İliç’in ‘haberli’ geldiğini raporlar ortaya koyarken Maden Mühendisleri Odası, felaketin tam merkezinde 40 yılda 29 kez değişen maden yasasının bulunduğunu vurguladı. Başkan Ayhan Yüksel “Geçmişte yapılan hataları ve şirketlerin sorunlarını çözmek için küçük değişiklikler yapılıyor” dedi. Vahim ifadeler, afete davetiye çıkaran bu işleyişin neden bir norma dönüştüğüne dair soru işaretleri doğurdu.

Erzincan’da meydana gelen maden felaketi sonrası toprak altında kalan 9 işçinin aileleri endişeli bekleyişlerini sürdürüyor. 10’uncu günde ‘mucize eşiği’ de aşılmaya başlarken Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, olayın ardındaki nedenlere dönük çarpıcı tespitlerde bulundu. Başkan Yüksel, Türkiye’de madencilik yasalarının 1985 yılından bu yana 29 kez değiştirildiğini belirtti. “Kanun yapboz tahtasına döndü” dedi.

Lüks Makam Odası Gündem Olmuştu, Buda Araç Filosu:İhtiyaç Fazlası Araçları Meydanda Sergiledi Lüks Makam Odası Gündem Olmuştu, Buda Araç Filosu:İhtiyaç Fazlası Araçları Meydanda Sergiledi

‘REZERV TESPİTİ İÇİN GETİRİLEN STANDARTLAR KALDIRILDI’

Bir madencilik politikası oluşturulamadığını kaydeden Yüksel “Geçmişteki hataları ve firmaların sorunlarını çözmek için sürekli bir iki madde ve fıkra değişikliği yapılıyor” ifadesini kullandı. Bir Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu kurulduğunu da hatırlatan Yüksel şöyle devam etti: Maden rezervlerinin tespiti için standartlar getirildi. Bunun için 5 yıl süre verildi. Ancak kimse yapmak istemeyince uygulamayı geri aldılar.

2402krt01a-tum.jpg

Karar'dan Merve Şişman'ın haberine göre, Türkiye Erzincan’daki Çöpler Madeni’nde toprak altında kalan 9 işçi için dua ederken 10’uncu günde umutlar tükenmeye başladı. Anagold’un işlettiği ocakta liç yığınının çökmesiyle yaşanan felaketin göz göre göre geldiği sivil toplum kuruluşlarının raporlarına yansıdı. Türkiye’de bugüne kadar yaşanan çok sayıda maden faciasının ardında yatan noktalara ise TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel dikkat çekti.

Madencilik sektöründeki mevcut duruma ve sorunlara değinen Başkan Yüksel madencilik yasalarının 29 kez değiştirildiğini söyledi. Bu yasaların sürekli değiştirilmesinin nedenini; ‘madencilik politikasının eksikliği’ olarak nitelendiren Yüksel “Madencilik kanunu yamalı bir bohça” ifadesini kullandı. Yüksel “Maden yasası 1985 yılından itibaren defalarca değişti. Geçmişte yapılan hataları ve firmaların bireysel sorunlarını çözmek için sürekli bir iki madde ve fıkra değişikliği yapılıyor” değerlendirmesinde bulundu. Ayhan Yüksel, mevcut durumda maden kanununun birbiriyle çelişen cümleleri olduğunu da dile getirdi.

‘KANUN YAMALI BOHÇA, YAPBOZ TAHTASI’

Uzman isim kanunda oluşan bu politikasızlığı ‘Maden kanunu şu an yamalı bir bohça’, ‘Maden kanunu yapboz tahtasına döndü’ ifadeleriyle özetliyor. Ayrıca, ulusal bir madencilik politikasının olmamasının sektörde belirsizliklere neden olduğunu ve yasaların sürekli değişmesine yol açtığını belirtti. Madencilik için bir çözüm arayışının olduğu görülürken, Kanunun Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) kuruldu.

UMREK’in kurulmasına yönelik açıklamalar yapan Yüksel madencilikteki gelişmeleri şöyle sıraladı; Dünyada maden kaynağı ve rezervlerin tespiti için belli standartlar var. Komisyonda ise ‘Bu standartlara göre Türkiye’de de yapılacak’ denildi. Bunu da ‘Yetkilendirilmiş mühendisler yapacak’ dediler. Birinci, ikinci, üçüncü grup madenlere 5 yıl süre verildi. ‘5 yıl içinde rezervlerinizi bu standartlara göre raporlayarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne teslim edeceksiniz’ denildi.

Dördüncü grup madenler içinde 10 yıllık süre verildi. Şimdi ise bu 5 yıllık sürenin dolduğu görüldü. Kimse de yapmak istemedi ve bu uygulamayı geri aldılar. Yabancı şirketler bu uygulamayı yaptı. Çünkü belli bir mühendis grubuna yüksek rakamlar sunuldu. Bu uygulama yapılsaydı maden sahaları mevcut sınırlarına indirilecekti veya geri alınacaktı. Sektörde buna itiraz etti, ‘ruhsatlarımızı almayın’ dediler. Ayhan Yüksel, UMREK’in kurulmasıyla birlikte, maden rezervlerinin belirlenmesi için belirli standartlar getirildiğini ancak bu uygulamanın istenilen sonucu vermediğini söyledi. Yüksel, özellikle yabancı şirketlerin bu standartlara uyduğunu ancak yerli firmaların bu sürece itiraz ettiğine dikkat çekti.

İliç’teki ihmalin ardından bundan sonraki süreçte yapılması gerekenleri sıralayan Maden Mühendisleri Odası Başkanı, ülke kalkınması, çalışanların güvenliği ve doğal kaynakların korunması için köklü bir maden kanunu değişikliği gerektiğini savundu. Bu değişiklik için odaların, sendikaların, kamu kurumlarının ve üniversitelerin bir araya gelerek toplum yararına sosyal bir devlet anlayışıyla temel ilkeler belirlemesi gerektiğini vurguladı.

KÖYLÜLERİN ‘ZEHİRLENDİK’ İSYANI: OTLAKLAR BİTTİ HAYVANCILIK ÖLDÜ

Maden sahasının her kapasite artışıyla köylerin meraları yok olmaya başladı. Çöpler, Bağıştaş ve mezrası Bahçeçik köylerinin meraları maden alanının içerisinde kaldı. Kiminde sondaj çalışmaları devam ederken Çöpler köyü ise tamamen Fırat’ın kenarına taşındı. Bahçecik köylülerinin mera alanları 6 ay önce maden şirketi tarafından tel örgülerle çevrildi. Madenin 500 metre ilerisindeki Bahçecik köylüleri mera alanlarının tel örgülerle çevrildiğini hayvancılığın yok olduğunu söylüyor. Doğan Yıldırım, “Hayvancılık öldü, otlak yok, alan yok. Tarlalarımız gitti... Benim için siyanür ha olmuş ha olmamış ama gelecekte torunlarımıza kötü bir itibar bırakacağız. Bize diyecekler ki ‘dede ne biçim toprak bıraktın gittin...” derken hayvancılık yapan Çetin Özmen ise “Hayvanlarımızın en fazla merasının olduğu yer hafriyat döktükleri alandı” dedi.