Gazzeli araştırmacı yazar Muin Naim, katıldığı bir yayında, "Gazze’ye damla su gitmezken o ünlü Türk su markasının suyu, Gazze’deki evleri basan işgal askerlerinin masasında olmamalıydı." dedi.

Gazzeli araştırmacı yazar Muin Naim, katıldığı bir yayında Türkiye’nin işgalci İsrail ile ticaret meselesine dair önemli açıklamalarda bulundu. Muin Naim, Serbestiyet yayınında Bülent Şahin Erdeğer’in konuğu oldu.

3 İsme Tutuklama Kararı Çıkabilir, İsrail'de 'Tutuklama Kararı' Gerginliği... Gizli Toplantı Yapıldı 3 İsme Tutuklama Kararı Çıkabilir, İsrail'de 'Tutuklama Kararı' Gerginliği... Gizli Toplantı Yapıldı

Savaş sırasında ticaretin kesilmesi gerektiğini söyleyen Naim, ticaretin Gazze’yi zayıflattığını, işgalciyi ise nasıl güçlendirdiğini anlattı.

Muin Naim şunları söyledi: 

“Bir işgalci İsrailli ekonomistin söylediği cümle: ‘Ürdün ve Türkiye’den gelen domates olmasaydı 7 Ekim’den sonra 1 dolara satılan domatesin kilosu 10 dolar olurdu.’ Bakın ne kadar büyük bir baskı olabilirdi. İsrail’de tedarik zinciri durmuş durumda. 360 bin yedek askeri savaşa çağırdılar, fabrikalar, ulaşım, her alan durmuş durumda. Tedarik zincirini işletecek kimse kalmadı. 2 ana kaynağı oldu İsrail’in: Türkiye ve Ürdün.”

“Barkodlarda İsrail ayrı bir kod, “Filistin ayrı bir kod”

2004’te Paris ekonomi anlaşması var. İşgalci İsrail ile Filistin yönetimi arasında bir Paris ekonomi anlaşması yapıldı. Buna göre Filistinlilerin ticareti İsrail limanlarından yapılsa bile Filistin koduyla gidiyor. İsteyen Ticaret Bakanlığına girsin, baksın. Barkodlarda İsrail ayrı bir kod, Filistin ayrı bir kod.

“Gazze’ye damla su girmezken Gazzelilerin evini basan işgalci askerler Türk suyu içtiler”

İsrail'le ticaret Gazze'yi zayıflattı, işgal ordusunu ve toplumunu  güçlendirdi - Süper Kanal TV

Türkiye’nin en çok ihraç ettiği meyve sebzeye ne Gazze’nin ne de Batı Şeria’nın ihtiyacı yok ki; kendileri zaten meyve sebze ihraç ediyor. 7 Ekim’den sonra o işgalci devletin ordusuna ve toplumuna mal gitmemeliydi. Gazze’ye damla su gitmezken o ünlü Türk su markasının suyu, Gazze’deki evleri basan işgal askerlerinin masasında olmamalıydı.

Bu savaşta Türkiye’den yapılan ticaretle Gazze toplumu zayıflatılırken işgal devleti toplumu ve işgal devleti ordusu güçlendirildi. Bu ticareti yapmak aslında ne Türkiye’nin lehine ne de Türkiye’nin geleceğine iyi bir şey. Kazanan tüccarlar, kaybeden Türkiye imajıdır.

İsrail'le ticaret Gazze'yi zayıflattı, işgal ordusunu ve toplumunu  güçlendirdi - Dış haberler

İsrail'le ticaret Gazze'yi zayıflattı, işgal ordusunu ve toplumunu güçlendirdi

Gazzeli araştırmacı yazar Muin Naim, katıldığı bir yayında İsrail ile ticaret meselesine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Muin Naim, Serbestiyet yayınında Bülen Şahin Erdeğer'in konuğu oldu. Kimi hocaların İsrail ile ticareti meşru göstermek için öne sürdüğü "o mallar Filistinlilere gidiyor" argümanını çürüten açıklamalar yaptı. Savaş sırasında ticaretin kesilmesi gerektiğini söyleyen Naim, ticaretin Gazzeyi zayıflattığını işgalciyi güçlendirdiğini söyledi.

"Bir işgalci İsrailli ekonomistin söylediği cümle: Ürdün ve Türkiye'den gelen domates olmasaydı 7 Ekim'den sonra 1 dolara satılan domatesin kilosu 10 dolar olurdu. Bakın ne kadar büyük bir baskı olabilirdi. İsrail'de tedarik zinciri durmuş durumda. 360 bin yedek askeri savaşa çağırdılar, fabrikalar, ulaşım her alan durmuş durumda. Tedarik zincirini işletecek kimse kalmadı. 2 ana kaynağı oldu İsrail'in:

Türkiye ve Ürdün. 2004'te Paris ekonomi anlaşması var. İşgalci İsrail ile Filistin yönetimi arasında bir Paris ekonomi anlaşması yapıldı. Buna göre Filistinlilerin ticareti İsrail limanlarından yapılsa bile Filistin koduyla gidiyor. İsteyen Ticaret Bakanlığı'na girsin baksın. Barkodlarda İsrail ayrı bir kod, Filistin ayrı bir kod. Türkiye'nin en çok ihraç ettiği meyve sebzeye ne Gazze'nin ne Batı Şeria'nın ihtiyacı yok ki kendileri zaten mevye-sebze ihraç ediyor. Türkiye'nin ihraç ettiği demir çelik için Filistin'in fabrikası yok o hammaddeleri kullanmaya. Öyle bir şansı var mı ki Filistinlinin çelik fabrikası kursun?

7 Ekim'den sonra o işgalci devletin ordusuna ve toplumuna mal gitmemeliydi. Gazze'ye damla su gitmezken o ünlü Türk su markasının suyu Gazze'deki evleri basan işgal askerlerinin masasında olmamalıydı. F-16'ya binmiş, tanka binmiş bir Siyonistin altındaki 100 Filistinliye bomba atarken Antalya'da üretilmiş, Bursa'da üretilmiş bir suyu içtiğini düşünsünler ya. Bu kabul edilebilir mi? Bir orduya su göndermek bile o orduyu güçlendirmek demektir. İsrail toplumu işgalci bir toplumdur. Niye İsrail devleti Gazze'yi kuşatıyor? Gazze'de herkes mi Direnişçi? Değil. Ama toplumu kırmak istiyor. Toplumu ekonomik baskı altına almak istiyor.

Niye biz İsrail üzerinde böyle bir baskı kurmuyoruz aksine hareket ediyoruz? Demek ki o işgalci toplumu güçlendirmek istiyoruz. Bunu yapan kişiler İsrail işgal devletini güçlendiriyor. Bu savaşla Gazze toplumu zayıflatılırken işgal devleti toplumu ve işgal devleti ordusu güçlendirildi. Bu ticareti yapmak aslında ne Türkiye'nin lehine ne de Türkiye'nin geleceğine iyi bir şey. Türkiye'nin imajı son 20 senede iyiydi ancak bu ticaretten dolayı Türkiye aleyhine ciddi bir olumsuz yansıma oldu. Kazanan tüccarlar, kaybeden Türkiye imajıdır."