MÜSLÜMANLARDA BİRLİK OLSA BÖYLE KALIR MIYDI EL AKSA!

Özlü Söz: Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki? 

                                                                     Selahaddin Eyyubi

___________ 0 ____________

Kudüs manevi yönü ile kutsal bir belde ve son din olan İslam’ın ilk kıblesi. Ama bugün ne yazık ki işgal altında hem de Kuranda kimlikleri ve özellikleri beyan edilmiş lanetli kavim olan Siyonist Yahudilerin elinde. Osmanlı devleti yıkılırken mahiyeti altındaki topraklarda Siyonist öğretili bir devlet kuruldu. Buna devlet demek bile gerekmez çünkü devlet olmanın özellikleri vardır ve Siyonist rejimin devletinde(!) olması gereken hiçbir özellik yoktur.

Bir kavim veya bir millet devlet aşamasına geldiğinde geçmişinde başardığı bir takım eylem ve kazanımlar vardır. Bunlar kültür, medeniyet, edebiyat, sanat ve sosyal alandaki özelliklerdir. Bugün dünya üzerinde bulunan birçok devletin kökeninde bu saydığımız özellikler mevcuttur ama Siyonist rejimde bu özelliklerin hiç birini bulmak mümkün değildir.

Emperyalist güçler tarafından yıkılan Osmanlı Devletinin ardından Filistin toprakları üzerinde terör sonucu kurulan Siyonist devletin temelinde işgal, kan ve gözyaşı vardır. Onların geçmişinde ne kültür, ne edebiyat, ne sanat, ne edebiyat ve ne medeniyetin varlığından söz edilemez. Çünkü Allah bize onların vasıflarını Kuranda beyan etmiştir. 

Kuranda Yahudilerin bazı özellikleri şöyle beyan edilir; Allah tarafından Kendilerine gönderilen birçok peygamberi şehit ettiler. Gönderilen kitaplardaki ilahi emirleri kaldırıp kendi düşüncelerini yerleştirdiler. Faizin ilk uygulayıcıları şirke yatkın bir anlayışı neticesinde buzağıyı bile yapıp taptıkları bilinen Kurani bir gerçektir. Bunun yanı sıra   kibirli, inatçı, güvenilmez, ikiyüzlü ve vefasız oldukları, parayı çok sevdikleri, söz dinlemeyen, isyankâr bir halk oldukları, anlayışlarının eksik olduğu, kendi düzenlerini sürdürmek için en üstün ırk olduklarına kesin olarak inanan bir anlayışla birlik suçsuz birilerine zarar verebildikleri belirtilmektedir.

İnsanlığın hiçbir vasfına ve anlayışına uymayan bu özellikleri taşıyan Yahudi kavmi kendilerine gönderilen Tevrat’taki ilahi emirleri kaldırarak yerine akla dayanan ve sihirli bir öğreti olan Kabala olarak bilinen fikirleri Tevrat diye kendi Yahudi tabanına aşıladılar. Açıkçası bugün Yahudilerin elindeki Tevrat Allah tarafından gönderilen Tevrat değildir. Ne yazık ki günümüz Müslüman tabanı kendi kitapları olan Kurnanı bile okuyup tanımazken Tevrat’ı ve onun içindeki safsataları nereden bilecekler. Eğer Müslümanlar bugün Kuranı ve içindeki ayetleri Allah’ın murat ettiği haliyle okuyup anlamış olsaydı bugün Müslümanlar başka ideolojilerin şemsiyesi altına olmayacak ve genç nesilleri farklı akli fikirlerin ağına düşmemiş olacaktı.

Kuranın Maide Suresi 82. Ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur: “İman edenlere düşmanlıkta en ileri olanlar Yahudiler ve müşriklerdir…” 

Günümüz Müslümanları Kuranı sadece ölülerine tahsis ettiklerinden dolayı bugün kendilerine rehber olan Kuran onlara yol göstermemektedir. Eğer Kuranı kendi dünya meseleleri için okuyup uygulamış olsalardı dün ve bugün yaşanan olayların hiçbiri meydana gelmezdi. Allah Al-i İmran Suresi 103. Ayetinde; “Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp dağılmayın…” buyurur. 

