Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Antalya’da dünyanın uzaycılarının karşısına çıktı. Türkiye’nin uzay yarışında geri kalmasına izin vermediklerini söyledi.

Ay Araştırma Programı kapsamında geliştirilen yaklaşık 3,5 tonluk uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyonunun tamamlandığını açıkladı.

Ardından hedefi büyüttü: “Biz daha büyük hedeflerin peşinden koşuyoruz.”

İnsanoğlunun uzaya çıkma serüvenine bakınca bu sözlerin beni götürdüğü yer teknoloji tarihinden biraz farklı. Zira uzay yarışı bir zamanlar sadece roketlerin yarışı değildi.

Arkasında başka soru vardı:

-İnsan uzaya gittiğinde yanında nasıl bir dünya götürecekti?

ÖNCE SPUTNİK SONRA LUNA

Tarih 4 Ekim 1957.

Sovyetler Birliği Sputnik 1’i uzaya gönderdi. Dünyanın çevresinde yörüngeye giren ilk insan yapımı uydu idi.

Ardından 2 Ocak 1959’da Luna 1 Ay’ın yakınından geçti.

14 Eylül 1959’da Luna 2, Ay yüzeyine ulaşan ilk insan yapımı araç oldu.

1961’de Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu.

1966’da Luna 9, Ay’a kontrollü biçimde inen ilk uzay aracı oldu.

Sputnik, Gagarin ve Luna 9 Sovyetler Birliği’nde sadece mühendislik başarısı olarak sunulmadı: Bunlar, sosyalizmin “geleceğe kapitalizmden önce ulaştığının” kanıtlarıydı.

Gökyüzüne gönderilen her araç, bir bakıma yeryüzündeki sistem yarışının da parçasıydı. Ancak Sovyetlerin gökyüzü hikâyesi Sputnik’le başlamadı. Roketten çok önce hayal başladı:

MARS’TA SINIFSIZ TOPLUM

Yıl 1908.

Çarlık Rusyası hâlâ ayakta.

Ekim Devrimi’ne daha dokuz yıl var.

Bolşevik hareketin önemli aydınlarından doktor, filozof ve bilim insanı Aleksandr Bogdanov, “Kızıl Yıldız” adlı roman yayımladı.

Yazar Bogdanov okuru Mars hayaline götürdü; uzaylı görmek için değil, başka türlü bir toplum görmek için.

Bogdanov’un Mars’ında özel mülkiyetin belirleyici olduğu eski düzen aşılmıştı...

Sınıflar yoktu... Üretimin amacı birkaç kişinin zenginleşmesi değildi... Çalışma ve üretim toplumun ihtiyaçlarına göre örgütleniyordu… İnsanlar birbirleriyle rekabet etmek yerine birlikte üretiyordu…

Bogdanov’un tasarladığı Mars toplumunda eşitlik sadece para meselesi değildi. Kadın ile erkek arasındaki geleneksel ayrımlar silikleşiyor, çocukların yetiştirilmesinden eğitime kadar gündelik hayat yeniden kuruluyordu…

Bilim birkaç kişinin ayrıcalığı değildi… Makine insanı işsiz bırakmak veya daha fazla sömürmek için değil, insanın çalışma yükünü azaltmak için vardı.

Mars, dünya’nın geleceğiydi…

YENİ TOPLUM YENİ GEZEGEN VE YENİ İNSAN

Bir başka isim Konstantin Tsiolkovski... Roket biliminin öncülerinde idi ve yalnız mühendis değildi...

Sovyetler Birliği henüz kurulmadan önce, Çarlık Rusyası’nda ortaya çıkan “Rus kozmizmi” adı verilen düşünce akımından etkilendi. Bu akım, insanlığın kaderinin yalnız dünya ile sınırlı olmadığını; bilim ve teknoloji geliştikçe insanın başka gezegenlere ulaşabileceğini, hatta uygarlığını uzaya taşıyabileceğini savundu.

Tsiolkovski insanlığın dünyaya mahkûm kalmayacağını, bir gün uzaya yayılacağını düşündü.

Böylece Rus-Sovyet düşüncesinde iki ayrı hayal yan yana geldi:

Bogdanov: Yeni toplum.

Tsiolkovski: Yeni gezegenler.

Sonrasında Sovyet hayali: Yeni insan.

ROKETTEN ÖNCE ÜTOPYA

Burada tarihlerin yan yana konulması bile çok şey anlatıyor.

Bogdanov, “Kızıl Yıldız” eserini 1908’de yazdı. Sovyetler ilk uyduyu 1957’de uzaya gönderdi.

Yani Rusya’daki sosyalist aydın, uzaya araç gönderilmesinden yaklaşık yarım yüzyıl önce Mars’ta nasıl bir toplum kurulacağını tartıştı. Önce roket yapılmadı. Önce gelecek tasarlandı.

Bu nedenle Sovyet uzay programını yalnız ABD ile teknolojik yarış olarak okumak eksiktir.

Bu yarışın gerisinde daha büyük iddia vardı: Yeni bir teknolojiyle birlikte yeni bir insan ve yeni bir toplum kurulabilir mi?

PEKİ BİZ NE GÖTÜRECEĞİZ
Aradan yaklaşık yetmiş yıl geçti.

Erdoğan şimdi Türkiye’nin Ay hedefinden söz ediyor. Elbette bunun bilimsel, ekonomik, teknolojik ve stratejik değeri var.

Fakat Sovyet aydınlarının daha yüz yıl önce sorduğu soru hâlâ ortada duruyor: Bir ülkenin uzaya çıkması büyük başarıdır ama daha büyük mesele şudur:

AKP'nin 2023'teki Vaadi 'Sert Çakıldı!' Sıradaki Hedef 2027...
AKP'nin 2023'teki Vaadi 'Sert Çakıldı!' Sıradaki Hedef 2027...
İçeriği Görüntüle

-Uzaya hangi roketle gideceğimiz kadar, oraya hangi dünya tasavvuruyla gideceğimiz de önemli değil mi?

Sovyet aydınları daha uzaya çıkmadan Mars’ta eşitsizliğin olmadığı bir toplum hayal etti.

Bugün asıl sorulması gereken budur:

Biz Ay’a ne götürmeyi hayal ediyoruz?

Kaynak: Odatv / Cemile Y. Çetin yazdı...

Bu Bir İlandır