuyorsanız;
Yapılacak iş, WhatsApp grubundan çıkarmak değil,
HÂKİM KARŞISINA ÇIKARMAKTIR!
6. FON KRİZİNİN YOLU İSLAM’A DEĞİL, İKTİDARA ÇIKAR
Değerli arkadaşlar,
Bu fon vurgunu ile kamuoyunda oluşan bir algıya da dikkat çekmek istiyorum!
Fon krizini fırsat bilerek,
milletimizin inancına saldıranlara söylüyorum:
● Hesap soracaksanız, paranın İZİNİ SÜRÜN!
● Denetimin, neden işlemediğini ARAŞTIRIN!
● Siyasi ilişkileri, SORGULAYIN!
● Amaaa,
Başörtüsünü, namazı, orucu
SUÇLAMA GEREKÇESİ YAPMAYIN.
İktidarın yanlışlarını İslam’dan sormak,
hakikat arayışı değil,
sadece eski alışkanlıkları canlı tutmaktır…
Dinî değerleri kullanarak;
insanları aldatmak, İslam değil,
İslam’ın istismarıdır.
İslam’ın yasakladığı bir fiili işleyenin suçunu İslam’a yüklemek hiçbir vicdana sığmaz?
İktidara öfkelenmek, inancımızı kötülemenin gerekçesi olamaz.
Hiç kimse kusura bakmasın!
İktidarın;
dinimizi, kendi yanlışlarına ortak etmesine de,
muhaliflerin iktidarın bu yanlışlardan dinimize düşmanlık çıkarmasına da
BİZ RAZI OLAMAYIZ,
TAM KARŞISINDA OLUR,
BUNA DA MÜSAADE ETMEYİZ!
7. İKTİDAR ÜÇ TRANSFERİ ÇOK SEVİYOR!
Değerli arkadaşlar,
Ülkemizin bir başka gündemi: sezonu bir türlü bitmeyen; “Transferler”
İktidar üç transferi çok seviyor:
● BİR: MİLLETVEKİLİ TRANSFERİ!
● İKİ: BELEDİYE BAŞKANI TRANSFERİ!
● ÜÇ: PARA TRANSFERİ!
Ne yazık ki “milli irade”,
kapalı kapılar arkasında kurulan
bir “SİYASET BORSASINA” dönüştürüldü!
● Borsada spekülasyonla, haksız kazançla
para transfer eden anlayış neyse;
● siyasette de kapalı kapılar arkasında, kirli pazarlıklarla
belediye başkanı transfer eden, milletvekili transfer eden anlayışta odur!
İkisi arasında hiçbir fark yoktur.
İkisi de gayriahlakidir!
İkisi de meşru değildir!
Ve ikisi de, bu ülkenin;
siyaset kurumuna,
Siyaset Haberleri
adalet duygusuna olan inancını kökten zehirlemektedir, kirletmektedir!
Tabii,
İktidarın bir de sevmediği transferler var…
Mesela;
● Faiz bütçesinden,
emekliye transferi hiç sevmez!
● Kanunla hakkı olmasına rağmen,
çiftçiye transferi hiç sevmez!
● Bu ekonominin yükünü sırtlamasına rağmen,
esnafa transferi hiç sevmez!
● Sosyal devletin asli muhatabı olmasına rağmen,
dar gelirliye transferi hiç sevmez!
8. EMEĞİN STAJI OLUR, HAKKIN STAJI OLMAZ!
Örnek mi;
bu Pazar,
Stajyer ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu Başkanı
Murat Aydın ve beraberindeki heyeti Genel Merkezimizde misafir ettik.
Mağduriyetlerini dinledik, birlikte çözüm yolları aradık.
Şimdi şunu sormak istiyoruz;
● Bu insanlar çalıştı mı?
Çalıştı.
● Alın teri döktü mü?
Döktü.
Peki o zaman
neden o günler emeklilik hesabında yok sayılıyor?
Devlet vatandaşına, “Çalıştın ama çalışmış sayılmıyorsun” diyemez, dememeli!
çözüm çok kolay!
● Staj ve çıraklık dönemleri için borçlanma hakkı tanıyın;
● Eksik primlerin tamamlanmasını sağlayın
● Sigorta başlangıcını buna göre düzenleyin.
