Menzil tarikatının üç parçaya bölünmesinin ardından baş gösteren çekişme tırmanıyor. Geçen yıl vefat eden Şeyh’in üç oğlu ve taraftarları arasında devam eden karşılıklı ağır suçlamalarda son olarak “yolsuzluk” ve “devleti dolandırma” iddiaları gündeme geldi. “Manevi irşad misyonu” iddiasında olan bir yapının içinden dışarıya yansıyan nahoş tablo toplumun mütedeyyin kesimlerinde şaşkınlık ve kaygı uyandırdı.

Menzil tarikatı şeyhi Abdülbaki Erol’un vefatının ardından üç parçaya ve iki kola bölünen camiada taraflar arasında tırmanan anlaşmazlıklar yeni bir aşamaya geldi. Ölen şeyhin oğullarının miras ihtilafı şeklinde başlayan çatışma karşılıklı ağır suçlamalarla adeta savaşa dönüştü.

Bir süredir perde arkasında devam eden kavga artık kamuoyu önüne de taşınırken, tarikatın iki kolu arasındaki mücadelede son olarak “yolsuzluk” ve “devleti dolandırma” iddiaları gündeme geldi.

Ölmeden önce oğullarının üçünü de hilafet ve tevbe verme (irşad) yetkisiyle donattığı açıklanan Abdülbaki Erol’un 12 Temmuz 2023 tarihinde vefatının ardından Menzil Cemaati, "Gavs" olarak bilinen şeyhin üç oğlu arasında bölündü. Bu bölünme sonucunda ise tarikata ait olan milyar dolarlık değerdeki holdinglerin ve diğer mal varlıklarının yönetiminin kimlere geçeceği konusu ihtilafa yol açtı.

ŞİRKETLER VE VAKIFLAR PAYLAŞILDI

Camiaya yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, vefat eden şeyhin büyük oğlu Muhammed Saki Erol, “stratejik önemi olan” Menzil köyündeki tekkenin yönetimini alırken, cemaat bünyesinde yer alan ticari şirketler ile dernek ve vakıfların büyük kısmı Mübarek ve Fettah adlarını taşıyan diğer iki kardeşin kontrolüne geçti.

Karar'da yer alan habere göre, Bunun ardından Saki Erol çeşitli alanları kapsayan yeni bir yapılanma içine girdi. Bu çerçevede tarikatın ana kuruluşlarından Semerkand Vakfı’na rakip olarak Serhendi Vakfı hayata geçirilirken, Semerkand Yayınları’na alternatif olarak da Dehlevi Yayınları kuruldu.

1-004.jpgMuhammed Saki Erol

Aynı süreçte tarikatın iki kanadı birbirleriyle ilişkilerini fiili olarak kestiklerini kamuoyuna bildirdiler.

Saki Erol kanadının ana kuruluşu Serhendî Vakfı yayımladığı bir açıklamayla Fettah ve Mübarek kardeşlerin kontrolünde olan Semerkand Vakfı, TÜMSİAD, Beşir Derneği ve GENÇKON ile doğrudan veya dolaylı hiçbir bağlarının kalmadığını ilân etti.

TÜMSİAD tarikatın iş adamları örgütlenmesi olarak bilinirken, Beşir Derneği insani yardım kuruluşu, GENÇKON ise gençlik yapılanması şeklinde faaliyet gösteriyor.

Tarikata ait olduğu söylenen şirketlerin sahipliğiyle ilgili ihtilafların temelinde ise tarikat ve cemaatlerin tüzel kişiliği olmaması dolayısıyla birtakım güvenilir kişilerin üzerine kayıtlı görünen malvarlıklarının el değiştirmesinin zorluğunun yer aldığı belirtiliyor.

AYRIŞMADA TİCARİ KONULAR ETKİLİ OLDU

Tarikatın önceki şeyhi Abdülbaki Erol’un oğullarından Saki Erol’un bir yanını, diğer oğulları Fettah Erol ve Mübarek Erol’un diğer yanını temsil ettiği ayrışmada taraf olan üst düzey tarikat mensuplarının tercihlerinde ticari konuların da etkili olduğu söyleniyor.

Tarikatın iki kanadı arasında önce oğulların miras anlaşmazlığı olarak başlamış görünen ayrışmada çok fazla aktörün kişisel çıkarının rol oynadığına dikkat çekiliyor.

İki grup arasındaki kavganın kamuoyuna yansıması belirli arazilerin ve binaların kullanım hakkı ve sahipliği konularında yaşanan tartışmalarla oldu.

Babalarının vasiyetiyle üç kardeşin de aynı anda şeyhlik yapması kararına karşılık dergah binaları kardeşler arasında resmen paylaşılmadığı için “ortak kullanım” konusu sorun oluşturuyor.

1-005.jpgFettah Erol

Aynı durum medrese adı verilen eğitim merkezleri için de geçerli. Geçtiğimiz aylarda Fettah ve Mübarek kardeşlerin taraftarlarının Menzil köyündeki “Mektep evim- gençlik merkezi” adını taşıyan medrese binasından Saki Erol taraftarlarını attıkları iddiası üzerine karşılıklı suçlamalar dile getirilmişti.