Bu ayet emir kipiyle bildirilen bir ayettir. Birleşmek Allah’ın emridir ve bu emre uymayanları Allah zaafa düşürerek ellerindeki gücü alır. Eğer bugün Müslümanlar ehli kitabın gücü karşısında bir varlık gösteremiyorsa Allah’ın birleşme emrini yerine getirmediklerinden dolayıdır. 

Müslümanlar birleşik olduklarında başlarında Kuranda unvanı “Ululemr” olarak bildirilen ve Hz. Peygamber (sav)’in makamına oturan İslam Devlet Başkanının olması gerekir. Oysa bugün Müslümanları dağınık olduğu gibi başlarında da Kurana ve Sünnete göre hareket eden İslam Devlet Başkanı da ne yazık ki yoktur. 

Eğer Müslümanlar Allah’ın emir ve hükümleri dışına çıkarsa Allah onların ellerinde olan gücü ve iktidar erkini alır. Nitekim şimdi olduğu gibi…

Osmanlı Devletinin yıkılması ile birlikte güç birliği içine giren ve ehli kitap olarak bildiğimiz Yahudi ve Hıristiyanlar bizi ulusal olarak parçaladılar. Kuran ve Sünnete dayalı İslami hükümleri kaldırdılar ve Avrupa’nın dört Katolik Hıristiyan ülkesinde kanunlar tercüme ettirerek ülkemizin anayasası olarak bize dayatıp kabul ettirdiler. 100. Yılı kutlanan Türkiye Cumhuriyeti işte bu Avrupa’nın Katolik Hıristiyan kanunları ile yönetiliyor.

Hangi kanunlar hangi ülkelerden alındı ona bakalım;

Medeni kanun, Borçlar kanunu 1926 yılında ve İcra iflas kanunu 1932 yılında İsviçre’den,

Ticaret kanunu 1926 yılında, Ceza Mahkemeleri kanunu ve Deniz Ticaret kanununu 1929 yılında Almanya’dan,

İdare kanununu 1929 yılında Fransa’dan, 

Ve 1926 yılanda da Ceza kanununu Faşist İtalya’dan alındı.

Osmanlı yıkıldıktan sonra İngiliz harita mühendisi bir subay tarafından İslam coğrafyası cetvelle çizilmiş gibi birbirinden koparıldı. Ümmet yerine ulusalcı ve ırka dayalı devletler kuruldu. Yıllarca Osmanlı hilafet olsa dahi İslami devlet anlayış ve tecrübesi olarak idare edildi. Ama sınırlarla parçalanan bu İslam toprakları batının devlet anlayışı ile işbirlikçilere devredildi ve bugün İslam’ı sadece simge olmaktan öteye geçmeyen zayıf bir bağla bağlı görünen sözde İslam devletleri ne yazık ki bunlardır ve ne yazık ki hiçbir şeyin beklenmemesi gereken bir konumdadırlar.

Osmanlı yıkıldıktan sonra Filistin toprakları üzerinde İngilizlerin yardımı ve beş bin Yahudi ile birlikte kendilerine devlet kurma sözü ile işbirliğine ikna edilen Şerif Hüseyin’in ihaneti ile Siyonist İsrail devleti(!) 1948 yılında kuruldu. O tarihten bu yana adım adım, kademe kademe Filistin toprakları Siyonist İsrail tarafından işgal edildi. İşgal ile birlikte Filistinliler yıllara hem katledildi hem de evleri ve arazileri ellerinden zorla alındı. Bu katliam ve zor kullanım 75 yıldır devam etmektedir.