Kimse sizden ayrıcalık istemiyor;
Sadece emeğinin karşılığını istiyor.
Bizler Staj ve Çıraklık Mağduru kardeşlerimizin
ve tüm mağdur grupların haklı taleplerinin yanında olmaya
ve seslerini başta Gazi Meclisimiz olmak üzere her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.
9. SAĞLIKLI HAYATA KATKI FONU
Değerli arkadaşlar,
Emekliye gelince kaynak yok,
Çırağa gelince bütçe yok,
Esnafa gelince imkân yok…
Ama vatandaşın cebinden yeni bir para alınacaksa;
İSİM DE bulunuyor,
GEREKÇE DE bulunuyor,
FON DA bulunuyor!
Şimdi yeni bir FON üzerine çalışıyorlar:
“Sağlıklı Hayata Katkı Fonu!”
Sigaraya, şekerli içeceklere, atıştırmalıklara yeni vergiler ekleyeceklermiş.
O vergilerden de “Sağlıklı Hayata Katkı Fonu” oluşturulacak.
Bir dakika ya!
BU MİLLET ZATEN BUNLARI ALIRKEN VERGİ ÖDEMİYOR MU?
● Kazanırken ödüyor,
● Harcarken ödüyor,
● Akaryakıtta ödüyor,
● Markette ödüyor.
Peki şimdi, Fon adı altında yeni para toplamak işi nereden çıktı?
Sizin FON meselesinde sabıkanız çok kabarık.
geçmişiniz ortada!
● Deprem Vergisi toplandınız,
Deprem için kullanmadınız.
● İşsizlik fonu kurdunuz,
İşsiz için kullanmadınız.
● İletişim Vergisi toplandınız;
İletişim için kullanmadınız
Nereden biliyoruz? Her afette ilk çöken iletişim altyapımız oluyor.
elbette;
Sigarayla mücadele edilsin.
Obeziteyle mücadele edilsin.
Çocuklarımız sağlıklı beslensin.
Ama bunun yolu,
her sorunun üzerine yeni bir vergi koymak değildir!
Bunun yolu;
topladığınız mevcut vergileri faiz lobilerine aktarmamaktır!
10. AKFON: ADALET VE KALKINMA FONU
Bugün buradan,
Hakkını talep eden, adalet arayan her bir ferdimize
açık ve net bir söz veriyoruz!
Saadet iktidarında
BİZ DE BİR FON KURACAĞIZ!
Şimdiden müjdesini veriyorum:
Adı AKFON…
“Adalet ve Kalkınma Fonu” olacak.
Önce,
haksız yere milletten çalınanları
geri alarak ADALETİ sağlayacağız.
Bu fonda biriken parayı;
EMEKLİYE İKRAMİYE OLARAK DAĞITACAĞIZ!
Buradan ilan ediyorum:
● Tüm dosyaları
yeniden açacağız!
● Bu iktidar döneminde,
haksız yere elde edilen her bir kuruşun
hesabını soracağız!
● İster borsadan, ister arsadan fark etmez!
Bu milletin cebinden, yetimin hakkından çalınan her bir kuruşu
geri alacağız!
Ve bu fon,
BORSADA DEĞİL MİLLETİMİZİN VİCDANINDA İŞLEM GÖRECEK.
Rantçıların, faizcilerin ve kul hakkı yiyenlerin,
Daha açık söyleyeyim FONZADE’lerin cebinden alıp,
Memleketin esas sahiplerine aktaracağız.
11. SİYASETİN ARINMAYA İHTİYACI VAR
Değerli arkadaşlar,
Tüm bu acı tablolar ve önümüze serilen hadiseler,
karşımıza artık ertelenemez bir hakikati koyuyor:
● Türkiye’de siyasetin köklü bir arınmaya,
topyekûn bir temizliğe
İHTİYACI VAR!
● Siyasetin, parayla arasına mesafe koymaya,
İHTİYACI VAR!
● Siyasetin nepotizmden,
İltimastan,
kayırmacılıktan,
çifte standarttan arınmaya
İHTİYACI VAR!
Biz Saadet Partisi olarak yarım asırdır, devlet yönetiminde ilk prensibin;
"Önce Ahlak ve Maneviyat" olması gerektiğini söylüyoruz.
