Erzincan’da facianın yaşandığı madende yapılan en kapsamlı bilimsel inceleme para hırsı uğruna göze alınan risklerin ‘başka hiçbir ülkede emsalinin olmadığını’ ortaya koydu: 4 Zehirli topraktan oluşan liç yığını dünyada en fazla 150 metreyken İliç’te 257 metreye ulaştı. 4 Su içeriği fazla olduğu için sıvı gibi aktı. 4 Ocak fay hattındaydı, liç yığını patlatma alanının çok yakınındaydı.

İliç’teki maden faciasının 9’uncu gününde İçişleri Bakanı Yerlikaya, bölgedeki toprak kaymasının devam ettiğini belirtti. Göz göre göre gelen yıkım tutukluların ifadelerine yansırken Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Araştırma Merkezi’nin bölgedeki çalışmasından vahim sonuçlar çıktı. Merkezin Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, yığında su içeriğinin standartların üstünde olduğunu belirterek bu nedenle yığının sıvı gibi kaydığını kaydetti.

TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor

MADEN OCAĞI FAY HATTININ 300 METRE YAKININDA

Prof. Dr. Ersoy “Dünya literatüründe maksimum 150 metre olan ‘liç yığını’nın burada 257 metreye ulaştığını belirledik. Bu inanılmaz bir rakam. Dünyada böyle bir ‘liç’e rastlamadık” dedi. Yer seçiminin de yanlış yapıldığını vurgulayan Ersoy, “Güncel deprem haritasında maden sahasının 300 metre yakınından fay hattı geçtiği görülüyor. Liç yığınının ocak sahasına çok yakın olması da patlatmalar nedeniyle fazladan bir yüke neden olmuş” diye konuştu.

2202krt01a-tum.jpg

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre, Anagold Madencilik’in altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak 13 Şubat’ta kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı. Ekiplerin çalışmalarında işçilere ulaşılamadı. Arama kurtarma faaliyetleri yeni bir heyelan riski nedeniyle durduruldu. Şu ana kadar yürütülen soruşturma kapsamında aralarında ilgili şirketin Kanada uyruklu yöneticisinin de bulunduğu 6 şüpheli tutuklandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (UYGAR) bilim insanları, maden sahasında facianın nedenini belirlemek üzere incelemelerde bulundu. UYGAR Müdürü Prof. Dr. Arzu Fırat Ersoy ve beraberindeki akademisyenler, insansız hava aracı ile ölçümler gerçekleştirdi.

“İNANILMAZ BOYUTTA”

İlk izlenimlerini paylaşan Prof. Dr. Hakan Ersoy “Şu anda analizlerimiz devam ediyor. Nihai noktaya geldik, oluşturduğumuz raporu kamuoyu ile paylaşacağız. Gözlemlediğimiz en önemli sorun ‘liç yığını’ yüksekliği aşımı oldu. Ocakta üretilen ve kırma eleme tesislerinde belli boyutlara getirilen malzeme, altında geçirimsiz malzeme olan bir zemine seriliyor. Bunun üzerine damlama ya da benzeri yöntemle siyanür içeriği olan çözelti veriliyor. Bu çözelti cevherden sızarken altını da alıyor ve alttaki tabakadan altına ulaşılıyor. Bu işlem sürekli tekrarlanıyor ve yığınlar oluşuyor. Dünyada liç yığının maksimum 150 metreye ulaştığını gördük. Fakat biz burada kullandığımız insansız hava aracı ile 257 metreyi gördük. İnanılmaz bir rakam. Kanaatimizce bu yükseklik kontrol edilebilir seviyeden çıktı. Dünya literatüründe böyle bir liç yok. Günümüzde demirden, betondan 200 metre yükseklikte binalar inşa edilemezken, sadece yığma şeklinde depolanan bir malzemenin 257 metre yükseklikte olması ürkütücü. Bir de bölgede 100 metrelik vadi yüksekliği var. Yani 350 metrelik bir piramit oluştu. Hareketin hızlanmasının en büyük sebebi, liç yüksekliğinin yanı sıra vadinin de yüksek olması. Felaketi büyüten de buydu” diye konuştu.

Patlatmalar nedeniyle ‘liç yığını’nın tekrarlı yüklere maruz kaldığına işaret eden Ersoy, şöyle devam etti: “Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) güncel fay haritasında, maden sahasının 300-400 metre yakınından bir fay hattı geçtiği görülüyor. Yaşanan kazayı bu fay tetiklemedi ama tetikleyebilirdi. Bir de yığın ocak sahasına o kadar yakın ki yaşanan patlatmalar nedeniyle ‘liç yığını’ tekrarlı yüklere maruz kaldı. Görüntülerde buradaki malzemenin bir sıvı gibi aktığını gördük. Buradan yola çıkarak da ‘liç yığını’ndaki su içeriğinin normal standartlardan yüksek olduğunu düşünüyoruz. Özetle kontrol edilemeyen bir ‘liç yığını’nda su içeriğinin fazla olup, üretim sahasındaki patlatmalara çok yakın bir noktada yığılması, felaketi de beraberinde getirdi.