75 yılın birikimi ile ve onca katliam ve işgale karşı 7 Ekimde başlayan ve adına “Aksa Tufanı” verilen Hamas’a bağlı El Kassam Tugaylarının başlattığı harekât Siyonist katilleri şaşkına uğrattı. Üç ayı geçen süre zarfında sivil ve savunmasız insanları bombalayan Siyonistler kara savaşında en ağır kayıp ve yenilgilerle karşılaştılar. Şimdiye kadar böylesi bir durumla karşı karşıya kalmayan Siyonist rejim en ağır yenilgileri tattılar ve tatmaya da devam edecekler.

Hamas’ın bu girişimine terörist gözüyle bakanlar 75 yılda işgal ve katliam yapımına sessiz kaldılar. Oysa Hamas mücahitlerinin yaptığı bir cihattı ve bu cihatla Müslümanların yüzünü ağarttı. Hamas 9 Aralık 1987 Filistin’deki en önemli ismi olan Şeyh Ahmet Yasin’in evinde kuruldu. Hamas ismini “Hareke el-Mukaveme el-İslamiyye yani İslam Direniş Hareket” olarak aldı. Bugüne kadar çeşitli gurup ve yapılanmalar olduysa da hiçbiri Hamas kadar İslami bir temele oturmadı. Bunu iyi etüt eden ABD ve Siyonist rejim bu hareketi ortadan kaldırmak için o günden bu yana çeşitli dönemlerde saldırı ve yok etme eylemlerine başladılar.

Hamas’ın liderleri bu hareketi başlatmalarına en büyük yardımı İran İslam Cumhuriyetinden aldıklarını ifade ettiler. Zaten bu mukavemet ve savaş gücünü alan Hamasın mücahitlerini durdurmak imkânsızdı ve onlarda 75 yılın intikamını ve yenilmez Siyonistleri paçavraya çevirdiler. Peki, kimdi bu El Kasam Tugaylarının mücahitler; bunlar babaları şehit edilmiş yetimlerdi ve hiç kaza namazı olmayan hafızlar ordusuydu. İşte Allah onları böyle oldukları için başarılı kıldı. Mücahitlerin başı Ebu Ubeyde “biz bu savaşa sadece çok az bir mücahitle onlara karşı savaşıyoruz dediğinde neden sorusuna şu cevabı verdi. Bu savaş uzun süreli bir savaş olacaktır ve Allah’ın yardımıyla bu savaşı kazanmak için hazırlandık” dedi.

Hani bir söz vardır; “Gölge etme başka ihsan istemem” gibi. Bizde şimdi sözde islami rejim liderlerine aynı şeyi söylüyoruz. Üç aydır Siyonist katillere karşı El Kassam Tugayları cihat ediyor ve sizden hiçbir yardım yok. Tam aksine Siyonist katillere her türlü ticareti yapıyorsunuz. İnşaat malzemeleri ve yaş meyve/sebze göndererek aslında safınızı belirliyorsunuz. İktidarlarınızı onlara borçlusunuz ve korkunuzdan bebeklerin, çocukların ve kadınların katledilmesine sesiniz çıkmıyor. Saltanat ve iktidarınızın bekasını düşünüyorsunuz anladık ama biraz utanın ve batılı ülkelerdeki halkın Filistin halkına verdiği destek kadar desteği sizden beklemiyoruz ama şu ticaretini kesin biraz onurunuzu koruyun. 

Sözde ve pısırık islami devletler saltanat ve rejimlerinin devamını korumak adına bu katliam ve soykırıma sessiz kalırken şu ayeti unutuyorlar. Hud Suresi 113. Ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur: “Zalimlere meyletmeyin yoksa size ateş dokunur…”. Yarın Allah’ın huzuruna çıktıklarında azabı görünce pişmanlıkları fayda vermeyecek…

Size söyleyecek tek sözümüz var o da: VESİQELLEZİNE KEFERU İLE CEHENNEMİ ZUMERA…