Bizim anlayışımızda siyaset;
Siyaset Haberleri
bir zenginleşme aracı,
bir tahakküm alanı,
bir zümre çalışması değildir!
-Şu sözüme dikkat buyurunuz-
Bugün mesele, birkaç kötü örneği temizlemek değildir.
Mesele, SİYASETİN ÖLÇÜSÜNÜ DEĞİŞTİRMEKTİR.
Önümüzdeki dönemde,
siyasette ihtiyaç duyulan bu ahlaki dirilişin,
temiz siyaset zeminini kuracak ilkelerin detaylarını
kamuoyunun ve milletimizin takdirine sunmak için hazırlıklarımızı
kararlılıkla sürdürüyoruz.
12. MEKKE’DE AÇILAN “ŞEMSİYE”NİN SAPINI KİM TUTUYOR?
Değerli arkadaşlar,
İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırılar karşısında
biz bugüne kadar hep aynı çağrıyı yaptık:
● İslam ülkeleri bir araya gelmeli,
● ortak hareket etmeli,
● İsrail’in saldırganlığı karşısında ortak bir irade ortaya koymalıdır.
Bu nedenle son günlerin, ana gündem maddesi olan
Mekke Anlaşması’na da peşin hükümle yaklaşmadık.
“İslam ülkelerinin dayanışmasına vesile olacaksa, bu kıymetlidir”dedik.
Hatta;
Mısır ve İran başta olmak üzere
birçok İslam ülkesinin de bu antlaşmaya dahil edilmesi gerektiğini belirttik.
Ancak son günlerde
Mekke Savunma İttifakı’nın, artık bir antlaşma metninden ibaret olmadığını görmeye başlıyoruz.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan artık “birbirimizi savunuruz” demiyor!
Gerekli kuvvetlerin ve askerî imkânların
Suudi Arabistan’da hızlı bir şekilde konuşlandırılması için
harekete geçileceğini bütün dünyaya ilan ediyor…
Yani;
“yeni bir savunma şemsiyesi” açılıyor.
Dış politikada yalnızca şemsiyenin büyüklüğüne bakılmaz.
Şemsiyenin sapını kimin tuttuğuna da bakılır.
Mesele;
Türkiye'nin Suudi Arabistan'la veya Pakistan'la iş birliği yapması meselesi değildir…
Elbette Türkiye, İslam dünyasının büyük ülkeleriyle;
askerî, ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmeli;
hatta bölgenin güvenliğini;
Washington, Londra, Paris, Brüksel veya başka başkentlere bırakmak yerine
bölge ülkelerinin birlikte sağlayabileceği bir düzen inşaa etmelidir.
Bunu en başından beri biz dile getiriyor, bunun için çalışıyoruz…
13. KURULAN DÜZEN GERÇEKTEN BÖLGENİN KENDİ DÜZENİ MİDİR?
Fakat bugün kendimize sormamız gereken asıl soru şudur:
● Kurulan düzen,
gerçekten bölgenin kendi düzeni midir?
● Kurulan düzen,
tabelası Mekke'de asılan,
fakat stratejik istikameti başka merkezlerde belirlenen
yeni bir güvenlik mimarisi midir?
Bu soruları;
Muhalefet etmek için değil,
üzerinde düşünmek,
bir kez daha pişman olmamak,
yanlışı düzeltmek için soruyoruz…
14. KİMİ SAVUNACAĞIZ MI KİME KARŞI SAVAŞACAĞIZ MI?
Biliyorsunuz, Pazartesi günü ortak bir bildiri yayınlandı…
Mekke ve Medine'yi hedef alan teşebbüsler ile Suudi şehirlerine yönelik saldırılar kınanıyor.
Buna kim itiraz edebilir?
Hiç kimse…
Mekke'nin, Medine'nin, sivillerin, bir ülkenin toprak bütünlüğünün korunması
elbette meşrudur…
Fakat güvenlik ittifaklarının en önemli sorusu
“KİMİ SAVUNACAĞIZ?” sorusundan sonra gelir:
“KİME KARŞI SAVAŞACAĞIZ?”
Suudi Arabistan’ı koruyacağız tamam ama, peki kime karşı savaşacağız?