Aynı şekilde Yalova’da da Saki Erol’a bağlı cemaat mensupları, düzenledikleri basın toplantısıyla kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri bir binanın Fettah ve Mübarek Erol yanlıları tarafından ellerinden usulsüz şekilde alındığını ileri sürmüşlerdi.

Gerilim ülke sınırlarını aşıp Almanya’ya kadar uzanmış, bu ülkedeki dergah binalarının kullanım hakkı konusunda tarikatın iki kolu arasındaki tartışmaya Alman polisi müdahale etmişti.

‘YÜZ MİLYONLARCA LİRALIK VURGUN’ SUÇLAMASI

Geçen süre boyunca tarafların uzlaşması sağlanamadı, kavganın şiddeti ve suçlamaların dozu arttı.

71 İşçinin Zehirlendiği Altın Madeninin Kanadalı İşletmecisine “Yılın En İyi Maden Firması” Ödülü 71 İşçinin Zehirlendiği Altın Madeninin Kanadalı İşletmecisine “Yılın En İyi Maden Firması” Ödülü

Son olarak ise “yolsuzluk” ve “devleti dolandırma” iddiaları ortaya atıldı.

Sosyal medyaya da yansıyan gelişme tarikatın merkezi kabul edilen Adıyaman’da gerçekleşti.

Ölen babalarının ardından üçü de ayrı ayrı şeyhlik makamına oturan kardeşlerden Saki Erol’un taraftarları Adıyaman Kahta Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında, cemaatin Mübarek ve Fettah Erol kardeşlerin taraftarlarının oluşturduğu diğer kanadının kontrolü altında olduğu bilinen Semerkand Vakfı ile Beşir Derneği ağır ifadelerle suçlandı.

Yüz milyonlarca liralık yolsuzluk iddialarının ortaya atıldığı açıklamada, Menzil köyündeki Buhara Evleri Kooperatifi aracılığıyla vurgun yapıldığı, kayıt sahteciliğiyle devletin dolandırıldığı öne sürüldü.

Cemaat mensuplarından yaklaşık 40 bin kişinin mağdur edilmesine rağmen yargının harekete geçmediği iddiasının da dile getirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

1-006.jpgMübarek Erol

KOOPERATİFTE YOLSUZLUK İDDİASI

“40 bin kişinin hakkı gayrimeşru usuller kullanan 3-5 kişi tarafından sömürülmektedir. Kooperatif üyelerimizin bu tesisle ilgili yaptığı ödemeler, usule ve kanuna aykırı şekilde Semerkand Vakfı aracılığıyla toplanmıştır.

Üyelerimize hisseli tapu verileceği taahhüt edilmesine rağmen günümüze kadar hiçbir tapu verilmemiştir.

Yüksek bedellerle yapılan hisse satışları, kooperatifin resmi kayıtlarına çok düşük bedelle kaydedilmiştir. Bu yolla hak sahipleri yüz milyonlarca liralık zarara uğratılmış ve ayrıca kamu zararına da sebep olunmuştur.

Yargı mercilerine yapılan müracaatlarla ilgili aylar geçmesine rağmen hiçbir mesafe alınamamıştır.

Hak sahiplerini mağdur eden ve çok ciddi yolsuzluk ve usulsüzlükler olmasına rağmen gerekli incelemeler yapılmamıştır.

Suç nitelikli eylemleri bulunan kişiler halen yönetici sıfatıyla işlem yapmaktadır. Bu zulme tedbiren de olsa müdahale edilmemektedir.

Deliller karartılmakta, yargı ise seyretmektedir.”

İKTİDARLA İLİŞKİLER DE ETKİLENECEK

Adliye önünde yapılan basın açıklamasında dile getirilen “Beşir Derneği’nin bağışlarla toplanan parası üç-beş kişilik bir çete tarafından yönetilen şahıs şirketlerine peşkeş çekilmiştir” şeklindeki suçlama ise daha sonra paylaşılan metinden çıkarıldı.

Açıklamada yargı kurumlarına yöneltilen görevini yerine getirmeme suçlaması özellikle dikkat çekti. Tarikat mensuplarının birbirleriyle ilgili olarak ortaya attıkları suçlamalar hakkında yargının harekete geçmemesi kamuoyunda da eleştiri konusu oldu.

Menzil Tarikatı’nın iki kanadı arasında cereyan eden ilginç kavganın bundan sonra nerelere uzanacağı belirsizliğini korurken, camianın iktidar partisiyle yakın ilişkilerinin de bu durumdan etkileneceği, yeni bir tercih zorunluluğunun ortaya çıktığı dile getiriliyor.

Son günlerde bütün boyutlarıyla sosyal medyaya da yansıyan kavgayı ve ortaya saçılan vahim iddiaları şaşkınlıkla izleyen mütedeyyin-muhafazakâr kesimde ise üzüntü ve hayal kırıklığı yaşandığı belirtiliyor.

Tartışmaların ve karşılıklı suçlamaların düzeyi ve içeriği özellikle “tasavvuf geleneğini temsil” ve “manevi irşad misyonu” iddiasında olan yapılar açısından nahoş ve kaygı verici bir tablo olarak yorumlanıyor.

Menzil'de yolsuzluk kavgası: Üç kardeş birbirine girdi, iddialar ortalığa saçıldı