Bildiride saldırının faili açıkça ifade edilmiyor.
Fakat bölgedeki son gelişmeler,
Husiler, Yemen, İran ekseni, Kızıldeniz ve Hürmüz hattı düşünüldüğünde
muhtemel çatışma alanlarının nereler olduğu anlaşılıyor.
Şu tarihi uyarıyı yapmak zorundayız:
Türkiye bölgenin arabulucusu olmak isterken,
bir anda bölgesel bir cepheleşmenin askerî tarafına dönüşmemelidir.
Bir masada arabulucu, öteki masada muharip taraf olunamaz.
Bu nedenle, çok dikkatli olmalıyız!
Türkiye çok çok dikkatli olmalıdır!
15. TAKVİMİYLE OKUYALIM
Bakın;
● 7–8 Temmuz NATO Zirvesi yapıldı.
● -bir ay sonra- 7 Ağustos Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı.
● -ayın sonunda- 31 Ağustos’ta İstanbul'da kurumsallaşma kararı alındı.
● -bir ay sonra- 25 Eylül’de üç ülkenin Genelkurmay Başkanları, Riyad'da askerî koordinasyonu görüştü.
● -iki gün önce- 5 Ekim'de, “gerekli kuvvetlerin ve askerî imkânların hızla konuşlandırılması” kararı çıktı.
Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim...
Dört ay içinde güvenlik mimarisinin taşıyıcı kolonları birer birer dikildi.
Evet, “bunu Amerika kurdu” hükmünü doğrulayacak bir belge elimizde yok.
Ancak,
Washington’un uzun zamandır bölgede,
Amerika'nın güvenlik maliyetini tek başına taşımak istemediğini;
Müttefiklerinden daha fazla sorumluluk üstlenmelerini
isteğini biliyoruz.
Mekke İttifakı’nın bu hali;
Washington’un istediği bu düzeni üretebilecek kapasiteye sahip bir düzendir.
Zaten şu soruyu sormamız gerekmez mi:
Amerika bundan neden rahatsız değil?
Normalde Washington'da ciddi rahatsızlık meydana getirmesi gereken bu birliktelik
Tam tersine Trump tarafından memnuniyetle karşılanıyor…
16. İSRAİL NEREDE?
Şimdi daha önemli bir soru: İsrail bu işin neresinde?
İttifakın meşruiyet açısından cevap vermesi gereken en önemli soru budur!
İslam dünyasının üç büyük ülkesi
bir saldırıya karşı birkaç hafta içinde ortak savunma mekanizması oluşturabiliyorsa,
aynı refleks Filistin söz konusu olduğunda neden ortaya çıkmadı?
Biz bu kürsüden,
Hançerimiz çatlaya çatlaya “Gazze Barış Gücü” dedik…
“Beyaz Kuşak” dedik
Bunlar “Mümkün” dedik…
Demek ki gerçekten mümkünmüş…
Ancak yönü, ajandası çok önemli…
Geldiğimiz nokta şudur ki:
● İran'ı dışlayan,
● Yemen'i yalnız askerî hedef olarak gören,
● İsrail'in saldırganlığını güvenlik denkleminden çıkaran,
● Amerika'nın bölgesel yükünü Müslüman ülkelere dağıtan bir yapı
“İSLAM DÜNYASININ SAVUNMA İTTİFAKI” olamaz.
17. TÜRKİYE'NİN YAPMASI GEREKEN BUNUN TAM TERSİDİR.
Türkiye'nin yapması gereken bunun tam tersidir!
Mekke İttifakı'nı,
-eğer devam edecekse-,
bütün bölgeyi kapsayan bir barış ve ortak güvenlik mimarisine dönüştürmektir;
İran'la Suudi Arabistan'ı,
Türkiye'yle Arap dünyasını,
Pakistan'la Körfez'i karşı karşıya getiren değil
aynı güvenlik denkleminde buluşturabilecek bir perspektif geliştirmektir.
Bölgemizin ihtiyacı yeni cepheler değil.
YENİ BİR DÜZEN İNŞAA ETMEKTİR!
Türkiye bunun öncüsü olmak mecburiyetindedir.
Bu Türkiye’nin tarihi vazifesidir.
İktidarı uyarmak, teşvik etmek, doğru hamle yapıldığında desteklemek de
bizim vazifemizdir.
18. HERKESİN TÜRKİYE’Sİ LAFLA DEĞİL, İCRAATLA KURULUR!
Değerli milletvekilleri, kıymetli misafirler, aziz milletimiz;
Bugün buradan,
Yeni yasama yılının ilk grup toplantısından
iktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi partilere
ve ülkemizin geleceği için sorumluluk hisseden herkese bir çağrıda bulunuyoruz:
Gelin,
İsimler etrafında değil ilkeler etrafında buluşalım.
Birbirimize karşı değil;
yolsuzluğa, adaletsizliğe, yoksulluğa karşı
birlikte mücadele edelim.
Türkiye’mizi selamete çıkaracak İttifakı;
milletimizin hayatını değiştirecek şu yedi adımla kuralım.
Arınmak, AK’lanmak isteyen, Herkes için,
yaşanabilir bir Türkiye idealinde samimiyet gösteren tüm taraflara
çağrıda bulunuyoruz.
1. Gelin hep birlikte;
YOLSUZLUĞU KÂRLI, MÜMKÜN VE RİSKSİZ GÖSTEREN DÜZENE SON VERELİM!
Yolsuzluğa imkân veren bütün boşlukları kapatalım.
Denetim mekanizmalarını bağımsız ve etkili hâle getirelim.
2. Gelin hep beraber;
GÖZÜ AÇIK YARGI SİSTEMİNE SON VERELİM!
Yargı,
karşısındaki kişinin kim olduğunu görerek değil;
önündeki delile ve hukuka bakarak karar versin.
3. Gelin hep birlikte ortak bir irade göstererek;
KURNAZLIĞI LİYAKAT SAYMAYALIM!
Torpili, nüfuz ticaretini, sahte başarıyı
ve siyasi sadakati yükselmenin yolu olmaktan çıkaralım.
Gençlerimize “Çalışan değil, bağlantısı olan kazanır” duygusunu artık yaşatmayalım.
4. Gelin hep birlikte;
YOKSULLUĞU VE GEÇİM SIKINTISINI BİTİRECEK EKONOMİK PROGRAM ÇIKARTALIM!
Açlık sınırını bir maaş hedefi olarak değil,
altına inilmesi kabul edilemez bir çizgi olarak görelim.
Çalışanı yoksulluğa,
emekliyi geçim kaygısına,
ihtiyaç sahibini sürekli yardıma mahkûm etmeyelim.
5. Gelin, ortak bir irade ile;
SİYASİ AHLAKI TAVSİYE OLMAKTAN ÇIKARALIM, KANUNA DÖNÜŞTÜRELİM!
Siyasi ahlakı kişilerin vicdanına ve iyi niyetine bırakmayalım.
Açık, bağlayıcı ve herkes için geçerli kurallar getirelim.
Siyasette hesap vermeyi istisna değil, temel bir sorumluluk hâline getirelim.
Siyaset Haberleri
6. Gelin, iyi ve samimi bir niyetle;
SİYASETİN DİLİNİ, TOPLUMSAL BARIŞIN DİLİ YAPALIM!
Nefret ve kutuplaşma dilini, siyaset alanından birlikte çıkaralım.
Hiçbir vatandaşımızın düşüncesi, inancı, kimliği veya siyasi tercihinden dolayı hedef gösterilmesine müsade etmeyelim…
7. Gelin hep beraber;
DEVLETİN İMKÂNLARINI HİÇBİR PARTİNİN İMKÂNINA DÖNÜŞTÜRMEYELİM!
Kamu personelini, kamu araçlarını, sosyal yardımları ve devletin iletişim gücünü
seçim kaynağı olarak kullanmayalım.
GELİN, LAF YARIŞINI BIRAKALIM; ORTAK İRADE ORTAYA KOYALIM.
Gereken kanunları birlikte çıkaralım.
Bağımsız kurumları birlikte güçlendirelim.
Denetimi etkili hâle getirelim.
Milletimizin hakkını eksiksiz teslim edelim.
Gelin, bu düzeni birlikte kuralım, lafla değil, icraatla inşa edelim.
Çağrımızın, vicdanı olan herkese olduğunu ifade ediyor,
Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum."



